11. hafta: Şişman değilim, hamileyim!

Son zamanlardaki uyanınca ağzıma bir şeyler atma ihtiyacı beni çok çaresiz ve sinirli hissettiriyordu… Gözüm hiçbir şey görmüyordu. Normalde ilk işim Deniz yesin diye kahvaltı hazırlamak olduğundan aynı şeyi yapmaya çalışıyordum. Ancak aç karnına başkasına yiyecek bir şeyler hazırlamak dünyanın en zor, en sinir bozucu şeyi olsa gerek ki sinirim tepeme çıkıyor, o an karşıma kim gelse dağlamak istiyordum. Sonunda Deniz’in Babası çareyi buldu: “Sevgilim… Hani uçaklarda derler ya… Oksijen maskelerinin düşmesi halinde çocuklu yolcularımızın önce kendi maskelerini, daha sonra çocuklarının maskelerini takmaları gerekmektedir diye… İşte o misal, sen de önce ağzına bir şeyler atıştır, ondan sonra yavrumuzun yemeğiyle ilgilen. Yoksa hayra varmayacak bu işin sonu.”

Sanki bu haftanın sonuna doğru mide bulantıları azalmaya başladı gibi… Artık sabah uyanır uyanmaz Deniz’in Babası’nın koşarak yatağa yiyecek bir şeyler getirmesine gerek kalmıyor gibi…

Hamilelerden açlık gerektiren kan testi istemek kanunen yasaklanmalı!

Bu haftanın en sevimsiz olayı ilk doktorumun istediği, açlık gerektiren kan testini yaptırmak oldu. Her ne kadar sigorta kapsamında olsa da, bulunduğumuz yerdeki Acıbadem normal devlet hastanelerinin üç dört katı para istediğinden, ve ben de özelden ziyade devleti zengin etmek isteyen biri olduğumdan en iyisi (halamın hastanesi olan) Marmara Üniversitesi’nde yaptırayım testleri dedim. Deniz’le birlikte saat 7’de uyandığımdan ve bulantılarım bana nefes aldırmadığından laboratuarın açıldığı 8 buçuğa kadar beklemek bir işkence oldu. Bir buçuk saat boyunca ev halkı (test yaptırmaya gittiğimde kız kardeşim Deniz’le ilgilensin diye annemlerde kalmıştım) şapır şupur kahvaltı ederken ben biri-yer-biri-bakar-kıyamet-bundan-kopar misali seyretmek zorunda kaldım. Saat sekiz yirmi dokuzda laboratuarın kapısına dayanıp üç dakika sonra hemşirelerin karşısına dikildiğimde ise acı haberi aldım: “Neden açlık istemiş ki doktorunuz? Bizim [üniversitenin] doktorlar gebelerden açlık testi istemenin ne kadar zor olduğunu bildiklerinden istemezler, sonra gerekirse şeker yüklemesi yaparlar. Keşke siz de aç gelmeseydiniz.” İçimden beni bunca saat aç bırakan doktora $@!*# dolu temennilerimi gönderirken zaten de doğal doğum isteğime karşı çıkan bu tıp adamını görmekten vazgeçerek ne kadar doğru bir karar verdiğimden tekrar emin oldum.

Şişman değilim, hamileyim!

Göbeğim yakın çevremin fark edeceği kadar büyüdü. Ancak yine de hamile olduğum ilk bakışta anlaşılmadığı için kilo almış gibi görünüyorum.

İçeride neler oluyor?

İncir boyutuna gelen İki Numara içeride akrobatik hareketler yapıyormuş. Henüz hissedemesem de hıçkırmaya bile başlamış. (Bu hıçkırıklar Deniz’e hamileliğimin en eğlenceli olaylarından biriydi. Sonlarına doğru o kadar şiddetli hissediyordum ki, karnımın üzerine koyduğum tabak yerinden oynuyordu!)

Kabul ediyorum, son zamanlarda çok söylendim. Ancak bulantıların azalmasıyla birlikte çekilir bir insan olmaya başlamak üzereyim.

Daha önce: 10. hafta: Mide bulanması… Ve yanması… Ve ekşimesi…
Sırada: 12. hafta: Yeni doktor, yeni umutlar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: