Neden blog tutayım?

MomBloggerQuote

"Ben blog tutan bir anneyim. Ancak bu şekilde aklımı koruyabiliyorum."

Neden tutmayayım ki? Asıl soru “bunca zaman aklım neredeydi?” olmalı… Amerika’dan döndüğüm iki senedir onunla bununla kavga etmekten yoruldum, yaşlandım. O taksici bana küfretti-plakasını al; bu adam kaldırıma park etmiş, bebek arabasıyla geçemiyorum-sileceğini kaldır; çocukların gittiği yerlerde sigara içiyorlar-nereye şikâyet edebilirim, bunların sonu gelmiyor.

Amerika’dan döndüğümden beri iki hayatı kıyaslayıp duruyorum. Döndüğüme pişman olmayı bırak, burada mutlu olabilmek adına “Nereden kalkıp da elin memleketine gittim; daha iyisini gördüm? Ne güzel burada gül gibi yaşayıp duruyordum” diyorum. Ona laf yetiştir, bununla kavga et… Mutsuz, huysuz bir insan oluyorum. Halbuki gir blogger’a, ver veriştir. Duyan duyar, duymayan duymaz. En azından içimde kalmamış olur.

Buradan kalkıp gittiğimde 23 yaşında, üniversiteden yeni mezun olmuş, yeni evli, pek bir heyecanlı bir gençtim. Yaklaşık 10 sene sonra döndüğümde yurdunu, ailesini çok özlemiş, 2 aylık bebeğiyle sevdiği şehir İstanbul’da yepyeni bir hayata dört gözle bakan bir kadındım. 10 senede çok değiştim. Para kazanmayı, ev geçindirmeyi öğrendim. Sevdiklerini kaybetmenin acısını yaşadım. Anne oldum. “Gurbette yaşamak” neymiş, anladım. Tabii ki 10 senede Türkiye de çok değişti. Buraya dönerken bazı standartlarımın değişeceğini, özellikle bebekle günlük yaşamın Amerika’daki kadar kolay olmayacağını biliyordum. Ama açıkçası bazı konularda bu kadar hayal kırıklığına uğrayacağımı da tahmin etmiyordum.

Sanırım burada yapmaya çalışacağım şey -sıkıntılarımı ifade etmenin de ötesinde- benim gibi sudan çıkmış balık gibi hisseden annelere tecrübelerimi anlatmak, bir şeyler paylaşmaya çalışmak olacak.

İstanbul’da sudan çıkmış balık gibi hisseden bir anne olmak için mutlaka yurtdışında 10 sene yaşamış olmak gerekmiyor bence:

  • Çocuğunu devletin kütüphanesinde hikaye okuma saatlerine götürmek istediğinde “Valla bir masalcı teyze var ama, pek istek olmuyor” cevabını alan;
  • Mohini gibi sadece çocuklar için yapılmış bir alışveriş merkezindeki restoranda bile sigara yakıldığını görünce “maalesef, müşterilerimizin yüzde 90’ı içiyor” cevabıyla karşılaşan;
  • “Beyefendi, kaldırıma park ediyorsunuz, sizin yüzünüzden bebek arabasıyla yola inmek zorunda kalıyorum” dediğinde “Peki ben Sarıyer Börekçisi’nin avukatı olarak nereye park edeyim kardeşim, sen de git işine!” diye azar işiten;
  • Parents dergisine, “Çocuklarla yapılacak şeyler, gidilecek mekânlar” ekine “Lütfen, lütfen sigara içilmeyen restoranları öne çıkarın ki sayısı artsın” diye yazdığında “elektronik postanız elimize geçmiştir” diye otomatik bir cevap bile alamayan;
  • Huzurlu bir pazar akşamı, tam oğluna kitap okumaya başlamak üzereyken İstanbul’un en ‘nezih’ yerleşim yerlerinden birindeki evinin arkasındaki apartmanının garajını düğün salonuna çeviren kalabalığı şikâyet edecek merci bulamayan;

her anne benim yaşadığım dumuru yaşıyordur, dolayısıyla paylaştıklarımda kendisine ait bir şeyler bulacaktır diye düşünüyorum.

Ben sıra dışı yetenekleri olan bir insan değilim. Süper yemek yapmam, bir sürü kurabiye tarifi bilmem. Tığı küçükken kardeşimin gözüne sokmak için belki elime almışımdır. Yani bu blog’da ‘günün pastası’ ya da ‘ayın tığ işi’ olmayacak. Müzik kulağım iyidir ama piyano derslerimi voleybol sevdasına bıraktım. Kariyer hırsım hiç olmadı; başkalarına yardımım dokunsun diye hep vakıflarda çalıştım. Şu anda yaptığım tek ve en iyi şey anne olmak. Bilinçli, medeni, sevgi dolu, mutlu bir insan yetiştirmeye çalışmak. Bunu yaparken de yaşadıklarımı, yaşamak istediklerimi başka annelerle, sesimi duymak isteyenlerle paylaşmak istiyorum.

İşte bu yüzden blog tutuyorum.

Bu da ilginizi çekebilir: Neden blog tutmaya devam edeyim?

Reklamlar

5 Yanıt

  1. Ne güzel yazmışsın, iyiki haberdar ettin.

    Sevgiler,

    • ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ…
      İÇİMDEN ŞÖYLE DEMEK GELDİ.NE İŞİNİZ VARDI DA BIRAKIP GELDİNİZ AMERİKAYI…TR NİN GİDİŞATINDAN,İNSANLARIN KABALIĞINDAN,HOŞGÖRÜSÜZLÜKTEN, İMKANSIZLIKLARDAN BIKMIŞ BİRİ OLARAK,KEŞKE KALSAYDINIZ DEMEKTEN BAŞKA BİŞİ BULAMIYORUM…

      • [Gülümseyerek] Bunu soran ilk insan inanın siz değilsiniz… Ben de kendime ara sıra sormuyor değilim açıkçası…

        Cevabına gelince… Aslında Türkiye’ye dönmek hep aklımızın köşesinde vardı. Evet, Amerika çok daha medeni, günlük hayatın sınırları daha bir çizilmiş, yaşam standartları daha yüksek, vs. vs. Ama Türkiye değil. Daha doğrusu kendi memleketimiz değil. Ne kadar b.ktan da olsa bir noktadan sonra insan kendi yurdunu, kültürünü inanın istiyor. Belki biraz arabesk kaçacak ama “bülbülü altın kafese koymuşlar, yine de ‘vatanım’ demiş” misali… İnanması güç geliyor, ama öyle…

        Bizim dönüşümüz sadece planladığımızdan daha erken oldu. İş sebebiyle…

        Yurt dışında uzun süre yaşayıp yurduna dönenler için yapılan bir benzetme var: “Batakhaneye düşmüş gibi” diyorlar… “Geri döndüğünde eskisi gibi olamıyorsun” diyorlar. Yalan da değil. İnsan iki arada bir derede kalıyor. Yeri geliyor “keşke gitmeseydim de oraları görmeseydim” diyor. Nereye gitse aklı öbür tarafta kalıyor.

        Yine de gün geçtikçe daha çok alışıyorum buradaki yaşamın düzensizliğine. Trafikte insanlar 3 şerit yapmış, tin tin birbirinin arkasından giderken emniyet şeridinden giden aklı evvellere “Allah seni bildiği gibi yapsın” deyip geçiyorum. Ne zaman ki bir gün okul yıkıyorlar, o zaman yine umutsuzluğa kapılıyorum. Ben ne yaptım, yarın öbür gün benim çocuğumun da okulunu yıkmayacakları ne malum diye soruyorum.

        Bilmiyorum ne olacak. Buradayız şu anda. Dönmek de artık eskisi kadar aklımda değil açıkçası… 🙂

  2. Amerika-Türkiye kıyaslaması yaparak hayat geçmez inanın.eşinizle beraber Amerika’da bulunduğunuz için ve hala orada yaşayan arkadaşlarınız olduğu için Amerika anılarınız hala çok canlı anlayabiliyorum ama işte burası Türkiye. Sadece Türkiye değil Amerika dışında Amerika’ya benzeyen bir yer yok ne ilginçtir ki.Bu konuda yazacak çok şey var ama kısa keseyim bir Starbucks anımla. Sigara yasağının hemen sonrasında Starbucks’a uğradık. Tam da 3 tarafı kapalı olunca açık hava açık hava sayılıyor mu şeklinde bir tartışma yaşandığı ve benim gittiğim her yerde burası açık hava sayılmaz sigara içilemez şeklinde garsonlara giriştiğim bir dönemdi. Starbucks’da normalde üstü kapalı olan açık yerinin üstünü açtıklarını gördüm. Kıllandım tabi, kasiyer çocuğa burada sigara içiliyor mu dedim ( şaşırarak) o da tabi efendim buyurun için için dedi. Ben de başladım sayıp dökmeye. En son sizi Amerika’daki Starbucks Headquarters’a şikayet edeceğim dediğimi hatırlıyorum. O noktada “fazla mı üfürdüm acaba” diye durdum ve bu adrenalin boşalması sonrası “bir ice cafe latte” deyip küfrede küfrede kahvemi içtim. Benim de tek istediğim (hadi hiçbir bürokratik düzen ve etik değerler uymuyor ama) en azından trafik ve sigara konusunda bir Amerikan modelinin benimsenmesi ama bunlar maalesef kültürümüzün sonucu, bir yan unsuru değil.Hiçbirşey değişmeden bu konulardaki tutumlarımız değişmeyeceğe benziyor.

  3. amerikayı görüpte gelen herkes senin gibi düşünüyor:))ne varsa bu amerikada ablam çocuklarım meyve suyu imeye alışık türkiyeye gelince nasıl alırım ben bu kadar meyve suyu didiği zaman gülme krizine girdik:)))sanki çokmu sağlıklı meyve suyu içmek sürekli…sanki bizim çocuklarımz aç yaşıyor…ne güzel gerektiği kadar yiyip gerektiği kadar içerek terbiyeli yetişiyorlar aç gözlü yetişmiyorlaar…hiç bir kuvvet beni vatanımdan başka biryeri gzel gösteremez…illa vatan illa vatan…taşı toprağı çöp olsa bile…amirekada kavga etmemiş olabilirsin ama kavga bile bir paylaşım ve rahatlama şeklidir…oralarda bi sahte güleryüzle günaydın duuyacağıma balkondan balkona konuşan kavga eden komşularım olsun daha zevklidiir..hahahaaaa ben bile glyorum yazdıklarıma:)))))siz siz olun vatanınızdan ayrılmayın..ablamı kurtardık birde şu kardeşimi amerikadan kurtandıkmı şükür….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: