Çalışan Gebeler için…

Deniz’e hamileyken:  (1) Amerika’da yaşıyordum — iş koşulları Türkiye’ye nispeten daha “sosyal” sayılabilir; en azından özel hayata saygı denen bir şey çoğu iş yerinde söz konusu.   (2) Evden çalışıyordum.   (3) Hamileliğimin dördüncü ayında çalıştığım departman kapandı, ben de bebek gelince nasıl olsa evde kalacağım diye çalışmayı bıraktım.

Benim profesyonel birikimim daha çok Amerika’da oluştu. Orada da sivil toplum örgütlerinde çalıştım. “Kar amacı gütmeyen kurumlar” olarak da adlandırılan bu “dernek, vakıf” gibi örgütlerde çalışmamın sebebi ilk etapta manevi tatmindi. Hep “yaptığım işin birilerine faydası dokunsun” düşüncesiyle hareket ettim. Bir diğer sebep de bu tür örgütlerin çalışanlarına daha fazla sosyal imkânlar (daha kapsamlı sigorta, daha uzun süreli yıllık izin, daha esnek çalışma saatleri, vs.) sunması idi.

Kısacası Türkiye’de iş tecrübem çok fazla olmadığı gibi, hamile olarak iş tecrübem hiç yok. Gebelerin iş yerinde yaşadığı sorunlardan da yakın zamana kadar bihaberdim. Ancak tesadüfen öğrendim ki, birçok gebe iş yerinde zor koşullarda çalışıyor, istifa etmeye zorlanıyor, istifa etmese bile burnundan getiriliyor, tazminatı verilmiyor, sürüncemede bırakılıyor, vesaire, vesaire…

İşte bu gibi muamelelere maruz kalan anne adaylarından biri kendi içini dökebilmek, ama daha çok kendi gibi çalışan hamilelerin sorunlarına dikkat çekmek için bir blog başlattı: Çalışan Gebe.

Çalışan gebeleri ilgilendiren kanun ve yönetmeliklerden doğum iznine, kendi hayret verici ama maalesef çok da nadir rastlanmayan deneyiminden diğer çalışan gebelerin paylaşımlarına kadar çalışsın, çalışmasın, gebe olsun, olmasın birçok kadını ilgilendiren, ilgilendirmesi gereken konulara yer veriyor Simge yeni blogunda…

Mutlaka okunmalı, desteklenmeli, duyurulmalı… Sizin de benzer sorunlarınız olduysa mutlaka paylaşın. Olmadıysa da aklınızda bulundurun. Kime, ne zaman, ne olacağı hiç belli olmaz. Bu tür girişimler mutlaka desteklenmeli, haksızlığa uğrayanlar seslerini yükseltebilmeli.

Bu girişiminden dolayı Simge’yi tebrik ediyorum. Umarım sesini duyurabilir, ki öyle olacak gibi de görünüyor.

Reklamlar

9 Yanıt

  1. Simge’nin bloguna ben de göz attım. Sigortalı çalışanların sorunlarına değinmiş. Ben devlet sektöründe çalışıyorum. Bir SSK’lı kadar olmasa da maalesef ben de işyerimde hamilelik dönemimde bazı sıkıntılar yaşamadım değil. Bizde elbette işten çıkarma söz konusu olmuyor ancak işyerinde çeşitli mobbing stratejileriyle gerçekten canından bezdiriyorlar insanı. Bu biraz da o dönem sizinle beraber hamile olan arkadaş olup olmamasına ve amirin tavrına bağlı. Mesela, benim hamileliğim sırasında benim dışımda sadece 1 hamile arkadaş daha vardı. Onun dışında herkes ya bekardı ya da çocuğunu türlü zorluklarla büyütmüş (!) ve dolayısıyla “bir de sen boyunun ölçüsünü al” yaklaşımında olan insanlardı. Kısacası, empati duyamıyorlardı. Hamile arkadaşım X’le aşağı yukarı aynı zamanlarda doğum yapacaktık ancak ikiz bebeklerinin sabırsızlığı nedeniyle X erken doğum yapınca ve ben de 41 haftalık doğum yapınca, o benden 4 ay önce doğum yapmış oldu. Ben doğum iznindeyken X de işe başlamış. Zaten çocuklarının uzunca bir süre küvözde kalmaları ve o sırada çocuklarının zaten anne sütü yerine çoktan mamaya alışmış olmaları ve çok da iyi bir bakıcı kadın bulması ve öteden beri çok terelelli bir arkadaşımız olması nedeniyle kendi ifadesiyle “evde durmaya dayanamamış” ve işe başlamıştı. Benim planım ise çocuğa hiç olmazsa 5-6 aylık olana kadar tüm rapor ve izin imkanlarımı kullanarak evde bakabilmekti. Ancak, doğum iznimin bitmesine yakın müdürümü (kadın ve o zaman 8 yaşında kızı olan) aradığımda X arkadaşımın “ikiz” doğurmasına rağmen her sabah erkenden işbaşı yaptığını, kendisi doğum yaptığında da doğum izninin bitmesine yakın bir operasyon geçirdiği için 3 hafta daha rapor aldığını ama sonrasında hemen işe başladığını çok usturuplu bir şekilde ifade etti. Üstelik ben daha hiçbirşey söylememiştim. Sonra ben de 2 aylık çocuğu evde anneme bırakarak işe başladım. İşe başladıktan sonra bu sefer süt iznimi kullanmamda sorun yaşadım. O zaman zaten 6 aya kadar verilen günlük 1.5 saatlik süt iznimi hep tam çıkacakken iş vermeleri nedeniyle kullanamadım. Tüm bunlara rağmen sonuç olarak o sene bana düşük performans verildi ve terfimi almakta 3 sene beklemek zorunda kaldım. Bu arada personelin doğum raporumu kaybetmesi ve beni müstafi saymaya kalkışmaları ve dahası durumu farkettikten sonra bu sefer de bir bahaneyle maaşımdan 1 yıl boyunca kesinti yapmaları da tam bir komediydi. O zaman da maalesef muhatap olduğum insanların tavrı hep “bizim de başımıza geldi, sen ne sanıyordun…Üstelik biz senin gibi sezaryen de yapmadık, normal doğum yaptığımız için 40 günün sonunda işe başladık!!” şeklindeydi. Bu arada benden bir sene sonra hamile kalan bir arkadaş kısa bir süre sonra ikinci çocuğunu doğurdu. O zaman genel müdürünün tavrı “bu ne ya, bu kız da kedi gibi yavruluyor” şeklinde olmuştu. Şimdilerde tüm bekarlar evlendi ve birer, ikişer çocuk sahibi oluyorlar. Bir şekilde, en az 6 ay evde kalabiliyorlar ve bunu bir norm olarak kabul ettirmiş gözüküyorlar. Hiçbir terfilerinden de mahrum kalmıyorlar. Ben de üzülüyorum bu çifte standarta. O zaman işyerinde çok acemi olduğum için kanuni yollara başvuramadım. Ayrıca kariyerimin çok başında çalıştığım işyeriyle kavgalı olmak da istemedim. Ancak aradan geçen bunca zamana rağmen hala çok sinirleniyorum o zamanları düşündükçe.

  2. Bir de şunu eklemek istiyorum. Bu arada bir sürü askere giden arkadaş da oluyor. Onlar da nereden baksanız 6-7 aylarını askerlikte geçiriyor. Onlar askere gitmeden önce verilen her işi gayet güzel “ben askere gidiyorum da şimdi zaten bu iş yarım kalır, ben yapmayım” gerekçesiyle çok rahat geri çevirebiliyor, döndüklerinde de bir süre “askerden yeni geldim, alışayım” diyerek oyalanabiliyorlar. Nereden baksanız 1 seneyi bu şekilde geçirebiliyorlar. Haksızlık bu!!

  3. vuslat
    yazdıklarını içim acıyarak okudum. ben çalışmayan bir anneyim ama simge’nin bu girişimini inanılmaz destekliyorum, takdir ediyorum. yazın bunları lütfen. hem de her platformda yazın. basında, orda burda duyurmak için elimden ne gelirse yapacağım.

  4. elif kusura bakma kendi blogum gibi cevap yazdım ama hakkaten çok etkilendim:)

  5. Sanırım bu konuda şanslı az sayıda kadından biriyim. Amerikan şirketinden çalışmam nedeniyle ve bayan yoğunluklu bir şirket olması nedeniyle yukarıda bahsi geçen hiç bir problemi yaşamadım.Şirkette her daim hamile bir bayan var :). Hamileliğimin 6 ayında terfi oldum, doğum izni süresince kesintisiz maaşımı aldım,doğum iznine ek olarak birikmiş yıllık izinlerimi kullandım, birde üstüne 2 ay evden çalışarak oğlumu 8 aylıkken bakıcısına bıraktım. 1 yaşına gelene kadarda süt iznini 1 gün olarak şekilde cumaları kullandım.Ama bizde de doğum iznini bile kullanmadan 30 gün sonra işe başlayanlar var yok değil!!! Bu nedenle başka eksikler görsemde bu şirketten ayrılamıyorum kısmet 2.de burada yapayım ne olur ne olmaz … yaşananları görünce

  6. Gercekten bunlar hep haksizlik:( Ben gebe oldugumu ogrenir ogrenmez isverenle konusupayrilma kararimi bildirdim. Yerime yeni bir ogretmen buldular; cocuklar & veliler alisana kadar birlikte oldum. Ayrildiktan sonra da bir kac ziyaret yaptim ve Alpi 18 aylik olana kadar evde idim. Cogu arkadasim; hem de cocuklarla bu kadar icli disli olunan baska meslek olmadigi halde-bir de doktorluk var-; hem hamilelik hem de dogum sonrasi surecte benzer problemler yasadilar. Aylik muayenelerde; daha da fecisi acil durumlarda sinifi teslim ederken bile hem yuzlerine soylenildi hem de arkalarindan konusuldu! Hem isveren hem de diger ogretmen arkadaslari tarafindan zor durumlarda birakildi. Benim yuzume karsi birsey soylenmedi dogum sonrasi. Bununla birlikte arkamdan car car edildigine eminim. Umarim duzenlemeler hamilelik & dogum sonrasi donemi yasayan bayanlar icin uygun hale getirilir.

  7. Bende devlet kurumunda muhendis olarak caliisyordum, burada master yapinca bana donemlik izin hakki verdiler(ki bu konuda minnettarim) okul donemi ucretsiz isinle burada yaz donemi isimdeydim bu sekilde iyiydi, normalde Aralikta bitmesi gereken masterim bitmedi, hamilelikte eklendi bende hamileligimdeki bazI sIkintilar, domuz gribi, ve okyanus asiri yolculuk kaygilarimdan dolayi gidemedim ancak doktorum doguma kadar hamilelik komplikasyonlarindan dolayi ucakla seyahati uygun degildir seklinde bir rapor yazdi, konsolosluk muhurledi, cevirisini yaptim dilekcemle yolladim, ve kabul edilmedi, raporu begenmemisler niye ucamiyormusum ama bu bana sifai soylendi raporu degistir diyen olmadi, disipline vermisler is basi yapmadim, diye simdi nerdeyse iki ay olacak savunmami yapmam icin sonucu bekliyorum, ya ben zaten istifa etmeyi goze almistim ama bu sekilde bir tavir umursamazlik zoruma gitti, is akdimin bu sartlar altinda fes edilmesi cok aci ortada keyfiyat degil mecburiyet var, ben Turkiyedeki gibi heyet raporu nerden bulabilirim ki!

    ne biliyim hadi ben gozlerine battim bir sekilde, master falan zaten uzakta performans dusuk , hazir raporunda da eksiklik bulmusken niye kabul edelim ki dediler yani henuz tam sonucu bilmiyorum ama en kotu ihtimal isten cikarilmam ama kurumda dogum sonrasi devam edecegi kesin olanlara yapilanlar, sut izninde sorun cikarmalar, birde mudurler laf cakarlar ya bayanlardan bekarken performans aliyorsun evlenince hele bide cocuk varsa daha da toparlanamiyorlar gib laflar ediyorlar!!!!

  8. Elif; çok çok çok teşekkürler desteğin için! Sayende blog daha da hızla yol alıyor!

    Vuslat; sen yazınca benim de dikkatimi çekti blogun özel sektörde çalışan gebeler için daha ağırlıklı olduğu. Sanırım bunda kamuda çalışan anne adayları ve annelerin nispeten rahat olduğunun düşünülmesinin etkisi var. İzin verirsen bu yazını yayınlamak ve kamuda çalışan annelerin sıkıntılarına da dikkat çekebilmek isterim. Bana calisangebe@yahoo.com adresinden ulaşabilirsin.

    Hülya; desteğin için şimdiden teşekkürler. Ne kadar çok kişi olursak o kadar kuvvetli olacağız!

    Kaymaçina; şartlarının bu kadar rahat olmasına inan çok sevindim! Böyle şirketlerin olduğunu bilmek beni yüreklendiriyor! Blogda böyle güzel bir deneyime de yer vermeyi çok isterim.

    ElfAna, Shero ve Kaymaçina deneyimlerinizi paylaşmak konusunda bana maille ulaşabilirsiniz. Paylaşabilirsek çok sevinirim.

    Ve tekrar Elif; blogunu işgal ettiğim için çok özür dilerim! Tekrar çok teşekkürler 🙂

  9. VUSLAT – bu anlattıkların çok, çok sinir bozucu! Hülya’nın de dediği gibi bunları mümkün olan her platformda paylaşmak lazım, Simge’ye de mutlaka gönder bence….

    HÜLYA – Ne demek, kendi blogun gibi kullanabilirsin 🙂 Tabii ki yaz, herkes yazsın diye yer verdim zaten.

    SİMGE – Faydam dokunacaksa ne mutlu bana…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: