“Dünyanın en kötü annesi” ödülünü kazananlar açıklandı

İki bebegi cipte bırakıp alışverişe gittiler

Anne olacak sorumsuz kişiler bebeklerini sakinleştirmeye çalışırken...

Gazetelerde bugün yayınlanan bir habere göre Adana’da bir alışveriş merkezinin önünde park edilmiş bir araba, arabanın arka koltuğunda iki bebek, kapılar kilitli, araba çalışır halde bulunmuş.

Habere göre bebeklerin Amerikalı olduğu tespit edilen anneleri klimayı açık bırakarak bebekler arabadayken alışverişe gitmişler. Bu sırada arabada bırakılan bebekler ağlamaya başlamış; bunu gören vatandaşlar polisi aramış; polis kapıları açamayınca itfaiyeyi çağırmış; itfaiye de arabanın camlarını kırarak bebekleri kurtarmış. Bütün bu aşamaları tek tek hesaba katınca ve Türkiye’de polis ve itfaiyenin olay mahalline geliş sürelerini de göz önünde bulundurunca bu sürecin çok da kısa olmadığını, en iyi ihtimalle 45 dakikayı bulduğunu tahmin ediyorum.

Bebeklerin annelerini göremediklerinde, arabanın etrafında toplanan bir sürü yabancının önce kapıyı açmaya çalışıp, sonra camı kırdıklarında ne kadar korkmuş olabileceklerini düşündükçe içim kalkıyor. Bu iki kadın ne düşünerek bu şekilde hareket ettiler, birinden biri kan revan içindeydi de eczaneye mi gittiler, neden biri gezerken diğeri arabada kalamadı bilinmiyor; ancak kadınlardan biri polise “bahşiş” vermeye kalkıştığına ve resimdeki ifadeleri çok da endişeli olmadığına göre çok acil bir durum söz konusu değildi diye düşünüyorum.

Amerika’da böyle bir olay yaşanmış olsaydı ne olurdu diye aklımdan geçirdim. Öncelikle orada Türkiye gibi polis için ayrı, itfaiye için ayrı, ambulans için ayrı numaralar olmayıp tüm bunlar 911 adında tek bir çağrı merkezinde toplandığı için (ve bu tip çağrılarda üçü birden olay mahalline anında geldikleri için) polisin uğraşıp kapıyı açamaması, sonra itfaiyeyi çağırması gibi kademeli bir aşama söz konusu olmaz, çocuklar çok daha kısa bir sürede arabadan çıkarılırdı. Ama asıl olay ondan sonra başlardı. Anne olacak kişilerin polise rüşvet teklif etmeleri gibi bir durum muhakeme bile edilemez, arabada çocuklarını bırakmak gibi bir sorumsuzluk yaptıkları için de olay yargıya intikal ederdi. Çocuklar ya annelerinin elinden bir süreliğine alınıp “foster care” denilen geçici aile bir ailenin yanına konur, ya da anneleri içeri alınıp çocukların başka bir yakınlarıyla olay çözümleninceye kadar kalmaları sağlanırdı. En nihayetinde bu olay cezasız kalmaz, anne olacak kişiler ya toplum hizmeti ya da başka türlü bir cezai yaptırımla karşılaşır, annelik yapacak ehliyet ve sorumluluğa sahip olduklarını kanıtlamaları gerekirdi.

Kotu Anne

“Niye böyle olmadı”ya hiç girmeyeceğim. Amerikan vatandaşlarını tutuklamak Amerika olmayan bir ülkedeki Amerikan vatandaşı olmayan her babayiğidin harcı değil ne de olsa… Zaten eminim bu sorumsuz kadınların gerek olay yerindeki vatandaşlardan, gerek bu haberi okuyacak olanlardan, gerekse oradan buradan duyan annelerden alacakları ayıp ve kınama dolu beddualar onlara uzun bir süre yeter.

Ancak bu kadınlar bebeklerini güneşin alnındaki bir arabada bırakırken ne düşünüyorlardı, akıllarından ne geçiyordu sormak isterim. Biri arabanın camını kırar da arabayı da içindeki çocuklarla birlikte kaçırır diye hiç mi düşünmediler? Ben bizim sitenin otoparkında Deniz’i arabada yalnız bırakamıyorum; benzin alırken oto koltuğunun kemerlerini açıp-kapamaya üşenmeden oğlumu beş dakikalığına da olsa (ki basit bir ödeme işlemi Deniz’le olunca 15 dakika sürüyor) yanımda götürüyorum — ben mi gereksiz paranoya yapıyorum?! Hiç mi duymamış bu kadınlar, park halinde çalışır halde bırakılan araçların -içindeki çocukla beraber- kaçırıldığını? Hiç mi düşünememişler klima çalışır, kapılar kilitli bile olsa çocukların arabada yalnız bırakılamayacağını? Hadi annelik içgüdüsünü geçtim, hiç mi sağduyuları yok?

Sinirden köpürmeye başladığım ve yazı dilimin kabalaşmaya başlayacağından endişelendiğim içimden sövmeye devam ederek bu yazıyı burada noktalıyorum.

Kaynak: İki bebeği cipte bırakıp alışverişe gittiler, Hürriyet, 19 Ağustos 2009

Reklamlar

6 Yanıt

  1. gercekten inanılmaz! bu insanlarla bire bir röportaj yapmak isterdim…

  2. Inanilmaz. Burada olsa aynen dedigin gibi daha mahkemeye bile cikmadan social worker lar olay yerinde bitiverirdi.

    Benimde basima geldi cocugumu elimden alma tehlikesiyle basbasa kaldim. Cok berbat bir sey. Epilepsim var ama nobetlerim kontrol atinda, fakat dogum sonrasi cok agir nobetler gecirmeye basladim, ilac ayarlamasi yapilamadi, emziriyorum diye, erteledik doktorumla. Annemler yanimizda, kizimi kucagima otururken aliyorum risk yaratmayayim diye ki, o gunlerde insan anne olarak daha bir koklamak isterken bebegini inanilmaz uzuntu yasiyorum. Neyse norologum seni yarin hastaneye yatiriyoruz dedi, ilac yuklemesi yapacagiz, normalde disaridan hastahaneye yatmadan yapsalar zaman aliyor bu ayarlamayi yapmak, bir anda ilac degisikligi ve dozaj yuklemesinin getirecegi sonuclar bilinmediginden uzun suruyor bu surec, o yuzden hastahanede 48 saatte bunu yapacakti doktorum. Bu surecte kafamda 20 kusur elektrod, 48 saat izlenecektim, odada kamera nereye gitsem goruntuleyecek ataklarimi, vs.

    Gittik hastahaneye, tam kafamda elektrot konulacak yerler isaretlendi, o kalis suremde bebegimi odamda tutabilmeme izin verilmisti daha bir kac haftalik emziriyorum, duygusal acidan zor durumdayim vs. Bir hemsire geldi ve bebegimin benimle kalmasina izin veremeyeceklerini soyledi. Hemen elektrodlarin konulmasini engelledim, beni bir odaya aldilar, annem ve bebegimle. Bir baktim odaya bir suru kisi doluyor, sonradan ogrendimki biri social worker, diger o bolumun direktoru, hemsirelerin basi, vs. Social worker ile ilgili hic deneyimim yok o ana kadar. Bu kisi basladi sorularina, annenin green cardi varmi, Pr degilse senin cocuguna riskin var, seni eyalete report etmem lazim vs. Bebegim kucagimda basladi elim ayagim titremeye. Annem anlamiyor, konusmalar ingilizce oldugundan. Ben hastahaneye yardim almak icin gitmisim diyorum buraya avukatlami gelseydim bu ne bicim is. Ne bana OB/GYNim nede norologum soylemisti, epilepsim olmasina ragmen basima boyle bir seyin gelecegini.

    Senelerce bebegim olsun diye bekleyip, ozenle odasini hazirlayip 1-2 hafta sonra elinizden alinabilir yorumunu duymaniz, zaten hamileliginizde ilaca expose olan bebeginize yarattiginiz riskin getirdigi sucluluga, dogdugunda istediginiz zaman kucaginiza alamadiginizin sucu eklenip birde anne olarak cocugunuza risk olusturuyorsunuz denmesi cok agir gelmisti, katila katila aglama durumlari. Ben hastahenede yatmaktan vazgectim, o anda anneme diyorumki Turkce seninle bir sekilde kaciyoruz buradan sonucta her sey aleyhimize. Neyse devreye norologum girdi ve inanilmaz bir hata yaptiklarini, benim o kategoride olmadigimi acikladi, evet epilepsi hastalarinin bir kismi riskli ama benimki 99.9% kontrol altindaki hamile olmadan once kendimden gectigim bir nobetim bile yok, sirf hamilelik nedeniyle olusan bir durum.

    Bana tamam artik hastahaneye yatabilirsin diyorlar ama ben bu sefer hayatta olmaz, benim yatacagim oda kamerali siz bebegimi emzirirken yatakta nobetimi gorurseniz mahkemeye kanit olarak sunarsiniz, yatmam diye israr ediyorum. Sonucta kizim Amerikan vatandasi ve kacirirsam Turkiyeye diye korkuyorlar, cunku o tartismalarda cocuguma dokunursaniz giderim ulkemde yasarim ama onu burada baskalarina birakmam demistim ki ogrendimki sonradan bunu soylemeyeceksiniz, Amerikan vatandasini kacirmaya kim tesebbus edebilirki. Neyse binbir ikna ile yattim hasthaneye, social worker kac kere gelip ne sekillerde ozur dileyecegini sasirdi, sikayet etmeyeyim diye o bolum elinden gelen en buyuk ozeni gosterdi buna bebegime oyuncaklar almak falanda dahil. Yani boyle bir durumda dahi bu social workerlar aslan kesilirken, su anlattiginiz durum olsa o olay yerinde ne yapar eder cocuklari ellerinden alirlardi. Aslinda burada bunlari sikayet edebiliyor olmam lazim. Bu haberin ciktisini alip, bir dilekceyle basvursamda bunlar burada bir guzel sorgulansalar. Hangi tarihli bu gazete? Bari sistem isliyorsa dogru islesin. Bu arada her ne kadar o surecte uzuldu isemde, burada birilerinin cocugumu gozetmesi, sahip cikmasina icten ice sevindigimide soylemem gerekir.

    Sevgiler,
    Feryal

    • Bu haber bugün tarihli… Bu kadınlar da turistler mi, yoksa örneğin İncirlik’te falan görevli askerlerin karıları mi bilmiyorum. Her halükarda ben onları KARA LİSTEME aldım, ancak yine de ilgili tüm mercilere şikayet edilmelerini gönülden destekliyorum 🙂

      “Tıkır tıkır işleyen”, ama kendi içinde birçok problemleri olan bu Amerikan “way of things” insana kendini bazen küçücük hissettiriyor, değil mi? Anlattığın hikaye gerçekten ürkütücü; ne kadar güçsüz hissettiriyorlar insana bazen kendini… Her ne kadar geçmiş gitmiş olsa da sana sımsıkı sarılıyorum. Kimsenin yavrusu elinden alınmasın, herkes çocuğunun değerini bilsin…

  3. Haberi buldum ama sanki dedigin gibi incirlikle alakali gibiler, genede basladim arastirmaya.
    Senin icten yazilarina bayiliyorum ve bende sana siki siki sariliyorum, yarin bir gun facebookta blogcu anne fanatikleri diye bir grup acarsam sasirma.
    Amerikada dedigin gibi cok aksakliklar var. Herkesin burada yasadigi tecrubeler farkli oldugundan, burayi herkes farkli yorumluyor. Benim yasadiklarim benim bu ulkeyi aksakliklarina ragmen sevmeyi ogretti, burayi herseyiyle kabul ettim.
    Kiziyorum hala aklima geldikce sosyal guvenlik calisanlarina, ama diger yandanda yazimin sonunda dedigim gibi ihtiyaci olana ki bu olayda kizimdi sahip ciktiklarini gorunce seviniyorum. Kriz vurdu arkadasim mama alacak para bulamadi, bebeklerine mama, meyvesuyu tum gida ihtiyaclari karsilaniyor, issiz kalsan maasin internetten yaptigin basvuruyla baglanir. Annem, kardesim ve bana single mom olarak bakti Turkiyede ve bir devlet gorevliside gelip, sizin iki cocugunuz var nasil geciniyorsunuz demedi. Cok sukur ben ve kardesim sanslilardandik, okuduk guzel yetistik, ama biliyoruzki okula gidemeyen/gonderilmeyen, ayagina giyecek ayakkabisi olmayan ve daha niceleri var. Istiyorumki ordada cocuklarimiza sahip cikilsin. Burada yasarken cocugum olmayacak diye evlatlik arastirmasina basladigimda ki Turkiyeden bir cocugu evlat edinmek istemistim, yurtdisinda yasadigimizdan ne kadar zorluklar vardi yasal olarak onumuze cikan anlatamam, cocuk ticareti yapicakmisiz gibiydi neredeyse, gelde vazgecme. IStiyorum yeni nesilimiz guvence altinda olsun, ve bazen insan bu guvenceyi hissedebilmek icin ulkesinden, sevdiklerinden ayrilmak zorunda kalabiliyor, para guvencemidir annem derdi bir yangina bakar. Neyse bu konu uzun surer, neticede herkesin mutlu oldugu yerde yasamasi en buyuk temennim. Diger temennimde bir daha bu social workerlarla yuzyuze gelmemek tum hayatim boyunca:-)…

    Sana tekrar siki siki sarilan Feryal

    • “My own little fan club” diyorsun… 🙂 Çok teşekkür ederim. Ben de burada paylaşmaya inan bayılıyorum.

      O kadar çok deşecek konu var ki buradaki sosyal hizmetler konusunda. Çok haklısın…

  4. […] – Juan’ın başına gelen, hipertermi (vücut ısısının hızlı ve aşırı bir şekilde yükselmesi) sonucu ölüm, 1998′den beri Amerika’da yaklaşık 450 çocuğun başına gelmiş. Türkiye’de bu konuda herhangi bir veri var mı, bilmiyorum. Biz çok fazla takip etmeyiz böyle istatistikleri. Ama eminim oluyordur. Daha geçen sene Adana’da iki kadın (tesadüfe bakın ki onlar da Amerikalıydı!) küçük bebeklerini yaz sıcağında arabada bıraktıkları için haber olmuşlardı. […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: