“Shut up Anne”

Deniz’in ağzından dün akşamki yemekte döküldü bu kelimeler.

Evet, üç buçuk yaşındaki oğlum bana “çenemi kapamamı” söyledi.

Yemek yiyorduk. Daha doğrusu ben yiyordum, o yer gibi yapıyor ama yemiyordu. (Bu yemek konusunda neredeyse başa dönmüş vaziyetteyiz. İki haftalık hastalık ve Derin sendromu bizi başlangıç noktasına geri getirdi maalesef) Yersin, yemezsin, yemezsen büyümezsin falan muhabbetlerinden sonra noktayı koydum: Deniz’ciğim, yemeğini düzgün bir şekilde yemezsen bu akşam kitap okumuyoruz. Nokta.

Şöyle bir anti parantez açmam lazım: Birkaç hafta önceki veryansınlarımdan sonra Deniz’in okulundaki psikologla randevum vardı geçen hafta. Hani demiştim ya, “oğluma yardım etmek istiyorum, şudur budur” falan diye… Deniz’in yardımlık hali, Derin’in ağlamalarının sona ermesiyle birlikte oldukça düzelmişti aslında. Bu kadar sarsıcı bir şeymiş meğer bebeğin ağlaması, ya… Sadece anne-babayı değil, tüm ev halkını alt üst eden bir şey kolikli bebeğin ağlamaları… Bir tek köpeğimiz Paphia hasarsız atlattı bu dönemi, o da duymayan kulaklarının sayesinde…

İşte o görüşmemizde Deniz’in dertlerini anlattığımda (ki bunu Kardeş Kıskançlığı başlığı altında ayrıca yazacağım, çünkü yine çok güzel noktalara değindi Özge) bu yemek konusunda artık az da yaptırım uygulayabileceğimize karar verdik. “Yemek yemezsen sana dondurma almam” gibi değil de, mahrumiyeti ön plana çıkarma gibi. “Parka gitmeyeceğiz” ya da “bugün trenlerinle oynamayacağız” gibi. Ki zaten ben artık bunları yapmaya başlamıştım.

İşte Deniz bu “tehdit”lerden oldukça rahatsız olmuş olacak bu tehditler işe yaramış olacak ki daha fazlasını duymak istemedi ve bana gayet sakin bir tonla “Shut up, Anne” dedi benim üç buçuk yaşını bir ay geçmiş olan oğlum.

Bundan bir sene önce arabaya binmesi için acele ettirdiğimde “OK ya, üfff” diyen bu yer cücesi şimdi bana çenemi kapamamı söylüyor.

***

Sanırım geçen seneydi. Evet, evet, “terrible two” olaylarının göbeğindeydik. Deniz’le bir kafeye gittiğimizde onunla İngilizce konuştuğumuzu gören bir adam sohbetimize ortak olmuş, Deniz’le biraz oynamıştı. Sonrasında adamın uzun süreler Amerika’da yaşadığını öğrenmiştim. Zaten Türkçesi de hafif kırıktı. İşte bu adamcağıza “Terrible Two” yaşadığımızı söyleyip ne kadar zorlandığımızı anlatınca “O-hoooo! O da bir şey mi?” anlamında “Wait ’till you hit Troublesome Threes, Freightening Fours, Fearsome Fives,…” demişti.

İnanmak istememiştim. Ama haklıymış.

Deniz’in son zamanlardaki triplerinin, evet, kardeşinin olmasıyla alakası var elbet. Ama bu isyankarlık, baş kaldırma, duymamazlıktan gelme, bildiğini okuma, inatlaşma nöbetleri işte bu “üç yaş sendromu”nun armağanıymış bizlere.

Hayırlı ve de uğurlu olsun.

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

5 Yanıt

  1. Bir de erken ergenlik denilen bir dönem var. Bizim kızın 7 yaşına damgasını vurdu….7 değil de zannedersin 17. Kolay gelsin.

  2. Bence kardeş ile alakalı.. geçecek diyeceğim ama tecrübem yok ahkam kesmeyeyim ..
    shut up komikmiş ama 🙂 sana komik geolmediğini biliyorum 🙂
    elbet atlatacak(sınız) sana bu süreçte demir gibi sabır diliyorum ..

  3. Merhaba!
    Yemek konusu: hic dert etme, acikinca yiyorlar ve elbette yiyebildikleri kadar yiyorlar. Bu konuda tecrubeliyim 🙂 4,5 yasinda oglum var. Ilk dogdugu gunden beri “yemek” derdimiz var. Artik ne uzuluyor nede sinirleniyorum (tabii bunlari oglusuma belli etmiyordum). Bir zaman geliyor birden aciliyor. Önemli olan abur cubur yedirmemek. (Karinlari tok tutar.)

    Laf konusu: 😉 Bosver diyorum ama bosvermemek lazim. Ben evde bir yöntem kullaniyorum. Eger kötu kelime veya yalan söylerse dili siyah olur! 🙂 Ise yariyor. Tabii ki dilinin rengi pembe oldugunu biliyor ama bir dusunce koyuyor ki surekli soruyor: Anne dilim siyah mi?

    Önemli olan 1) yemek te fazla israrli olmamak 2) cocuklar dusundugumuzden fazla anliyorlar yani kelimelerimize dikkat edelim 🙂

    Bence yemek konusunda “eger yemezsen tren yok kitap yok” söyleme, ters teper. Bunlari eger senin sözunu dinlemeyip de hala huysuzluga devam ederse 🙂 (Ay bunlarinda ne huysuzlugu olur ki?! Insan gulmemek icin elinden geleni yapiyor!)

    Neyse uzun lafin kisasi HEPINIZE NESELI GUNLER 🙂

  4. 3 ve 4 çok fenaymış ben de çok duydum bunu. 3’ün fenalığını yaşamaya başladık. Geçen aylarda Dante nerden duyduysa “stop it anne!” diyeyazdı, yılanın başını erken ezdim neyse ki. Tehditlerim çok ağırdır, altından kalkamıyor, pesetti.

  5. bizde çocuktuk
    bizde 2,3,4 olduk demek istemesemde diyorum
    hamilelikte aldığımız multivitaminlermi bu hale getirdi acep bu çocuklarıı :))))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: