Deniz’in sınıfındaki Yeni Yıl sunumum

Yolcuları (ayları) alıp götüren tren

Anlatacağım demiştim, buyurun:

Daha önceki yazımda verilen fikirler çok hoşuma gitmişti. Özellikle de hikâye anlatır gibi bir yılın nasıl geçtiğini anlatmak fikrine bayılmıştım. Aktivite de yaptırmak istiyordum aslında. Yeni yıl kartı fikri çok aklıma yatmıştı.

Gel gör ki benim sunumu yapmam gereken Pazartesi günü İki Numara bana bir oyun oynadı. Sabahları normalde yaşadığım (ve artık kabak tadı vermeye başlayan) nefes darlığı ve çarpıntılar had safhaya çıktı. Bırakın 3 yaşında bir sınıf dolusu çocuğa masal anlatmayı, nefes yetersizliğinden konuşmakta zorlanınca sunumu ertelemek zorunda kaldım. Öğretmenleri bir sonraki uygun günün Cuma olduğunu söyledi. E tabi Pazartesi ve Cuma arasında çocuklar yeni yıl kartından ağaç süsüne, Noel Baba şapkasından simli meleklere kadar her türlü aktiviteyi yapınca bana yapacak bir şey kalmadı.

Ben de hikâye anlatımına odaklanmaya karar verdim. İnternette Hans Christian Andersen’in “The Mail Coach Passangers” adlı, yeni yılın nasıl geçtiğini anlatan bir masalını buldum.

Bayan Mayıs

İngilizce orijinali burada olan hikâyenin özeti şöyle: Bir kasabada yeni yıl kutlanıyor. Tren istasyonuna bir tren geliyor. İçinden 12 tane yolcu iniyor. Ve bu yolcuların (yılın ayları) her birinin değişik özellikleri var. Örneğin Bay Şubat “benim ömrüm çok kısadır, sadece 28 gün yaşarım” diyor… Bay Nisan şaka yapmayı çok seviyor… Çok güzel olan Bayan Mayıs aynı zamanda harika kokuyor. Bay Kasım sürekli öksürüyor… gibi…

İnternetten her aya uygun resimler buldum. Bu resimleri mürekkebi tükenmek üzere olan ve bir türlü -İki Numara’nın sayesinde giderek büyüyen- totomu kaldırıp yeni mürekkep alamadığım yazıcımda bazı renkler silik de olsa bastım. Kırtasiyeden almış olduğum renkli kartonlara her birini yapıştırdım. Kartonun arkasına da hikâyede o ayla ilgili geçen paragrafı kesip yapıştırdım ki anlatabileyim.

Ben hikâyeyi biraz sadeleştirip değiştirdim. Ölüm gibi, nispet gibi bazı zorlu temaları çıkardım. Yaptığım en büyük değişiklik ise hikâyenin sonunda oldu. Hikâyenin orijinalinde sonu pek bir şeye bağlanmıyordu. Ben hikâyenin başında trenden tek tek inen yolcuları (ayları) trene bindirdim. Treni 31 Aralık gece 11.59’da hareket ettirdim. Sonra 1 Ocak saat 12.00’de yeni bir tren getirip içinden 12 yeni yolcu indirdim.

Kendim “derledim” diye demiyorum ama bence bayağı eğlenceli oldu. 😀  Çocuklar da ilgilendiler. En çok da Deniz’in hoşuna gitti. Sanırım hikâyenin kendisinden çok, annesinin sınıfa gelip olaya dâhil olması fikrini çok sevdi. Okuldan dönünce de uykudan önce kitap okutmak yerine bu hikâyeyi tekrar anlattırdı.

Reklamlar

7 Yanıt

  1. Çok güzel yaa:) yaratıcı anne tebriklerrrr:)

  2. Himm..Blogcu anne cok iyi is cikartmissin. Tebrikler

  3. İşte yaratıcılık…

  4. Treni sen mi yaptın?Çok güzel bir sunum olmuş anlattığın kadarıyla. Tebrikler ve geçmiş olsun tabi ki. Ben de merak ediyordum ne yaptı acaba diye.

  5. Herkese çok teşekkür ederim.

    ELFANA, ÖZGE – fikirleriniz için ayrıca teşekkür ederim. ELFANA – senin “dramalı hikaye” fikrin oldukça işe yaradı gördüğün gibi.

    VUSLAT – O sorunun cevabının “evet” olmasını çok isterim ama yok, elimden o kadarı çatlasam gelmez…

  6. çok beğendik Blogcu Anne, bizim de aklımızda olsun bu hikaye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: