Kolik kaçar

"Elveda tatlım"

Ekranların sevilen dizisi Aşk-ı Memnu’yu yad ederek konumuza başlıyoruz bugün.

Bu manidar başlıktan da anlaşılacağı gibi hanemizin kolikle imtihanı sona ermiş vaziyette.

Bu üç ayı atlatmamızda emeklerini inkâr edemeyeceğim, The Happiest Baby On the Block kitabının yazarı Dr. Harvey Karp’a teşekkürü bir borç bilirim.

Ne demişti Aziz Karp:

Koliğin gerçek sebebi bebeklerin üç ay erken doğmasıdır.

Evet, aynen de böyle bir iddiası var Karp’ın. Şöyle açıklıyor:

Bebeğinizin anne karnında geçirdiği dokuz ayın sonunda doğmaya hazır olduğunu mu düşünüyorsunuz? Allah biliyor ya, siz hazırsınız. Ancak bebeğiniz birçok açıdan hazır değil. Yenidoğanlar gülümseme, agulama, ve hatta parmaklarını emme gibi yeteneklerden yoksundurlar. Aslında yeni doğan her bebek bir üç ay daha kucakta taşınma ve hala ana rahmindeymiş gibi hissetme ihtiyacı duyan birer fetüstür.

Bu kitabı tam zamanında okudum. Okudum, ve gerekeni yaptım: Derin’in koliğinin başladığı 10. haftadan itibaren onunla yapışık gezdim. Hamile gibi yaşadım.

Kolay değildi. Hele evde onunla ilgilenmemi bekleyen, henüz birkaç ay öncesine kadar evin tek efendisi olan üç buçuk yaşında bir çocuk olunca hiç kolay değildi.

Ancak Derin’i susturabilmenin ağlatmamanın tek yolu buydu. Ve işte, Derin’in üç aylık olduğu şu günlerde kolik belası aramızdan ayrıldı. Bizi dağıttı, mahvetti, ama gitti, bitti.

Şimdi kendimize geliyoruz. Derin daha mutlu. Deniz bile daha huzurlu. Ev biraz daha eve benzemeye başladı.

Geçiyormuş, hakikaten geçiyormuş da, nasıl geçtiğini yaşayan biliyormuş.

Karp’ın önerileri bana çok hitap etti. Denediklerimin hemen hepsi işe yaradı. Bakın neler diyor:

  • Birçok bebek, ana karnından dış dünyaya geçişe uyum sağlayabilir. Ancak bazı bebekler bunu beceremeyebilir. İşte bu bebeklerin günün önemli bir bölümünde kucakta taşınma, sallanma, ve emme ihtiyaçları vardır.
  • Kolik daha çok, bebeklerini kucakta tutmanın onları “kucağa alıştıracağına”, şımartacağına inanan toplumlarda görülen bir salgındır. Bebeklerin annelerine bağlı gezdikleri, günde 20 ila 100 kereye kadar meme emmelerinin normal karşılandığı toplumlarda kolik denen bir olgu yoktur.
  • Bebeğinizi hayatının ilk dört ayında şımartmanız imkânsızdır.
  • Bebeğinizi ne kadar sever ve kucaklarsanız o kadar kendine güven duyan bir birey olmasını sağlarsınız. Bu, bilinen bir gerçek olmasına rağmen yeni anne-babalar bebeklerini çok fazla kucaklamaktan çekinirler. Her ne kadar ebeveynlik içgüdülerimiz bize bebeklerimizin ağlamalarına hızlı bir şekilde cevap vermemizi söylese de, kulaklarımıza tekrar tekrar çalınan “Bebeğinizi şımartmayın” önerileri bize bu içgüdümüzü sorgulatmaktadır.
  • Çocuklarınıza gerekli disiplini vermek çok önemli bir görevdir. Ancak bu, küçük bebekler için geçerli değildir. Bebeğinizin dördüncü ayından önce onu kazara şımartmanız mümkün değildir.
  • Bebeğinizin bu muhteşem ilk aylarının değerini bilin. İleride eğitmek ve disipline etmek için çok zamanınız olacak. Birçok tecrübeli ebeveynin de söylediği gibi, bu zamanlar göz açıp kapayıncaya kadar geçecek.

Geçti bile.

Ne oldu?

Bana “siz bunu kucağa çok alıştırmışsınız” diyen hostese, orada burada yapışık gezdiğimizi görünce “alışmış tabii” diyenlere kapak oldu mu?

Son bir haftadır sakinleştirmek için sling’e hiç koymadım. Artık taşıma amaçlı kullanıyorum sadece.

Yatağında uyuyan, mutlu mutlu uyanan bir bebek var bir iki haftadır evimizde. Kendi kendini oyalamaya başlayan, oyuncaklarına tepki verip konuşan, parmaklarını yemeye doyamayan, bambaşka bir bebek…

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum:

Tünelin sonunda ışık var. Gerçekten geçip gidiyor. Benim “ne menem bir kolikmiş” diye yazdığım yazılara “Göreceksin Elif, bıçak gibi kesilecek” diyen annelerin de dediği gibi, geldiği gibi gidiyor.

Kolikle uğraşan anne babalara, bu işi yaşamış bir anne olarak naçizane birkaç önerim:

  • Bebeğinizi üzerinize asın. Gerekirse bütün gün yapışık gezin. Anneler bunaldığında babalar, babalar sıkıldığında anneanneler, bakıcılar assın. Bebek mümkün olduğunca kucakta kalsın. (Kucağa alışır diyenlere kulak asmayın. Çok sinirlerinizi bozarlarsa bana adreslerini verin)
  • Bebeğiniz mıkırdanmaya başladığı anda onu kucağınıza alın. Sinirinin tırmanmasına fırsat vermeyin.
  • Kundaklama denilen mucizevî geleneğe sırt çevirmeyin. “Köylü işi, eski moda” deyip geçmeyin. Kucakta taşımak da, kundaklayıp yatırmak da aynı amaca hizmet ediyor: Bebeğinize anne karnındaki güven hissini hatırlatmak.
  • Emzik vermekten çekinmeyin. Rahatlamak için emmeye ihtiyacı olduğunu, henüz parmağını emmek için çok küçük olduğunu unutmayın. Emzik alıyorsa ne kadar şanslı olduğunuzu fark ederek sizi emmediği zamanlarda bırakın emzik emsin.
  • Bebeğinizin sessizliği, sükûneti, sakinliği tercih ettiği yanılgısına düşmeyin. Elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi, davlumbaz gibi beyaz gürültü aletlerini unutmayın. Kolik CD’sini edinin.
  • Her günün yeni bir gün olduğunu, her geçen saatle bu illeti atlatmaya biraz daha yaklaştığınızı düşünmeye çalışın. Mümkünse yardım alın. Tek başınıza çok daha zor.

Sırada ne var? Diş mi? Koliği böylelikle savdıktan sonra evelallah onu da atlatırız.

Reklamlar

24 Yanıt

  1. aman ne güzel senden böyle mutlu ve umut dolu yazılar okumak, geçti bitti bak! bakıcıya da ihtiyacın kalmamıştır belki, yoksa hala arıyor musun?

  2. Peki bir soru: Aynı durum bebek reflüsü için de geçerli mi? Bizim bızdık yeğen (onun adı da Elif) reflü yüzünden kusup duruyor. Doktor eski ilacı değiştirdi, şimdi bir yenisi deneniyor. 2. ayında neredeyse hiç kilo almamış kusmaktan yavrucak. acaba o da 3. ayın sonunda rahatlamaya başlar mı?

    • Şimdi, tıbben bir bilgim yok tabii ama… Deniz’e de reflü teşhisi konmuştu (ancak onun kilo alımı normaldi, çok fazla kusma olayı da yoktu) ve birkaç ay sonra iyileşir demişlerdi. Reflü, yemek borusunun kapakçığının henüz tam kapanmamasından oluşuyor ya, bebek büyüdükçe biraz daha yerine oturuyor o kapakçık. Deniz yanlış hatırlamıyorsam ilaç kullanmayı üçüncü ayında bırakmıştı.

    • Banu, Alpi’ de bebek reflusu vardi. Doktorumuzun dedigi gibi oldu. 7. ayda bicak gibi kesildi; 3 yasinda da hiriltilar sona erdi:)

  3. Hadi gözünüz aydın 🙂 Gerçekten geçiyor ama dediğin gibi bunu ancak yaşayan bilir…Şimdi sırada diş çıkarma huysuzlukları var..çok kötüyüm değil mi? 🙂

  4. cem’de de kolik oldu ama dişleri çıktığını bez değiştirdiğim sırada gülerken falan görürdüm. hiç farkettirmeden çıktı dişleri. darısı başınıza!

  5. Sevgili Elif, kundaklama dışında dediğin her şeyi yaptık, üstüne bir de battaniye de salladık. Emziği kendi almadı. Kundağı da kayınvalidem benden habersiz yapmış, şimdiki aklım olsa daha esnek olurdum bazı konularda. Bebeğin ilk 3 ayının, aslında hamileliğin 4. trimesteri olduğunu okumuştum bir yerlerde, bana çok mantıklı gelmişti.

    Şimdi kızım 1 yaşına yaklaşıyor, kucak sevdası, kucağa alışma yok. Pıtır pıtır sürünüyor yerlerde özgürlüğün tadına vardı. Ama o ilk 3 aylık dönemde herkes bana “bu kucağa alışmış” demiişti. Ne yapacaktım, bebem zırıl zırıl ağlasın, ben de yanındaki koltukta oturayım. Geçti bitti neyse ki:)

  6. oh bunları duymak pek güzel! zira bizde de kucak durumu söz konusu. insan kıyamıyor ki ! her ne kadar sol tarafım çürüdüyse de ne yapalım olacak o kadar!

    elif ana (bu bana öğrencilerimin taktığı bir lakaptı 🙂 çok geçmiş olsun, umarım diş çıkarmada sıkıntı çekmezsiniz , umarım diş çıkarmada yasemin hanımın bebeği gibi güle oynaya geçiririz hepimiz.

    kolik bebeği olan bir arkadaşa verdim adresini. paylaşımın için tekrar sağ ol. bizde kolik sorunu yok ama çözüm yollarını bilmekte yarar var.

    sağlıcakla kal!

  7. gözün aydın elif ben bile rahatladım bu haberden sonra:)

  8. Ne dedim ben dün? : 3.aydan sonra şöyle değişti, böyle değişti… dün akşam yine öyle bir ağladı ki, şaştım kaldım vallahi.
    Kesin son durum: bizde ağlamanın saati kısaldı. Onun dışında birşey değişmedi.
    Elif, ben 4.aya çok büyük bel bağladım, ona göre. Yoksa bu çocuğu gerekli mercilere şikayet edeceğim ben 😛

  9. Elif, gecmis olsun. Rahatlayan anne sesi bu:)

  10. ohh çok sükür ..bize de moral oldu 3 ayda geçebiliyor olması:)

  11. Maşallah diyelim… Hayırlı olsun bu badireyi de atlatmışsınız… 😀 Allah daha beterlerinden saklasın 😀

  12. oh, hadi gözünüz aydın 🙂
    bebeklerin 3. ayının bir dönüm noktası olduğunu düşününce aziz karp ın düşüncelerine daha çok katılıyorum. benim kızım 15 gün geç doğdu, post mature bir bebekti yani, sezeryanla alınmak zorunda kalınmıştı, elleri falan buruş buruştu 🙂 ama dış dünyaaya alışmakta hiç zorlanmadı. kızımdan sonra etrafımdaki gördüğüm veya okuduğum bebeklere bakıyorumda bebek anne karnında ne kadar çok kalırsa o kadar mutlu ve huzurlu bir bebek oluyor..

  13. çok sevindim bu dönemi atlatmana Blogcu Anne. Begüm de 23’ünde tam 2 aylık oldu. Biz pek yaşamadık ama 10 gün saat 22:00 ile 01:00 arası çıldırma dönemi atlattık, kucaktan kucağa gezdi bizimki de.

  14. atlatmanıza sevindim.
    biz de Karp’in onerilerini -ama eskiden boyle yapılıyormus diyerek- uyguladık, emzik, kundak, sallama, sshh-pat ne ararsan var:) ama simdi aynı Derin gibi cuk cuk parmagini emen, gulucukler sacan bir kızım var, sanırım biz de atlatıyoruz.

  15. Hadi gecmis olsun Elif’cim. Her anin tadini cikar.

  16. ah bende ayni seyleri yasadim ve bir de dis dunyayla anlayissiz insanlarla ugrasmak zorunda kaldim. yazinizi okuyunc arahatladim. kolayliklar gelsin . sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: