Sağ ve de salim

Derin, uçakta verilen bebek yatağında uyuduğu nadir anlardan birinde...

Geldik. Döndük. Bitti. Oh…

Zordu. Çok zordu. Ama iki küçük çocukla yolculuk yapmak değil. Kolikli bir bebekle yolculuk yapmak çok zordu.

Durmadı. Neredeyse 10 saatlik yolculuğun ilk yedi saatinde toplamda bir saatten fazla uyumadı. Bebek yatağında yarım saatten fazla yatmadı.

Zaten uçak bir saat geç kalktı. Bir saat boyunca kemerlerimiz bağlı bir şekilde pistte gezinip durduk. Yerimizden kalkamadık. Derin sıkıldı. Sıkıldıkça ağladı.

Nefret ediyorum bu yüzden JFK havaalanından. Güya dünyanın en gelişmiş şehirlerinden birinin, en büyük havaalanı. Check-in yaptığımız kontuarlar sanki baraka misali. Havalandırma bile çalışmıyordu. İnsanlar suratsız. Bebek yatağı istiyoruz dedik, en arka koltuğu vermişler bana. Neyse ki check-in’de karşıma çıkan görevli değiştirebildi.

Uçak yine eskiceydi. Öyle her koltukta TV falan hak getire… Bu sefer hostesler daha iyiydi. Daha genç, daha güler yüzlü, daha yardımcı.

Deniz çok usluydu yine. Zaten ilk birkaç saat Disney’s Cars‘ı seyretti, hipnotize olmuş bir şekilde. Sonra da uçağın tekerlekleri yere değinceye kadar uyudu.

Derin direndi. Oturmamı istemedi. Yürüyeyim istedi. Saatlerce sling’de Derin, uçağın koridorlarını arşınladım. Yolcuların kâh meraklı, kâh sevgi dolu, kâh acıyan, kâh tasvip etmeyen bakışları arasında yürüdüm, durdum.

Bir iki kez sling’de uyuyakalınca yatağına koyayım dedim. Koyduktan beş dakika sonra uyandı. Bir seferinde onu koyduktan sonra yerime oturunca ben sızmışım. Birkaç dakika içinde… Rüyamda uzaklardan bir bebek sesi duyuyorum. Derin mi, değil mi derken ağzım açık bir şekilde, horlamaya ramak kala uyanıverdim. Bir baktım Derin önümdeki yatakta ağlıyor, yanımdaki adam da bir bana, bir ona bakıyor. Güldüm halime. Çocuk ağlıyor, ben ağzım açık uyuyorum. Kendimden geçip sızdığım her halimden belli.

Son iki buçuk saat artık koyverdi Derin. Oturmama izin verdi. Bu sefer iyice dalana kadar riske atıp slingden çıkarmadım. Artık pelte kıvamına gelince yatağına koydum. Bir saat kadar uyudu. O zaman da ben uyuyamadım. Yorgunluktan, üşümekten, her neyse uyuyamadım işte.

Deniz, uçaktan çıkışta bir elinde Mumu'su, bir elinde kendi valizi, annesine yardım ediyor

Uçaktan çıkarken arkamda oturan, yaklaşık 4-6 yaşında iki kızıyla seyahat eden bir anne “İyi idare ettiniz” dedi.

Birkaç Amerikalı tip “Good job!” diyerek takdirlerini (!) bildirdiler.

Bir başkası You were traveling alone with two young kids? Wow!” şeklinde şaşkınlığını belirtti.

Bir diğeri “Vallahi bravo. Hiç sesi çıkmadı çocukların” dedi.

Uçakta “günün konusu”ymuşuz kısacası. “İki küçük çocuğuyla seyahat etme cesaretini (!) gösteren, onları ağlatmamak adına birini oyalarken saatlerce uçağın koridorlarını arşınlayan anne kişi”

***

İki anekdot:

(1) Uçaktan inip de pasaport kontrolüne giderken Derin okkalı bir şekilde kaka yaptı. Altına, üstüne geçmesin diye tuvalete yürürken güvenlik görevlisi olduğunu sandığım bir bayan koşarak yanıma gelip “Hanımefendi… Şey… Arkanızda… Kan var!” dedi. Bir yandan böyle bir şeye imkân vermesem de “Hayırdır inşallah” diyerek tuvalete koşturdum. Meğer uçakta hapur küpür götürdüğüm çikolata parçalı kurabiyelerin çikolatalarından biri eriyip eşofmanımın üzerine yapışmış. Kan olmasından daha utanç verici bir durum!

(2) Tuvalette bir yandan Derin’in altını değiştirip bir yandan da “Oh be! Bitti vallahi!” diye sevinirken Deniz çişinin geldiğini söyledi. “Git yap anneciğim” dediğimde itirazsız, tuvaletlerden birine girdi. Bir yandan konuşuyorum onunla, ama kapıyı kilitlediğini fark etmedim. İşini bitirip de çıkmaya çalıştığında kapıyı açamadı, içeride kilitli kaldı. Hoppalaaa! Buraya kadar olaysız geldiydik halbuki?! Tuvaletteki görevli anahtarla açmaya çalıştı. I-ıh… Kilit bozuldu! Bir yandan Derin’i toparlamaya çalışırken bir yandan da Deniz’le konuşup, oyalamaya çalışıyorum korkmasın diye. Neyse ki sakin… Bir başka görevliyi çağırdık. Deniz’e klozetin üzerine çıkmasını söyledik. Görevli yandaki tuvalette bir yerlere tırmandı, kapının üzerinden sarkıp Deniz’i tuttu. Tam Deniz havadayken diğer görevli kapıyı açabildi.

Kıssadan hisse: Çocuğun kendi ihtiyacını karşılayabilecek kadar büyümüş olması tuvaletin kilidini açabileceği anlamına gelmiyor. Demek ki ne öğretecekmişiz çocuğumuza? Tuvalete girdiğin zaman kapıyı kilitleme…

***

Öyle, böyle derken atlattık, geldik evimize. Saat şu an akşam 10 buçuk. Derin henüz gece uykusuna geçmedi. Deniz bir güzel uyumuştu, az önce “sabah oldu, anneannenin yanına gidicem” diye uyandı. Şu an Derin kucağımda, sling’de uyumaya çalışıyor. Deniz odasında anneanneyle kitap okuyor. Bakalım nasıl geçireceğiz bu geceyi…

Bir arkadaşım bu jetlag olayının, kaç saat değiştiriliyorsa o kadar günde atlatıldığını söyledi. Yani şimdi biz 7 saat ileriye geldiğimize göre 7 gün mü sürecek bu sefalet?

Onca sene Amerika’da yaşadım, bu gerçeğe dikkat etmedim. Ama şimdi düşünüyorum da, oraya gittiğimde de, buraya geldiğimde de bir haftadan önce atlatamazdım sersemliği. Neyse ki çocuklar yetişkinlerden daha kolay alışıyor. Göreceğiz bakalım.

***

Özledim yazmayı. Yeni gün başlasa da rutinime dönsem…

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

19 Yanıt

  1. Hoşgeldiniz..Kıymam ya kıyamam ya diye diye okudum.. Tam yine de başarmış bravo derken tuvalet olayı..Ancak film senaryosu olsa bu kadar talihsizlik olur.. Ben olsam çoktan oturup ağlamıştım sinirden.. Siz o yorgunlukla bir de muhteşem bir yazı döktürmüşsünüz..Vallahi bravo..

  2. hosgeldiniz 🙂

  3. Blogcu Annem, hoşgeldiniz. Çok çok iyi idare etmişsin tebrik ediyorum. Geçen hafta ben de yaklaşık 1’er saatlik uçuşlar yaptım çocuklarla ve senin dönüş yolunu düşündüm hep. Kendi kendime bir saatlik yol diyerek teselli ettim, uyumayıp mızmızlıklarını…
    Tuvalette benim kızım da kalmıştı bir AVM de , katılıyorum, kilitlememe öğretilmeli

  4. Hosgeldin 😉

  5. hoşgeldiniz,ayy kendim yaşamış gibi okudum,kızım bebekken yaptığım kabus uçak yolculukları hatırladım,inene kadar ağlar benimki ve sürekli gezdirilmek ister,hala da öyle ve önümüzde yapacağımız çokca uçak yolculuğu var 🙂

  6. Ooh ben de rahat bir nefes aldim sizin adiniza. Cok zor bir durumda cok iyi is cikartmissin bence de Elif… Iyi ki yaziyorsun, deneyimlerini paylasiyorsun. Ben de kendimi bu durumlara hazirlayayim bizim buyuk seyahatten once, minicik bebeyle hicbir sey toz pembe degil demek ki… Kucak dolusu sevgiler.

  7. aklimdaydiniz valla naptilar diye… Ben basima gelen saymak istemedigim cesitli sebeplerle JFK ve Delta ikilisini oldugu yolculuklari yapmamaya calisiyorum. Delta’nin JFK ucuslarina cok uyduruk ucaklar veriyorlar, gumruk felaket bir oda, basik eski, bir de cok az insan calisiyor.
    THY terminali cok cok daha iyi ve ferah…
    Tebrik ediyorum yine de sizi, ucuz atlatmissiniz…

  8. Hosgeldiniz:) ben de yazin Derin’le yalniz gidip geldigimde cok takdir gormustum, Turkiyede her goren ‘bravo’ demisti:) bizim de tuvalete girip cikmalarimiz cok komikti, kucucuk yer, gulme krizi tutmustu beni bir seferinde:))) aman cok sevindim atlatmissiniz, evinize kavusmussunuz:) cok iyi idare etmisssin… ohh evim evim guzel evim, tekrar hosgeldiniz!

  9. Tanrım bende 40 günlük bebekle nasıl Bodrum’a gidicem diye soylenip duruyodum. Üstelik yanımızda baba da olcak. Artık söylenmiyorum:?!!!

  10. çok şekersiniz… sizi seviyorumm…
    geçmiş olsun…
    yaşasın THY 🙂

  11. Hoşgeldiniz, uzaktan davulun sesi hoş gelir derler ama okuduğum zaman gerçekten çok iyi idare etmişsin gibi geldi bana 🙂 Bu zorluğun üstesinden gelmişsin bence sen 3. de doğurup tüm zorluklara meydan okuyabilirsin 😀

  12. Hoşgeldin Elif. Gerçekten de büük başarı ve cesaret onca yolu 2 çocukla tek başına yapmayı göze almak. Artık biraz dinlenmeye çalış.

  13. Deniz’in valizini çekerken çetiğin fotoğraf ne kadar güzel, bayıldım…

    Çok geçmiş olsun 🙂 Hoşgeldiniz!

    Sevgiler, Başak

  14. Elif hoş geldiniz. Bravo valla. 7 saate-7 gün olayı tarafımdan daha doğrusu Koray tarafından iki ay önce onaylandı. Gerçekten de ilk 6 gece kabustu. Gün içinde her şey düzeninde giderken, gece uykusuna yattıktan iki saat sonra uyanıyordu. Tekrar uyutmak için 2-3 saat uğraşıyordum. 7. günün akşamı normal saatinde yatıp, sabaha kalkmadı.
    Kolay gelsin.
    irem

  15. Elif hoş geldiniz. Çok iyi atlatmışsın.
    7 saat-7 gün teorisi 2-3 ay önce tarafımdan daha doğrusu Koray tarafından onaylandı. Ancak 7.gece normal saatinde yatıp sabaha kadar uyanmadı.
    kolay gelsin
    irem

  16. Hosgeldiniz Elif! Well done :))

  17. Bir annenin gücü herşeye yeter!!! Geçmiş olsun, hoşgeldiniz =))

  18. hoşgeldin.
    vallahi eni taktir ediyorum.. büyük bir cesaret işi yaptığın… yakın bir arkadaşım , çocuklarıyla ilgili bir seyehatini anlatırken, ona seni örnek verdim.. bana örnek oluyorsun.. eşim anadolu yakasından avrupa yakasına giderken, geriliyor.. ona da seni anlattım..
    süpersin….
    sevgiler

  19. Teşekkürler, hoş bulduk 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: