Öldü de ne oldu?

OlduDeNeOldu4Bambaşka bir şey yazmak için bilgisayarın başına oturmuştum, ancak Washington Post’taki şu haberi görünce aklım buna kaydı:

Muhammad is executed for sniper killing.

Bilmeyenler, ya da unutmuş olanlar için açıklayayım:

Bundan tam yedi sene önce Amerika’nın kuzey doğu eyaletlerinden Maryland’in banliyölerinden biri olan Columbia’da yaşıyor, yine başka bir banliyö olan Silver Spring’de akıl hastalarına hizmet veren bir sivil toplum örgütünde çalışıyordum. Evimle işimin arası normalde 20-25 dakika, trafikle birlikte 40-45 dakikalık bir mesafeydi. (Başkent Washington DC’ye birkaç kilometre uzaklıkta olan Silver Spring, Los Angeles’tan sonra Amerika’nın en korkunç trafik eziyeti olan Capital Beltway civarında olduğu için ben de trafikten nasibimi alıyordum.)

Her gün mutlu mutlu işime gidip gelirken bir gün radyoda bir haber duydum: Adamın biri, benzin istasyonunda arabasına benzin doldururken kimliği belirsiz biri tarafından uzak mesafeden vurulup öldürülmüştü. Amerika’da (üstelik de ruhsatlı) silah kullanımının ne kadar yaygın olduğunu göz önünde bulundurarak “Olur böyle vakalar, Amerikan polisi yakalar” deyip geçtim.

Ancak bu tür haberlerin ardı arkası kesilmedi.

Başkent Washington DC civarında neredeyse her gün birisi alışverişe giderken, restorandan çıkarken, bahçesinde çimlerini biçerken, çocuklar okula giderken aynı şekilde “sniper” stili vurulup öldürülüyordu. Vuran kişi ya da kişilerin kim olduğu ya da ne sebeple böyle bir şey yaptıkları hakkında polis hiçbir fikir edinemiyordu. Sağda solda bir iki not, en son da 10 milyon dolar istediklerine dair bir yazı bulunmuştu, o kadar. Bir de vuran kişi(ler)in uzaktan nişan alma konusunda yetenekli ve hatta deneyimli olduğu ve ordudakilere benzer bir tüfek kullandıkları anlaşılmıştı.

Kurbanların da ortak bir yanı yoktu – siyah-beyaz, kadın-erkek, çocuk-erişkin, her türde on insan yaklaşık iki hafta boyunca gece gündüz demeden bu silsileye kurban gitti.OlduDeNeOldu3

Acayip bir kargaşa vardı. Televizyonlarda sürekli “Kalabalık istasyonlardan benzin alın, arabanızı açık yerlere park etmeyin” gibi tavsiyeler veriliyordu. İnsanlar otoparklarda yürürken kolay hedef alınmasınlar diye zikzaklar çiziyor, okullar öğrencilerin dışarıda vakit geçirdikleri teneffüsleri iptal ediyordu. Olaylar Hollywood filmi gibiydi, ancak korku gerçekti.

Sonunda iki haftaya yakın süren bir terör havasının ardından katil zanlıları bir dinlenme tesisinde arabalarında uyurken yakalandılar. Yakalanmalarına sebep, bambaşka bir eyalette aylar önce karıştıkları bir başka vurma olayında bıraktıkları parmak iziydi. Bir üvey baba-oğul oldukları anlaşılan iki kişi suçlarını itiraf ettiler ve hapsi boyladılar.

Ama iş burada bitmedi. Oğlanın yaşı küçük olduğu için idama çarptırılamadı. Ancak baba idam cezasına mahkûm oldu ve senelerdir süren bir hukuki sürecin ardından dün zehirli iğneyle idam edildi. Yine de, yedi yıl sonra bile kimse bütün bunların neden olduğu, bu iki kişinin neden sinek avlar gibi tanımadıkları insanları çoluk çocuk demeden vurup öldürdüklerine dair tatmin edici bir cevap alamadı.

İşte yukarıdaki haber bunun haberi…

Haberi okuyunca beni bir düşünce aldı:

Onca suçsuz insanı öldüren, ya da –o zamanlar- 17 yaşındaki oğluna öldürten bu canavar ruhlu, ordudan terk, pislik herif idam edildi de ne oldu? Dünya bir pislikten kurtuldu, evet. Ama canına kıydığı insanlar geri mi geldi?

İdam cezası çözüm mü? İnsanları atış talimi yaparmışçasına öldüren bu pislik herifi kapkaranlık bir hücreye kapatıp, ömrünün sonuna kadar oraya mahkûm etmek varken, bu biraz ödül olmuyor mu?

diye düşünüyorum…

Ondan sonra kendimi bu gibi olaylarda yakınını kaybeden birinin yerine koymaya çalışıyorum. Yok yere öldürülenlerden bu insanlardan biri benim yakınım olsaydı ben ne yapardım, ne isterdim? Çok sevdiğim bir kişi bahçesinde çimlerini biçerken, okula giderken sırf birinin canı istedi diye bilgisayar oyunu oynarmışçasına öldürülseydi ben de onu öldüreni kendi ellerimle öldürmek istemez miydim? Ya da bir yakınım canavar ruhlu biri tarafından tecavüz edilip, işkenceyle öldürülseydi aynısını o canavara yapmayı, onu parçalamayı istemez miydim? İsterdim herhalde…

“Öldüğüne seviniyorum. Karım geri gelmeyecek ama en azından artık [o adamı] düşünmek zorunda değilim. Daha rahat nefes alıyorum” demiş karısı öldürülen bir adamcağız. Buna kim ne diyebilir?

“Keşke böyle şeyler hiç olmasa” diye geçiriyorum içimden. Ben “Deniz’e Küçük Aslancık şarkısını söylesem mi, söylemesem mi?” diye düşünürken o aslında böyle acımasız olayların yaşandığı bir hayata hazırlanıyor.

LifeOFDavidGale

İşte böyle bir düşünceler seline kapıldım haberi görünce…

Dip not 1: The Life of David Gale diye bir film vardı. Kevin Spacey, Kate Winslet ve Laura Linney oynuyordu. İdam cezasının yanlışlığına değinen, hukuk sisteminin de çuvallayabileceğini, arada masum insanların da yanlışlıkla öldürülebildiğini anlatan bir filmdi. Gerçekten etkileyici bir film. Tavsiye ederim.

Dip not 2: Hep bazı konularda Amerika’yı örnek gösteriyorum. Kaldırımlar şöyle iyi, kütüphaneler böyle güzel diyorum. Herhalde Türkiye’nin Amerika’dan daha “medeni” olduğu bir konu varsa o da idam cezasının kaldırılmış olmasıdır. Ama AB istedi diye, ama bilmem ne diye… Yok mu, yok.

Reklamlar

5 Yanıt

  1. Merhaba Elif,

    Oncelikle tebrikler, erkekleri ucluyormussun.

    Onemli bir noktaya deginen bu yazi icin tesekkurler. Gazeteleri okurken cocuklarimiz nasil bir gelecek bekliyor diye cok dusunuyorum. Eskiden de endiseliydim ama kendimden cok sevdigim bir varligi yetistiyor olmanin sorumlulugu bu endiseleri kacinci kuvvete cikariyor bilemiyorum. Korkunun ecele faydasi yok. Dunyayi guzellik kurtaracak, bir insani sevmekle baslayacak hersey diye sarki soylurum icimden.Tek yapabildigim kotuluklerden, kotu insanlardan mumkun oldugunca uzak kalabilmeyi dilemek.

    Katiliyorum, The Life of David Gale guzel bir film ve amerikan yargi sistemindeki carpikliklari guzel bir sekilde sergiliyor.

    sevgiler
    Meltem

  2. Elif, ne güzel ele almış bu konuyu. Gündemin gerçekten çok çeşitli konulardan oluşuyor ve çok okunulası şeyler yazıyorsun. Son zamanlarda blogunun popülaritesi de iyice arttı kanımca. Valla, devam diyorum…sen yazmaya biz okumaya!!

  3. MELTEM – Çok teşekkürler. Evet, futbol takımı kurma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. 🙂

    Aynı korkuları paylaşıyoruz seninle, ve aynı iyi niyeti sezdim sende de… Dediğin gibi, kötü şeylerin sevdiklerimizden uzak olmasını dilemekten başka ne gelir ki elden?..

    VUSLAT – Sana da çok teşekkür ederim. Aklıma gelen şeyi, geldiği gibi yazınca böyle her telden bir şeyler çıkıyor ortaya. Aslında bu konuyla ilgili biraz geri dönüşüme ihtiyacım var sanırım. Senin yorumun çok faydalı oldu. Sanırım bir mini blog-oyu yoklaması yapıp genel kanı hakkında fikir sahibi olmaya çalışacağım.

  4. Ben hep kurban yakınlarının yerine koyup kendimi, idam cezasından yana oldum açıkçası.. O geride kalan insancıklar için o kişinin bir hücrede ömür boyu kalması bence yeterli gelmiyor, yüreklerini ferahlatmı malesef.. Çok da insanca buluyorum bunu ayrıca.. Örnek Apo belası… Bu ülke zamanında Deniz Gezmişler zamanında “asmasaydık da beslesemiydik?” diyen cumhurbaşkanı bile eskitti hatırlayalım.. Hatta kendi başbakanımızı ve iki bakanımızı da biz asmadık mı? Ama şimdi Apo yu asamıyoruz, besliyoruz.. Sorarım adalet sistemine, asılan o çocuklar, bakanlar Apo dan daha mı fazla zarar vermişlerdi bu millete allahaşkına????? Önce adalet sistemin iyi işleyecek, emin olacaksın verdiğin karardan.. Adaletli ve dürüst olacaksın…

    Söylecek çok söz var arkadaşım çok………….. Ben şahsım adına ülkemdeki 3 sistemi değiştirmek isterdim kökünden : Adalet sistemi, sağlık sistemi ve tabiki eğitim sistemi…

    • Dediğin gibi, söylenecek çok söz var. Türkiye’de idam cezası olduğunda da sanki yukarıdakiler gibi katiller, sapıklar mı asılıyordu? Yoksa düşünceleri, ideolojileri “devlet büyükleriyle” bağdaşmayanlar mı?..

      İnsan sayısı kadar bakış açısı vardır herhalde bu konuya… Doğrusu, yanlışı nedir, söylemek çok zor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: