Çocukla uzun süreli uçak yolculuğu

14 aylık Deniz, İstanbul-New York uçağında uyuyor.

Deniz Oğlum şu ana kadarki 3 küsur senelik ömrü hayatında neredeyse benim 33 küsur senelik hayatımda olduğu kadar uçağa bindi. Üstelik bunların önemli bir kısmı da okyanus ötesi uçuşlardı.

Böyle olunca ben de çocukla uzun süreli uçak yolculuğu yapma konusunda oldukça deneyim edinmiş oldum. Nitekim, Deniz’le ilk olarak 2 aylıkken Amerika’dan döndük. Sonrasında da 6 aylıkken, sonra 14 aylıkken, daha sonra iki yaşındayken Amerika’ya gidip geldik.

Her seferinde de farklı tecrübelerim oldu:

Deniz küçükken: Deniz iki aylıkken yaptığımız (Türkiye’ye dönüş) yolculuğu herhalde en kolay seyahatlerimizden biriydi. Deniz zaten ipek böceği kıvamındaydı. Tek istediği meme emsin, altı değişsin, uyusundu. Biz de aynen öyle yapmıştık. Yanıma pompamı da almıştım, hatta uçağın tuvaletinde süt sağdığımı hatırlıyorum. Kalkışta ve inişte meme vermek çok önemli olmuştu.

Deniz hareketliyken: Deniz emeklemeye ya da yürümeye başlayınca yanımızda oyalayıcı oyuncak olması ve uyanık olduğu saatlerde uçağın içinde hareket etmesine izin vermemiz işimizi çok kolaylaştırdı. Dizlerini örten, alt değiştirme sırasında kolaylık sağlayacak rahat bir tulum giydirerek koridorlarda emeklemesine, yürümeye çalışmasına imkân kılmak bizi fiziksel olarak yorsa da Deniz küçücük bir koltukta kısıtlı kalmadığı için başa çıkmamız çok daha kolay oldu.

Deniz koştururken – İki yaşından itibaren Deniz’i kendi koltuğuna oturtmak zorunda kaldık (ve evet, kendimiz için ödediğimiz bilet parasının neredeyse yüzde 70’ine varan fiyatlarda ona da bir uçak bileti almak durumunda kaldık!). Ancak her ne kadar kendi koltuğu olsa da Deniz yine de koşturmak, hareket etmek istedi. Şanslı olup da yeni model uçaklara denk geldiğimizde her koltuğun arkasında bir sürü kanaldan seçebileceğimiz çeşitli çizgi filmler olması yolculuğu büyük ölçüde kolaylaştırdı.

***

Detaylara gelince, daha önce yazdığım Çocukla Kısa Süreli Uçak Yolculuğu başlıklı yazıdaki hemen her şey uzun süreli yolculuklarda da geçerli. Onlara ek olarak şunları göz önünde bulundurmalı:

  • Bebek yatakları: Uzun mesafeli uçuş yapan birçok uçakta uçağın büyüklüğüne göre en az iki tane bebek yatağı oluyor. “Bassinette” denilen bu bebek yatakları kalkıştan sonra genellikle bölümleri ayıran separatörlerin duvarına takılıyor, inişe kadar da orada kalıyor. Hele de bebeğiniz iki yaşından küçükse (ve dolayısıyla kendine ait bir koltuğu yoksa) ve uçuş sırasında çoğunlukla uyuyacaksa o zaman bu yataklardan edinmenizi tavsiye ederim. (Çocuk uyumazsa bu minik yatakların pek bir faydası olmuyor, çünkü yeriniz boşu boşuna kısıtlanmış oluyor.) Yataklı koltuklardan birine denk gelmek için yapmanız gereken rezervasyonunuzu yaptırırken bebekle seyahat ettiğinizi ve bir bebek yatağına ihtiyacınız olduğunu söylemek. Ancak bu maalesef garantili olmuyor; havaalanına gittiğinizde siz daha önceden böyle bir talepte bulunmuş olsanız da yatağı sizden önce gelen bir başka bebekli yolcuya vermiş olabiliyorlar! Dolayısıyla sadece talepte bulunmakla yetinmeyin, uçuştan önceki günlerde en az bir iki kere daha arayıp mutlaka teyit edin. Check-in yaptırırken de yine görevlilere bebek yatağının olduğu koltuklardan istediğinizi hatırlatın. Ve şansınızın yaver gitmesini bekleyin.Bebek yataklarıyla ilgili aklınızda bulunması gereken bir şey daha: Yatakları yaştan ziyade kiloya göre veriyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam genellikle 10 kiloluk (yaklaşık 20 pound) bir sınır var. Çocuğunuzu orada kantara koyup da tartmıyorlar, dolayısıyla çocuğunuz 10 buçuk kilo ağırlığındaysa siz 500 gramını atabilirsiniz.
  • Bebek taşıyıcısı: İster kanguru, ister sling kullanın, bebeğinizi asıp ya da içine koyup gezdirebileceğiniz taşıyıcılar uçağın içinde çok işinize yarayabiliyor. Özellikle de aktarmalı uçuşlar yapıyorsanız bu tür bir taşıyıcı aktarmalar sırasında kurtarıcı nitelikte oluyor.
  • Bebek arabası: Bazı hava yolu şirketleri, seyahat sırasında eliniz ayağınız haline gelen pusetleri anlaşılmaz bir sebepten ötürü aktarmalar sırasında size teslim etmeyebiliyor. Bu, özellikle de bebeğiniz ya da çocuğunuzla yalnız seyahat ediyorsanız çok ciddi bir problem olabiliyor. Nitekim 3-4 saat bekleyeceğiniz havaalanında, bebeğiniz henüz yürümüyorsa, sürekli onu kucağınızda taşımak, bir yandan kendi çantanıza ve bebeğin bakım çantasına, montunuza, yanınıza aldığınız dergi, kitap, vesaire gibi eşyalara sahip çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Hele de tuvalete girmek istediğinizde bebeği ne yapacağınızı şaşırıyor, onca tanımadık insanın olduğu bir mekânda kimseye emanet edemiyorsunuz. Peki, ne yapmalı? Öncelikle aktarmalı uçuyorsanız havayolu şirketinin bu konudaki uygulamasını öğrenmeli. Pusetler ne zaman teslim ediliyor? Bagajla birlikte mi, uçağa binmeden hemen önce uçağın kapısında mı? Uçağın kapısında teslim alıyorlarsa çoğu zaman uçaktan çıkarken pusetinizi sizi beklerken buluyorsunuz. Ancak bundan mutlaka emin olmalı… Eğer aktarmada pusetinizi size vermeyeceklerse ya bir bebek taşıyıcısı edinmeli, ya da -çocuğunuz kendi kendine oturabiliyorsa- bavulları yerleştirdiğiniz alışveriş arabası tipli arabalardan almalı. Çoğunun önünde çocuğunuzu size dönük oturtabileceğiniz bir yer oluyor. Bu konuda indiğiniz havaalanı görevlilerinden de yardım istemekten çekinmeyin.
  • Eğlencelikler: Taşınabilir DVD çalarları biz hiç kullanmadık, ancak birçok anne-babanın uçak yolculuğunda bu şekilde rahata erdiğine şahit oldum. DVD çalara yatırım yapmak istemez ve iPhone ya da iPod sahibiyseniz bu cihazlara yükleyeceğiniz filmler de aynı oyalayıcı işlevi görüyor.  Bazı yeni uçaklarda da her koltuğun arkasında bir ekran, ve bir sürü çizgi film seçebileceğiniz bir menü oluyor. Ancak bunun garantisi olmadığı için hazırlıklı olmakta fayda var.Bize genelde kitap, oyuncak, puzzle, kalem-kâğıt ve türevleri yeterli geldi. Özellikle de içine su doldurulan kalemiyle özel tahtasına çizim yapılan Aquadoodle resim defteri (yanda) bizim çok işimize yaramıştı. Hala da yolculuklarda yanımıza alırız. Ben bunu Amerika’dan almıştım ama daha sonra Türkiye’de de rastladım.
  • Kılık-kıyafetler: Mevsim her ne olursa olsun uçakların içi genellikle oldukça serin oluyor. Eğer çocuğunuz hala bezliyse yolculuk sırasında uçağın sıkış tıkış tuvaletlerini sıklıkla ziyaret edeceğiniz için dar alanda bez değiştirmeye elverişli kıyafetler giydirin. Yanınıza normalden daha fazla kıyafet, bez, ıslak mendil ve battaniye alın.
  • Uyku saati: Her türlü yolculukta uçuşları mümkünse çocuğun uyku saatine göre ayarlamak çok işe yarıyor. Bu, Türkiye’den çıkışlarda daha az denk düşüyor, ancak özellikle Amerika’dan Türkiye’ye uçuşlar genellikle gece uçuşu olduğu için işiniz bayağı bir kolaylaşıyor. Uçağa bindiğiniz zaman her koltukta sahibini bekleyen bir adet yastık ve battaniye oluyor. Bunlar genellikle temizlenmiş olduğu için yetişkinler rahatlıkla kullanabiliyor, ancak bebeğiniz için kullanmaktan çekinecek olursanız yanınızda özellikle de yastığın üzerine örtebileceğiniz bir örtü olsun. Özellikle de penye battaniyeler bu durumda çok işe yarıyor.Uçağa biner binmez hosteslerden mümkünse fazladan battaniye ve yastık isteyin. Sonrasında kalmayabiliyor. Bu yastıkları biz bebek yatağının içine sererek daha yumuşak hale getiriyorduk. Deniz’in büyüyüp yatağa sığmadığı ve koltukta uyuduğu zamanlarda da yine koltukların üzerine sererek daha rahat ve temiz bir uzanma mekânı sağlıyorduk. (Bkz. yukarıdaki resim)
  • Yer seçimi: Kısa süreli (ve dolayısıyla uçağın çok yükselmediği) uçak yolculuklarında pencere kenarında oturmak büyük çocuklar için eğlenceli olabiliyor. Ancak yolculuk uzun sürecek, okyanus ötesi olacak ve dolayısıyla pencereden bakıldığında boşluktan başka bir şey görülmeyecekse çocukla seyahat ederken pencere kenarında oturmak hem siz, hem de yanınızdaki yolcular için işkenceye dönüşebiliyor. En doğrusu koridor kenarında bir koltuk ayarlamak.
  • Yanınızda mama taşımak: Bebek maması taşımak konusunda havayolu şirketiyle önceden konuşun. Kimisi toz mamalara izin vermekle beraber açılmamış bile olsa kavanoz mamalara ve sağılmış anne sütü de dâhil olmak üzere sıvılara izin vermeyebiliyor. Şunu da akılda tutmak lazım: bu konudaki uygulamalar havaalanından havaalanına, ve sıklıkla değişiyor. Dolayısıyla “Evet, mama taşıyabilirsiniz” demelerine rağmen havaalanında sürprizler karşılaşmanız mümkün.
  • İkizlerle ya da birden fazla çocukla yolculuk – Birçok havayolu şirketinin iki bebekle tek ebeveynin seyahat etmesine izin vermediğini duydum. Uçmadan önce havayolu şirketiyle teyit etmek lazım.
  • Çocuğunuzu hazırlamak: Çocuğunuz anlayacak yaştaysa onu yolculuğa hazırlamanız önemli. Biz Deniz’e, hele de anlamaya başladığı yaştan itibaren, “Birkaç gün sonra uçağa bineceğiz. Önce havaalanına gideceğiz, bavullarımızı vereceğiz, sonra büyük uçağa bineceğiz, …” diye ballandıra ballandıra anlatırdık. Böylece dört gözle beklerdi yolculuğu. Sonradan ona bir de minik bavul edindik. Şimdi kendi eşyalarını kendisi hazırlıyor (!), havaalanında bavulunu kendisi çekiyor, böylece sürece dâhil hissediyor.Çocuğunuza havaalanında neler beklemesi gerektiğinden (eşyalarının X-Ray’den geçeceği) tutun da, (Amerika’dan uçuyorsanız) ayakkabılarını çıkarması gerekeceğine kadar fikir vermeye çalışın. Deniz daha önceki uçuşlarında Mumu’yu X-ray cihazına teslim etmek konusunda zorluk çıkarıyordu, ancak sonradan alıştı.
  • Hazırlıklı olmak: Belki de en önemli madde bu… Yolculuk beklendiğinden uzun sürebiliyor. Yeri geliyor, uçağın içinde bile saatlerce bekletildiğiniz olabiliyor. Böyle durumlar için hem donanımlı olmak (yeterince, hatta fazlasıyla oyuncak, bez, mama, vesaire) hem de mümkün olduğunca serinkanlı olmaya çalışmak gerekiyor. Uzun uçak yolculukları, çocuklar olmasa bile yeterince yorucu… Bazıları kafayı vurup bütün yol boyunca uyurken, bazısı bütün yol gözünü kırpmadan oturabiliyor.Çocukla seyahat eden ebeveynlerin uyuması, hele de tek başınıza seyahat ediyorsanız, pek söz konusu olmuyor. Çocuğunuz uyusa bile siz “düştü mü”, “uyandı mı”, “yerinde mi” gibi şüphelerle bir gözünüz açık, dinlenir gibi yapıyorsunuz. Dolayısıyla öncesinde mümkünse dinlenmiş ve uykunuzu almış olmanız önem taşıyor.

Bunlar benim tecrübelerim. Her zamanki gibi paylaşımları bekliyorum, eminim başka deneyimleri olan anne-babalar da olmuştur.

Yakında: “iki çocukla beraber uçak yolculuğu”!


Bu da ilginizi çekebilir: Çocukla kısa süreli uçak yolculuğu

Reklamlar

8 Yanıt

  1. Merhaba Elif,
    Biz de kizim dogdugundan beri surekli ucar haldeyiz. Ozellikle tuvalet egitimi sirasinda ucarken portatif lazimlik (Potette Plus) cok isimi gordu. Bazen tuvalet kuyrugu oluyor ya da oturdun yer tuvalete yakin olmayabiliyor. Cocugu saat basi tuvalete tasima ya da yetistirme stresinden kurtulmus oldum. Hem de o daracik tuvaletlerde binbir sekle girerek cocugu etrafa degdirmeden tuvaletini yaptirma derdi olmuyor. Aslinda ucarken degil her zaman her turlu seyahatte , oturak olarak da kullanilabildigi icin heryere giderken tasidigimiz bizim icin olmazsa olmaz bir urun su anda.
    http://www.joker.com.tr/urun.aspx?stkID=14116

  2. Biz de bebekle seyahat konusunda deneyim epey bir kazandık. 13 aylık İdilim bugüne kadar 14 uçak yolculuğu yaptı. Genelde 2-3 saatlik uçuşlardı. Deneyimlerim Elif ile ayni.

    Ek olarak mümkünse yogun is saatine denk gelmeyen saatlerde uçun. Böylece uçağın boş olması ihtimali artıyor. Eğer pusetinize araba koltuğu da (maxi-cosy) takılabiliyorsa ucakta fazla yer olmasi durumunda bebeğinizi orada oturmanıza izin veriyorlar. Şimdiye kadar sadece bir kere İdil kucağımızda seyahet ettik.

    Diğer bir tüyo ise on-line check in yaptırırıken pencere ve koridor koltuklarını almak. Uçak boşsa genelde ortanıza kimseyi oturtturmuyorlar. Kazara birisine verilmişse yer, canı gönülden başka bir koltuğa geçmeyi kabul ediyor:-))

    Biz şimdi araba yolculuğu denemelerine başlıyoruz. Brüksel*de en uzak mesafe arabayla yarım saat olduğu için şimdilik araba gezileri bir saati geçmedi. Haftaya ilk defa 4-5 saatlik yolculuk var, bakalım nasıl geçecek.

  3. Biz de oğlum doğduğundan beri yurtiçinde uçuyoruz ve genel olarak aynı deneyimleri yaşadım.

    Tek sorun bebekli bir yolcunun cam kenarı haricinde başka bir koltukta oturamaması oldu.Online check-in yapsanız bile size koridor yada orta koltuğu rezerve ettirmiyor sistemleri.Çok sıkıntılı ve hareket delisi bir oğlum olduğu için son yolculuklarda epey zorlanmıştım.

  4. Merhaba blogcuanne, oglunuz 2 aylikken Amerika’dan Turkiye’ye ucmussunuz. Biz de bebegimiz 2 aylik oldugunda Turkiye’ye ucacagiz, 2 aylikken yapilan asilarini yaptirip mi yola cikmistiniz? Degilse asilardan sonra ne kadar beklediniz? Bu konuda baska sorularimi size ozelden de e-posta ile sorabilir miyim? Tesekkurler,

    Sevgiler.

  5. BEGUM, MELTEM, PINAR – Teşekkürler yorumlarınız için…

    PERİ – Evet, biz Deniz’in aşılarını yaklaşık 6 haftalıkken yaptırdıktan sonra yola çıkmıştık. Bana blogcuanne@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

    Sevgiler…

  6. Henüz kızıma hamileyim ve muhtemelen 1 yaşına gelmeden Amerika’ya gideceğiz. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim, çok faydalı oldu. =)

  7. Merhaba,
    Esim pilot ve ucak yolculuklari dahil 5 gunlugune Newyorka gidiyor. Biz de ona eslik etmek istiyoruz Cunku malum evde cok bunaldim. Orada 2.5 gun gecirecegiz. Bebegim 5 aylik ve saat farki konusunda oldukca endiseliyim uykusu ve beslenmasi konusunda nasil bir yol izlemeliyim bilmiyorum. Deneyimlerinizi paylasirsaniz sevinirim..Tsk.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: