Blogcu Anne Bodrum’dan bildiriyor

Yaklaşık 11 saatlik bir maceradan sonra Cuma akşamı saat 10’da teyzemlerin Yalıkavak’taki evine vardık.

Yolculuk genel anlamda rahat geçti. Kısa kısa anlatacak olursam:

  • Doğan iş yüzünden gelemediği için arabayı babam kullandı. Arkadaki iki çocuk koltuğu arasında sıkışmak yardımcımıza düşünce annem otobüsle geldi. Cumartesi sabahı birbirimize kavuştuk.
  • Yolculuğa çok ciddi hazırlandım. Sizlerden gelen yorumlarla birlikte kocaman bir liste hazırladım (ayrıca yayınlayacağım, süper bir liste oldu), ve çocuklarla ilgili hiçbir şeyi unutmadım.
  • Diş fırçamı ve deodorantımı unuttum. Bir dahaki sefere liste yaparken kendim için almam gerekenleri de yazıverin bir zahmet.
  • Yolculuk rahattı. Pendik’ten feribotla Yalova’ya geçtik. Feribot lüks. Her şey düşünülmüş. Hatta biraz fazla düşünülmüş ya, neyse…
  • Yalova’dan sonra babamın iki sene önce Bursa’da yediği ve o günden beri aklından çıkaramadığı iskenderin peşine düştük. Bursa girişindeki bulduk, yedik, yedik. Çok lezzetliydi hakikaten. Hele yoğurdu harikaydı.
  • Bursa’nın girişinde şehrin gururunu yansıtan “Şampiyon şehir Bursa’ya hoş geldiniz” tabelasıyla karşılaştık. Bir kez daha helal olsun dedik.
  • Bu sırada yaklaşık 4 saattir yolda olan Deniz sıkılmaya başladı. Ve sordu: D: Burası Bursa, di mi Anne? E: Evet, burası Bursa. D: Sonra arkası Bodrum?
  • Yemekten sonra çocuklar uyudu. Derin zaten yolculuğun başından beri uyuyordu, ona Deniz de katıldı. Biz de babamla sohbet ettik, şarkılar dinledik.
  • Deniz’in fırsat vermesiyle birlikte CD çantasından ASSOLİSTLER yazılı bir CD çıkarttım. Yazıyı görünce tanıdım: Amerika’daki kuzenimin inci yazısıydı. Sonradan hatırladım ki Uygar’ın, biz taa Amerika’da yaşayıp hasretten yanıp tutuştuğumuz sıralarda hazırladığı bir CD. Muazzez Abacı’dan Emel Sayın’a birçok assolistin söylediği klasik Türk Sanat Müziği şarkılarını bir araya toplamış. Çok keyifliydi.
  • Bu şarkıları dinlerken, sıkı bir Muazzez Abacı hayranı olan babamın ben küçükken Abacı’yla ilgili söylediklerini hatırlayıp güldük babamla: Babam Muazzez Abacı’yı o kadar sever, o kadar beğenir ki, küçükken bana “Muazzez Abacı senin ikinci annen” derdi. Çok bozulurdum. Bir de, en iyi Türk Sanat Müziği şarkıcılarını sayarken 1-Muazzez Abacı, 2-yok, 3-falanca diye sayardı. O kadar beğenir yani kendisini, ki bana da aşıladı bu beğeniyi.
  • Babamla mini dinletimizden sonra Deniz uyandı. Uyandığında Bodrum’a varmamış olmamıza, hala arabada git Allah gidiyor olmamıza gıcık oldu. “Bodrum’a gitmek istiyorum” talepleri “Bodrum’da olmak istiyorum”a dönüştü.
  • Genel olarak çocuklar rahattı. Derin çoğunlukla uyudu. Deniz, ya dışarıyı seyretti, ya sorular sordu, ya da bir iki puzzle yaptı. Ancak önüne uzun süre bakınca araba tuttuğu için yanıma aldığım boyama kitaplarını falan vermek istemedim.
  • Çocukla olunca sıklıkla mola verdik tabii. Aralarda Deniz koşturdu, Derin meme emdi, etrafa bakındı.
  • Yemyeşil yollardan geçerken Deniz, yaylada bile doğru dürüst göremediği inekleri, keçileri görme fırsatı buldu.
  • Yeşillerle bezenmiş Manisa’dan sonra İzmir’e teğet geçtik. Çeşme yolcularını -biraz da kıskanarak- uğurladıktan sonra Aydın istikametinde seyretmeye başladık.
  • Tam “artık daha fazla oyalanmayalım, basıp gidelim bundan sonra” dediğimiz noktada Derin koptu. Uykusu geldi, ama uyuyamadı. Otoyolda duracak yer de bulamayınca bir 10 dakika kadar ağladı da ağladı. En sonunda bulduğumuz ilk dinlenme yerine kendimizi dar attık. Arabadan çıkıp da bir pış, iki tıpış yapınca Derin, deriiin bir uykuya daldı.
  • Söke-Milas arasında re-za-let bir yoldan geçtik. Yaklaşık 1 saat süren, yol çalışmasıyla dolu  yolda çocuklar duymasın diye kısık sesle kötü sözler söyleyip durduk. Türkiye’nin en kalabalık tatil beldesine giden yoldaki çalışmanın neden tatil sezonu başlamadan önce bitirilmediğine hayret ettik.
  • Artık akşam olmuş, hava oldukça kararmıştı. Çocuklar yine uyumaya başladığında başımı kaldırınca yıldızlarla karşılaştım. İnsan büyük şehrin ışıklarının arasında ya başını kaldırmayı unutuyor, ya da kaldırsa bile yıldızları görmüyor demek ki.
  • Saat 10’da, tam 11 saatlik bir yolculuğun sonunda teyzemlerin kapısına vardık.

Yukarıdaki yazıyı yaklaşık bir hafta önce yayınlayacaktım ancak gecikti.

Yarın (Cumartesi) İstanbul’a geri dönmek üzere yola çıkıyoruz.

Keyifli bir tatildi. İki çocukla olmasına rağmen zor geçmedi. Tek tatsız yanı, Doğan’ın iş yoğunluğu sebebiyle gelememesiydi. Annemle babamın olması yardım açısından harika olsa da çocukları annemlere satıp kocacığımla Bodrum akşamlarına akma planım suya düştü.

Deniz deliler gibi yüzdü, utanmasa kollukları atacak. Derin de bir iki girdi ama soğuk sudan hazzetmedi.

Bir haftadır doğal yaşamın, doğal beslenmenin doruklarında yaşıyoruz. Teyzemin sütçüsünün getirdiği çiğ sütten içiyor, bahçe biberi yiyoruz. Yalın ayak geziyor, bütün gün deniz kenarında negatif enerjimizi atıyoruz. İstanbul’a dönünce çok arayacağım bunları.

Yalıkavak’ın deli rüzgarı ilk günlerde bizi rahat bırakmasa da son iki gündür hava bize kıyak geçiyor, çarşaf gibi bir denize uyanıyoruz.

Eh, hal böyle olunca da ben bu yazıyı daha fazla uzatmadan denize atlayacağım.

Tatil de olsa, bir hafta yetti. Kocamı özledim, evimi özledim, düzenimi özledim. Veeeee… Deniz’in okulunun olmasını özledim. Artık neredeyse saatler kaldı okulların açılmasına, yaşasın!

Reklamlar

5 Yanıt

  1. muazzez abacidan sonra 2. bir secenek olmamasi supermis 🙂 ben bilmiyordum 🙂

  2. Çocuklarla sorunsuz bir yolculuk geçirebilmek harika. Bizde 20 sinden sonra Didim’e gitmeyi planlıyoruz ama bizim yolculuk sanırım Derin’in o ağladığı an gibi geçer sonuna kadar. Çünkü 1 saatlik Ankara yolculuğuna bile tahammül edemiyor Yağız. Bodrum’da deniz soğuk olduğuna göre, 10 gün sonra Didim’de daha da soğuk bir deniz bekliyor bizi demektir. Oysa biz Yağız denize girsin diye gidiyoruz. Sanırım çok geç kaldık 😦

  3. Su anda suratimda kocamaaan bir gulumseme olustu! Vay be, bak sen su Assolistler CD’sine! Kaybedilmemis, saklanmis, bir baska kitaya goturulmus ve yolda dinlenmis! Ne kadar mutlu oldum anlatamam, hepinizi KOCAMAAAAAN opuyorum!
    Bir de gecen gun ben ayni seyi dusunuyordum. Sizin bana ev hediyesi olarak aldiginiz ve Connecticut’daki o gol yanindaki evime getirdiginiz “wine stand” o zamandan beri 5 ev degistirmeme karsin hala benimle. Ve yeni evimde cok guzel duruyor. Canlarim benim!

  4. ECEM BİLMECEM – Senin daha bilmediğin neler var 😛

    YAGIZLAHAYAT- Tam tersi! Sular, karadan daha geç ısınır, daha geç soğur ya, siz 10 gün sonra geldiğinizde daha da sıcak olacak deniz. Ama hava serinlemiş olabilir, o yüzden çıkınca üşümemeye dikkat etmeniz gerekir.

    UYGAR’ım – Ya, neye niyet, neye kısmet. Bu yolculukta seni de andık, ellerine sağlık. Yeni evinde güle güle kullan şarap şeysini de. Bir dahaki gelişimizde oradan şarap çıkarırsın, içer, evini kutlarız!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: