Meyve Sebzeleri Nasıl Yıkamalı?

stk310109rkn“Türkiye’deki organik yiyecekler gerçekten ne kadar organik?” endişemi daha önce dile getirmiş, bu konuda ikna olabilmem için daha fazla araştırma yapmam gerektiğine kanaat getirmiştim.

Daha önce tesadüfen keşfettiğim Gıda Güvenliği Derneği’ne bu konuda gönderdiğim e-mail ne yazık ki cevapsız kaldı. (Cevapsız kalan bu e-mailler aslında başka bir yazı konusu oluşturacak kadar sinir bozucu!) Ben yine de kendi çabalarımla araştırmacı blogculuk yapmaya devam edeceğim.

Organik gıdaların organikliği kadar önemli olan bir başka konu bence meyve-sebzelerin üzerindeki kimyevi kalıntılar ve bunların nasıl giderilmesi gerektiği… Bir sürü şey duyuyoruz — yok kabuğunu soymak lazım, yok sirkeli suda bekletip sonra yıkamak lazım, vs.  Bir de piyasada sırf bunun için tasarlanmış, bitkisel konsantre ürünler var. Son zamanlarda markete her gittiğimde Exsir markasına rastlıyorum ama almak açıkçası aklıma gelmemişti.

Ben genelde meyve-sebzeleri önce sirkeli suda bekletip sonra bol suyla yıkıyorum. Özellikle de Deniz’e vereceksem ve kabuğu soyulabilecek cinsten bir meyve ise (kendim öyle tercih etmesem bile) soyarak veriyorum.

Bu konuda benim çok faydalı bulduğum ve gıdalarda pestisit kalıntıları konusunda uzman bir kimyagerin “Meyve-sebzeleri yıkarken Exsir ve benzeri ürünleri kullanmalı mıyız?” sorusuna verdiği cevabı, iznini alarak burada paylaşmak istedim:

exsir

Bu ürünleri incelediğinizde ürünün zaten sirke içeriğini mutlaka göreceksinizdir. Bahsi geçen diğer maddeler varsa bunların yüzde oranları zaten 1-2’yi geçmez. Ve zaten o maddeler pestisit dediğimiz tarım ilaçlarını da çözmez. En fazla yağ içeriği koyabilirler, o da bu yıkamanın ardından ürünü daha parlak göstererek aktif bir işleme tabi tutabildiğinize sizi inandırmak için yapılmalıdır… Yani ürünü tanıtırken bileşimi verilir ama bileşimdeki yüzde oranları verilmez… Bu yüzden siz önemli bir kimyasal bileşikle probleminiz çözdüğünüzü sanıyorken aslında sadece sirke satın aldığınızın farkında bile olmazsınız…

Kendi mesleki bilgilerime dayanarak size söyleyebileceğim şudur: Aldığınız sebze ve meyveleri akan su altında güzelce yıkadıktan sonra 10-15 dakika kadar sirkeli suda bekletip (hatta suya biraz sofra tuzu atın) sonra tekrar akan su altında yıkayın. Eğer salatalık, domates gibi kabuğu soyulabilecek bir sebze ise kabuklarını mutlaka soyun. Bu dediğim işlemleri yaparsanız bu tip ürünlere ekstra para vermenize gerek yok. Çünkü zaten güzelce yıkadığınızda pestisitlerin önemli bir kısmını yok ediyorsunuz. Sirke, diğer adıyla asetik asitli suda beklettiğinizde ise suda çözünmeyen diğer pestisitleri yok ediyorsunuz (tabi hepsi değil ama zaten sebze meyvelerde bir defada yüzlerce pesitsit kullanılmıyor); asetik asitle pestisitlerin suda çözünmesi için uygun pH düzeyini yakalıyor, tuz ilavesiyle de ortamı tamponlayarak pH seviyesini koruyorsunuz. Yani aslında yukarıda sıraladığım işlemlerle bizim laboratuarda yaptığımız sebze ve meyvelerden pestisitlerin ekstraksiyonu işlemini kabaca gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Kabuğunu soyduğunuzda da yüzeyde birikmiş olabilecek pestisitlere kökten çözüm sağlıyorsunuz…

Zaten çoğumuzun önyargılı olduğu gibi Türkiye’de pesitisit-hormon kullanımı aslında sanıldığı kadar abartılı değil. Belli bir bitkisel hastalığa karşı kullanılan tarım ilaçlarının dozunu ayarlamada eğitimsizlikleri yüzünden çiftçiler abartılı miktarlar kullanabiliyor. Ama bunların neredeyse yüzde doksanını bu bahsettiğim işlemlerle yok edebilirsiniz.

Colorful vegetables and fruitsÜrünleri mevsimine uygun zamanlarda alıp tükettiğinizde sizler için risk en aza iniyor. Bu yüzden bahsi geçen ürünlere bol bol paralar dökmeden önce araştırıp soruşturmaya çalıştığınız için sizi tebrik ederim.

Konuyla alakalı diğer bir konu da şu: Pestisit konusunda hassasiyet henüz antibiyotikler konusunda topluma çok yansımadı. Bence asıl problem bu… Yediğiniz tavuk- balık-bal gibi ürünlerde sağaltma maksadıyla kullanılan antibiyotikler aslında daha önemli bir sorun… Kullanılan antibiyotikler insanların kullandığından farklı değil ama biliyorsunuz antibiyotik direnci oluşumunda önemli bir etken.. Bu yüzden özellikle çiftlik balıklarını tüketmek yerine deniz balıklarını tercih edin ve tavuklarınızı da güvendiğiniz, bilinen markalardan seçiniz.

Yük. Kim. Ö. Gamze Okyay

Reklamlar

2 Yanıt

  1. Bu yazını simdi gördüm çok güzel bilgiler verilmis gercekten harika..Öncelikle tesekkürler bu konuda bizi aydınlattığın için ..Yalniz bisi sorucam. Hep duymaz miyiz meyve ve sebzelerin kabuklarını soyarak yersek bütün vitaminleri de çöpe atmiş oluruz diye…yani ne kadar ince soyarsak soyalim vitaminlerin cogu kısmını atıyoruz maalese f öyle değilmi?? Tarim ilacindan kurtulalım derken bu kez de alacagimiz vitaminlerden oluyoruz ama öyle degil mi?? Yok mu bu isin bize yarar tarafı ? :))

    • İnan ben de seninle aynı endişeleri taşıyorum.

      Ben çareyi şöyle yapmakta buldum:

      Her ne kadar domatesi, elmayı, şeftaliyi, ve daha birçok yumuşak kabuklu meyveyi kabuğuyla yemeyi tercih etsem de organik değilse kabuğunu mutlaka soyuyorum. Organik almışsam (mevsiminde) o zaman kabuğuyla tüketiyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: