Sezaryeni tercih etme hakkı

Bir önceki yazıya gelen yorumlara orada cevap vermektense daha fazla okura ulaşmak için yeni bir yazı yazmak istedim.

Bir kadının doğumdan korktuğu için sezaryeni tercih etme hakkı olmamalı mı?

Bence olmamalı. Böyle bir tercih insanın aklına bile gelmemeli. Bizim toplumumuzda insanların sezaryeni, normal doğumdan korkarak ona bir alternatif olarak görmelerinin sebebi “kişisel hak ve özgürlük” değil bence. Sistemin çarpıklığı, yanlışlığı.

Dünkü yazıyı yazdıkan sonra gelen yorumları okumaya başlayınca doktor olan halamı aradım. Kendisi cerrah ya da kadın doğumcu değil, (daha önce de bahsetmiştim) mikrobiyoloji profesörü. Benim etrafımda gördüğüm en etik doktor olduğu için de onun fikrini sordum:

“Ben gidip de keyfi bir ameliyat olmak istesem, olabilir miyim? Mesela, safra kesemin patlayacağından korksam gidip onu aldırabilir miyim?”

Halamın cevabı şöyle oldu:

“Tıbbi bir endikasyonun (gerekçen) yoksa aldıramazsın. Yani, aldıracak doktor bulabilirsin belki ama yasal ve etik olmaz.”

Bu, ne anlama geliyor? Şu anlama geliyor: Doğumdan korktuğu için bir kadın sezaryen (ameliyat) olamamalı. Aklına öyle bir alternatif gelmemeli. Sistem böyle bir şeye imkan tanımamalı. Tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi…

Sezaryen, tıbbi zorunluluktan dolayı uygulanması gereken bir ameliyattır. Gelişmiş ülkelerde kadınlar saatlerce, bazen günlerce süren bir süreçten sonra başka seçenek kalmadığı anlaşılınca sezaryene alınırlar.

Gelişmemiş ülkelerde ise sezaryeni tercih edebilmek “kişisel hak ve özgürlük” olarak yorumlanıyor. Bunun böyle olması da, bunu böyle yorumlayanların suçu değil. Doğum korkusu ciddi bir korku. Hangi kadın annesinin doğumda nasıl yırtıldığını, teyzesinin doğum yaparken nasıl ölümden döndüğünü duyduktan sonra aynı yoldan gitmek ister ki?

Ancak bu sebeple sezaryeni tercih eden kaç kadına sezaryenin ciddi bir ameliyat olduğu anlatılıyor? Hangilerine normal doğumların aslında hiçbir müdahale yapılmadan bile gerçekleşebileceği söyleniyor? Kaçı normal doğuma yönlendirilmeye çalışılıyor?

Doktorların çoğunun sezaryenle normal doğum için aynı ücreti aldıkları bir gerçek. Ancak aynı şey hastane için geçerli değil. Hastaneler -hastaneden hastaneye değişmekle birlikte- sezaryen için normal doğumun yaklaşık bir buçuk-iki katı ücret alıyorlar.

Dolayısıyla işin “kişisel hak ve özgürlük” boyutuna değil, sağlık sektörünün ticari boyutunun da işin içine girdiği, çok daha derin olan ekonomik boyutuna bakmak lazım.

Sezaryenin tercih edilememesi gerektiği, bir kadın doğumdan korkmaması anlamına gelmiyor. Korkusunu bertaraf etmeye çalışmalı. Burada asıl görev belki kadının kendisinden çok etrafına düşüyor. Eşine, annesine, etrafındaki diğer annelere, doktoruna… Onlar, kadının doğuma hazırlanmasına yardımcı olmalı. “Bağıra bağıra doğurmanın ne anlamı var?” demekten vazgeçmeli.

Sezaryen, estetik ameliyatla aynı kefeye konulmamalı, keyfi yapılabilen bir operasyon olmamalı.

Ha, bizim sistemimiz bu şekilde oturmuş bir kere… Bunu değiştirmeye çalışan insanlar var. Ben de kendimi bu insanlardan biri olarak görüyorum. Okuduklarımla, öğrendiklerimle, yaşadıklarımla yol göstermeye çalışıyorum. Şimdiye kadar bana mail atıp “sezaryen düşünüyordum, sayende normal doğumu denemeye karar verdim” ya da “en azından araştırmaya karar verdim” diyen en az 4-5 kişi oldu. Bunun bile bir kazanım olduğunu düşünüyorum.

Sistemin bu şekilde oturmuş olduğu ve sezaryenin bir doğum yöntemi olarak görüldüğü (ve bunun kişisel hak ve özgürlük olarak tanımlandığı) bir ülkede en azından planlı sezaryenin bertaraf edilmeye çalışılması gerektiğine, madem Avrupalının sahip olmadığı böyle bir “özgürlüğümüz” var, hiç olmazsa onu doğum sancıları başladıktan sonra kullanmanın anne için de, bebek için de daha sağlıklı olduğunun anlatılması gerektiğine inanıyorum.

Emzirmeyle ilgili daha önceki bir yazımda da dedim ya… Bu tür konuşmalar mutlaka birilerinin canını acıtıyor. Bu kaçınılmaz… Hepimizin hassas olduğu konular var. Ben de uzun süre ölümlü trafik kazalarını konuşamadım mesela…

Ancak bu konuşmalardan çok fazla şey öğrenenler olduğunu da biliyorum. O yüzden Pozitif Doğum Hikayeleri‘nin de, sezaryenle ilgili gerçeklerin de konuşulmaya devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Her zamanki gibi, bunlar benim kişisel fikirlerim. Bu konuda tıbbi bir bilgisi olmayan, ancak konuya olan ilgisini yaşadığı tecrübelerle birleştirmiş bir kadın olarak bunları yazıyorum.

Paylaşın:

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Reklamlar

51 Yanıt

  1. Evet bende normal dogumdan yanayim ancak tıp bu kadar ilerlemisken insan kendini ve bebegini de bazı durumlarda riske atmamali diye dusunuyorum. Maalesef ozellikle Turkiye’de doktor dogum sirasinda sezeryan dese bile insanlar ” hah doktorun isine geldi iste..” gibi dusunuyorlar. Dediklerimle ilgili de 3 ornek vermek istiyorum; 1-Arkadasimizin esi normal dogum diye cok diretti, doktor israrla sezeryana alalim,sezeryan oneriyorum dese de kiz inatla HAYIR dedi ve normal dogurdu. SONUC-Kiza 16 dikis atildi,bebegin dogum sirasinda koprucuk kemigi kirildi. 2-Benim dogumumda, uzun sure sanci cektim, cok paniktim, tansiyonum cok yukseldi, kendimi muayne dahi ettiremedim-doktorum sezeryana almayi onerdi-once yok dedim-gozumun icine bakip “bana guven” dedigi zaman bir daha “hayir” diyemedim. Dogumuma ablamin esi de girdi, kendisi doktor ve SONUC;Cok saglikli bir bebegimiz oldu ve ben de cok kisa surede toparladim.Eger diretseydim hem doktorumun hem de ablamin esinin dedigi – Bebege ve kendime zarar verebilecegim ve son dakika acil sezeryana alinacagim yuksek ihtimali.3- Normal dogum diye direten baska bir tanidigim 36 saat sanci cekerek dogurdu ama kendisi 11 gun hastanede yatti…Tabi ki herseyin normali ama bence insan doktoruna da guvenmeli…Ama su sorgulanmali tabii – neden Avrupa ve Amerika’da kadinlar doguruyor da burda bu kadar cok sezeryan var!??!?!Sevgiler!

  2. Çok güzel yazmışsın Elif. Örnek de gayet yerinde. İşin çok daha çetrefilli olmasının bir başka sebebi de sezeryanı tercih eden anne adayı veya doktor olsa bile bunun direk etkisini hisseden anne veya doktor değil bebek oluyor. Yani aslında korkuyorum diye veya korkutularak yapılan sezeryanlarda bebeğin daha gelişiminin tamamlanıp tamamlanmadığından emin olmadan çocuğu zorla çıkarıyorsun. İki çocuğu da geç doğmuş bir anne olarak geçen hafta okuduğum bir yazıdan (bir doktora ait ama kaynagını kaydetmediğim için unuttum) alıntı yapmak istiyorum.

    “40+2 haftaya kadar beklenmesinin bir sebebi var. 38. haftada, bebek gelişmiştir diye sezeryanla alınan bebeğin 36 haftalık olma ihtimali de mevcut. ”

    Doğum süresince acil durumlarda sezeryan olabileceğini bilmek ise ayrı bir rahatlık.

    Normal doğumdan korkanlar bir yana ben hep sezeryan olacağım diye acayip korktum. Doğum kursları esnasında o ameliyat sahnelerine ne bakabildim, ne dinleyebildim. Kesilme fikri beni acayip daraltmıştı. Baba adaylarından birini de bayıldığı iin acile kaldırmışlardı.

  3. çok haklısın Elif; biz de eşimle hastane konusunda sırf bu sezeryan olayından dolayı çok tedirgin olmuştuk. benim günüm geçtiği için, binbir bahaneyle sezeryana alacaklar diye düşünüyorduk (bilirsiniz genelde aman çocuk kaka yapmış, kordon dolanmış cart curt gibi bahanelerle sezeryana alıp bir an önce kurtulmak istiyorlar hastadan)annem de demişti ha bugün ha yarın doğuracak diye beklemektense hemen sezeryana almayı tercih ediyorlar diye..hastaneyi ayağa kaldırmıştık ki sezeryan istemiyoruz diye. ben 24 saat bekledim hala dogum başlamadı. artık doktorum gelip 24 saati aştığı için artık tercihi sana yasal olarak bırakabiliyoruz istersen sezeryan olma hakkın var dedi, ama biz beklemeyi tercih ettik ve doktorumla konuştuktan 1 saat sonra sancılar başladı ama malesef 7,5 saat sancı çektikten sonra bir türlü doğum gerçekleşemedi ve sezeryanla doğum yapmak zorunda kaldım ama bütün şartları zorladık. burda hastanenin ve doktorların büyük payı oldu hepsi sezeryan karşıtıydı ve doktorun bana dediği ” eğer kalp atışları yavaşlamasaydı sabaha kadar doğum gerçekleşsin diye bekleyecektik” oldu. bunu dediğinde daha saat akşamın 7siydi. hatta ben ordayken keyfi sezeryan için bir kadın geldi ve hastane kadını geri gönderdi biz öyle bir uygulama yapmıyoruz diye.
    umarım ikinci çocuğumda normal doğum yapabilirim.

  4. ben normal doğumu “köylü işi” gören kişilerin olduğuna da şahitim.. dolayısıyla sezaryen biraz da elitlik hissettirdiği için tercih ediliyor diye düşünüyorum.

    ayrıca ücret farkının yanında, doktora zaman kazandırması da sezaryeni önerilen bir şey yapıyor.

    bence de kişinin sezaryeni tercih etme hakkı olmamalı.

  5. normal doğurmuş,her zaman bundan taraf biri olarak şöyle bir durumlada karşılaşabilirsiniz;ben 39. haftaya girmeden dr. kontrolüne gittim bana 3 gün sonra gel yatış yapalım dedi.henüz sancı veya doğumu haber veren hiç bişey yoktu.3 gün sonra gittim 3cm acık %80 silinme var dediler ve suni sancı verdiler ve ben ilk doğum olmasına rağmen3 saat sonra doğurdum, doğumdan sonra da 1 saat dikiş sürdü.yani ilk yarım saatte bebişi emziremedim gittiğimde uyuyordu 4 saat uyudu emmedi..şimdi düşünüyorum tamam normal doğdu,kısa sürdü ama acaba gelişimi tamammıydı,kadın doğum hastanesinde çalışan biri olarak biliyorumki hızlandırmak için doğumu bazı şeyler yapıyorlar bunların rahim yırtılmasına neden olabileceğini biliyorum belkide o yüzden dikiş uzun sürdü….şimdi 4 aylık hamileyim edindiğim tecrübeyle sancılarım iyice sıklaşmadan hastaneye gitmiycem.mesai saatleri içinde kısa sürede suni sancıyla normal doğum yaptırıp işine bakan dr. da cok veya o hafta yurt dışına gidecek sizide aradan cıkarmak için suni sancıyla doğurtan da,aslında sezeryanın bahanelerine benzer değilmi sizce bunlar…normal doğumada müdahele ediliyor sonuçta…

  6. Doktor ve hastana değiştirerek normal doğum yapmak için bir hayli çaba harcamış ve sonunda becerebilmişlerdenim. Bence yapılması gereken şu: doktorlar ve hastanaler, anne adaylarına, hem normal doğum hem de sezeryen hakkında her türlü bilgiyi aşama aşama vermeli, avantajlarını ve dezavantajlarını objektik olarak anlatmalı. Hernekadar tıbbi zorunluluk gerekmedikçe sezeryene karşı olsam da bu yolla en azından insanlar ki benim örneğimde olduğu gibi, istemedikleri birşeylere yönlendirimemeli. Sezeryen hakkı savunuculuğu kadar normal doğum savunuculuğu da yapılsa keşke…

  7. Ne tuhaf ben de ya sezaryen olmak zorunda kalırsam diye çok korkuyordum. Neyseki korktuğum başıma gelmedi. Dünyada milyarlarca kadın normal doğum yapabiliyorsa neden siz de onlardan biri olamayasınız ki? Kendinize güvenin, vücudunuza güvenin, doğanın kanunlarına güvenin. Önemli hiç bir sebep yokken ciddi bir karın ameliyatı istemenin kişisel hak ve özgürlükle nasıl bağdaştırabilindiğini ise anlamak gerçekten güç..Unutmayın ki hayatın her anında risk var. Normal de doğursanız, sezaryen de olsanız risk altındasınız. İnsanın başına her an ne geleceği ise bir muamma..Bu anlamda blogcuanne seni sonuna kadar destekliyor ve insanları doğal doğum konusunda pozitif etkileyebiliyor olmandan dolayı tebrik ediyorum..

  8. Bende normal doğum taraftarı bir insanım…bebekler ne zaman dünyaya gelmek istediklerine kendileri karar vermeli..sezaryenle doğum sanki bebeğin mücadele yeteneğini elinden alıyormuş gibi geliyor bana…bir hiç bir mücadele etmeden dünyaya gelmek var bir de mücadele ederek gelmek var…doğum anneyede ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir olay…ancak ben ne yazıkki sezeryan olacağım..ikiz bebek bekliyorum ve biri makat gelişli…bazen acaba normali denesem nasıl olsa son anda müdahale diye bir şey var diyorum..ama hangi dr la konuşşam sezaryen diyor….şuda bir gerçekki sezaryenle beraber anne bebek ölümlerinde de ciddi bir düşüş var….ben iki bebekle bile normal doğurabilirmiyim,diye düşünüp bu tecrübeyi yaşayamayacak olmaya üzülürken,tek bebek sahibi olacakların sezayeni tercih etmesini anlamıyorum….

  9. Ingiltere’ye gelip de burada sadece normal dogum oldugunu, keyfi, randevulu sezaryen olmadigini duydugumda, hele de acil ve ozel bir durum olmamdikca sadece ebelerin dogum yaptirdigini, hatta ve hatta gebelik takibini de, yine ciddi bir durum olmadikca, dr yuzu gormeden ebeler tarafindan yapildigini ogrendigimde; bu ne ya? burasi 3. dunya ulkesi mi? diye tepki gostermistim. Hele hele dogumda, gerek gorulurse, vakumla bebegin cekildigini duydugumda, kulaklarima inanamistim. Bunlarin hepsi geri kalmislik gostergesiydi bbenim icin! Cunku ben Turkiye’den, parasi olana ozel ihtimam gosterilen, her zaman ozel muameleye kaldigim bir ulkeden geliyordum. Eger ilk geldigim zamanlarda cocuk yapacak olsaydim, kesin sezaryen olmak icin Turkiye’ye gelirdim. Hatta, olur da burada dogurursam diye haril haril ozel hastane, ozel doktor aramistim da, sadece dogumun 10 bin sterlinge mal oldugu ozel hastane de bile, istedigim kadar para vereyim yine de keyfi sezaryen yaptiramayacagimi gordugumde inanamamistim. 20 bin sterling de verseniz, keyfi sezaryen olamiyordunuz iste…

    Neyse ki yillar icinde fikrim degisti.

    2 yil once Norvec prenseslerinden birisinin evde, ebe ile dogum yaptigini biliyor muydunuz? Avrupa’daki kraliyet aileleri icinde ilk kez bir kraliyet uyesi evde dogum yapmis. Keyfi sezaryeni gectim, zaten hepsi normal doguruyor da, artik evde ebe ile dogurmaya da baslamislar. Yani ne bileyim, dogdugu andan itibaren prenses olarak yetistirilenler bile ebe ile evde dogurabiliyorsa…

    Ve hep unutulan bir sey, her keyfi sezaryen, o sezaryeni yapacak doktorun, anestezistin, hemsirenin, alet edevatin, ameliyathane odasinin… o anda ihtiyac olanlarin kullanim hakkinin elinden alinmasi demek. Agri’da sezaryen orani %10, Istanbul’da ozel hastanelerde neredeyse %90. Peki acaba Agri’da, ihityaci oldugu halde sezaryen olamadigi icin olen bebeklerin, annelerin orani kac?

    Benim sezaryen karsitligim, oncelikli olarak tibbi gerekcelerden degil, ekonomik ve sosyal gerekcelerden. Dunyada herkes egitim ve saglik hakkina esit olarak ulasabiliyor olsa, isteyen istedigini yapsin, yaptirsin. Ancak, doktorlarin egitimini, bilgisini, tecrubesini, ihtiyaci olanlara ulastirmak yerine, parasi olanlara ulastiran bir sisteme karsiyim. Tabi burda is raydan cikiyor, tamamen baska konulara, sosyal ve toplumsal bakis acilarina, sistemlere, yaklasimlara vs’ye giriyor. Belki cok utopik pek cok kisi icin. Ama ne kadar “sosyalist” gelse de kulaga, benim dogrum bu.

  10. Sezaryan dogum yapanlar diğer hamileleri sezaryan cok rahat bır dogum seklı , siz de sezaryan dogurun diye telkin etmiyorda, neden vajinal dogum yapanlar illa bu sekılde dogurun dıyor anlamamaktayım. Bebege bır zararı olmamasına ragmen bu ısrar nıye?

    Ben 41. haftada sezaryan dogurdum, lendı ıstegımle , ama bır arkadasımın sancıları 36. haftasında geldı ve 24 saat bagırdıktan sonra normal dogurdu. Sonuc ıkımızınde masallah saglıklı bebeklerı var. Emzırme reformuna sonuna kadar destek cunku o bebısler ıcın cok ıyı ır yontem ama sezaryanın aksı ıspatlanana kadar her zaman taraftarıyım.

    Sevgıler

  11. sevgili Elif ve yorum yapan diğer arkadaşlar,

    birincisi lutfen normal doğum yapan insanlar hakkında bildiğimiz duydugumuz kotu ornekleri burda(yada herhangi bir yerde)anlatmayalım(anlatmayanlar üstlerine alınmasın lutfen),ben hamileliğimde bu siteyi takip ediyordum ve eminim yazdıklarımızı okuyan hamile arkadaşlarımız vardır,onları saçma sapan orneklerle korkutmayalım(yok şu kadar dikiş atıldı yok bilmem neresi kırıldı gibi)sezeryan gerektiği durumlarda hayat kurtarabilir ama sorunda bu zaten,gerçekten gereklimi sorusuna doktorlarımızdan aldıgımız cevabın güvenilirliği..sezeryan doktor için en risksiz,annenin ve bebeğin geleceği içinde en riskli ameliyat(doğum şekli diyemeyeceğim)..birçok doktorun sezeryan yöntemini seçmesine bu yuzden şaşırmamalı..ama bu seçme hakkı verilmezse,onlarda bu seçimin sorumluluğundan kurtulmuş oluyorlar..hamileyken doktoruma doğum şeklimi seçebiliyormuyum diye sorduğumda,evet,ya suda doğum yada normal doğum dedi..sezeryan diye sorduğumda,küçümser bakışlarla,sezeryan ciddi bir karın ameliyatıdır,bir doğum şekli değildir demişti bana..(yurtdışında yaşıyorum bu arada)o an kendimi normal doğuma hazırladım..ve sevgili blogcu anne elif ve onun gibi normal doğum yanlısı arkadaşlarımızın sayesindede oyle guzel hazırladım ki kendimi,sancılarım başladığında doktorum nasılsın diye sordugunda heyecanlıyım demiştim,doktorum bile heyecanlımısın??!! korkmuyormusun?diyerek şaşırmıştı,bende niye korkayım ki demiştim..evet doğum kolay değildi ama dayanılmayacak gibide değildi,iyikide normal doğum yapmışım..(sezeryan olmak zorunda kalsaydımda en azından elimden geleni yapmış olacaktım)dogumumun kolay geçmesinide,doğumla ilgili pozitif seyler aktararak beni doğuma guzel bi şekilde hazırlayan insanlara borçluyum..lutfen bizde guzel orneklerle anne adaylarını normal doğum yapmaya,yada sezeryan olmak zorunda kalsalar bile ellerinden geleni yapmaya yonlendirmeye çalışalım…

    • Neden sadece “iyi orneklere yer verilsin” dediniz anlamadim… Iyi örneklere tabii ki de yer verilsin ama bir insan ne yasadiysa onu da yazabilsin bence.Yani sanirim buradaki amac da o. Tabii ki vajinal dogum en iyisi, onu tartismiyorum bile. Ama gene de sadece süper hikayelerle kisitlanmamali diye dusunuyorum. Iyiyse iyi, kotuyse kotu. Onemli olan hamilelerin bir sekilde kendilerini dogru bilgilendirmeleri.
      Ben de normal doguma cok rahatlikla giren ama zor dogum yapan biriydim. Kotu hikayelerde okudum dinledim ama bu beni normal dogumdan sogutmadi ya da urkutmedi. Dedim ya onemli olan, okumak ve bilgilenmek bence…

  12. Elmas’in da dedigi gibi dogal dogumlarda bile doktorlar inanilmaz mudahaleye egimli. Gerekmedigi halde kesi atmak, normal seyrindeki bir dogumu hizlandirmak icin suni sanci vermek, hatta gerekmedigi dayanilabildigi halde rutin olarak epidural vermek.. Saymakla bitmez. TR beni cok korkutuyor bu konuda. Ne anneye saygi var, ne bebege saygi var ne de dogumun kendisine. Sen bile dogumunu yaparken liste yapmistin yanlis hatirlamiyorsam ufak mudahaleler istegin disinda yapilmasin diye. Ina May ‘Eger bir kadin dogumda kendini kralice gibi hissetmiyorsa, etrafindakilerden ona yeterince destek gelmiyor demektir ‘diyordu ‘Guide to Childbirth’ adli kitabinda. Kac kadin kralice gibi hissediyor dogururken acaba?

  13. ZEYNEP – Maalesef hep en kötü hikayeler dolanıyor ortalıkta. Bu bahsettiklerin, evet, oluyor, ama normali bu değil. Güzel hikayeler çoğunlukta!

    PRATİK ANNE – “acile kaldırılan baba adayı” 🙂 Çok güldüm!

    ŞEVİN – Bebeklerinden biri makat gelmese bile ikizlerini vajinal yolla doğurtacak doktor çok zor bulursun maalesef. Ancak Türkiye’de şartlarında, hele de lüks özel hastanelerin olmadığı bir şehirde yaşamana rağmen böyle bir durumu sorgulamış olman bile takdir edilesi.

    ANNEVEBEBİŞİ – Tamamen katılıyorum.

    KEREMİN ANNESİ – Belki şunlar biraz fikir verir:
    http://www.gebenet.com/sezaryen-dogum-bebek-icin-buyuk-tehlike/
    http://www.mayoclinic.com/health/c-section/MY00214/DSECTION=risks

    Ve Pınar’a katılıyorum. Kelimelerimizi daha dikkatli seçmemiz lazım. “24 saat bağırdıktan sonra” gibi sözler olayı çok fazla dramatize ediyor.

    • Az once yukarida da yazdim ama gene de yazayim. Tamam kelimeler dikkatli kullanilmali belki; ama herkes ne yasiyorsa onu yazmamali mi?
      Kimsenin aci esigi ayni degil ki. Kimisi cok rahat atlatir, kimisi degil. Bunu burada ifade etmesi yanlis olmamali bence.

      • O kadar ince bir çizgi ki bu… Ancak sanırım nasıl yaşadığından çok nasıl anlattığınla ilgili. İnsanlar, özellikle de kendilerinin dahil olmadığı hikayeleri fazlasıyla abartıyorlar, “bağıra bağıra doğurmuş” gibi. Olayların sansürlenmesinden çok, kelimelerin dikkatli seçilmesinin önemli olduğuna inanıyorum.

        • Kelimelerin daha dikkatli secilmesi konusunda sizinle ayni fikirdeyim; lakin bagira bagira dogurmanin kotu bir tarafi yok ki. Bagirmak cok dogal bir olay hele ki dogum esnasinda. Bana doguma hazirlik kursu veren kadin; ki ayni zamanda dogumdan sonra 2 ay evime de gelen ebemdi ( ama beni o dogurtmadi) bize bagirma egzersizleri yaptirmisti kurs boyunca. Yani aldigimiz nefesi mumkun mertebe bagirarak vermemiz gerekiyormus ki ikinma daha kolay gerceklessin. Ben de cok uzun zaman evde “aaaaaaaaa, ooooooooo, uuuuuuu vs.” diye bagirma egzersizleri yaptim. ( bir cok katilimci gibi bana en kolay, en rahatlatici gelen “aaaaa” egzersizi idi ve ben de dogumda onu uyguladim)
          Ebem bize bu egzersizleri yaptirirken gruptaki tek Türk ben oldugumdan bir de ornek verdi. ( Ebem universite kliniginde calisiyor bu arada)
          Alman kadinlari doguma girdiklerinde “aman baskalari sesimden rahatsiz olmasin, duygularimi pek de gostermeyeyim vs” gibi endiselerle bagir(a)miyorlarmis ve onlarin da dogumu daha uzun suruyormus. Ama Turk kadinlari genelde ozellikle de AA baslayan “Anne, Allah vs” gibi kelimelere bagirdigindan daha rahat doguruyorlarmis. ( ki dusundugumde cok da dogru geldi bana; cunku biz bir Akdeniz toplumu olarak her turlu olayda tepkilerimizi kuzey Avrupalilara gore daha abartili veriyoruz. Dogum da bunlardan biri iste! :-))

          Iste bu ornekten yola cikarak bize dogum esnasinda mumkun mertebe bagirip; ikinmayi da bu sekilde rahat atlatmayi onermisti. Ben de onun onerilerilerini dinleyip, nefesimi hep “aaaannnneeccciimmm, Alllaaahhiiimmm sen yardim et” diyerek verdim 🙂

          Yani diyecegim o ki, dogum esnasinda bagirmak kadar “dogal” bir olay yok. Hem kimse uzulmesin, Avrupaliya da ozenmesin, Biz duygusalligimiz sayesinda onlardan daha rahat doguyoruz 🙂

          Ps. Bu arada Almanya’da da ( diger Avrupa ülkelerinin istatistiki rakamlarini bilmiyorum, bilen bulan olursa burada paylassin lutfen) 1991 yilinda her 15 cocuktan biri sezaryenla dogarken, 2002’de %24 ve 2008 yilinda da bu rakam % 30’un uzerine cikmis durumda. Bunu niye mi yazdim: Elimizde dogru veriler olsun diye.
          Evet Avrupali ya da Alman demeliyim, dogal dogum icin bizden daha cok caba gosteriyor o kesin, hatta son bir kac yilda yukselen sezaryen oranlarini dusurmek icin bir cok kulis yapiliyor ama durum simdilik boyle. Ve hatta burada da para icin sezaryen yapiliyor, nitekim normal bir dogum icin hastane saglik sigortasindan 2600 €uro alirken, sezaryen icin bunun iki katini istiyor.
          Buraya kadar; yani yuksek sezaryen orani ve hastanelerin her iki dogum icin farkli paralar talep etmesi Turkiye ile bence benzer. Buradaki tek fark ( sezaryen oranlari artmasina ragmen) Alman kadinlarinin cogunlukla normal dogum istemesi.
          Yani Almanlar biz Turkler gibi “too posh to push” degil.Too posh to push’u birebir olmasa da soyle cevirebilirim: ikinacak kadar koko$ :-p… Buna daha iyi bir ceviri yapan olursa, hic gocunmam lutfen yazin…:-))

          • Keşke herkes böyle düşünse. Ben de doğum yaparken bağırdım, çığlık da attım. Çok da faydasını gördüm, çok rahatladım.

            Ancak o kadar yanlış kullanılıyor ki böyle kelimeler. “24 saat bağırmış” gibi mesela… Doğum sadece bağırmaktan ibaret değil ki… Bağırmak sadece can acısından değil, rahatlamak için de insanın içinden çıkan bir şey. Ancak bu tarafı vurgulanmıyor hiç.

  14. The business of being born adinda normal dogumun onemini vurgulayan bir belgesel var. Belgeselde uzmanligini kadin dogum uzerine yapan doktorlara soruyorlar kac tanesinin normal doguma sahit oldugunu ve 10 kisiden sadece 1si bu soruyu olumlu yanitliyor. Doktorlarin isine geliyor demek biraz kolaya kacmak bence cunku doktorlar egitim alirken dogum olayini ameliyat olarak goruyorlar ve bu da ileride kendi uygulamalarina yansiyor.
    Amerika’da da sezaryen olayi yuksek ama simdi azaltmaya calisiyorlar – bunda sigortalarin keyfi sezaryen masrafini odemek istememelerini de bir kenara not duselim- Benimle ayni zamanlarda dogum yapacak bir tanidik ozellikle planli sezaryen yapacak doktor buldu kendisine aciya dayanamayacagini soyleyerek. Benim doktor ise sezaryen son tercih olacak diye vurguladi. Normal sekilde baslayip 30 saat sonunda sezaryen olan birisi olarak soyleyebilirim ki evet vajinal yoldan dogurabilmek gercekten guzel ama ilerleme olmuyorsa ve baska sebepler varsa sezaryen gerekli bir ameliyat ve iyi ki var dedirtebiliyor. Bir de ben anneme normal doguracagim dedigim zaman sasirmisti. Halbuki 4 cocugunu da normal dogurmus kendisi bile sezaryeni kaniksamis gunumuzde herkes dogurmak icin sezaryen oldugu icin herhalde 🙂

  15. Elif; yazdıklarının çoğuna katılıyorum. Sezeryanın bir seçenek olarak görülmemesinden tut da; normal doğum desteğine kadar.

    Ama tek katılamadığım nokta -aslında katılamadığım değil ama vurgulanmasından üzüntü duyduğum- sezeryanla doğan bebeklerin hayatları boyunca sağlık sorunu yaşama riski olasılıklarının olma konusu..

    30.haftada doğum yaptım ben. Uzun süre hastanede yattıktan sonra. Gebeliğimin başında hep normal doğum isterdim ama 16. haftada sezeryan olacağım belirlenmişti. Çünü ben er ya da geç preeklampsiye girecektim. Er oldu, kötü oldu; o ayrı konu.

    O anda bırak karnımı kesmelerini kafamı kesip alacak olsalardı bebeğimi; gözümü kırpmazdım.
    Hala içimdedir; normal doğuramamın ve bebeğimi sadece 10 gün emzirmemin acısı.
    Sezeryan oldum, bebeğim bakterilerle tanışamadı bu yüzden bağışıklığı düşük. Anne sütü alamadı bu yüzden bağışıklığı düşük. İleri derecede prematüre bu yüzden bağışıklığı düşük.
    Düşük de düşük yani…

    Sezeryan sonrası bebeğin tanışacağı hastalıklar ya da kolay yakalanabileceği hastalıklar sürekli sürekli yazıldıkça benim gibi mecburi sezeryan olan annelerin vicdan azabı çektiğini; ya da daha iyimser yaklaşımla üzüldüğünü düşünüyorum..

    • Sevgili Burcu,

      Anlıyorum. Bu bahsettiğin benim de başıma gelebilirdi. Bir başkasının da. Kime piyango çıkacağı belli olmuyor.

      30. haftada, bebeğin prematüre de olsa doğum yapabildiğin için, sezaryenle olup da bakterilerle tanışmadan da onu kucaklayabildiğin için şükretmeliyiz bu teknolojiye. Artıları, eksileri bir yana koysan, o anda kim hangi bakteriyi düşünür?

      Ayça’nın bundan önceyi yazıya yazdığı bir yorum vardı. Normal de doğursan, emziremezsen bağışıklığı düşük olabilir gibi. Emzirsen de, ne bileyim, aşı yaptırmayabilirsin. Vesaire vesaire… Her şey doğumla bitmiyor sonuçta.

      Yapmaya çalıştığım şeyin yaraları deşmekten ziyade, bu işi senin gibi zorunluluktan değil de tercihle yapmayı düşünenlere bir kez daha düşünmeleri için sebepler sunmak olduğunu biliyorsun, değil mi?

      • Tabiki de biliyorum amacını. Yanlış anlaşılmak istemem kesinlikle.
        Doğum sonrasını fiziksel olarak çok da rahat geçirmiş normal doğum yapıp 10 gün yatmaya razı olurdum 🙂
        Bende her zaman normal doğurun diye bas bas bağıran biriyimdir. Asla sezeryanın bir tercih olarak görülmesini tercih ve de tasvip etmiyorum.

        Sadece bebeğimin ilerde, mesela diabetik-1 olma riskinin dünyaya gelme şeklinden dolayı %20 fazla olmasını sürekli okuyor olmak beni üzüyor.

        Ama belki de sadece beni üzüyordur. Şahsi bir durum da olabilir.

        Yani dersen ki madem bu kadar rahatsızsın okuma gzüel kardeşim; o da bir fikir tabiki 🙂
        Üzülürüm ama gene de okurum 🙂

        • Dur, en iyisi sevinecek şeyler bulalım biz. Mesela teknolojinin ilerleyip de bebeğini erkenden doğması pahasına bile sağ salim kucağına verebilmesi gibi. Ya da, daha eğlenceli konular da olabilir. Ne bileyim, Futbol Federasyonu vuvuzelayı yasaklamış mesela, bence çok sevinilecek bir haber 😀 http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/15494625.asp?gid=373

          • Tabiki de o sevinilecek en önemli şey benim için zaten.
            Bu yüzden sezeryana hele de spinal sezeryana duacıyımdır hep.

            Ama vuvuzela yasaklanması da gerçekten sevinilecek önemli bir şey 🙂

        • bunun şahsi bir durum olmadığına seni temin ederim:)
          doğurma,emzirme, besleme.. bunların hepsinde doğru olduğu savunulan şeyi yapmayan/yapamayan her anne senin gibi hissediyor merak etme 🙂

          vuvuzelanın yasaklanmasına en çok ben sevindim!! bir gece kocam maç seyretti (seyretmez genelde çünkü) ve ben vuvuzela nedir bilmiyorum herkesin ağzında ama merak etmedim.. maç sırasında fotoğraf editlerimi yapıyorum bir arada hızlıve stresli bir şekilde mouse bastığımı fark ettim nooluyoruz yahu diye bakınmaya başladım ki tv den bir ses geliyıor ve benim sinir katsayımı fark etmeden hızlandırmış:) o ses vuvuzelaymış!! çok şükür yasaklandı 😀

  16. Tekrar ediyorum- evet ben de “normal dogumun” bir kadina verilen en buyuk nimet oldugunu dusunuyorum!Keske normal dogurabilseydim – bence sonucunda buyuk bir haz, basari ve gurur var…Ama yine de – tum sartlar zorlandiktan sonra eger en ufak, en ufak bir risk varsa kisinin sezeryan ile dogurmasi gerektigi ve bizlerin doktorlarimiza bu konuda guvenmesi gerektigi fikrindeyim…Neticede iyi ki sezeryan diye bir olay var – acil mudahaleler icin. Ancak kesinlikle – normal dogumu denemeden gun alip sezeryan olan insanlari da anlayamiyorum.
    Bence sezeryan olunacaksa bile, sancilarin gelmesi beklenmeli cunku belki de gercekten hersey cok iyi gidecek ve anne normal doguracak. Bu hakki kimsenin elinden almaya hicbir doktorun hakki olmadigini dusunuyorum.

    Ancak bazi doktorlar da “normal dogum” altinda, kisiye bircok mudahale de bulunup”suni sanci, bir takim farkli ilaclar (dogumu kolaylastirici) verip normal dogum olmasini sagliyorlar. Bu da tartisilmali “%100 normal dogum mu” “mudahaleli normal dogum mu?”

    YINE TEKRARLIYORUM- KESINLIKLE HER KADIN NORMAL DOGUM YAPMAK UZERE YOLA CIKMALI-BU DOGANIN BIZLERE VERDIGI BIR MUCIZE VE BU MUCIZEYI YASAMAK-TANIK OLMAK BENCE SUPER BIR DUYGU. BENIM DOKTORUM DA HER ZAMAN HERSEY NORMAL GIDIYORSA SEZERYAN GIBI BIR BATIN AMELIYATINA HIC GEREK YOK DEMISTI.KESKE NORMAL DOGUM YAPABILSEYDIM…

  17. Bu konuda ki yazılarına canı gönülden teşekkür ediyorum dikkat çekmek istediğin nokta çok önemli drlara güvenebil sek gerçek anlamda vicdanı ile karar verip etik değerler kesin sezaryan olmak zorundasın dediğinizde kalbinizle güvenebilse herkes zaten bu kadar sezaryan da olmaz:)
    En en azından sevindiğim şey normal doğum taraftarlığı arttıkça drların bunu sunarak daha çok talep oluşturacağı dikkate alınacağı fikri onlarda oluşmaya başladı bu bile bir aşama normal doğumların artmasını arttırmada:)

    Hamile kalana dr tecrübesi çok çok az olan biri olarak keşke daha önce drların bu konuda ne kadar yanlı yönlendirme yapabilecekleri bilseydim:(Ve maalesef ki bazı şeyler tecrübe ederek öğreniliyor :((

  18. Sezeryan bir doğum tercihi olarak görülmemeli görüşüne yürekten katılıyorum. Ben doğum başladıktan 20 saat sonra PLANLI olarak sezeryana dönme olasılığının gündeme geldiği bir doğum yaşadım. O gün sezeryan olsam çok üzülürdüm – pratik anne gibi sezeryandan korkuyordum – ama bugun daha olgunum ve çok farklı düşünüyorum.

    PLANLI doğum, doktorum ve benim tercihime göre değil anne ve bebeğin durumuna göre verilebilecek bir karar olduğunu bizzat gördüm. Benim doktorum doğumun gidişatına göre ACİL değil PLANLI bir karar vermişti. Yarım saat içerisinde bir değişiklik olmaz ise kanala giriş beklemeden PLANLI olarak eşim ile birlikte ameliyathaneye inecektik. Bebeğim normal sürecinde ancak herhangi bir risk taşımadan doğabilecekti…

    Benzer bir şeyi, kardeşimin eşi yaşadı… Doğum sancıları başladı. Tüm süreci son derece bilinçli ve doulasının desteği ile geçti. Tam açılmaya ulaşmasına rağmen, kontrollerde doktorları bebeğin kanaldan geçme olasılığının olmadığına karar verdiler. PLANLI olarak sezeryan oldu.

    Evet sezeryan büyük bir nimet… anne ve bebeklerin sağlığı için iyi ki var. Ancak bu bir tercih değil, zorunlu durumlarda başvurulacak bir mudahale yöntemi… Planlı sezeryanlar, anne ve bebeğin iç zamanlamasına saygıyla planlanmalılar.

  19. Bebegi erken dogan Burcu arkadas, 6 ve 7 aylik dogmus, sezaryenle dogmus, anne sutu almamis tanidiklarim var. Hepsi gayet akilli, basarili ve saglikli 🙂 Insan biraz da kendi dusunceleri ile paralel bir hayat yasiyor belki de. Pozitif dusun, her sey pozitif olsun insallah 🙂

  20. Bende göğsünü gere gere normal doğum yaptığını anlatanları okudukça kendimi suçlu gibi hissedenlerdenim. Çünkü normal doğumla ilgili kemikleşmiş önyargılarım ve korkularım vardı. Ne etrafımda birtek normal doğum yapmış biri ne de olumlu şeyler anlatanlar vardı. Varsa yoksa hep normal doğumun korkutucu yanı anlatıldı. ve hep propagandaların sonuna ” ya okadar sancı cektikten sonra yinede sezeryan olmak zorunda kalırsan? Çektiklerin yanına kar kalacak” şeklinde körüklemeler vardı. Sagolsun sevgili doktorum da işinde çok iyi biri olmasına rağmen normal doğum konusunda beni hiç bilgilendirmedi hatta “ben her ikisinide yaptırabiliyorum” dedi sadece. Şimdi ki doktorum ise eger ikinciyi istersen normal doğurabilirsin bile diyerek benim aklıma hiç yokken ikinci çocuk fikrini bile getitrebilen biri. keske hamile kaldığım zaman askere gitmemiş olsaydı kesinlikle hersey daha farklı olurdu diye dusunuyorum.

  21. verdıgınız lınkler ıcın tesekkur ederım. Bu rısklerı ve dıger dogum sekıllerı rısklerını bılıyordum. Dedıgım gıbı bılınclı bır karardı benım ıcın. Dr umun ya da hastanenın dayatması degıldı. Sadece bebegıme rahat edecegım sekılde dogurma hakkıma sahıp olduguma ınanıyorum. Tıpkı sızın tercıhlerınız gıbı. Tıp boyle bırseye ımkan verıyorsa neden olmasın benım fıkrıme gore.

    Sevgıyle kalın.

  22. Oğlumu doğuralı bugün tam iki ay oldu. Bu 60 günde en az 100 kere “sezeryan mi, normal mi?” sorusuyla karşılaştım. 30 sene önce annemin duymadığı ve inşallah 30 sene sonra kızımın duymayacağı bir sorudur bu.

  23. Yazilanlarin cogunluguna katiliyorum. Elif’cigim, yazinda katilmadigim tek nokta var, o da “gelismis ulkelerde dogru bilinclendirmeden oturu normal dogumun tercih edilmesi”. Tum gelismis ulkeler hakkinda konusamam, senin de bizzat tecrube ettigin ABD hakkinda konusabilirim. Burada normal dogumun tercih edilmesinin, kim ne derse desin, temel nedeni dogru bilinc degil tamamiyle parasaldir. Saglik sektorunu ellerinde donduren sigorta sirketlerinin sezaryen parasini, bunun mecbur oldugu kanitlanmadikca, odemeyi reddetmeleridir. Ayni Turkiye’de doktorlarin hem parasal hem de kendi vakitleri acisindan sezaryeni tercih etmeleri gibi. Tamamiyle bir cikar dongusudur. Bazi bireysel doktorlar bilincli olabilir, ama ben geneli icin konusuyorum, burada “piyasa” boyledir.

    Sigorta sirketi sezaryani reddettigi icin normal dogum yapmak zorunda kalip, bebegin dogum kanalinda sIkIsmasI sonucu oksijen yetersizliginden geri zekali dogdugu bir cift taniyorum. Iste bu da madalyonun oteki yuzu.

    • Uygar’ım, aslında sezaryen söz konusu olduğunda ABD “gelişmiş ülkeler”le aynı sınıfa girmiyor, nitekim, gelişmiş bir ülke olsa da da yüzde 30-35 gibi Dünya Sağlık Örgütü’nün çok üstünde sezaryen oranlarına sahip Amerika.

      Türkiye kadar olmasa da sigorta sektörünün en b.ktan olduğu ülkelerden biridir sanırım aynı zamanda da…

  24. bunları duydukca su an normal dogum yapasım gelıyor 🙂 ha bebek mebek yok ortada ama abartmıyorum evde dogursam rıskım ne olabılır dıye bıle dusunmeye basladım 🙂 o kadar etkılenıyorum yanı..
    ıyı dıleklerı beklıyorum!!

  25. Bende hamileligim boyunca kendimi dogal doguma hazirladim, lamaze tekniklerini ogrendim nefes dersleri aldim sezeryanla ilgili tek bir satir okumadim ( ne buyuk hata) sonucta mucus plug’imin gelmesinden 2 gun sonra sinemada filmin yarisinda sancim basladi, suyum geldi zanniyle tuvalete gittigimde su yerine sakir sakir kan geldigini gordum, hemen hastaneye gittik, kanamadan dolayi dogumu hizlandirmak icin pitocin verildi 12 saat suni sanciya dayandim, ama kanamam artmaya baslayip bebegimin kalbi 50’lere dusunce acil sezeryan oldum.
    simdi sezeryan sonrasi iyilesme surecini gormus biri olarak nasil insanlar gonullu sezeryan olmak ister,bu kotulugu kendilerine nasil yaparlar aklim almiyor, tamam normal dogumda agrili ama dayanilmaz degil, ki suni sanciya 12 saat dayanmis biri olarak soyluyorum sezeryandan sonra iyilesirken cok daha fazla canim yandi ve zorlandim. bir ay oldu dogum yapali daha yeni yeni iyi hissediyorum 😦

  26. kişisel hak ve özgürlüklerin ne kadar önemsendiği bir ülkede yaşıyoruz da haberimiz yok! acaba sezaryen oranlarında hangi ülkelerle başa baş gittiğimize hiç bakıyor muyuz?

  27. Doğum da hayatın bir parçası. Hayat da ne kadar risk/hata/terslik varsa doğumda da olabilir. Bu “doğurmak”tan vazgeçmemiz için bir bahane olamaz. Sezaryeni savunanların sezaryenin riskleriyle ilgili hiçbir şey bilmediğini görüyorum. Doğumu 16 dikiş atılmış, 24 saat bağırmış gibi özetlemek çok yanlış. Doğumun nasıl geliştiğini bilmiyoruz, doktorlar doğumu gereksiz yere hızlandırmaya çalıştığında bu tip sonuçlar zaten kaçınılmaz. O yüzden bazılarımız müdahalesiz doğal doğumu bu kadar savunuyor zaten. Ayrıca tekrar söylüyorum, herşey yolunda gitse bile bazılarımızın başına bu tip kötü olaylar gelecek. Hayat bu, kayıplar kazalar hayatın bir parçası. Araba kullanırken kaza geçirme ihtimaliniz gibi.

  28. Annem-babama ilk kez normal doğum olacak tabiki de, sorun çıkarsa ameliyat, ödüm patlar benim ameliyatlardan dediğimde gözleri yuvalarından çıkmıştı. Çevremizde 1 kişi bile doğal- normal- vajinal doğum yapmamıştı, yapmamalarını da geçtim 1’i hariç hepsi planlı sezeryandı. (hastanedeki bebek şekerlerinin üzerinde bebeğin doğum tarihi yazıyordu yani 🙂 Şimdi, 5 ay içinde bu fikre ısınıp alışmaya başladılar BİRAZ! Ülkenin , hastanelerin, doktorların içinde bulundukları durumlarla da alakalı sezeryan oranları ya da planlı sezeryan oranları. Amerika’da sezeryan oranları inanılmaz yukarılarda iken neden düşmeye başladı, çünkü artık sigorta şirketleri kesenin ağzını kapattı, tam bir bilinçlenme halinde olduklarını zannetmiyorum.

  29. Doğal doğumla yaşadığınız tecrübeleri, güzellikleri vs. anlatmanızı, paylaşmanızı çok olumlu buluyorum ve hatta bu konuda size sonuna kadar destek olabilim.
    Ancak, sezeryanla doğurmayı tercih eden annelerin başkaları tarafından sanki herkes aynı fiziki, sosyal, ekonomik, kültürel vs. koşullara sahipmişçesine yargılanmasını/eleştirilmesini hiçbir şekilde doğru bulmuyorum.
    Bana kalırsa, bu konu mevcut sistem (özellikle sağlık sistemi) ve ülke koşulları irdelenmeden tartışılabilecek bir konu değil. Devamlı kıyaslama yapılan AB ülkeleriyle genel olarak her yönüyle sağlık sistemimizi ve diğer koşullarımızı karşılaştırıp hesaba katmadan “Avrupalılar böyle yapıyorlar, oysa bizde durum tersi” diyerek konuyu açıklamaya çalışmak çok da gerçekçi, ayakları yere basan değerlendirmeler sunmaz bize.
    Sağlık sisteminin genelindeki sorunları bir yana bıraksak sırf doğum üzerinden bir değerlendirme yapsak bile ülkede kişi başına düşen doktor/hemşire/ebe sayısı, ülkedeki doğum oranları, doktor hatalarına verilen cezalar, doğum esnasındaki anne/ bebek ölüm oranları, bebek sakatlanmaları, özel/genel sağlık sigortalarının doğum/sezeryan hakkında tutumları, sağlık kurumlarının durumu, devlet hastanelerinde ne gibi şartlarda normal(!) doğum yaptırıldığı vs. gibi pekçok etmen değerlendirilmeden siyah ve beyaz tablolarla, kesin cümlelerle konuşmayı anlamlı bulmuyorum.
    Bir de (gerçekten sezeryan taraftarlığı yapmak değil amacım ama) neyi ne kadar doğal yaşayabiliyoruz ki iş sadece bu noktaya gelince bu kadar olay/tartışma kopuyor diye sormak isterim. Sezeryanı tercih edenleri eleştiriyorsak örneğin iş hayatı/kariyer nedeniyle 30 yaşından sonra (hatta en doğalı ve sağlıklısı 25 yaş civarı olduğuna göre 25-26 yaşından sonra) ilk doğumunu yapanları da eleştirecek miyiz? Doğamız bize aslen bunu söylüyorsa, anne ve en çok da bebek için en sağlıklısı buysa o zaman ilk çocuğumuzu belli yaş aralığında doğurma zorunluluğu da gelsin mesela. Ya da bu kadar müdahalelerle gerçekleştirilen normal doğumlar ne kadar doğru, ne kadar sağlıklı? Buna ilişkin de bilimsel çalışmalar mevcut mu?
    Son olarak, bu konu neden sürekli olarak normal doğum yapmış kişiler tarafından gündeme getiriliyor? Dediğim gibi deneyimi paylaşmak ayrı birşey, siyah ve beyazlarla kesin bir tablo çizip insanları (anne veya doktor) eleştirmek ayrı… Kaldı ki buradaki kişisel deneyim ve tartışmalardan yanlışı veya doğruyu bulmaktansa bu konuda uzmanlığı olan kişilerin görüşleri ve yönlendirmesiyle genel ve özel doğruları bulmak daha mantıklı değil mi?
    Bunun bir hak olup olmadığına bırakın sağlık otoriteleri karar versin, sağlıklı bir şekilde normal doğumunu yapabilenler değil…
    Belki inanmayacaksınız ama ben de bebeğimi 39. haftada normal (doğal değil!) doğumla dünyaya getirdim ama isteğiyle veya isteği dışında sezeryanla doğum yapmış/yapacak kişileri bu tür yazılarla üzmeye/endişelendirmeye de sizin hakkınız olmadığını düşünüyorum! Nasıl normal doğumun ihtimal dahilinde olan olumsuzluklarına burada yapılan atıfları hoş bulmuyorsak aynı şey sezeryanla ilgili yorumlar için de geçerli olmalı. Nasıl normal doğumdan kaynaklı olumsuzluklar size göre istisna ise, pekçok kişi için de çevresinde duyduğu sezeryandan kaynaklı olumsuzluklar istisna olabilir.
    Bu denli önemli, insanların hayatının ortasında duran bir meselenin ciddi bilimsel referanslar olmadan, konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından tartışılmasının yarardan çok zarar getireceği düşüncesindeyim.

    • Bu tür konuların sadece konunun uzmanı olan kişiler tarafından konuşulması gerektiği fikrinize katılmıyorum. O zaman kimsenin diplomasını elinde tutmadığı bir konu hakkında ağzını açmaması gerekir, ki bu da hiçbir konunun tartışılmaması, eleştirilememesi anlamına gelir.

      Burası bir sağlık sitesi değil. Ekonomi ya da politika sitesi de değil. Kendi deneyimlerimle, okuduklarımı paylaştırarak bilgi aktarımında bulunduğum, fikir paylaştığım bir web sitesi. Bunun böyle olduğunu her fırsatta dile getiriyor, yazdıklarımın bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorum.

      Herkes tabii ki kendi koşullarına göre, hele de sağlıkla ilgili böylesi bir konuda doktorunun da yönlendirmesiyle karar verecektir. Ancak birçok insan alternatiflerinin farkında bile değil. Bu tür konuşmaların insanları bilgilendirdiğine inanıyor, dahası öyle olduğunu biliyorum.

    • Zeynep Hanım’a katılıyorum.

    • Zeynep aslında benim dile getirmek istediklerimi daha toparlanmış bir şekilde ifade etmişsin.. teşekkürler .. katılıyorum sana..

  30. cok ilginc gunler yasiyoruz. en son biri bana nasil dogurdugumu sordu `normal` dedim. `NEDEN` dedi??? dondum, cevap veremedim….

    yukarida yazilan cogu seyi tekrar yazmayacagim elbette ama Elif’le ve okuyuculariyla paylastigim gibi, Doktorumun cizdigi sinirlar icinde sadece bunlari sorularla esnetmeye calisarak, sezeryana giderken normal olan bir dogumdu benimki…

    yorum yazma `ilhamini` veren, bu normal dogum sehir efsaneleri…kendi deneyiminizi yasayin, kimseyi referans almayin lutfen. Herkesin tibbi gecmisi durumu farklidir.

    2. kere dogum yaparsam ve tibbi olarak asilamayacak bir engel cikmazsa, nasil dogum yapacagim diye dusunmem bile? bu bana gore simdi nasil yutkunucam, sindirmek icin hangi kaslari calistirmaliyim demek gibi? vucudum yillardir DNA ve RNA larindaki kayitlardan mukemmel bir uyum icinde sureci tamamlayacak ancak yutkunurken bogazima bisey kacarsa tibbi mudahale olacak tabi ki..

    Sadece ben sol lobumla ne yapabilirim, vucuduma destek olmak icin kegel egzersizimi , yogami, nefes alistirmalarimi yaparim ama nihayetinde yine sag lobum isini bilir 🙂

  31. Konuyu “sağlık otoriterleri” tartışsın söylemi belki bir kalp ameliyatı, tansiyon hastalığı gibi tıbbi bir durum için doğru olabilirdi. Fakat doğum zaten doğal bir olay. Anne ve bebeğin birlikte yaptığı doğal bir olay. Normal doğum yapanlar doktorunu kaç dakika görüyor ki zaten. Eğer bir terslik olursa bu tıbbın ve doktorun işi oluyor tabiki. Gebelik bir hastalık değildir. Bir kadının yorum ve seçim yapması gereken daha doğru bir konu hatırlayamıyorum. Herşeyi doktorlara bıraktığımız, sorumluluk almadığımız, hamileliği sadece oda seçmek, şeker hazırlatmak, puset almaktan ibaret gördüğümüz, kendi bedenimize doğaya güvenmediğimiz sürece sezaryen bir doğum şekli olmaya devam edecek maalesef.

  32. yazlılarınızı uzun suredır takıp edıyorum ve cokda begenıyorum dogum hıkayelerını ınanın gozlerım dolarak okuyorum .normal dogumla ılgılı soyledikleınıze cabalarınıza da destek verıyorum ama ınanın suan devlet hastanelerının cogundakı normal dogum surecı sızın kı gıbı degıl yanı herkes maddı acıdan sanslı degıl lutfen yanlıs anlamayın bu sızınle ılgılı degıl hala sancı odalarında aynı yatak ustunde 2 kadının yattıgı hastaneler var ve doguda falan degıl ulkemızın baskentınde ınanmaya bılırsınız ama ben o kadınlardan bırıydım bırakın oyle odada dolasmayı ,muzıgı rahatlama masajlarını bagırmalar hakaretler ve daha neler neler .ben bu sekılde tam 5 saat gecırdıkden sonra korkudan sancılarım durdu acılmama ragmen yalvararak dr dan sezaryan yapmasını ıstedım rutın kontrole gıttıgım dr oldugu ıcın kabul ettı ve sezaryan oldum .sımdı cokmu mutluyum hayır hep ıcımde bı yanım eksık ama dönüp o gune gıdınce yıne aynı seyı yapardım herhalde cunkı korkunc bı hastane ydı.yanı sız her normal dogum dedıgınızde ben (kızımın dogması harıc) o korkunc gunu hatırlıyorum keske tr dekı tum hastaneler dekı ımkanlar sızınkı gıbı olsa.

  33. anladigim kadariyla bazi arkadaslar normal dogum yanlisi calismalari anlamsiz buluyorlar,normal dogum yapanlarin yasasin normal dogum hareketlerine karsilar..hatta normal dogum yapanlar normal dogurun diyorda sezeryan yapanlar neden sezeryan yapin demiyorlar falan diyorlar..onlara sunu soylemek istiyorum,normal dogum yapanlar”yahu biz enayimiyiz o kadar dogurduk ugrastik aci cektik,siz niye sezeryan yapiyosunuz?yapmayin ulen varmi oyle kolaya hacmak ha?”tarzı düşünmüyoruz:)))sizce neden normal dogumu savunuyoruz?????hic dusundunuzmu?ben normal dogum yapmanin rahatligini,dogumdan sonra emzirmenin rahat rahat yuruyup eğilebilmenin,bebegimle dogumdan sonra daha cok ilgilenebilmenin,ve bebegim icin,doğa için gerekeni yapmış olmanin hazzini yasiyorum,ve eminim bircok kiside boyle hissederek,biz bu isin normalinden yanayiz diye bangir bangir bagariyorlar…ayni zamanda emzirmekte,normal dogumda kolay birsey degil,ve insanoglunun zayif noktalari geregi,sezeryana ve mamaya kaymak an meselesi ve cok kolay..o yuzden motivasyona teşviğe yönlendirilmeye ihtiyacımız var..lutfen kimse bundan rahatsızlık duymasın!

  34. Arkadaşlar, konu normal doğum ya da başka birşey olsun , olay “ben yaptım, sen de yapabilirsin” diye yüreklendirme boyutunu aşıp “ben yaptım, siz niye yapmıyorsunuz” diye hükmedici ve herkesin durum ve şartlarını bilmeme noktasına gelince insanlar elbette tepki gösterir. Elbette o noktada insanlar karşısındakinin bu konudaki uzmanlığını sorgular. Bence bu konuda Elif (yapabilirse ne güzel olur) doktoruyla mini bir röportaj yapabilir (mi?)… Sonuçta Kübra Hanım’ın hastası olup daha yeni sezaryenle doğum yapmak zorunda kalmış arkadaşım da var ki bunu ben son derece normal karşılıyorum. Keza, Ankara’da normal doğum savunucusu diye bilinen Ebru Hanım’ın hastası bir arkadaşım da Ebru Hanım’ın normal doğum konusunda temkinli olduğunu ve en ufak bir sorun durumunda sezaryene başvuracağını belirttiğini söyluyor. Zaten bir doktor ısrarla normal doğum derse de ben o doktora güvenmem şahsen.Doktor pro-aktif davranıp hasta üzerinde etkili olan risk unsurlarını tespit edip, bir tehlikeye dönüşmeden önlem alabiliyorsa başarılıdır kanımca. Bir de hamilelikte (ve de her konuda) sonuç değil süreç odaklı olunması gerektiğini düşünüyorum. Doğumun şekline bu kadar vurgu yapılıp, sezaryenle o veya bu şekilde doğum yapmış olan kadınlara sonradan sonraya bu kadar acı çektirmeye gerek yok zira sezaryenla doğum yapan kadınlar olarak ne kadar istesek de normal doğum yapan kadınların yaşadığı bilumum haz vs gibi tecrübeleri yaşayamadık. Vaktiyle yaptığım yorumların birine başka bir yorumcu “sen hiç şöyle şöyle durumda olan kadınları düşündün mü ,lafına dikkat et” gibi bir yorum bırakmıştı ve benim de akabinde yaptığım yorumla bu neredeyse bir atışmaya dönüşmüştü. Benim için önemli olmayan bir konuda başka birisinin hassas olabileceğini düşünmemiştim. Dolayısıyla, normal doğum savunuculuğu yapılırken en azından bu blog çerçevesinde normal doğum yapmamış/yapamamışlar adına daha hassas olunmasını rica ediyorum.

  35. bende sezeryanla bebeğimi dunyaya getırmıs bır anne olarak normal doğumu aklımdan bıle geçıremıyordum evet sezeyan bır amelıyat zaten olan ınsanlar bununda çok farkında.artık olay başka bır boyut kazandı normal doğum yapanlar bebeğini doğurmus mukemmel anne sezeryanla doğum yapmıs anneler sorumsuz bebeklerının sağlığını duşunmeyen bencıl anneler.kesınlıkle olay çok yanlış bır tarafa doğru yol aldı normal doğumunda bussuru olumsuz tarafı var bunlardan neden bahsedılmıyor eğer bebeğımı normal doğumla doğurup havasız kalıp kalıcı bır hasar kalmasındansa sezeryanla doğum yapıp bağışıklık sıstemının zayıf olmasını tercıh ederım ve bunun gb bussuru şey.anne adayıyla doktorunun mantık çercevesınde karar verıceklerı bır olay doğum dışarıdan ahkam kesmenınde çok faydalı olduğunu duşunmuyorum

  36. Arkadaşlar, burada bahsedilen sezaryen, PLANLI sezaryen. Daha vakti gelmeden, sağlıklı bir bebeği, sırf korkudan anne karnından koparmak. Niye bu kadar alındınız anlamadım?? Yoksa bir problem olduğunda tabiki sezaryen harika bir ameliyat, iyi ki var. Kimse onlara sorumsuz, bencil anneler demedi, siz dediniz.. Gereksiz alınganlıklar polemikler yaratmayın lütfen. Sezaryen son dakika bile yapılabilen, acil durum operasyonudur. 38. haftada keyfi ve rutin olarak yapılacak bir doğum yöntemi olamaz, bir problem olmadıkça. Daha 1 hafta önce bir arkadaşım muayene olurken, doktoru Hadi alalım bebeği istersen dedi. O da tamam dedi ve aldılar! Bunun savunulacak hiçbir tarafını göremiyorum kusura bakmayın. Dışarıdan ahkam kesmiyoruz, bunları Dünya Sağlık Örgütü savunuyor zaten.

  37. Zeynep Hanım’a katılıyorum. Kimi sezaryon olur kimi normal doğum yapar ya da daha fantastik şekillerde doğurur. Normal doğum yapmış kişilerin bilmiş bilmiş sezeryan tü kaka dedikce benim sezeryan yapasım geliyor daha ortada bişey yokken. Yukardan hükmedici bir şekilde sezeryan seçeneği kalksın herkez benim gibi normal doğursun dendiği zaman ben de zaten direkt bir antipati uyanıyor. Haa siz yeterli bilgiye sahip olmadığını düşündüğünüz insanalr için bilgilendirici birşey yapıyorsanız orası ayrı. Yani bak normal doğum budur, sezeryan budur, epidural budur, şu şudur v.s diye anlatıp ülkemizde de seçim yapabiliyorsun diyip seçimi o insana bırakırsınız o ayrı ama normal doğum dışında doğum olmsın denirse, hopp sana ne oluyor diyenler çıkacaktır. Ayrıca normal doğum hakkında ne kadar kötü deneyim varsa şahsen ben hepsini duymak isterim aynı şey diğer doğum şekilleri içinde geçerli. Bu benim bedenimse kestirip biçtirmek ya da ıkınmak bağırmak da benim seçimim olmalı. Bu tarz normal doğum şöyle süper böyle süper lafları bana samimiyetsiz geliyor, içi boş geliyor. Haa kişi derse ki ben son 3 saat çok acı çektim şöyle bir acıydı işte kemikelrin biribirinden ayrılıyordu derse bu bana bişey ifade eder. bu kişi de buna rağmen ikinci çocuğunu da normal doğurmuştur. Herkezin acı eşiği, algılayışı, yapısı farklıdır. Senin hikayen kötü bunu revize et güzel bir şekilde önümüze koy dediğin zaman anlaşılıyor zaten. Sezeryan ya da epidural doğum yapmış annelere de bu normal doğum yapmış annelerin resmen vicdani rahatsızlık verdiğini düşünüyorum. yok sezeryan şöyle kötü böyle kötü, epiduralde ilaç bebeği etkiliyo v.s ee tamam yani de SANANE derim ben.
    En önemli nokta da şu belki: ülkemiz de normal doğum devlet hastanelerinde uygulanıyor. Burada çok normal doğum için ayılıp bayılan arkadaşların bir de devlet hastanelerindeki normal doğum hikayelerini dinlemerini tavsiye ederim. Malum herkez 3 gün sürecek normal doğum sancısında size el bebek gül bebek bakacak özel hastanelere milyarlarca para dökecek durumda değil. Benim çevremde devlet hastanesinde normal doğum yapan oldukça fazla örnek var ve ben de kalsın hikayeleri. yani herkezi kendiniz gibi düşünüp kendinizle aynı sosyal ekonomik standartlarda olduğunu sanarak normal doğum yapn demek biraz polyannacılık oluyor. Ben de Türkiyenin en iyi hastanesinde en iyi doktorlarının elinde güzel güler yüzlü hemşirelerin hastabakıcıların yanında ebelerle birlikte normal doğum yapmakla devlet hastanesinde normal doğum yapmak arasında da bir fark vardır mutlaka heralde bunu da düşünmek lazım gibi sanki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: