Çocuklara ölümü nasıl anlatmalı?

Er geç bugünün geleceğini biliyordum. Daha geç olur diye tahmin ediyor, ya da öyle olmasını istiyordum ama bir gün olacağını biliyordum.

Deniz acayip meraklı bir dönemden geçiyor. Her şeyi soruyor: O ne, bu kim, neden, kim yaptı? Büyük bir sabırla açıklamaya çalışıyoruz.

Evimizde bir sürü resim var. Genelde çekirdek aile ve anneanne-babaanne resimlerimiz. Bir de bundan 10 sene önce trafik kazasında halam ve diğer kuzenimle birlikte kaybettiğimiz kuzenimin, Bige’nin resmi vardı. Sağ olsun temizlikçi kadın çerçevesini kırdığı için resim uzun zamandır dolabın bir köşesinde duruyor. Annemlerin evine geldiğimizde Deniz kız kardeşimin başucundaki Bige’li fotoğrafı gösterip teyzesine sordu:

Deniz: Teyze, bu kim?
Teyze:
Ben.
Deniz:
Bu kim?
Teyze:
Ayla. (Deniz’in çok iyi tanıdığı ve sevdiği diğer kuzenimiz)
Deniz:
Bu kim?
Teyze: …
Deniz, ısrarla:
Bu kim, bu?
Teyze:
O mu? O Bige.
Deniz:
Bige. Anne bak, bu Bige.
Elif:
Evet, Deniz’ciğim.

Şimdilik bu kadarla kaldı. Gün gelecek, “Bige’ye ne oldu?” diye soracak. O zaman ne cevap vereceğini bilmiyorum. Bazı soruların cevaplarını kafamda kendim verebilmiş durumda değilim ki üç yaşındaki çocuğuma açıklayayım.

Çocuklara ölüm kavramının nasıl anlatılması gerektiği uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konu. Kız kardeşimin kedisi yakın zamanda öldü. Deniz’e “Mia hastalandı, hastanede” demiştik -ilk etapta da öyleydi zaten- öyle kaldı. Evimizin köpeği Paphia neredeyse 14 yaşında. Şu an kulaklarının duymaması dışında bir sağlık sorunu yok. Ama günler ne getirir bilinmez. Günlerin getireceği şey gelince de Deniz’e neyi nasıl anlatacağım konusunda hazırlıklı olmak istiyorum.

Hoş, insan ölüme ne kadar kendini hazırlamaya çalışsa da bazı kayıplar öyle sarsıyor ki insanı, ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Sıralı ya da değil, sevdiği biri ya da evin köpeği, insan kayıplardan öyle ya da böyle etkileniyor. Çocuklar mutlaka farklı etkileniyorlar. Bu konuda biraz araştırır okurken güzel bir yazı buldum. Yazının orijinali burada. Türkçe çevirisi ise aşağıda.

Sevgili Antipopüler de beş yaşındaki oğluna su kaplumbağasının öldüğünü nasıl söylediğini ve oğlunun tepkisini Hayatın en tatsız sürprizi başlıklı yazısında çok güzel yazmış. Çocuğa büyüklerin bile anlamakta zorlandığı bir kavramı nasıl açıklamalı, çok güzel anlatmış. Kesinlikle okunmalı.

Çocukların ölümü anlamasına yardımcı olmak

Çocukların ölümle ilgili düşünceleri biz yetişkinlerden çok daha farklı olmakla birlikte, bir çocuğun “ölüm” kavramına bakış açısı bir yakını öldüğü zamanki gözlemleri sayesinde gelişir.

Çocuğunuzun ölümü nasıl algıladığıyla ilgili gerçekçi bir bakış açısına sahip olmak için öncelikle çocuğunuzun gelişimin hangi aşamasında olduğunu anlamanız gerekli. Beş yaşından küçük çocuklar zaman ya da ölüm kavramlarını tam olarak anlayamazlar. Dolayısıyla ölümün hususiyeti ve kalıcılığı kolay sindirebilecekleri konseptler değildir. Bu yaşlardaki çocuklardan şu tarz yorumları duymak hiç de şaşırtıcı olmaz: “Dedemin mezarlıkta olduğunu biliyorum, ama hadi oraya bir telefon koyalım ve onu arayalım.” “Amcamın ölmesi bitince ona yeni oyuncağımı göstereceğim.” “Kedim Pamuk’u doktora götürelim, tamir etsin, böylece artık ölü olmaz.”

Küçük çocuklar aynı zamanda benmerkezcidir; bu aşamada oldukça kısıtlı olan kavramsal gelişimleri ve tecrübesizlikleri dünyayı kendi perspektiflerinden görmelerine sebep olur. Dolayısıyla ailede ya da yakınlarında bir ölüm olduğunda çocuğun ölen kişiden çok kendisi için endişe duyduğu görülür: “Dedem öldüyse beni kim parka götürecek?” gibi. Çocukların yakınlarındaki bir ölümün kendi açılarından doğuracağı sonuçları düşünmeleri normal ve sağlıklıdır. Zaman geçtikçe ölümü daha geniş bir bağlamda algılamaya başlayacaklardır.

Küçük çocuklara ölüm kavramını anlatırken yardımcı olabilecek bazı noktalar:

  • Ölümle ilgili olarak elle tutulur terimler kullanın: Çocukların bir insanın ölmesinin fiziksel olarak ne anlama geldiğini anlamaları önemlidir: “Nene öldü. Yani artık yemek yiyemez, göremez, duyamaz, gülemez, hareket edemez.” Küçük çocuklar bunları idrak etmekte ilk etapta zorlansa da böylesi bir açıklama ölümü onlar için biraz daha anlaşılır hale getirecektir. Bu sırada üstü kapalı tabirler kullanmamak da yerinde olur. “Kedin Pamuk’u uyuttuk” yerine “Öldü” demek daha yerinde olacaktır. Üstü kapalı anlatımlar çocuğun kafasının daha çok karışmasına sebep olabilir. Siz gece onu “uyuttuktan” sonra sabaha uyanıp uyanamayacağını merak edebilir.
  • İnanç sisteminizi çocuğunuzla paylaşın: Çocuğunuzun sorularına vereceğiniz cevaplar ölüm ve yaşam hakkındaki inançlarınıza göre şekillenecektir. Ancak şunu da akılda tutmak gerekir ki cennet gibi dini kavramlar bile çocuklar tarafından somut bir şekilde algılanmaya çalışılacaktır: “Eğer dedemin ruhu cennetteyse o zaman ben de çok uzun bir merdiven alır ve oraya tırmanırım” gibi.

Çocuğunuza ilişki kurabilecekleri örnekler vermek yerinde olur. “Amcanı her düşündüğünde ruhu senin yanında oluyor” ya da “Bütün kuzenlerin toplandığında amcanla ilgili hikâyeler anlatmalarını isteyelim. Her birimizin onunla ilgili hatıraları var. Onu tanıyan ve seven herkes ondan küçük bir parçayı içinde taşıyor.”

  • Ölümü tanımlayın: Çocuklar genellikle ölümün “sebebini” anlamakta güçlük çekerler. Örneğin bir yakını trafik kazasında ölen bir çocuk arabaya binmekten korkabilir. Kısıtlı tecrübelerinden ötürü arabaya her binişinin kazayla sonuçlanacağını düşünebilir. Bu durumda trafik kazalarıyla ilgili bazı gerçekleri açıklamanız yerinde olur: “Bazen, ama çok sıklıkla değil, insanlar arabada giderken kaza yapabilirler. Bu kazaların çoğu insanların hafif yaralanmalarına sebep olur, morarmalar, ya da bandajla iyileşmesi gereken yaralara yol açabilir. Birçok kaza sadece arabada küçük bir vuruğa sebep olur. İnsanların trafik kazasında ciddi olarak yaralanması ya da ölmesi çok sık olan bir şey değildir.” Çocuğunuza ayrıca trafik kazalarını önlemek için neler yaptığınızdan da bahsedebilirsiniz: “Arabada giderken güvende olmak için birçok şey yapıyoruz. Mesela emniyet kemerlerimizi bağlıyoruz, trafik kurallarına uyuyoruz, ya da sürücü yorgunsa arabayı kullanmaya ara veriyoruz” gibi.
  • Çocuğunuzun ölümle ilgili korkularıyla yüzleşmesine fırsat tanıyın: Aileye yakın biri öldüğünde çocuklar bir gün kendi anne-babalarının ya da kendilerinin de öleceklerini fark etmeye başlarlar. Bazen ilk etapta, bazen ise daha sonraları “Sen de ölecek misin?” ya da “Ben de ölecek miyim?” gibi sorular sorabilirler. Bu tip soruları yanıtlamak, özellikle de sevdiğiniz birinin yasını tutarken oldukça güç olabilir. Bu gibi durumlarda dürüst ve güven verici yaklaşımlarda bulunmak önemlidir: “Birçok insan çok uzun süre yaşar. Ben de uzun seneler yaşamak istiyorum ve sağlıklı kalabilmek için de kendime çok iyi bakıyorum. İnsanlar gerçekte ne zaman öleceklerini bilemezler. Ben de uzun yıllar yaşayıp senin büyüdüğünü, bir işe girdiğini, bir ailen olduğunu, ya da büyüdüğün zaman yapmak istediğin her ne ise onu görmek istiyorum.” Size bir şey olması halinde çocuğunuza ne olacağını anlatmanız da yerinde olabilir: “Ben çok hastalanır ya da ölürsem sana teyzen bakacak. Kahvaltını hazırlayacak, sana sarılacak. Ama merak etme, ben uzun bir zaman burada olmayı ve sana kendim bakmayı planlıyorum.” Çocuğunuzun kendi ölümüyle ilgili soruları da benzer şekilde cevaplayabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun, yetişkinlerin yas tuttuğunu görmesine idareli bir dozda izin verin: Çocuklar ölümü sadece sizin anlattıklarınızdan değil, etraflarını gözlemleyerek de öğrenirler. Etraflarındaki insanların tepkilerini görmek ölümün sizin ailedeki anlamını kavramasına yardımcı olacaktır. Çocukların yetişkinleri ağlarken görmesi kesinlikle uygundur. Acıya tanık olmak çocuğun ölümün her gün karşılaşılan bir kavram olmadığını, hayattaki önemli bir olay olduğunu anlamasına yardımcı olur. Yetişkinlerin yas tutmalarını görmek ailenizde hislerin nasıl ifade edildiğini anlamaları açısından da önemlidir. Ancak gerek kendiniz, gerekse çocuğunuzun iyiliği için, çocuklarınızla ilgilenmek zorunda kalmadan acınızı yaşayabileceğiniz ortamlara sığınabilmeniz de önemlidir. Böylece kendinizi tutamadığınız zamanlardaki duygularınızın çocuğunuzda nasıl bir etki yarattığını düşünmek zorunda kalmaz, çocuğunuz sizi duygulu bir anınızda gördüğünüzde ona gerekli açıklamayı yapacak gücü toplayabilirsiniz: “Şu an dayını çok özlüyor ve o yüzden üzülüyorum. Şimdi ağlıyorum ama daha sonra kendimi daha iyi hissedeceğim.”
  • Ölen insanla ilgili konuşun: Bunu yapmak hem çocuğunuza kaybettiği insanla ilgili hislerini aktarma fırsatı sunar, hem de hatıraları paylaşmanıza yardımcı olur: “Amcanın kahkahasının bütün evi nasıl salladığını hatırlıyorum.” “Dedeyle parka gittiğimiz günü hatırlıyor musun? Sana kocaman bir balon almıştı.”  “Nene burada olsaydı bu buz gibi suya ilk atlayan o olurdu.” Ölen insanla ilgili hikâyeleri paylaştıkça çocuğunuz o insanın ailelerinin ve arkadaşlarının kalbinde ve hatıralarında yaşamaya devam ettiğini anlamaya başlar.
  • Çocukların ölüme olan tepkilerinin zamanla gelişeceğini unutmayın: Çocukların kavramsal ve duygusal gelişimleri hala oluşum aşamasında olduğu için ölümle ilgili duygu ve düşünceleri de zamanla değişecektir. Çocuğun bir yakının ölümüyle ilgili hislerinin zamanla derinleşmesi doğaldır. Çocukların yas tutma eğrisi bir spirale benzer. Önemli kayıplar zaman içinde tekrardan hatırlanır ve irdelenir. Bu değişimi anlamak yeni duygular ortaya çıktığında merhametli olmanıza yardımcı olacaktır.

Ben henüz oğluma bu zor kavramı anlatmak durumunda kalmadım. Böyle bir zorunluluk olduğunda da yukarıdakileri uygulayabilir miyim, bilmiyorum. Bana yol gösterici gibi geldi, paylaşmak istedim. Sizlerin de yorumlarınız, görüşleriniz varsa paylaşırsanız sevinirim.


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Değer mi?
Deniz’e ölümü nasıl anlattım?


Ayrıca: ElfAna’nın pratik çözümlerle donattığı bu yazısı da okunmalı…

Reklamlar

12 Yanıt

  1. Çocuğa ölümü anlatmak o kadar da zor değil aslında. Bazan sadece öldü demek yeterli. Onun içini doldurmana gerek kalmayabiliyor. Benim kızım maalesef iki dedesini de babaannesini de hiç görmedi. Annem her zaman babamın resimlerini gösterdi. Babamı ziyaret ettiğimizde her zaman kızım yanımızdaydı. Eşim de aynı şekilde anne ve babasından kızımın merak ettiği ölçüde bahseder. Hiç bir zaman ölüm ne demek öldüler ne demek demedi. Çocuğun tanımadığı insanların öldüğünü kabul etmesi zor birşey değil ancak tanıdığı insanlar ölürse ne hisseder onu bilemiyorum o da başka bir konu.

  2. Bu çok ağır bir konu; ama hayat kadar da gerçek. Atlatması da bir o kadar zor olmalı. Biz eşimle geçenlerde “Ördek, Ölüm ve Lale” diye bir çocuk kitabı aldık. Çocuk kitabında ölümün ne işi var diye soruyor insan önce. Hatta irkiliyor. Ama bu kitap öyle güzel anlatmış ki ölümü. Okuyup bitirdiğimizde içimizde bir şeyler düğümlendi; ama ölüme karşı da öfke, korku ya da o tip bir şey hissetmediğimizi fark ettik. Üstelik çizimleri de MUH-TE-ŞEEEEMdi. Mutlaka bir göz at bence.
    Kitabı İletişim Yayınları basmış. İşte linki: http://www.iletisim.com.tr/kitap/%C3%B6rdek-%C3%B6l%C3%BCm-ve-lale-1512.aspx

  3. çok güzel bir konu, paylaştığın için teşekkürler, evet heran böyle bişey başımıza gelebilir ve nasıl davranmamız gerektiğinede hazırlıklı olmalıyız bu yazı yol gösterici olmuş,
    eve bir sinek girdiğinde bende onu çıkarmak yerine mecburen öldürüyordum, kızımda bunu görerek sinekleri hiç sevmemeye ve gördüğü zaman “anne sinek geldi öldür” der, sinek yere düşüp cansız yattığında öldü işte der, ama nekadar doğru nekadar yanlış bilemiyorum, ölümü ilk sineklerden öğrenmiş oldu yani, bana da bunun hakkında bir yorum yaparsanız sevinirim. iyimi kötümü?

  4. Öneriler benim hoşuma gitti…Yumuşak bir tarz,basit ve onlar için yeterli açıklamalar…Güven de veriyor ayrıca özellikle bizlere ölüp ölmeyeceğimizi sordukları bölümde…
    Biz de hep ölüm kelimesini kullandık.Farklı bir kelime seçmedik.Şimdi benim dedemi soruyor,öldü mü diyor…Ben de “evet ,ondan bahsedebiliriz,gözlüklerini sen nasıl getirirdin hatırlıyor musun…bıyıkları vardı” gibi noktaların üzerinde duruyorum.diğer açıklamalar için henüz küçük,3 yaşında…zaten fazlasını da sormuyor şu an.
    Fakat soracağı zaman buradaki ipuçlarını kullanacağım teşekkürler…

  5. Elif,

    Ilgaz da geçen gün bir dede eksiği olduğunu farketti. Ben sakin bir şekilde o doğmadan önce öldüğünü söyledim. Nedenini sordu, hastaydı dedim önce, sonra hastalanmaktan korkar diye yaşlıydı da diye ekledim. Ölmenin ne demek olduğunun gayet farkında görünüyordu. Ben atlattık derken birkaç gün sonra yeniden sordu, meğer Ankara’ya gittiğimizde anneme de sormuş, o da hastaydı demiş, yaşlı mıydı deyince yoo falan demiş 😦

    Ben annemden habersiz yine hasta, yaşlı gerekçesini öne sürdüm. O da insanlar yaşlanınca ölür mü dedi, evet insanlar doğar, sonra yaşlanırlar ölürler, böyledir hep, deden de taa sen doğmadan ölmüştü diye kendimce doğal bir tonda doğanın kuralını açıkladım. Biraz bu yaşlanınca ölme işine bozuldu gibi geldi. Bir de bu dede olayı iyi bir şey ya, ulan niye eksik benim dedem gibi bir kafa tutma tonlaması da vardı. Biz de tam dün akşam bunu konuşuyorduk, tekrar sorarsa ne yapacağız diye üstüne yazmışsın. Çok iyi oldu teşekkürler.

  6. Faydalı bulduğunuza çok sevindim anneler. Sizin bu konuda ufak yaşta bile olsa çocuklarınıza dürüst yaklaşmış olmanız ve olayı dolandırmadan anlatmanız benim de biraz gözümü açtı. Belki ben de artık kız kardeşimin kedisinin hastanede olmadığını, öldüğünü söylemeliyim Deniz’e. Büyük bir ihtimalle anlam veremeyecek, onun için pek fark etmeyecek, ama en azından bu kavramla bir şekilde tanışmış olması gerekiyor herhalde, değil mi?

  7. sen bu konuyu açtıktan sonra şehitlerimizin haberi geldi ne hikmetse:( haber izlerken(normalde kızım uyanıkken izlemem) ağlıyorum tabi, kızım da bana “neden ağlıyorsun” anne diyor, tabi oturup anlatmıyorum şehitlerimizi ama yinede her evde bir şehit adayı olabilir, ve heran bizi bulabilir, tekrar okudum yazdıklarını, ölüm ve şehitlerimizi, çok duyguluyum şuan, Allah ailelerine sabır versin….

    • Gerçekten çok üzücü Zeynep. Çok klişe ama, maalesef bu tür acıların tek ilacı zaman. Ben de ailelerinin bu acıyla başa çıkabilecek gücü bir an önce bulabilmelerini diliyorum.

  8. Blogcu Anne, biz de ölümü anlatmak zorunda kalmıştık 2 yıl önce. Bu yazınızı readerda saklamışım ilk okuduğumda yorum yazacak fırsatım olmayınca.
    Bu konudaki tecrübemizi anlattığımız yazımızı paylaşmak istiyoruz izninle.
    http://www.cocuklacocuk.com/cocuk-ve-olum/

    • Paylaştığınız için teşekkür ederim çocuklaçocuk. Yazınızda yer verdiğiniz uzman psikoloğun yukarıdakilere benzer yaklaşımlarını duymak beni rahatlattı.

  9. Elif,

    teşekkür ederim bu yazı çok işime yaradı. bir aydır Can’a mantıklı tek bir cümle söylemedim ama artık hazırım.

    • İşe yaradığına çok sevindim. Bunu öylesine yazmıştım, ama iyi ki yazmışım. Geçen hafta babaannemi kaybedince ben de Deniz’e bazı şeyleri nasıl anlatacağımı bilemiyordum, şimdi bundan faydalanacağım 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: