Kötü kokular, karışık hisler – Tuvalet Eğitimi Üzerine I

potty2Sonunda biz de başladık. “Hele bir yaz gelsin de, o zaman düşünürüz” dediğimiz tuvalet eğitimi işine okuldaki öğretmenimizin “Önümüzdeki hafta başlıyoruz, ona göre” şeklindeki yönlendirmesi ile biz de girdik. Birkaç gündür maaile 15-20 dakikada bir tuvalete taşınıyor, denk getirirsek sevinç çığlıkları atıyor, ama çoğunlukla ‘kaza eseri’ evin bilumum köşelerinde temizlik yapmak zorunda kalınca bunun yarattığı hayal kırıklığını Deniz’e belli etmemeye çalışarak “olur böyle vakalar” şeklinde geçiştirmeye çalışıyoruz.

Gün içindeki gidişata göre bir “Yok, bu böyle olmayacak, henüz hazır değil galiba” diye umutsuzluğa kapılıyor, bir “Oldu bu iş!” diye seviniyoruz. Histerik durumdayız!

Devamı için tıklayın.

Reklamlar

TNT Ekspres Kitap Toplama Kampanyası

Uluslararası kargo şirketi TNT Ekspres son 10 yıldır her yıl Mart ayının son haftasına denk gelen Kütüphaneler Haftası’ndan başlayarak Eylül’ün ilk haftasındaki İlköğretim Haftası’na kadar bir kitap toplama kampanyası yürütüyormuş.

Kitap bağışlamak isteyenler TNT’nin 444 0 868 numaralı telefonlarını arıyorlarmış; TNT Türkiye kuryeleri de gelip kitapları ücretsiz teslim alıyorlarmış.

TNT’nin, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Zeytinburnu Şubesi ile birlikte yürüttüğü kampanya boyunca geçtiğimiz 9 yılda toplanan 3,5 milyon kitap 1,073 okula dağıtılmış. Ne güzel!

Kampanya kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngördüğü yayınlar ile gençlik klasikleri, çocuk klasikleri, üniversite ve Anadolu liseleri hazırlık kitapları, çocuk hikâyeleri, psikoloji kitapları, çocuk romanları ve öğretmen eğitim kitapları toplanacakmış.

Bakın bakalım kütüphanenize, bağışlayabileceğiniz kitaplarınız var mı? “Yok, ben kitabımdan vazgeçemem” diyorsanız -vardır öyle takıntısı olanlar- gidin bir kitabevine; alın birkaç tane klasik, bir-iki hazırlık kitabı; arayın 444 0 868’i; kapınızdan gelip alsınlar. Ben öyle yapacağım.

Kampanyayla ilgili detaylı bilgi TNT’nin sayfasında var. Tanıtım broşürü de aşağıda…

TNT

Doğal doğum dersleri işe yaramıyormuş (!)

DogalDogumDersleriİsveç’te yapılan, yaklaşık 1,000 anne adayının katıldığı bir araştırmaya göre doğal doğum kurslarında verilen rahatlama ve nefes egzersizleri doğum sırasında epidural alımını azaltmıyormuş.

Anne adaylarını iki gruba bölmüşler: 1. Doğum sancılarıyla doğal yollardan başa çıkmaya çalışanlar ve 2. Ağrı kesici kullanmayı tercih edenler.

İki grubun da yarısından biraz fazlası epidurali tercih etmiş.

İki grup arasında epidural alanların oranı açısından fark olmadığı gibi vajinal doğum-acil sezaryen oranı arasında da fark yokmuşmuş.

Devamı için tıklayın.

Anneler, birleşin!

OyunGrubu4Birisi gelip de “Ey Blogcu Anne, annelikle ilgili tavsiyelerin nelerdir?” diye sorsa ilk cevabım “Tez elden bir oyun grubu bulunmalı, yoksa da oluşturulmalı” olur.

Ancak bahsettiğim Gymboree gibi, Playtime gibi ücret karşılığında gidilen oyun grupları değil. Onların da faydaları tabii ki var; ki biz de Deniz’le gitmiştik.

Ama ben gayet mütevazı bir şekilde, evde annelerin bir araya gelmesiyle oluşturulan ‘ev işi’ ve ‘ev içi’ oyun gruplarından bahsediyorum.

Devamı için tıklayın.

Seren Serengil

“Anne olunca anladım” derler ya, işte öyle…

Anne olmadan önce Seren Serengil’in tekrarlı düşük yaptığı, en son hamileliğinde de bebeğini kaybettiği haberini duysam üzülürdüm. Ama gün içinde unutur giderdim.

Anne olduktan sonra ise sabah uyandığımda böyle bir haber almış olmak bütün bir gün kimyamı etkileyebiliyor. Sürekli bir sıkıntıyla geziyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam Seren Serengil’in ilk hamileliği benim de hamile olduğum ya da yeni doğum yaptığım dönemlere denk gelmişti. Karnında 9 aylık bebeğini kaybettiğini duyduğumda içim sıkışmıştı. Neler hissettiğini tahmin etmeye çalıştığımda bile gözlerim doluyordu.

Bugünkü gazetede en son hamileliğinde 5,5 aylıkken acil sezaryenle alınan, dört gün sonra da ölen bebeğini anlatmış.

Eve bebeksiz dönmesine rağmen, vücudunun nasıl onu anneliğe hazırladığından, göğüslerinin şiştiğinden, sütünün geldiğinden bahsetmiş.

Ne kadar korkunç… Ne zor olmalı bir yandan acını unutmak isterken sana vücudunun sürekli hatırlatması.

Ne kadar zor bazı şeylerin tek ilacının zaman olması. Bazı duyguları tatmadan, zorlukları yaşamadan iyileşememek, iyi hissedememek… Ve sonrasında iyileşsen bile hiç bir zaman eski ‘sen’ olamamak…

Kadıncağızı gidip bulup şöyle bir sıkı sarılmak istedim.

Umarım bir an önce iyi olur.

Anneler oğullarıyla neden tartışırmış…

tantrum-characterBlogcu Anne [Deniz’i bir an önce arabaya bindirme paniği içerisinde, otoparkta çaresizce oğlunun peşinde koşturmaktadır]: Denizciğim, we’re running really late. So, please get in the car and stop fussing, OK? (*)
Deniz [Yılgın ve çaresiz annesiyle uğraşmaya tenezzül etmek istemeyen bir bıkkınlıkla]: OK yaaa, üfff!
Blogcu Anne: ..!

İki buçuk yaşına henüz yarın basacak olan oğlumun ağzından çıktı bu sözler: “OK yaaa, üfff!”

‘Asabının bozuk’ olduğu durumlarda ‘ağzına ne gelirse’ söylüyor bizimki… “OK yaaa, üfff!” gibi… Dialog Türkçe gerçekleşiyorsa “Ama sen KIZ-MA!”, İngilizce konuşuyorsak “Don’t get UP-SET!” gibi… Zeytin gözlerini devirerek…

Ben de ağzım açık, güleyim mi, ağlayayım mı şaşırıyorum. “Kızma!”ymış! Yok ya?! Kızdırma o zaman!

 Devamı için tıklayın.

Cumhuriyet’in Hafta Sonu ekinde bir çocuk bölümü var. Cumartesileri gazeteyi elime aldığımda okuduğum ilk bölümlerden biri.

Dünkü sayısında “Annelere çocuklarıyla iyi geçinme reçetesi” vardı. Anne-kız ve anne-oğulların ayrı ayrı en çok tartıştıkları konular irdelenmiş.

Devamı için tıklayın.

Güvenli Gıda Tüketimi Üzerine

GuvenliGidaTuketimiElime Sağlık Bakanlığı Bursa Sağlık Müdürlüğü’nün hazırladığı “Sağlıklı Pişirme Yöntemleri” konulu bir broşür geçti. Salata yaparken dikkat edilmesi gereken noktalardan tutun da kaynamış sütün nasıl soğutulacağına kadar önemli bilgiler basit bir dilde ve akılda kalıcı şekilde anlatılmış. PDF olarak hazırlanan broşüre buradan ulaşılabilir.

Broşürü kim hazırlamış diye bakınırken katkıda bulunanlar arasında Gıda Güvenliği Derneği’nin (GGD) olduğunu gördüm. Hemen hafiye gözlüklerimi takıp bu dernek kimdir, nedir, necidir diye araştırmaya giriştim. Ve gördüm ki güvenli beslenme konusunda toplumsal bilinci arttırmak için uğraşan, bu amaçla bilimsel görüş ve raporlar yayınlayan, danışma kurulunda Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerin profesörlerinin olduğu bir kurum.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: