Suç kimde?

Adana'daki olaydaki şişme havuz

Geçen hafta, babaannenin bizde kaldığı bir günün sabahında Deniz okula gitmeden önce sitenin çocuk parkında biraz vakit geçirmek istedi. Ben evde Derin’i emzirirken onlar babaanneyle birlikte parka indiler. İşim bitince onu parktan alıp okula götürecektim.

Derin’i emzirdim, koltuğuna koydum, aşağı indim. İndiğimde Deniz’in çantasını evde unuttuğumu fark edip aşağıdan yardımcımız Anna’yı aradım, çantayı aşağı atmasını söyledim.

İki dakika sonra Deniz’i arabaya bindiriyorum, bir baktım Anna yanımda… Derin? Derin evde. Yalnız. Meğer Anna beni yanlış anlamış, “çantayı GETİR” dedim zannetmiş.

“Nasıl olur, nasıl yalnız bırakırsın, hemen koş” diyerek eve yolladım hemen. Yukarı çıktı, bana “asayiş berkemal” işareti yaptı, ben de Deniz’i okula götürüp günüme devam ettim.

Anna’nın bu hareketine oldukça kızsam da çok fazla üstüne gitmedim. Sonradan bir arkadaşıma olayı anlattığımda nedense onun da benim gibi dehşete düşeceğini tahmin ediyordum. Ama daha çok “Eğer Derin düşeceği bir yerde değilse, zarar göreceği bir durum yoksa birkaç dakikadan ne çıkar?” şeklinde cevap verdi bana. Şaşırdım.

Derin koltuğundaydı. Bağlıydı. Hiçbir yere düşmesi mümkün olmadığı gibi koltuğu zaten yerden bir karış yükseklikte olduğu için düşecek olsa da bir şey olmazdı aslında. Evet, Paphia da evin içindeydi, ve -her ne kadar hayvanla bebeği yalnız bırakmak doğru olmasa da- Paphia’nın Derin’e zarar verme ihtimali, Derin’in şu haliyle Paphia’ya zarar vermek ihtimali ne kadarsa o kadardı (yüzde sıfır)…

Benim aklıma daha çok uçuk senaryolar geliyordu. Ya, ne bileyim, o anda evde doğal gaz kaçağı olsa da, sonra bir şekilde Anna eve girerken anahtar tutukluk yapsa da, o da içeri giremese de, falan da filan…

Belki benim beynim fazla jimnastik yapıyor, bilemiyorum. Ama Deniz’in bebekliğinde ve sonrasında da benzer korku filmi senaryoları yazardım:

  • Miami’deki evimiz bahçe dubleksiydi. Giriş katında salon, üst katlarda odalar vardı. Hatta Deniz’in ve bizim odalar üçüncü kattaydı, öyle dışarıdan girebilmek pek mümkün olmazdı. Ama ben yine de Deniz odasında uyurken odanın penceresini açık bırakamazdım. Ya biri gelir de çatıdan tırmanır da bebeği kapıp giderse korkardım.
  • Deniz’i bebek arabasına koyarken düşme ihtimalinden çok “kaşla göz arasında biri kapıp kaçarsa” diye hep bağladım. Yenice bıraktım Deniz’i pusete koyduğumda bağlamayı…
  • Benzin alacağım zaman -kredi kartıyla alışveriş yapıyorsam- ödeme yapmak için içeri girdiğimde hep onu da yanımda götürdüm. Arabada yalnız bırakmadım.
  • Okuduğum, televizyonda rastladığım onca korkunç hikayeden sonra Deniz’in sokakta ya da sitenin bahçesinde herhangi bir rögar kapağı ya da mazgalın üzerine basmasına tahammül edemiyorum. Onu hep tehlikeli olduğu konusunda uyarıyorum.

Son zamanlarda bunlara yeni bir paranoya daha ekledim. Şöyle ki: Bazen arabayla yola çıktıktan kısa süre sonra Derin huzursuzlanmaya başlıyor. Ben de trafik uygunsa arabayı sağa çekip ağzına emziğini veriyorum. Ancak Derin’in koltuğu benim tam arkamda olduğu için geriye dönmektense dışarı çıkıp, onun kapısını açmak daha kolay oluyor. İşte bunu yaparken “ya şu anda kötü niyetli birisi gelip, beni iteleyip, arabanın koltuğuna atlayıp basıp giderse?..” diye korkuyorum.

Yukarıda bahsettiğim gibi olayların olma olasılığı her ne kadar aşırı düşük de olsa, bir oldu mu olayın boyutunun ne kadar korkunç olabileceğini düşündüğümden olma ihtimallerini kendimce ortadan kaldırmak adına belki de hayatımı zorlaştıran önlemler alıyorum.

Böyle paranoyalar anneliğin bir parçası mı, yoksa ben mi çok abartıyorum, bilemiyorum. Ama bazen ne kadar önlem alırsanız alın, korkunç şeyler sizin başınıza gelebiliyor. Ayşe Arman’ın şu röportajında anlattığı gibi…

Ama bebeğin salıncağını içi su dolu yüzme havuzun üzerine kurmak… Ve böyle bir felakete yol açabileceğini düşünememek… Cehaletten başka ne ile açıklanabilir?

Birçok gazete bu haberi “görülmez kaza” başlığıyla duyurdu. Bunun görülmez’i var mı? Bu fotoğrafı görür görmez neler olabileceğini görmemek mümkün mü?

Suç kimde? Bakamayacağı kadar çocuk yapmaması gerektiğini bilmeyen, belki de doğum kontrolü hakkında fikir sahibi olmayan, dört çocuğuyla yaşadığı iki göz gecekondudan birine çocukları kanalda boğulmasınlar da gözünün önünde serinlesinler diye şişme havuz kuran bu annede mi?

Yoksa ona doğum kontrolünü anlatmayanlarda, bebeklerin bir kaşık suda, birkaç saniye içinde bile boğulabileceği, bırak içi su dolu şişme havuz, çamaşır leğeninin bile yanında bırakılamayacağı vizyonunu veremeyenlerde mi?

Suç kimde bilmiyorum ama dört aylık Eda bebekte olmadığı kesin…

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

19 Yanıt

  1. Elif, şu an yaşadığım üzüntüyü anlatamam. Yüreğim sıkıştı adeta nefes alamıyorum. Hamilelik dönemimden itibaren Türkiye ile ilgili sadece takip ettiğim köşe yazılarını, gazetelerin başlıklarını vs okumaya başladım. Türkiye’den uzak olduğumuzdan mıdır nedir okuduğum her kötü haber beni çok ama çok etkiliyor çünkü.
    Bir çok yazını, facebookta paylaştığın linke tıklayıp, çoğunlukla yorum yazmadan sadece okuyordum. Ama bu sefer yazdıklarını okuyunca kanım dondu ve okuyup geçemedim. Eda bebeğin de Emir Ali nin de ölümleri(nedenleri) beni derinden sarstı.
    Bir yavrucuk salıncakta bırakılıp da nasıl diğer odada uyunabilir? Çok üzgünüm çok!

  2. ben buna cehalet de diyemiyorum. annelik içgüdüsü senin yaptığın gibi her küçük riske karşı önlem almayı sağlayan bir güdü bence.

    abarttığını düşündüğün her şeyi ben de yapıyorum, hatta fazlasını.

    çünkü zaman çok kötü, insanlar kötü, modern hayatın tehlikeleri önceden bilinemiyor…

    yerinden olsam her ne kadar risk sıfır da olsa, evcil hayvanımla da bebeğimi yalnız bırakmazdım. zira bir yakınımızın senelerdir beslediği golden cinsi köpeği 3 aylık bebeğinin yüzünü parçaladı bilinmeyen bir nedenden dolayı.

    eda bebeğe gelince.. polis zaten şüphelenip soruşturma başlatmış. neye yarar can gittikten sonra…

  3. merhaba,
    bu konuda sizde kendimi buluyorum 🙂 gülüyorum bol bol sonra da. Lohusa delilikleri başlıklı yazıda da aynı şeyi hissetmiştim. Ben de aynı şekilde olabilecek her türlü senaryoyu yazarım ve de çok uç, imkansız gelmez. Sonuçta, “yaşanan şeyler” film oluyor. Evet, ben de asla yalnız bırakmazdım evde, evet ben de 8 aylık oğlumu balkondayken kucağıma almaya ürküyorum, evet ben de gece pencere açamıyorum odasında. Katılıyorum diğer yorumlara, bu cehaletten öte birşey. O tehlikeyi hissedebilmek.. Mesela herkes fizik bilmez ama yara almadan düşmeyi bilir. Halbuki ciddi bir fizik olayı. bunun gibi. Sanki o anne göz göre göre ölüme götürmüş gibi..

    mutlu günler dilerim..

  4. Size kesinlikle katlıyorum. Daha dün eşim bana çok evhamlı olduğumu, gereksiz senaryolar ürettiğimi söyledi. Ama olmuyor bence ben önlemini almalıyım ki olabilecek şeyleri minumuma indirelim. Kaldı ki düşündüğümüz şeyler(erkekler göre evham) hayatta olabilen şeyler. Kısacası annelik kolay değil ve hepimize kolay gelsin.

  5. Ben henüz bu duyguları bilmiyorum, şu an bebeğim sadece karnımda. ama sevdiklerimle ilgili özellikle de eşimle ilgili sizin düşündüklerinizden daha beter felaket senaryoları oluşturduğum için büyük ihtimalle bebeğim konusunda da benzer davranışlar sergilerimi çok doğal buluyorum..

    haber için de.. hamilelik psikolojisinden mi bilmiyorum ama o kadın şu an yanımda olsa onu öldüresiye döverdim herhalde… yüzlerce hayvanın hepsi doğum yapıyor, yavrularına nasıl bakacaklarını biliyorlar.. onlar düşünemiyor..onların ne okuma yazması ne de bizim gibi teknolojileri var.. içgüdünün de ötesinde bişi olduğuna inanıyorum anneliğin.. baksanıza elin hayvanı yavrusuna gül gibi bakarken bir insan müsveddesi bu haberi güyya kaza diye nitelendirebiliyor.. işalla geberir gider bi kosede dicem ama üç çocuk daha varmış arkada.. cidden ne dıyebılecegımı bılmıorum bu mahluk hakkında, çok sınırlendım !

  6. Bu nasıl iki olaydır, gecenin yarısında okuyorum ve gözyaşlarım sicim gibi! Bu iki anne bu acıyla nasıl yaşarlar? çocuklarımız bizden önce ölmesin ne olur…başka hiçbirşey istemem…

  7. Elif Merhaba,
    Yazilarini hep cok severek takip ediyorum, benimde 10 aylik bir oglum var ve bende 2003’de chicago’dan ankaraya tasindim..Yani bir kac ortak yonumuz oldugunu soyleyebilirim…Hatta ve hatta senin oldukca bilincli ve iyi anne oldugunu dusunuyorum…ama bugun ku yazin konusunda nedense BLOGCU ANNE’den cok daha belirgin bir GAZETECI ANNE tarzi vardi..

    oncelikle allah korusun, bugun yazinda belirtmis oldugun senaryo bir sekilde gerceklesseydi ve anna (yardimcin) bir sekilde derin’in yanina gidemeseydi ve allah korusun, derin’e birsey olsaydi acaba senin hakkinda boyle yazilar yazilsin, bloglarda derin’i ihmalkarligin- yada dikkatsizligin- yada yanlis anlasilmanin bu hale getirdigi ve senin gibi egitimli- titiz bir annenin boyle bir hatayi nasil yaptigi konusulsaydi ne hissederdin?

    herseyin basinda evet eda bebek, malesef artik yok ama annesinin yasadigi aci- icinde bulundugu durum…Bence biraz hassasiyet istiyor..Kaldiki bu kadin seninde dedigin gibi 4 cocuk annesi olmus…cocuklarina bakmak icin (4 aylik bebegini- diger cocuklarina emanet edip) temizlige gitmek zorunda…ANNE, egitimli yada degil..bilincli yada degil…ANNE…annelik hormonu -ic gudusu cok farkli bir sey…Hic bir annenin cocuguna kasitli bir sekilde zarar vermek isteyecegini sanmiyorum…o yuzden sucun kimde oldugunu irdelemenin ne edaya- ne annesine nede biz okuyucularina bir faydasi oldugunu dusunmuyorum…

    Tesekkurler,
    Deniz Gursan

    • Sevgili Deniz,

      Yorumun için teşekkür ederim.

      Bu yazıyı anneyi taşlamak için yazmadım. Şahsen ben “suçun” onda olmadığını düşünüyorum. Hakkında soruşturma başlatılmış, evet… Ama böyle bir şeyi bilinçli yaptığını düşünmek istemiyorum.

      Bence bu kadıncağız tamamen iyi niyetiyle hareket etmiş. Hatta kendince bilinçli bile davranmış belki… Benim dikkat çekmeye çalıştığım şey, kaş yapayım derken göz çıkarmasının arkasında yatan sebep.

      Bence “suçun kimde olduğunu” irdelemenin faydası var. Şu açıdan var: böyle olayları kader-kısmet, ya da olmuş-bitmiş gibi düşünmemeliyiz. Allah bilir günde kaç kez, nerelerde buna benzer olaylar oluyor da haber değeri taşımıyor. Bir kişi bunlardan sonuç çıkarsa, burada veya benzer yerlerde konuşulanlardan birisi bir şey öğrense kardır diye düşünüyorum.

      Belki o ve onun gibi anneler bu tür platformlara girmiyor. Ama çoğumuzun bu tür insanlara erişimi var. Yanımızda çalışan yardımcılar, kapıcılar, bakıcılar, onlar, bunlar… Birimiz buradan öğrendiğimizi bir başkasına anlatsak, ne bileyim, yanımızda çalışan kadına söylesek, bir kişi bile bir şey öğrenmiş olsa kardır diye düşünüyorum.

      Sevgiler…

  8. ohhhh içiçme su serpıldı bırazzz yanlız değilmişimm benım kızımın ısmıde derın :)) derın 10 aylık kendısını gece yatağında yatıramıyorum hala ya eve hırsız gırerse kı boyle bı ıhtımal yok bıle bebeğımı alırda gıderse.kesınlıkle bebek arabaına koyarsam bağlıyorum bırı gelıp almasın dıye.oto koltuğuna bağladıysam rutun bı şekılde her 3 dk da arkamı donup bakıyorum yerındemı dıye bunlar uzar gıder heran aklımda kotu bır senaryo.şunu anladım kı bunlar hayatı çok zorlaştıran şeyler umarım zamanla aşarımm…

  9. Bende sizin gibiyim. En korktuğum şey oğlum kucağımdayken balkon demirlerine yaklaşmak. Resmen onu düşürme kabusları görüyorum. Evde yalnız bırakmak mı asla. Odada bile tek başına bırakmaya korkuyorum. Daha yürüyemiyor ama popo üstü gidiyor istediği yere. Hadi çekmeceyi açarsa başına gelirse parmağını sıkıştırırsa vs. Eşimse benden de evhamlı. Adanadaki olayada hala inanamıyorum. Altında havuz bile olmasa o kadar yüksekte yalnız bırakılabilir mi? Bu vicdan azabıyla nasıl yaşanabilir?

  10. Ropörtaji okudum ve dehşete kapıldım, üstüne bir de bu haber gelince… Ben de aynı duyguları yaşıyorum. Birinin Ada’yı alıp götürebileceği ya da Ada’nın kaybolabileceği fikri en büyük kabusum. Aynı şey köpeklerimiz Efe ve Maya için de geçerli. Bir ara evlere girip köpekleri çalan hırsızlar vardı. Hırzıslara not bırakmaya kadar götürmüştüm işi. Ne istiyorsan al ama köpeklerimi lütfen bırak diye. Cehalet de değil sanki çünkü ikinci olaydaki anne, çocuklarına birşey olmasın diye almış o havuzu eve. Bilmiyorum belki kötü şans. Ama korkunç bir şey… İnşallah kimse yaşamaz bir daha böyle şeyler.
    Arkadaşım yazlığa gittiklerinde küçük oğlunu uyutup, yatağına koyup eğlenmeye gittiklerini anlatmıştı ve benim verdiğim tepkiyle dalga geçmişti. Ben düşünemiyorum böyle bir şey. İnsan sonra da eğlenebilir ama ya uyanırsa çocuk… Ya bir şey olursa. İnsanlar mı fazlaü rahat, ben mi fazla rahatsızım bilmiyorum ama ben de bırakamam çocuğumu

  11. iki olaydan da çok etkilendim.hele dün akşam emir ali’yi okurken hıçkıra hıçkıra,böğüre böğüre ağladım.
    hemen oğlumun odasına koştum,uyuyordu,oturup dakikalarca yüzünü seyrettim.
    diyecek bir şey yok,ne denebilir ki?bilmiyorum…

    allah kimseyi evladıyla sınamasın,kimse evlat acısı yaşamasın…

  12. Hem Eda bebek haberini hem de Ayse Arman’in yazisini aglaya aglaya okudum. Eda’nin annesinin ne amacla salincagi havuz ustune kurdugunu anlamaya calistim acikcasi. Diger annenin yargilanmasina tu kaka yapilmasina uzuldum.

    Benim hayalgucumde fazla mesai yapiyor aynen senin gibi kuruyorum kafamda. Simdi yazlikta havuz ve Idil korkusu yasiyorum ve isin kotusu babasina da guvenmiyorum bu konuda, dalginlik genetik onda, yani is basa dusuyor (allahtan annemde bir sure bizimle olacak)
    Ornek, gecen hafta evimizin kosesindeki supermarkete idil (pusetsiz), baba ve ben yuruyerek gittik. Ben alisveris yaparken baba idile sahip olacakti malum pusetsiz her yere saldirma durumundayiz. Ben de biryandan sepeti doludururken gozumun ucuyla takip ediyorum. 10 saniye kadar bir urunun daha tazesini alabilir miyim diye raflarin arkasina dalmisken, esimin aglayan bir cocugun sesine tepki verip, idil idil dedigini duydum. Idil babasinin da raflara daldigi bir kac saniye icinde gozden ucaklasip icki reyonuna dalmisti. Donup baktigimda esim yanimdaydi ama idil yoktu. O uc bes saniye de aklima gelmedik kalmadi. Aklim gitti. Belcika’nin cocuklarla ilgili sabikasi belli. Esime kizdigimda ise ne oldu ki, paranoyak olma dedi. Acaba ben mi cok abartiyorum derken yalniz degilsin mesajlarini gormek guzel.

  13. röportajı okumamıştım,keşke de okumasaymışım.içim sıkıştı,bi ara nefes alamadım sanki,gözyaşlarım aktı tutamadım kendimi,hiç bir anne de tutamaz zaten.

    1. olayla 2.olay tamamen farklı.Adana’daki olayda ihmal oldugu apaçık ortada.ama yine de ne olursa olsun..Allah bize evlat acısı yaşatmasın,Allahım korusun.

  14. msjımı bi daha okuyunca yanlış ifade kullandıgımı farkettim. 2 olay da acı verici ama 2.olayda resmen kazaya davetiye çıkartılmış.yine de yargılamamak lazım,bir anlık gaflet,basiretin baglanması diyeyim.Allah sabır versin.

  15. Bu tarz olayların sadece ülkemizin insanlarına özgü olduğunu düşünmek bence büyük hata. Oprah Winfreyin programında izlediğime göre Amerikanın insanları da oldukça ilginç vukuatlar gerçekleştiriyorlar hem de öyle “cahil cühela az gelirli varoş halkı” değildi bunlar. Ağzım açık o programı izlediğimde hiç kaderci bir insan olmama rağmen inanılmaz kontrolcü olmama rağmen ben bile demek ki bazı şeyler engellenemiyor dedim. Örnek Amerikalı bir anne, ana okulu veya ilkokul gibi biyerde öğretmen kendisi ve 2 adet çocuğu var. Biri küçük bebek diğeri de ana okuluna gidiyor. Ana okuluna gideni kadınla birlikte okula gidiyor diğerini de baba bakıcıya bırakıyor her sabah. Fakat babanın bir sabah dişçide randevusu oluyor ve bebeği de bakıcıya anne bırakmak durumunda kalıyor. O günde okulun ilk günü gibi bişey kadının da aklında 80 milyon şey var (kendisi buşekilde analtıyordu programda). Bebek arabada uyuyor ve anne çocuk bakıcısı yerine direkt kendi okuluna gidiyor ve akşama kadar okulda bebek de arabada kalıyor. Hiç birşey farklı değildi diye analtıyordu kadın. Yani çocuğu araba da unutuyor ve yaz zamanı. Okul bitiyor kadın arkadaşlarıyla konuşuyor sonra arabaya gidiyor ve kapıyı açınca herşey bitiyor. Bebek ölmüş. Kadın sadece unuttum diyor. Bu nedir peki? Herkez kadını suçlayacak kimi suçlayacak ama illa suçlu aranacaksa baba niye gün içinde arayıp bi bebek nası demiyor?
    Adanadaki anneyi suçlamayı aklından geçirenler bence hiç büyük konuşmasınlar. Bu işler hiç belli olmaz. Ben yapmam benim başıma gelmez dememek lazım hiç birşey için. Aklımıza gelecek her tedbiri alırız ama ummadığımız yerden bizi yine vurur olacak olay. Örneğin ben de diyorum ki köpeğimi asla bebeğimle bırakmam ama ben de başka bir şey yapabilirim, unutabilirim, atlayabilirim. Benim de american cocker cinsi tepemde yaşayan bi köpeğim var ama hiç bir çocuğa yaklaştırmıyorum hayvan bu sonuçta. Sevmek isteyen çocuklara da izin vermiyorum. Bişey yapmaz biliyorum ama benim kontolüm dışında bir canlı.
    İlerde anne olursam çalışan bir anne olucam. İhtiyaç olmasa ben de 7 24 çocuğumun üzerinde olmak isterim ama imkan yok. Bakıcı bakacak anneanne, babaanne bakacak. Hiç bir bebeğe çocuğa bişey olmasın ama bu tarz olaylar her yerde herşekilde olabilir. Bu kadıncağız da belliki zor durumlu bir insan 1001 tane problemi var ama yine de çcuklarını kanallardan korumak için o havuzu alıyor çünkü onun için korkunç olan o kanallar. Havuzu çocuklarının kurtuluşu olarak görüyor ister mi o da bebeğin düşüp ölmesini. Havuz bu kadının beyninde kesinlikle kötü bişey değil. Birsi gitseydi bu kadına bak çocuğun düşer bunda da boğulur deseydi önce büyük ihtimal olur mu öyle şey derdi aklı almazdı çünkü o havuzu kurtuluş oalrak görmüş kadın. Koca havuzu evin ortasına kurmuş kaç anne yapmıştır böyle birşey çocuklar kanala gitmesin diye. Bunların hepsi çok üzücü olaylar ama herkezin başıan gelebilir bunu unutmamak lazım bence.

    Ayrıca Amerikada meydana gelen diğer bir olay da büyük araçlarıyla park yerine girerken veya çıkarken dışarda oynayan küçük çocukları ezmeleriymiş. Böyle bir olayı bir büyükanne anlatmıştı. Torunlarında 1 tanesini ezerek öldürmüş park ederken.

  16. haberi duyduğumda içim parçalandı… sırf merak uğruna klozetin içindeki suya ulaşmaya çalışırken,başı ağırlık yaparak düşen ve bir tas suda boğulan minikler olduğunu duydum…ne zaman arkamı dönsem minik oğlumu klozet başında yakalıyorum…bu yüzden evdeki tüm su kaynaklarını güvenlik önlemleri çerçevesinde yeniden değerlendirelim tüm anneler…

  17. Ayşe Arman’ın röportajını ağlayarak okudum..kaç gündür etkisinden kurtulamadım..dönüp dönüp kızıma sarılıyorum..Sürekli uyaran bir anne olduğum için kızıyordum kendime ancak dünya küçük bir çocuk için öyle tehlikelerle dolu ki paranoyaya kapılmamak elde değil..Allah her iki anneye de sabır ve yaşama gücü versin..Allahım tüm evlatları korusun ve bağışlasın..

  18. O havuzu çocuklarını korumak amacı ile alan annenin nasıl olur da tepesinde salıncağı bıraktığını anlayamıyorum. Dönüp dolaşıp düşünüyorum ama yok aklım almıyor. Gece rüyamda kızımın doğduğunu, annemlerin havuzda boğulduğunu görüp durdum, biliyorum ki doğumdan sonra ben de aynen senin gibi bir anne olacağım ki şimdiden çevremdekiler söz konusu olduğunda çok titizim. 3 gün önce üst konşum tatile çıktı ve iki çocuğu için oto koltuğu almadı… Pahalıymış, ne gerek varmış. Ben doğmamış bebeğim için 5 aylık hamileyken aldım o koltuğu, araştırdım, düz mü ters mi koymalı, hangi koltuk daha güvenli, nasıl bağlamalı vesaire… Bırakın tatili , şehir içinde bile oto koltuğu olmadan dolaştıramam. Bir de tersten bakılınca olaylara, benim annem babam da pimpirikliydi:) ama boğulma tehlikesi de atlattım, kafamı da yardım, çukurlara da düştüm, her yerim dikişlerle doludur, yani tedbirler de bir yere kadar, Ayşe Arman’ın yazısındaki gibi. Kaderciliğe dayandırmak bana göre değilse de bir yerden sonra, kontrol edemeyeceğimiz olaylar da gelebilir başımıza, ama bu kadar.. bile bile lades değil.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: