Çocuk tacizi üzerine…

13 yaşındaki bir kızı taciz ettiği gerekçesiyle hüküm giyen, adını anmak istemediğim meymenetsiz bir gazetenin at hırsızı suratlı yazarı geçtiğimiz haftalarda 13 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Buna, olayın, taciz ettiği kızın “ruhsal sağlığını bozması” sebep olmuş. Eğer adli tıptan kızın ruhsal sağlığının bozulmadığına dair bir rapor alınsaymış sadece iki yıl yatıp çıkacakmış.

Kadın örgütleri cezayı hafif bulmuşlar. Benimse cezanın süresinden çok, bu “akıl sağlığı bozulsaydı, bozulmasaydı” olayına kafam takıldı. Ne yani?! Bir insanın şahsına yönelik bir taciz olayından etkilenmiş kabul edilmesi için sonucunda illaki psikiyatrik tedaviye mi ihtiyaç duyması lazım? Şu veya bu şekilde olayı daha az -psikolojik- yarayla atlatan insanları taciz eden yaratıklar daha mı az ceza hak ediyor? Demek ki öyle, ne de olsa burası Türkiye.

Bazı konularda hep Amerika’yı örnek gösteriyorum. Oranın daha “üstün” bir memleket olduğunu düşündüğümden değil, orada yaşadığım zamanlarda Türkiye’de yanlış olduğunu düşündüğüm birçok şeyin orada doğru yapıldığını gördüğüm için. (Hoş, orada da sistem yakın zamanda faka bastı ve 18 yıl önce kaçırdığı bir kızı bu süre boyunca evinin bahçesine hapseden, ondan da iki çocuk sahibi olan, üstelik daha önce de bu suçlardan hüküm giymiş olan yaratık “tesadüfen” ortaya çıktı ya, ayrı mesele… Bakınız: Jaycee Lee Dugard’ın hikayesi (İngilizce))

Amerika’da bu hüküm giyip ceza yiyen tacizcileri teşhir eden bir sistem var. “Sex offender” denilen bu suçlular bir kez birine (çocuk ya da yetişkin) tacizde bulunup hüküm giydiler mi bu “tacizci” sıfatı ömür billâh peşlerini bırakmadığı gibi kendileri düzenli olarak devlet birimlerine nerede yaşadıkları, ne yaptıklarıyla ilgili bilgi vermek zorunda bırakılıyorlar. Bununla da bitmiyor, bu tacizcilerin fotoğrafları, adresleri, hangi suçtan hangi tarihte hüküm giydikleri Amerikan Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği ulusal bir data bankası aracılığıyla bir web sitesinde yayınlanıyor. Siz de, örneğin yaşadığınız yerin posta kodunu girerek, o civardaki tacizciler hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz.

Amerika’da yaşadığımız zamanlarda ben de bu “tacizci databankasını” duyduğum zaman -o zaman Deniz yoktu- girip bakmıştım bizim oralarda kimse var mı diye. Ve hakikaten de zaman zaman köpekleri gezdirirken karşılaştığım bir adamın meğer tacizci olarak hüküm giydiğini görmüştüm. Ne düşüneceğimi de şaşırmıştım. Adamdan iğrenmek, korkmakla birlikte bir yandan da hakkındaki bu gerçeği bilene kadar normal bir insan olduğunu düşünüyordum. Hatta belki de selamlaşmıştım bile. O noktadan sonra o kişiye ön yargıyla yaklaşmamak imkânsız hale geliyor. Bu “duyuru” sisteminin bu yönü de tartışmaya açık…

Türkiye’de de Amerika ve İngiltere’deki bu tür yaklaşımlar örnek alınarak çalışmalar başlatılıyormuş. Örneğin, çocuklara tecavüz eden kişi, mağdurla aynı şehirde yaşayamayacakmış. Yaşarsa da “Bu evde çocuk tecavüzcüsü yaşıyor” diye duyuru yapılacakmış, Amerika’da olduğu gibi. Şimdi bu öneri insan hakları ve uygulanabilirlik açısından inceleniyormuş.

Bu çocuk tecavüzcüsü şahsın aynı kentte yaşamasına izin verilmezse diğer şehirlerdeki çocukları rahatsız etmesi nasıl engellenecek, o konuda bir şey söylenmemiş. Sanki adamın tacizci ruhu bir tek belirli bir şehirde ortaya çıkıyor da, ortam değiştirince bambaşka bir insan olacak. Adımlar atılıyor ama çok yetersiz.

Olay eğitimde bitiyor. Sapkınlık hep var, hep de olacak ne yazık ki… Bu tür konuları sosyal anlamda deşmek, kabullenmek çok da kolay değil.

Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği'nin adapte ettiği bu afiş çocukları taciz konusunda eğitmekle ilgili pratik görseller içeriyor.

Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği'nin adapte ettiği bu afiş çocuk istismarı konusunda pratik görseller içeriyor.

Biz anne-babalara düşen gözümüzü açık tutmak. Ve çocuklarımıza neyin ne olduğunu öğretmek. Ben çocuklara “özel” yerlerinin ne olduğunu öğretmek için hiçbir zaman erken olmadığını düşünüyorum. Ve uzun zamandır Deniz’e “Bazı yerlerine senden başkası dokunamaz, bakamaz” mesajını vermeye çalışıyorum.

Taciz olayları sanıldığından çok çok daha fazla yaygın — benim bile yakın çevremde -hem de aile içi- tacize uğramış en az birkaç kişi var. Daha rahat konuşulabilmeli, mağdurlar kendilerini suçlu hissetmekten çıkarılabilmeli, küçük-büyük, cinsiyeti ne olursa olsun bir insana bir malmış muamelesi yapmak cezasız kalmamalı.

Bu tip şeyleri düşünmek bile ürkütücü… Yazarken harfleri tek tek tıkladığımda bile içim ürperiyor.

Reklamlar

2 Yanıt

  1. Blogcu anne, gene bravo ne guzel bir konuya deginmissin. Bende acaip bir korku var, cunku bir kere yasanmasi yeterli, ve ne derece yakin olursa olsun, hic kimseye guvenesim yok, paranoyaklik mi dersiniz bilmiyorum. Ozellikle annem yasindakiler cok saf, yani akillarina gelemiyor o kadar iyi niyetle amca kavramina yaklasiyorlarki, gene bilselerde disarida olup biteni bizim cevremizde boyle olmaz seklinde dusunuyorlar. Ben cok saygin, buyuk sirketlerden birinde calisirken, cok sakin, efendi gorunuslu bir yoneticinin taciz girisimleri -stajyerleri dizine oturtma, arsivde dokunma, vs igrenclikler- yuzunden isinden atildigina tanik oldum ki nasil bir sok yasadim anlatamam. Bu adama hayatta tacizci diyemezdim kanitlari duymasam.

    Kesinlikle bu kisilerin damgalanmasindan yanayim ve cok sukur yasadigim cevredeki sex offender sayisi az olsada adresleri, suclu bulunma nedenleri hakkinda bilgi sahibiyim, ve umudum en kisa zamanda bu izlemenin ulkemizdede uygulanmasi. Guzel bir uygulama daha ise, yeni tasinan bir offender varsa bolgenize, postayla size bildirildigi yonunde.

    Herkese yaptigi hatalardan pismanlik duyabilecegi, hayatinda yanlislari duzeltmek adina bir hak daha verilmesi gerektigini dusunsemde, bu suca yeltenmis kisilerin asilmasindan yanayim. Cok mu sertim bilemiyorum. Daha gecenlerde Cops programinda birini yakaladilar, 6 yasinda bir kiz sandalyeye baglanmis ve turlu sapikliklara maruz kaliyor, yani bu adama omur boyu hapis cezasi bile az kalirki, biz birde psikolojik durum muayenesini tartisiyoruz. Ne kadar hosgorulu bir toplumuz…

    Tuylerim diken diken oluyor, en buyuk dilegim bu taciz konusunun daha cok dile getirelebiliyor olmasi, daha cok medyada yer verilmesi. Birde ulkemizde dokunarak sevme aliskanligi var, carsida pazarda bile insanlar cocugunuza dokunarak sevgi gosterisinde bulunuyor ki bu Amerikada gene garip karsilanan bir davranis- azar isitebilmeniz/ yada azarlamaniz cek elini demeniz cok dogal-, yani oyle baska birinin cocuguna oyle dokunamazsiniz, ogretmeni bile olsaniz. Ilk basta aman bu Amerikalilar bazi seyleri abartiyorlar diye dusunsemde, simdi bu konudada fikrim degisti, yasananlari gordukce. Yerinizde olsam su anda cocugunuzun kimlerin dizine oturdugunu, kimlere guvenerek biraktiginizi hazir bu yaziyi okumusken gozden gecirin derim, cunku bu insanlar en yakinimizdakiler olabilir, aci ama gercek…

    Sevgilerimle,
    Feryal

    • Türkiye’deki bu “çocuğa dokunma” olayı bana da ilk başta çok garip gelmişti. Zamanla alıştıysam da yine de yabancılar (ya da yabancı olmayan kimseler) Deniz’e dokunmak, öpmek, sarılmak istediklerinde Deniz isteksiz olacak olursa kesinlikle “A-aa, ne kadar ayıp” gibi bize öğretilen yorumlarda bulunmuyorum. Tam tersi, “İstemiyor” deyip onu desteklediğimi belli ediyorum.

      Çok zor, aklıma getirmek istemediğim bir konu. Ancak çok yakınımda öyle örnekler var ki, aklımdan da çıkaramıyorum. Çok dikkatli olmalıyız, ve çocuklarımızı her zaman dinlemeli, ne kadar küçük olurlarsa olsunlar söylediklerine değer vermeliyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: