İkinci kez ebeveyn olmak neden daha kolay?

Bilemiyorum birinci çocuklar mı daha şanslı, ikinciler mi?.. Anne-babaların ilk çocuklara daha fazla ilgi gösterdikleri kesin. Kafaları daha boş çünkü. Ama ikincilerin de daha rahat yetiştikleri bir gerçek. Ebeveynler daha deneyimli oluyorlar çünkü!

Annem bana “sen bizim için deneme tahtasıydın” der. “Biz de seninle öğrendik birçok şeyi”. Doğru. Anne-baba olmayı, sınırları çizmeyi benimle öğrendiler. Bu işten kazançlı çıkan kız kardeşim oldu tabii… Benim taa lise son sınıfta babamdan zar zor izin koparıp güç bela gittiğim okul gezilerinde Ece orta ikinci sınıftan itibaren fink atıyordu!

Geçenlerde “ikinci çocuk kolay, iki çocuk zor” diye yazmıştım. Her ne kadar Derin kolik olup da bize Deniz’de yaşamadığımız eşsiz (!) tecrübeler yaşatmış olsa da, genel olarak ikinci çocuk anne-baba için hakikaten daha kolay. Bunun neden böyle olduğunun analizini yaptığımda ortaya şöyle bir tablo çıktı:

Birinci Çocuk

İkinci Çocuk

Buldumcuk oluyor, ondan başka bir şey düşünemiyorsunuz. Kırılacakmış gibi tuttuğunuz bebeğinizi hastanedeki hemşirelerin kütür kütür yıkamalarına hayret ediyorsunuz. Bırakın ilk banyosunu yaptırabilmeyi, göbek bağını temizleme düşüncesi bile kâbus gibi geliyor.

Çok daha “cool” ve “relaxed” oluyorsunuz. Tutuşunuzdan altını değiştirmenize, oto koltuğuna yerleştirmenizden banyosunu yaptırmanıza kadar her hareketinize bir ben-bu-işi-daha-önceden-yapmıştım edası yansıyor.

Hijyen Tijen şeklinde geziyorsunuz. Ellerini anti-bakteriyel sabunla yıkamadan kimseyi yavrunuzun üç metre yakına yaklaştırmıyor, girişi cami kapısına dönüştürmek pahasına misafirleri zinhar ayakkabılarla eve sokmuyorsunuz.

Temizlik anlayışınızda ciddi bir reform (!) gerçekleşiyor. Daha önce üç posta kaynatıp sterilize ettiğiniz emziği akan suyun altına tutuyor, “Biraz mikrop alsın şekerim. Bağışıklık sistemi güçlenir!” diye geçiştiriyorsunuz.

Fotoğraf makinesini elinizden bırakmıyor, çocuğunuz uyurken, uyanıkken, gülerken, ağlarken, banyo yaparken, altı değişirken, anneannesiyle, babaannesiyle, komşuyla, … kısacası DEVAMLI fotoğrafını çekiyor, çektiklerinizi Facebook gibi, şimdi Nurturia gibi sosyal iletişim ağlarında milletin gözüne gözüne sokuyorsunuz.

Birinci çocuğunuza oranla bebeğinizin çok çok daha az fotoğrafını çekiyorsunuz. Fotoğrafların çoğuna büyük çocuğunuzu da kıskanmasın diye dâhil ettiğiniz için ikinci çocuğunuzun tek başına olmasını istediğiniz resimleri kesip kırparak elde ediyorsunuz.

Rutin delisi oluyor, çocuğunuzun programının bir dakika bile kaymasına fırsat tanımıyorsunuz. Her gün aynı saatte banyosunu yaptırıyor, memesini veriyor, cingıl cingıl müzik eşliğinde huzurla uykuya dalmasına özen gösteriyorsunuz..

Rutin mazide hoş bir anı olarak kalıyor. Tüm ilgi birinci çocuğunuzun üzerinde olduğundan ve herkes onun gönlünü hoş tutmaya çalıştığından fırsat kalırsa ikinci çocuğunuzu birkaç günde bir yıkamayı anca aklınıza getiriyorsunuz. (Neyse ki beslemeyi unutmuyorsunuz!)

“Kucağa alıştırırım” korkusuyla hareket ediyor, bu korku yüzünden bebeğinizi yatağından başka bir düzlemde yatırmaya zinhar kalkışmıyorsunuz.

“Ben bu işi son kez yapıyorum” diye düşünerek bebeğinizle her ortamda kucak kucağa uyumaktan hiç çekinmiyorsunuz. Üstüne bir de ikinci bebeğiniz kolikliyse “uyusun da nerede uyusun” düşüncesinden hareketle pusetinde, kucağınızda, tepenizde, kısacası her yerde uyumasına göz yumuyorsunuz.

“Aman, dil gelişimi geri kalmasın” endişesiyle bebeğinizle sürekli konuşuyor, üstünü değiştirirken önce hangi kolunu giydirdiğinizden tutun da, yolda yürürken ne tür ağaç gördüğünüze kadar her türlü konuda onunla çene çalıyorsunuz. Her yerde, her fırsatta onu şapır şupur öpüyorsunuz.

Büyük çocuğunuzun kıskanmasından endişe duyarak bebeğinizle yüksek sesle konuşmaktan çekiniyor, yerine pandomim yapmayı tercih ediyorsunuz. Büyük çocuğunuz etraftayken bebeğe sevgi göstermeye cesaret edemiyor, ancak bir numara okula gittiğinde bebeği rahat rahat öpüp koklayabiliyorsunuz.

“Her annenin yeri yavrusunun yanıdır” inancından hareketle çalışmayı bırakıyor, kendinizi “ev annesi” olmaya adıyorsunuz.

Bir tur daha “çalışmayan anne” olmayı kaldıramayacağınızın farkına varıyor, “çalışan annelerin çocukları daha mı farklı büyüyor sanki” diye kendinizi ikna ederek “çalışmayan anne” kimliğinizden sıyrılmayı aklınıza getirebiliyorsunuz.

Tabii bu sadece son üç buçuk aydaki analizlerime dayanan bir manzara. Zaman ne gösterir, bilemem. Ama anne-baba olmak biraz bisiklete binmek gibi bir şeymiş. Bir öğrendiniz mi kolay kolay unutmuyorsunuz. “Unuttum” zannettikleriniz de hemen geri geliyor aklınıza…

if !mso]> <! st1\:*{behavior:url(#ieooui) } –>

Birinci Çocuk

İkinci Çocuk

Buldumcuk oluyor, ondan başka bir şey düşünemiyorsunuz. Bebeği kırılacakmış gibi tutuyor, hemşirelerin nasıl haşır huşur yıkadıklarına hayret ediyorsunuz. Bırakın ilk banyosunu yaptırabilmeyi, göbek bağını temizleme düşüncesi bile kâbus gibi geliyor.

Çok daha “cool” ve “relaxed” oluyorsunuz. Tutuşunuzdan altını değiştirmenize, oto koltuğuna yerleştirmenizden banyosunu yaptırmanıza kadar her hareketinize bir ben-bu-işi-daha-önceden-yapmıştım” edası yansıyor.

Hijyen Tijen şeklinde geziyorsunuz. Ellerini anti-bakteriyel sabunla yıkamadan kimseyi yavrunuzun 3 metre yakına yaklaştırmıyor, girişi cami kapısına dönüştürmek pahasına misafirleri zinhar ayakkabılarla eve sokmuyorsunuz.

Temizlik anlayışınızda ciddi bir reform (!) gerçekleşiyor. Daha önce üç posta kaynatıp sterilize ettiğiniz emziği akan suyun altına tutuyor, “Biraz mikrop alsın şekerim. Bağışıklık sistemi güçlenir!” diye geçiştiriyorsunuz.

Fotoğraf makinesini elinizden bırakmıyor, çocuğunuz uyurken, uyanıkken, gülerken, ağlarken, banyo yaparken, altı değişirken, anneannesiyle, babaannesiyle, komşuyla, … kısacası DEVAMLI resmini çekiyor, çektiğiniz fotoğrafları Facebook gibi, şimdi Nurturia gibi sosyal iletişim ağlarında milletin gözüne gözüne sokuyorsunuz.

Birinci çocuğunuza oranla çok çok daha az resim çekiyorsunuz. Resimlerin çoğuna büyük çocuğunuzu da kıskanmasın diye dâhil ettiğiniz için ikinci çocuğunuzun tek başına olmasını istediğiniz resimleri kesip kırparak elde ediyorsunuz.

Rutin delisi oluyor, çocuğunuzun programının bir dakika bile kaymasına fırsat tanımıyorsunuz. Her gün aynı saatte banyosunu yaptırıyor, memesini veriyor, cingıl cingıl müzik eşliğinde huzurla uykuya dalmasına özen gösteriyorsunuz..

Rutin mazide hoş bir anı olarak kalıyor. Tüm ilgi birinci çocuğunuzun üzerinde olduğundan ve herkes onun gönlünü hoş tutmaya çalıştığından fırsat kalırsa ikinci çocuğunuzu birkaç günde bir yıkamayı anca aklınıza getiriyorsunuz. (Yok, beslemeyi unutmuyorsunuz, o kadar da değil)

“Kucağa alıştırırım” korkusuyla hareket ediyor, bu korku yüzünden bebeğinizi yatağından başka bir düzlemde yatırmaya zinhar kalkışmıyorsunuz.

“Eskiden kucağa alışmak mı varmış? Hem bu işi son kez yapıyorum” diye düşünerek bebeğinizle her ortamda kucak kucağa uyumaktan hiç çekinmiyorsunuz. Üstüne bir de ikinci bebeğiniz kolikliyse “uyusun da nerede uyusun” düşüncesinden hareketle pusetinde, kucağınızda, tepenizde, her yerde uyumasına izin veriyorsunuz.

“Aman dil gelişimi geri kalmasın çocuğumun” endişesiyle bebeğinizle sürekli konuşuyor, üstünü değiştirirken önce hangi kolunu giydirdiğinizden tutun da, yolda yürürken ne tür ağaç gördüğünüze kadar her türlü konuda onunla çene çalıyorsunuz. Her yerde, her fırsatta onu şapır şupur öpüyorsunuz.

Büyük çocuğunuzun kıskanmasından endişe duyarak bebeğinizle yüksek sesle konuşmaktan çekiniyor, çocuğunuzun varlığında adeta pandomim yapıyorsunuz. Büyük çocuğunuz etraftayken bebeğe sevgi göstermeye cesaret edemiyor, ancak bir numara okula gittiğinde bebeği rahat rahat öpüp koklayabiliyorsunuz.

“Her annenin yeri yavrusunun yanıdır” inancından hareketle çalışmayı bırakıyor, kendinizi ev annesi olmaya adıyorsunuz.

Bir tur daha “ev annesi” olamayacağınızın farkına varıyor, “çalışan annelerin çocukları daha mı farklı büyüyor sanki” diye kendinizi ikna ederek bir an önce kendinizi meşgul tutacak bir şeyler yapmanın yollarını arıyorsunuz.

Reklamlar

8 Yanıt

  1. Bakım konusunda ben ilk çocukda çok daha rahattım açıkçası. İlkinin uslu olmasının da bunun payı var tabii. Ama asıl senin şu gözlemin doğru “ikinci çocuk kolay iki çocuk zor” üçüncüyü dördüncüyü yapanlara allah sabır versin 🙂

  2. İkinci çocuk için yazanları ben birincide yaptım,yapıyorum.Artık ikincide nasıl bi rahatlık mertebesine erişirim kimbilir 🙂

    Bir tek son maddeye katılmıyorum.Evet hepsi bir şekilde büyüyor sonuçta ama anneyle büyümenin daha iyi ve sağlıklı olduğu konusunda tartışmaya yer yok benim zihnimde.Kendi çocukluğumuzla şimdiki çocukları karşılaştırınca da bunun böyle olduğunu görebiliyorum.Bu benim düşüncem tabii,her anne çocuğu için en iyisini bilir.

  3. Evet, evet 2. çocukla rahat rahat konuşulamıyor. İnsan konuşsa bile illaki içinde 1. çocuk geçen cümleler kuruyor. Örneğin, “Benim oğlum da büyüyecek ablası gibi parklara gidecek” vs.

  4. yaklaşık on gündür takip ediyorum blogunuzu.
    hayır, çocuğum yok veya hamile değilim henüz, ama samimiyetiniz ve bunun yanısıra, bahsettiğiniz konularla ilgili sahip olduğunuz altyapı çok etkiledi beni. öyle ki, ilk defa bir blog’a yorum yapma ihtiyacı duydum. ayrıca çok güvenilir bir havanız var.
    iki çocuğunuza -rağmen- aksatmadığınız yazılarınızı heyecanla bekliyorum 🙂

  5. Harika bir analiz olmuş. Bravo!

    Fakat senin ikinci çocukta yakaladığın rahatlığın bir çoğunu ben daha ilkinde yapmış ve yapıyor vaziyetteyim.

    Duyarsız, pasaklı bir anne gibi hissettim şimdi 🙂
    İkincide nasıl olurum merak ettim..

  6. 3. de rahatlığın ve relakslığın tavan yapıyor hele benim gibi yıllar sonra 3.yü yaparsan 15 ve 13 yaşındaki ablaları büyütüyor nerdeyse :d

  7. GÜLAY – Bence de çocuğun karakteri ne kadar rahat olabileceğini belirliyor.

    Bir arkadaşımın teorisi “hayat adildir. Hiçbir zaman iki kez şanslı olmazsın. Birincisi usluysa, ikincisi çektirir” yönündeydi 🙂

    TATOBA – Ne güzel sözler, çok teşekkür ederim!

    GUGUK KUŞU – Sana söyleyecek hiçbir lafım yok, helal olsundan başka 🙂

    Sevgiler hepinize ve miniklerinize…

  8. Tebessumle okudum yazini Elif. Hakikaten ilk cocuk icin yazdiklarini aynen uyguluyorum suanda:):) 2.si olursa da sanirim yine yazdiklarini uylulayacagim::):) Cok yerinde tespitler. Tebrikler..:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: