Çakma Tanrıça

Bir önceki yazıya o kadar çok yorum geldi ki, her birine tek tek cevap vermektense yeni bir yazı kaleme alayım dedim.

Öncelikle yorum bırakan herkese çok teşekkürler. Endişelendiğiniz, tecrübelerinizi paylaştığınız, derdime ortak olduğunuz, çare bulmaya çalıştığınız, hiçbir şey olmasa da “geçecek be Elif, az sabır” diyerek beni rahatlattığınız için. Uyuyan kuzulardan kimyonlu rezene çaylarına, birlikte uyumanın avantajları/risklerinden gaza iyi gelen ilaçlara, ne güzel tavsiyeler vermiş, ne faydalı önerilerde bulunmuşsunuz. Değme bebek gelişimi kitaplarında yoktur bu anlattıklarınız.

Halimizden haber vereyim:

O yazıyı yazdığım günden beri Derin’le beraber yatıyorum. Gece 11’den önce yatakta yatmak istemiyor, o saate kadar sling’de takılıyor. Sonrasında beraber yatağa yatıyoruz, meme emiyor, emerken uykuya dalıyor. 3’e-4’e kadar (yani yaklaşık 4-5 saat) uyuyor, ki önemli bir ara bu. Uyanıp meme emip genelde kaka yapıp temizlendikten sonra tekrar 6 buçuk 7’ye kadar uyuyor. Tekrar meme emip 1 saat kadar daha uyuyor.

Nasıl, fena bir program değil, değil mi?

Bebeği yanında yatırmak konusu tartışmalı bir konu, evet. Ancak ben bizi mutlu eden başka bir formül henüz bulamadım. Ve şunu fark ettim: Öyle bir yatıyorum ki, değil Derin’i ezmek, ona temas etmemek için -her nasıl oluyorsa- dönmüyorum bile. Dün akşam 11’den 3’e kadar aynı pozisyonda yatmışım, sağ tarafım tutulmuş bir şekilde uyandım.

Hafta sonunu annemlerin evinde geçirmiştik. Koşuşturmacalı bir hafta sonu olmasına rağmen Derin’in sıkıntıları giderek azalıyor gibiydi. Bugün evimize döndük ve annemle anladık: Kolik ya da her ne ise bu, azalıyor. Tamamen geçmedi, ama azalıyor.

  • Bir kere Derin büyüyor. Az da olsa oyalanabiliyor. Oyuncaklara, çıngıraklara tepki vermeye başlıyor. Dolayısıyla dikkatini çekmek (ya da dağıtmak) söz konusu artık.
  • Ben “niye böyle bu çocuk?” diyerek savaşmayı bıraktım. Yorum bırakanlardan Sezen çok güzel söylemiş “enerjini bebeğine uymaya çalışarak harca, akıntıya karşı değil” diye… İşte onu yapmaya çalışıyorum. (Az önce mesela, yatağına koyduğumda söylenmeye başlayınca hiç uzatmadan sling’e taktım. Şu an horlayarak uyuyor)
  • Ve, Deniz’de sıklıkla yaptığımız, bu sefer her nedense ilk başta çok gerekli görmediğim bir uygulamaya döndük: Kimyon. Bitkisel ya da değil, ben de Mylicon, Nurse Harvey’s, ve benzeri gaz ilaçlarına çok sıcak bakmıyorum. Çok araştırmadım açıkçası, ancak yorumlarda da görüldüğü gibi kah işe yarıyor, kah yaramıyor. Her çareyi tüketmiş olup da en son öyle bir seçeneğimiz olsa denerdim sanırım, ama şu an önce sling, sonra da beraber uyuma kombinasyonu bize iyi geliyor. Kaynatılmış kimyonun da rahatlatacağını umuyorum.

Önümüzdeki Cumartesi gününe kadar bu birlikte uyuma olayını sonlandırabilmiş olmayı umuyorum. Nitekim Doğan hala Amerika’da olduğu için yatağın bir yanı boş. Ancak o döndükten sonra hep birlikte uyumak isteyen bir kişi değilim, zaten Deniz de kıskançlıktan herhalde çatlar öyle bir şey yapacak olursak!

Evet, işin bir de bu boyutu var. “Anne Derin’le yatıyor.” Deniz’ciğim, ben canım oğulcuğum, benim tatlı çocuğum, her ne kadar bana bir şey söylemek istemese bile içi içini yiyor. Bana dert yanmaya nedense yanaşmıyor, onun yerine anneannesine söylüyor: “Annem bana kitap okuyordu, sonra benimle uyuyacaktı ama Derin ağladığı için gitmek zorunda kaldı. Derin, Derin, Derin!..”

Ona anlatmaya çalışıyorum: Ben bebekken seninle de yatardım (doğru değil), Derin çok bebek, hep meme emdiği için yanımda yatırıyorum, blaaa blaaa blaaaa… Deniz her ne kadar anlıyor görünse de eminim söylediklerim blaaa blaaa’dan öteye gitmiyor onun için.

Ne zormuş böyle ikiye bölünmeye çalışıp da bölünememek. Derin doğunca kalbimde bir oda daha açıldı demiştim ya, ne olurdu vücudumda iki kol daha, iki bacak daha, oldu olacak, bir ben daha bitiverseydi de her iki oğluma birden yetişebilseydim?

İkinci bebeğimizin de erkek olacağını öğrendiğimizde Doğan bana “Evin prensesi olacaksın” demişti. Vallahi ben hiç prenses falan gibi hissetmiyorum. Fiziğimle koca memeli, koca göbekli ana tanrıçayı bile kıskandıracak kıvamda, ama tanrıçalık kudretinden yoksun olduğu için çoğu zaman işini eline yüzüne bulaştıran, çakma tanrıçayım gibi geliyor daha çok bana…

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

9 Yanıt

  1. Yerim ben boyle cakma tanricayi! Prensessin iste kardesim, alla allaaaa! Birkac aya kalmaz, fistik gibi olursun yine, benim yummy-mummy kuzenim Elif’im.

  2. yazının sonunu da böyle bağlamışsın ya:) çok güldüm çok…
    gerçekten yetememek zor , bazen ben de diyorum günler 35 saat olsa felan diye:) ama elde olanı kullanmaktan öteye geçmedi hiç bu imkansız isteğim:) umarım Elif, vaktimiz bereketli olsun, herşeye yetişebilelim. sevgiler

  3. sevgili elif seni çokiyi anlıyorum, benim eşimde aynısını söylemişti ama zannedersem külkedisini kastedmiş daha prensesliğe terfi edemedim.Umarım sen edersin.

  4. Bayıldım bu ifadeye, ben de çakma anneyim 🙂

  5. Ben de erkek çocuk annesiyim( daha oğlum bebek bu arada ) , ben de ikinciyi istiyorum yazının sonunu okuyunca birden hayal dünyasından kopup gerçek dünyaya geldim , ama en önemlisi bu günler geçecek ilerde keyifli zamanlar başlayacak , başlıyor değil mi ? Yani ben kendime hep öyle telkinde bulunuyorum .

  6. elifciğimn,
    gerçekten işin zor görünüyor. derinin kolik olması zor ve de bunun üzerine abi deniz var. onu kıskanmasını , kırılmasını engellemek.. herşey yoluna girecektir, ama bunun için zaman..
    kimyon olayını destekliyorum. gerçekten ilaçlarının hepsinin etken maddesi aynı vesonuçlar da aşağı yukarı aY

  7. bence de kimyon iyi bir çözüm. inşallah işe de yarar. benim oğlumda prematüre olduğundan ilk zamnalar hep yanımda yatırdım. jherkes epey bir tepki verdi. şimdi yatağını odamıza getirdik. yatağında uyuyor.
    kızkardeşimin iki çocuğu var. ondan da gördüğüm kadarıyla ikinci çocuğa karar vermek ve onu dünyaya getirmek , yeteri kadar seni tanrıça yapıyor. çakma değil bence gerçekten canlı canlı , güçlü bir tanrıçasın…
    seni tnıdığım kadarıyla güçlü bir kadınsın, sadece biraz daha belki zamana ihtiyacın var..
    sevgiler

  8. Ufff haklı eşin sen evin prensesisin:D bizim 3 kızımız var yani eşim evin kralı:D desemde sanırım o kendini dışlanmış hissediyor herşey bayansal bizim evde:D

  9. alemsin,çok güldüm ben de,benim de oğlum ağustos 2006 doğumlu ve ben de kardeş istiyorum oğluma,senin sıkı takipçinim bu yüzden 🙂 bazen cesaretleniyorum bazen korkuyorum yazdıklarından..ama herşeye rağmen yaşamaya değer olsa gerek 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: