“Bu kimin çocuğu?”

Dün akşam bir arkadaşımızın, daha doğrusu Deniz’in en yakın arkadaşının evine yemeğe davetliydik. Deniz’le arkadaşı kudurdular da kudurdular, oynadılar da oynadılar derken bizim oradan ayrılma vaktimiz geldi. Deniz’e her zamanki gibi gerekli uyarıyı yaptım: “Deniz’ciğim, 5 dakika sonra kalkacağız.” O da her zamanki gibi karşılık verdi: “Hayır, 10 dakika.”

“Peki, 10 dakika”.

10 dakika oldu 5 dakika, sonra 2 dakika, derken gitme vaktimiz geldi. Kapıya yöneldiğimiz sırada Deniz ayak diremeye başladı. Sonra bir de baktım ki herkesin şaşkın bakışları arasında bas bas bağıran, ter ter tepinen, ağlayan, zıplayan, ne dediği anlaşılmayan, sadece arada arka arkaya Anneeaaah! Anneeeaaah! nidaları duyulan, salya sümük bir çocuk. “Allah Allah, bu çocuk da nereden çıktı, kim ki bu?” derken bir de baktım ki benim çocuğum! Deniz!

Bu, ilk kez olmuyor. Geçen hafta başka bir arkadaşının evine oynamaya gittiğimizde de eve dönme vakti geldiğinde kelimenin tam anlamıyla kı-ya-me-ti koparmış, kendinden geçmişti. İlk kez böylesine kontrolü kaybedip bana vurmuş, tekme atmıştı. Arkadaşlarının önünde onu azarlamak istemediğim için bu hareketini sineye çekmiş, sonradan bunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmıştım ona, ama işte benzeri yine tekrarlandı.

Deniz’de son zamanlarda ciddi değişiklikler gözlemliyordum. Bugün öğretmeniyle olan ayaküstü bir sohbet sırasında onun da benzer gözlemlerde bulunduğunu anladım:

  1. Oldukça sinirli: Okuldaki arkadaşlarına, oyun grubundaki arkadaşlarına, çocuk parkında oynayan çocuklara karşı sürekli bir öfke var içinde.
  2. Bu öfkeyi fiziksel olarak dışa vuruyor: İtmeler, kakmalar, vurmalar, tükürmeler aldı başını gitti.
  3. Ağlayarak iletişim kuruyor: Bu davranışlarının hemen ardından neden böyle yaptığını sorunca ve bunun yanlışlığını anlatmaya çalışınca ağlamaya başlıyor. Dolayısıyla ona hiçbir şey anlatamadığımız gibi, gerçekten üzüldüğü için mi, yoksa ağlayınca azar işitmekten yırttığı için mi ağladığını bilemiyoruz.

Kısacası, sıkıntı yaşıyoruz.

Ben zaten son zamanlarda “Tanrım yarabbim, iki kız kardeş büyümüş, annesi de üç kız kardeş olan, üstelik etrafı da çoğunlukla kız kuzenlerle çevrili ve dolayısıyla erkek çocuğunun neye benzediği ya da benzemesi gerektiği ile ilgili hiçbir fikri olmayan bu zavallı ben nasıl olacak da iki oğlan çocuğu yetiştireceğim?!” diye merak edip duruyorum. Elime yüzüme bulaştırmaktan korkuyorum. (Bu endişelerim başlı başına bir yazı konusu, ki yazacağım) Bir de üstüne bunlar çıktı.

Deniz’in bu agresifliğini tabii ki Derin’e bağlıyoruz, ben de, öğretmeni de. Deniz, hala Derin’e karşı çok yumuşak, çok sevgi dolu. Seviyor, öpüyor, kucağına almak istiyor, banyoda Derin’in kafasını şampuanlıyor, bir yere giderken “Derin de gelsin” diyor, falan filan. Ancak işte yaşadıkları, hissettikleri herhalde bu şekilde çıkıyor ortaya. Acayip bir maço pozlarında, suratında öfkeli bir ifade, sürekli dert arar şekilde geziyor. Ortalıkta 10 tane aynı oyuncaktan var, bir tanesi bir çocuğun elindeyse, geriye kalan 9 sahipsiz oyuncağı değil, o tek sahipli olanı istiyor, ve almaya çalışmaktan çekinmiyor!

Bu konuya bir şekilde el atmak lazım. Yanlış bir şey yapmaktan korkuyorum. Birilerinin bana “şöyle şöyle yapmalısın” demesine ihtiyacım var.

Önümüzdeki hafta öğretmeni ve okuldaki psikologla bir araya gelip konuşacağız. Gerekirse bir pedagoga da danışmak istiyorum. Deniz’in problemli bir çocuk olduğunu düşündüğümden değil, en doğru yaklaşımın ne olması gerektiğini öğrenmek istediğimden.

Kendimi çok yetersiz, çok bilgisiz, çok kayıp hissediyorum bazen. Beni çok aşıyormuş gibi geliyor insan yetiştirmek. Tam bir şeyleri kotarıyorum zannederken öyle bir davranışta bulunuyor ki çocuğum, hiçbir şey becerememişim gibi geliyor bana.

İşin “benim çocuğum böyle yapmaz” boyutunu geçtim. Ki, benim gibi çocuk yetiştirmeye sanki en doğru bir şekilde yapılması gereken bir projeymiş gibi yaklaşan lüzumsuz mükemmeliyetçilikte bir insan için işin bu boyutunu GEÇEBİLMEK çok önemli bir adım. Doğan hep söyler durur “Deniz’in bazı yanlış davranışlarını kişisel algılama, üzerine alınma” diye. Doğrudur da söylediği. Bazen o kadar doğrusuna saplanırım ki işin, üzümü yemekten çok bağcıyı dövmek önem kazanır. Çok yanlış.

Ama bu durumda öyle yapmıyorum. Deniz oğluma yardım etmek istiyorum. Şu andaki bozuk davranışlarının altında yatan sebebi bulmak istiyorum. Ona sorunca pek bir şey demiyor, muhtemelen kendisi de farkında değil kardeşi olduğu için böyle hissettiğinin.

Önümüzdeki hafta önemli olacak. Bu soruna bir an önce el atmalı, oğluma yardım etmeliyim.


Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

20 Yanıt

  1. Altinda yatan sebep yeni gelen kardes. Ama derdi onunla degil, sizinle. Alistigi ilgi odagi artik ikiye bolundu. Bu yeni duruma alisana kadar boyle.

    Cozumu ise zaman. Zamani gelince duzelecek ve yumush yumush pamuk gibi cocuk olacak.

    Bu arada gecen zamanda sen elinden geleni yap. Ama yarin sabaha Deniz’i yumush yumush yapacak mucize formul yok. Malesef boyle. Onemli olan kurallarinizdan hicbir zaman taviz vermeyin. Fakat cok gerekli degilse de inatlasmayin. Onemli ikinci nokta kardesi kollayin, ona zarar gelmesin. Ucuncu nokta gun ici kisa da olsa belli bir sure Deniz’e birebir ozel vakit ayir. Ona bol bol onu cok sevdigini soyle. Onun yaptiklarini takdir et. Belli bir sure sonra evdeki ilginin tamaminin onun ustune olmayacagina alisacak.

    Ben de Kimilnaz’ dogduktan sonra 1.5 sene kadar once sabir, sonra biraz anlayis, sonra sabir tukenme, sonra anlayis kaybetme, en son zivanadan cikip 1 sene oldu hala alisamadi mi yahu diye aglanma donemlerinden gectim. okumadigim kitap kalmadi. hatta tezi bloga yazacaktim. Sonra bir baktim, “aaaa yumus oglum geri gelmis, kardesi ile mutlu mutlu oynuyorlar”.

    Dedigim gibi onumuzdeki hafta veya bir sonraki aya bu durumlar duzelmezse umitsizligini yitirme. Kurallarini bildigin gibi uygula. Gerekirse buyuk insan gibi al karsina konus.

  2. Merhaba 🙂 Ben de bu filmi görmüştüm demem şaşırtmaz herhalde seni 🙂 Zaten eminim bu postuna yorum hep 2 (ya da daha fazla) çocuklu annelerden gelecektir… Biz de mesela, ameliyata girmem gerekirken acilen, Damla hanımın öğretmeniyle telefonda saatler geçirdik, toplantılar yaptık, onun önerdiği ve tanıyınca çok sevdiğim bir çocuk psikiyatristi ile saatlerce konuştuk. Sonunda çözüldü çok şükür.. Ama zaman çözdü belki de. Hala süper değil, oyuncak meselelerinde mesela. Ama o onuncu oyucağı almak için kardeşine diğer 9 taneden birini teklif edip isterse değişiyorlar, vs vs. Hala sıklıkla bu bizim uyarımızla oluyor. Ama bir yetişkin gibi davranmasını istemek haksızlık olur değil mi, daha o da bebek…
    Dr Gökçin beyin çook mantıklı, beni ikna eden birkaç önerisi vardı (hatta not almıştım), bize çok yol gösterdi istersen sana da anlabilirim… Bir mail at, ararım seni istersen.
    Kolay gelsin, çok sevgiler :)))

  3. Elif, Alpi biliyorsun ki tek cocuk. Fakat gecen seneki tablomuz gozumun onune geldi. Benim gozleledigim tipik bir uc yas cocugu:) Itirazlari, agresif ve sinirli tutumlari, diger arkadaslarinin anlattiklari olabilir, tv ye kacamak bakislar olabilir. Ilgi istedigi muhakkak, yine de kisa bir donem oluyor tum bunlar. Sevgiler.

  4. Freud’a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu?
    Bu kitapta anlattığın tabloya uygun bir kaç kelam vardı.
    Kitabi bilgi de olsa diyordu ki:
    Sen abisin, ablasın, artık büyüdün vs vs gibi çocuğu çocukluktan çıkaracak söylemler
    Hatta ona kardeşinin geldiğini hissettirmeyecek kadar ilgi…
    İşe yaramaz…
    İlgi bölündü ve bir acı yaşıyor
    Acısını fark ettirin
    Acı yaşadığını anlasın
    Duygusuyla yüzleşsin

    sahiplenmek de çocuğun bu acıyı elimine etmeye çalışma yollarından biriymiş…

    ne acaip değil mi?

    Kolay gelsin.

  5. Elif kolay gelsin. Senin kendini yetersiz hissetmenin sana ve ailene hiç bir faydası olmadığı gibi işleri daha da kötüye götürebilir. Eşinin söylediği gibi üstüne alınma, bu evreler illaki yaşanıyor. Benim kızım tek çocuk ve şu anda 2,5 yaşında sanki kızımı anlatıyormuşsun gibi okudum. Daha komşudan çıkarken tepinmeler pek yok ama, vurmalar, tokatlamalar, bağırmalar, uyanır uyanmaz mutsuz, huysuz olmalar, hiç birşey yapmaktan zevk almamalar. İnanırmısın dün yan yana yatarken , kafama o kadar çok vurduki, Eylül yapma canım acıyor dememe rağmen devam etti. O kadar sinirlendimki, yapabildiğim tek şey çaktırmadan ağlamak oldu bu kız niye böyle diye. Arkadaşlarıyla aşağıda oynarken 2.sınıf öğrencisi ablasının gözüne taş atmış. Kız ağla ağla helak oldu. Soruyorum bilerek yaptım diyor, uyumlu bir çocuk dediğim Eylül iyice uyumsuz oldu. Kardeş olsun olmasın bu çocukların hepsi aynı. :)) Sabiha Paktuna Keskin diyorki, kardeşini kıskanması normal. Normal olmayan kardeşine vurması. Kardeşinin resmini yaptırıp sonra da yırttırabilirsiniz ya da sinirini, hırsını yastıktan çıkarttırabilirsiniz diyor. Sabır ve kolaylıklar diliyorum hem sana hem senin nezdinde tüm annelere . :))
    Ayrıca birde Çalışan Gebe Simge ile birlikte tüm annelerin ve yavrularının refahı için yaptığınız Emzirme reformu çalışmaları için teşekkür etmek istiyorum. Elinize emeğinize sağlık.

  6. elifcim Allah kolaylık versin diyorum. bizimki henuz tek cocuk oldugu icin bu tur tepkiler vermesede zaman zaman 2 yas sendromu bizide ofke nobetlerine surukleyebiliyor. bazen kendimi kızıma kelepcelenmis gibi buluyorum. bir odadan digerine gitmek icin bile elimi tutmak icin tepindigi kendini aglamaya zorladığı oluyor. mutlaka altında yatan bir sebep vardır ama ne kendisi bunu basarabilecek kadar buyuk nede biz icinde neler olup bittigini anlayabilecek kadar profesyonelce yaklasabiliyoruz bu durumlarda. ama belki ona arkadasca yaklasan biri (bir pedagog) bu durumlarla basacıkabilmesi icin ona baska secenekleri oldugunu anlatabilir. umarim zaman lehinize isler canım. sen ve meleklerin bana iki cocukla yasama konusundaki ikilemlerimde son derece yardımcı oluyorsunuz. cunku hala emin degilim 🙂

  7. butun bu ofke krizlerini ve bilimum benzer kotu davranisi biz de yasiyoruz, kardes henuz 3 aylık. anlayisli olmakla bu krizlere musamaha gostermemek arasinda cok gel git yasandi bizde de. hala gecmedi, azaldi ama yerine yenileri geldi. mesela soz dinlememe ve umursamama (cunku bunun bizi delirttigini biliyor). yani isin ozu, kardese kafa bozuldugu anda (ki bu birlikte gecirilmis epey “kaliteli” zaman sonrasi bile olabiliyor) bizim kırmızı dugmelerimize basmaya calisiyor. cozum ne, bilmiyorum, en cok pratik anne’nin soyledikleri aklima yatiyor. hayat evde normale dondukce abi de normallesiyor. a bir de derin biraz daha buyuyup deniz’e gulucukler atmaya basladiginda deniz onunla bir bag kuracak goreceksin. abiyi gorur gormez gulmeye ve heyecanlanmaya baslayacak, bu da buyugu cok havaya sokacak, bekle ve gor 🙂

  8. Çocuk „tacını“ kaybederse (?)

    İnsanlığın var olduğundan beri var olan , ve sonsuzluğa kadar var olacak bir sorudur kıskançlık.
    Hele Çocuk doğacak olan kardeşine doğmadan önce hazırlanmamış ise , o zaman durum dahada farklı bir ortam oluşturur.
    Şimdi ne yapabiliriz, nasıl davranabiliriz’ki Çocuğumuzun sağlık durumu bozulmadan , Ailenin yeni üyesini kabul edebilmeli.

    Uzmanlar bu konuda farklı fikirler ortaya atmaktadırlar. Tabii hepsinin bir ortak tarafı mevcuttur ; fakat sonuç olarak birleştıkleri nokta „fikirlerinin farklı olduğudur“ hepside fikirlerinde haklı olsalar dahi (?)

    Çocuk herşeyden önce :

    Anne ve babasını kaybetmediğini , onlar onundur, oda onların en çok sevdikleridir güvencesini kaybetmemesi en önemli olan faktördür.

    Herşeyden önce ona „tacını“ kaybetmediğini, o hala evin Prensesi/ Prensi olduğu inancını vermeliyiz.
    Daha önemli olan bir başka faktör ise ; Çocuğumuza yeni doğan bebeğimizin bakımında görevler vererek onu „benim“ kardeşimdir, o benimdir, ben onun büyük kardeşiyim, ben onu koruyabilirim duyguları verebilmek çok önemlidir. Onu bebeğimizin bütün bakımına ortak yapmaya çalışmalıyız.

    Eğer Çocuk 10 oyuncağının birini dahi vermek istemiyorsa, veya geri almakta israr ediyorsa ? ruhundaki korkuyu anlatmak istiyor demektir…. daha fazla kaybetmek istemediğini anlatıyor demektir.

    Bazen hırçınlanarak fiziksel güç kullanıyorsa , „kimseleri dövmek için değil“ sitem sinyalleri vermek istiyordur… beni neden anlamıyorsunuz… hani bendim Senin herşeyin ? şimdi ne oldu birden böyle…. söylesene !! …hani bendim Senin ilk göz ağrın !! sorularını dile getirmek istiyordur.
    Kendisine yapılan „haksızlığı“ kabul edemediğini ve karşılığında Anne ve Baba’yı bilinçli olarak değil ; bilinçaltındaki duygularıyla cezalandırmak istiyordur.

    Ziyarete gelen dostlarımızda bize yardımcı olabilirler. Yeni doğan bebekle daha az ilgilenmeye özen göstererek, daha çok Çocuğumuzun ilgi odağı olduğunu ifade etmekle, bebeğimize getirdikleri hediyeleri öyle „şov“ yaparca teşhir etmemeleri önemlidir. Hatta Çocuğumuza bir hediye getirmeleri dahada etkili olur.

    Ona, Çocuğumuza…. „Tacını“ kaybetmediğini, hiçbir zaman kaybetmiyeceğini anlatmak Anne ve Baba’nın ilk uygulaması olmalıdır. Dr. kapısını çalmak en son çare olmalıdır.

    Çünkü Çocuk kendisinin kıskanç olduğunun farkında değildir. Ve bunun bir tedaviye gerekli olduğunun farkında değildir. Bütün davranışları bilinçaltında gerçekleşmektedir.

    Çocuk belkide bir uzman Dr. tarafından sorgulanırsa bunu farklı algılayarak kendisine olan güvenini sarsabiliriz .
    Anne ve Baba ; Çocuklarının en iyi Doktorudur
    Dr. kapısını çalmak en son çare olmalıdır.

    En sağlam bir insanı Doktora getirirsek…onu hasta yapabiliriz (?)

    Herşey gönlünüzce olsun, kalın sağlıcakla

    acikahvem 10.06.2010

  9. Bizim evde kardeş faktörü yok ama tablo üç aşağı beş yukarı aynı….parktan ayrılma saati mi yaklaştı tüm siteyi başımıza toplayacak kadar yüksek sesle böğürmeler tepinmeler.kızdığı zaman daha doğru bir tabirle istediği olmadı zaman vurmalar,ağlama krizleri…
    Kardeş faktörünün de etkisini yadsımamak lazım ama genel olarak egosantrik döneminde ki 3 yaş veletlerinin genel hali bu…
    Eşine katılıyorum Elif’ciğim üstüne alınma bu durumu derinden dolayı denize haksızlık yaptığını,eksik bıraktığını o sebepten böyle olduğunu düşünmek seni daha çok yıpratır.Bu dönemde yapılabilecek tek şey sabırla beklemek.Bu halleri de geçecek:)

  10. Nedense böyle olayları yaşadığımızda hep sadece kendi başımıza geldi sanarız ama öyle değil, bunlar sıklıkla yaşanan şeyler.Kendini kötü hissetme. Kardeşiyle ilgili olması muhtemel. Bence bu konuda oldukça tutarlı davranmalısın. Bir daha böyle davranmaması gerektiğini anlamalı yoksa başetmen mümkün olmaz ve o bunu hep kullanır. Dolayısıyla “5 dk sonra kalkacağız” deniyorsa buna 1 dk bile ilave edilmemeli, fiziksel dışavurumların ise yanlışlığı mutlaka anlatılmalı, belki bir kez aynı şey kendisine yapılıp kendinin ne hissettiği sonrasında sorulabilir. Şimdilik hareketleri tepkisel olabilir ama müsade edilmeye devam edilirse karakter halini alabilir.

  11. Elifcim;
    Sana kolay gelsin. Ben sana yardım edemiyorum cunku kızım henuz böyle davranışlar sergilemiyor deneyimim okuduklarımdan ibaret ama 3 ay sonra kardeşi doğunca hızla bu tabloya dalabilirim diye senin deneyimlerini de okuyorum.. Bu biraz gozumu korkutsa da yapıcak birsey yok bir sekilde halledicez. Sen de umarım Deniz’e daha cok yardımcı olacak yolu bulabilirsin.. Hersey duzelecek..

  12. Merhaba Elif,
    Yazdiklarinda aynen bizim bizdigi buldum. Baris mayis ayinda 3.yasini doldurdu. Ve aynen senin dedigin gibi davraniyor. Normalde cok uyumlu, cok sevecen, hic hasariligi olmayan bir cocuk. Ama senin anlattigin durumlari da yasadigimiz zamanlar cok oluyor. Oncelikle bence ergenlik yasina kadar cocuklarda kiz erkek ayrimina bagli davranis degisiklikleri oldugunu sanmiyorum. Bence tamamen personality e bagimli davranislar goruyorsun, cinsiyete bagli degil. Baris’a su anda babaannesi bakiyor, gecici olarak. Babasi ve ben aksam eve geldigimizde Baris asiri simariyor, tepeme cikiyor, atliyor, zipliyor, her seye agliyor, hic olmadi avazi ciktigi kadar bagiriyor, sonra gelip bana vuruyor. Sasirip kaliyoruz. Bu olaylar baskasinin evine gittigimizde de oluyor. Oyuncagini kesinlikle paylasmiyor, ofkeli bir hal aliyor.Ben yasa bagimli oldugunu dusunuyorum. Benim bu tip seylerle basa cikma yontemim “time out” a gonderme. Time out Baris, dedigim zaman hircinligi devam ediyor, odasina birakiyorum, arkami doner donmez tabii ki odasindan cikiyor, ama biraz daha kontrollu oldugunu hissediyorum. Odasindan cikip bana vuruyor, bu sekilde en az 3 defa time out a gidiyor. Ama cok ilginc bir sekilde kendine geliyor bu time outlar sonrasi. Cunku time out ona henuz cozemedigim bir sekilde disiplin veriyor. Ben ne kiziyorum, ne de bagiriyorum, time out Baris, dedigim de olay cozumleniyor. Bunu sana soylerken aslinda biraz da cekiniyorum, cunku ne kadar uygulasamda time out isini arastirmadim henuz. Cocukta daha derin psikolojik bir etkisi olur mu diye arastiracagim en kisa zamanda. Yontem isliyor, ama cocuk kendini cok istenmemis, itilmis hissediyor mu merak da ediyorum.

  13. Elif o kadar güzel ve yerinde yorumlar gelmis ki üstüne ne yazsam az gelecek.
    Ikinci cocuk tecrübesiyle diyebilirim ki gecici bir dönem bu. Zaman zaman sabrinin sonuna geldigini hissedeceksin. iste o zamanlar kendine izin ver. Cocuklari birak nefes al, enerji topla. Sen kendine yardim etmezsen cocuklarina yardim edemezsin cünkü.
    Sevgilerle…

  14. Sanırım bu ağlamaları Derin’in Koliğinden kalmış olabilir. Hani çok ağlıyordu, susmuyordu, uyumuyordu, sen sürekli onu kucağında taşıyordun sussun diye. Belki Deniz de demiştir ki kendi kendine ben de böyle ağlarsam benim de her istediğimi yaparlar, bana da ilgi gösterirler. Çocuk aklı işte. Bizimki daha tek çocuk ama vurmalarla ilgili biz de sıkıntıdayız fazlaca, en son gözümü morarttı, o derece yani. Ben de sabırla geçecek bu halleri diye bekliyorum.

  15. Elfana’ya katılıyorum. 3 yaş çocuğu genelde böyle…kişilik bulmaya çalışıyorlar, çevrelerinde olup bitenin daha çok farkına varıyorlar, başkaları da onların farkına varsın istiyorlar…Tek çocuklular siz çok çocuklularla karşılaştırılamaz elbette, ama bizler de yaşıyoruz bu sorunları zaman zaman…elbette Derin’in gelmesi de etkilemiştir, ama anlattığın şeyleri Dante’de de yaşadığımız oluyor, bazen tanıyamıyorum onu…Geçecek!

  16. Elif,
    anlattiklarina benzer seyleri biz de yasiyoruz zaman zaman.Bence hem yasin getirdigi bir sey var hem de kardes gelmesinin,onlara ayirabildigimiz zamanin,ilginin ikiye bolunmus olmasindan kaynaklandigini dusunuyorum ben.Boyle zamanlarda Defne’yle birebir daha cok vakit gecirmeye calisiyorum,onun sevdigi seylere daha fazla vakit ayirmaya calistigimda o da daha keyifli oluyor.Daha once anlattiklarindan hatirladigim kadariyla Deniz tum gun okula gidiyordu,degil mi?Belki bir sure yarim gun gitse,birlikte daha cok vakit gecirseniz.,aklima gelen cozumlerden biri bu.
    Bir de yukaridaki yorumlardan birinde time out tan bahsediyor bir arkadas,kismen uyguladigini ama arastirmaya firsat bulamadigini soyluyor.Bununla ilgili soyle bir sey okumustum. Cocuga time out dediginiz an,cocugun aslinda time in’e ihtiyaci oldugu andir,yani anne sevgisine,sefkatine cok ihtiyac duydugu bir anda cocugu uzaklastiriyorsunuz. Sonucta 3-3.5 yasinda cocuklardan bahsediyoruz,bazen gozumuze buyuk gorunseler de (ozellikle 2.lerden sonra) aslinda hala kucucukler.Duygularini,ofkelerini dogru duzgun ifade etmeyi bilmediklerinden hircinlasiyorlar,zor olsa da bazen biz onlari uzaklastirarak degil sevgi gostererek cozum bulmaya calismaliyiz.
    Acalya’nin dedigi gibi bugunler de gececek,sabir 🙂

  17. […] Dün Deniz’in sinir krizlerinden dert yanmıştım. O kadar güzel yorumlar, o kadar yerinde tespitler geldi ki annelerden, yorumlarda kaybolup gitsinler istemedim. İster tek çocuklu, ister çok çocuklu olsun, aşağıdaki yorumları bırakan annelerin hepsi çok önemli noktalara değinmişler. Benim hiç aklıma gelmeyen tespitlerde bulunmuşlar, Deniz’in ağlamalarının, Derin’in ağlamalarından türüyor olabileceği gibi… […]

  18. […] annesiyle vakit geçirebildiği zaman bambaşka bir çocuk oluyor. Hani “bu kimin çocuğu?” diye isyan etmiştim, “benim yumuş oğlum nereye gitti?” diye sormuştum […]

  19. […] Arkadaşının evinde “Hadi artık evimize gidelim” diyen (artık eskimiş) annesine yapmadığını bırakmıyor. Kendini yerlere atıyor, tepiniyor, bağırıyor, […]

  20. […] Arkadaşının evinde “Hadi artık evimize gidelim” diyen (artık eskimiş) annesine yapmadığını bırakmıyor. Kendini yerlere atıyor, tepiniyor, bağırıyor, […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: