Ismarlama Bebekler

Geçtiğimiz sene Los Angeles’ta bir klinik anne-baba adaylarına bebeklerinin saç ve göz renklerini seçme imkânı sunmaya başlamış. Ortalık birbirine girmiş. Vazgeçmişler.

James Hughes adlı bir yazar, çocukların “kozmetik” özelliklerini belirlemenin yanlış bir yanı olmadığını savunuyormuş. 21. yüzyıl teknolojilerinin buna imkan kıldığını, “insanların çocuklarına ya da topluma zarar vermedikleri sürece istedikleri gibi bir çocuğa sahip olma hakları olduğunu” söylüyormuş. Hughes’a göre “üreme özgürlüğü”nün bir parçasıymış bu yaklaşım.

Genetik ve Toplum Merkezi’nin (Center for Genetics and Society) yöneticilerinden Marcy Darnovsky’e göre ise böyle bir tercih yapabilme özgürlüğü “saçma ve sorumsuzca” imiş.

Wired dergisinde Designer Babies (Ismarlama Bebekler) adıyla yayımlanan bu röportajı çok ilginç buldum ben. İngilizcesine buradan ulaşabilirsiniz, vakit bulduğumda tamamını çevirip yayımlamayı da düşünüyorum.

Türkiye’de bırakın bebeğinizin saç-göz rengi, cinsiyet tercihi etik olmadığı gibi kanun dışı da aynı zamanda. Belirli bir cinsiyetten bebek isteyen insanların tercihlerini hayata geçirmek için yurt dışına çıktıklarını duyuyoruz.

Ancak Türkiye’de çok yaygın başka bir uygulama var: Bebeğin doğum tarihine, ve dolayısıyla burcuna, yok efendim, yükselen burcuna karar vermek.

Doğacak bebekleri ilk çocuklarıyla uyumlu bir burç olsun diye randevulu sezaryen yaptıran kadınlar tanıyorum.

Şimdi özel, daha doğrusu özellikli bir tarih yaklaşıyor: 10 Ekim 2010. Yani 10-10-10. Merak ediyorum, doğum tarihi yaklaşan kaç bebek o tarihte doğurtulacak? “Ha üç gün önce, ha beş gün sonra?” diyerek kendine bırakılsa belki bir gün, belki bir hafta, belki daha bile fazla kalacağı annesinin karnından çıkartılacak?

Planlı sezaryen konusunda oldukça taraflıyım. Hiçbir tıbbi gereksinim yokken çoğunlukla da doktorun yönlendirmesiyle randevulu bir tarihte bebeğin doğrultulmasının doğru olmadığını birden fazla kaynaktan okudum. Bunu gelişmiş ülkelerde olmayan, bizim ülkemizde olan bir kişisel özgürlük olarak görmüyorum.

İnsanların sezaryeni tercih etme özgürlüğü olmalı deniyor. Ben böyle düşünmüyorum. Böyle bir özgürlük değil, böyle bir BİLİNÇ olmamalı. Özel hastanelerde sezaryenle doğum oranının yüzde 80’leri bulduğu bir ülkede yaşıyoruz. “Sezaryenle doğum yapmak istiyorum” diyen kadınları zorla normal doğurtturacak halimiz yok elbet.

Ancak bunun tersi pratikte hemen her gün oluyor. Birçok doktor çatın dar, boyun kısa, rahmin eğri, suyun az gibi gerekçelerle normal doğum yapmak isteyen kadınları sezaryenle doğurtuyor. Mutlaka bunların içinde gerçekten sezaryen olmak zorunda olanlar da oluyor. Ancak istatistik olarak çok az aslında bu oran. Birçok kadın normal yolla doğurabilir.

Bir de tıbbi olmayan gerekçeler var kadınları sezaryene sürükleyen. Bunların arasında en yaygınlarından biri “ileride çişini tutamazsın” hurafesi. Bir diğeri de “aşağı bölgen dağılır, cinsel yaşamın alt üst olur” ya da “kocan seninle birlikte olmak istemez” efsaneleri. Bunların halk arasında gezmesini anlıyorum da, tıp diploması almış doktorlar da var bunları söyleyen.

Son zamanlarda bunları bile geride bırakan yepyeni bir teori duydum: Sezaryenle doğan bebekler, kafatasları sıkışmadığı için daha zeki doğuyorlarmış.

Bunu bir doktor söylemiş. Hani, güvendiğim bir insandan duymasam inanmayacağım. Ancak bunu söyleyen, yeni açılan Damara Çocuk websitesinin yaratıcılarından Feride Gürsoy.

Bu doktorun kendi söylediğine gerçekten inanıp inanmadığını hala düşünüyorum. Bazen yaptığımız şeyleri haklı çıkarmak için söylediğimiz yalanlara inandığımız oluyor galiba.  Aynı doktor bana yaşım geç ve rahim yolum dar olduğu için normal doğuramayacağımı da söyledi. Henüz hamile bile değildim! Bir iki doktorla daha görüştükten sonra kendimi İsveç’e attım doğurmak için. Suyumun 36. haftada patlamasına, kızımın boynuna iki defa kordon dolanmış olmasına, 39 yaşımda olmama rağmen  suyum patladıktan 58 saat sonra kızım normal doğdu. Sezaryen ihtimalinden söz bile edilmedi.  Türkiye’de olsam ne olurdu? İstanbul’da suyu erken patlayan iki kız arkadaşımı 12 saat içinde sezaryene soktular.

İsveç sezaryen oranlarının en düşük olduğu ülkelerden biri. Aynı zamanda bebek ölümlerinin de en düşük olduğu ülkelerden biri. Doğum işi sadece ebelerin elinde. Doktorlar ancak sezaryen veya vakum gibi durumlarda çağrılıyor. Yoksa büyük çoğunluk hamileliğinden doğuma kadar olan süreci sadece ebe gözetiminde geçiriyor. Ultrasonun, doktorun ve diğer tıbbi müdahalelerin bu kadar az kullanılmasına rağmen nasıl anne bebek sağlığında bizden daha iyi konumda oldukları düşündürücü.

diyor Feride.

Feride’nin doğum hikâyesine buradan ulaşabilirsiniz. Hazır gitmişken Damara Çocuk’u da enine boyuna inceleyin. Doğal ebeveynlikten doğal doğuma, emzirmeden sağlıklı beslenmeye kadar çok zengin bir kaynak.

Herhangi bir sebepten sezaryen olmak isteyen, ya da doktoru sezaryeni öneren anne adayları için doktorun dediğinin dışına çıkmak kolay olmayabiliyor. Hele de doktorunuz yıllardır güvendiğiniz birisiyse. Hele de aileniz de size destek olmuyorsa. Hele de sizin normal doğum yapamayacağınıza dair kaygılarınız varsa. Ama o zaman da randevulu sezaryen değil ilk ve tek çözüm. Anne-bebeğe saygılı sezaryen denilen bir kavram var. Sezaryen de olsa, bebekler doğacakları zamanı kendileri belirlemeli. Bu hikâyede olduğu gibi.

Reklamlar

7 Yanıt

  1. Şu sıralar tam da benim durumumda olanlar için ilaç gibi geldi bu yazı. Başaşağı oaln bebiş 40.hafta da olmamıza rağmen hala doğum kanalına inmedi. Dün doktorumuz birkaç gün daha bekleyelim olmaz ise suni sanıcı veririz yada sezeryan olabilirsin dedi. Doğal doğum yapmayı isteyen birisi olarak bu iki seçeneği düşünmek bile beni çıldırtmaya yetti. Bebeğimizin kan akışı, suyum ve NTS sonucuna göre kalp atışları iyi olmasına rağmen neden Anne adayı cesaretlendirilip beklenmesi söylenmez anlamıyorum. Benim bu konuda cesarete ve morale ihtiyacım var. Seninde aracılığınla elif tecrübeli annelerden destek istiyorum. Sevgiler…

  2. Kafatasi sikismasi konusunda ilginc bir teori de benden. Benim normal dogumum cok kolay ve cabuk ilerledi ve bebek hemen dogdu, kanalda ne kadar kaldi bilmiyorum. Daha sonra emme guclugu falan oldu, bircok bebekte ilk baslarda emzirme sorunu olabiliyor bildiginiz gibi. Bizimki guclu ememiyordu ve yeterince cekmiyordu. Neyse, uzun lafin kisasi, cesit cesit emzirme danismanlarina kapi kapi dolastik, en son birinin onerisiyle bir kayropraktore bile gosterdik, dedi ki dogum kanalinda basi yeterince sikismamis o yuzden olabilir ! Adama bir sure duzenli goturduk. Sonra guzel emmeye basladi. Bircok sey ayni anda denedigimiz icin sonucta emmeyi nasil ogrendi bilmiyorum tabii ama bu ilginc anti tezi paylasayim dedim, yani bebegin kafasinin orada sikismasinin da bir sebebi var 🙂

    Bu arada yukaridaki “dogum kanalina inmedi” lafini gorunce yine dellendim. Yahu niye insin erkenden, duruyor iste bebek uslu uslu, dogarken iner. Elif su pozitif dogum hikayeleri sayfan oksuz kaldi, hani oraya bir yazi yazacaktik, “Sezaryen bahaneleri” basligi var aklimda.

  3. Ben mumkunse evde doguracagim ikincisini….

  4. Ben de yaklasik 6 once kizim Nisan’i normal dogumla dunyaya getirdim. Amerika’da oldugumuzdan ne hamileligim sirasinda ne de dogum sancilarim basladiginda sezaryen lafi asla edilmedi. Bana gore bunda en onemli sebepler sezaryenin bir ameliyat kabul edilmesinde dolayi doktorlarin bu riski almak istememesi ve saglik sigortalarin sezaryen masraflarina karsi olmasi.
    Hernekadar kizimi kollarimi aldigimda dunyalar benim olsa da, dogum sureci pek kolay olmadi. Sancilarim cok fazlaydi ve dogum oldukca uzun surdu. Ve en sonunda Nisan’i forseps ile cekmeye karar verdiler. Forseps bebek icin oldukca riskli bir yontem fakat bebegin kalp atislari yavasladigindan baska caremiz yoktu. Neyse ki Nisan saglikli bir bicimde aramiza katildi. Fakat benim dogum esnasinda ikinmalardan dolayi kuyruk sokumumda zedelenme olustu. Ve hala daha Nisan’i emzirmek icin rahat rahat oturamiyorum.
    Ve simdi butun bunlardan sonra normal dogum icin ne dusunecegimi bilemiyorum. Keyfi olarak yapilan sezaryene kesinlikle karsiyim. Hatta gununden once yapilmasina siddetle karsiyim. Bence de en dogrusu bebegin ne zaman dunyaya gelecegine kendisinin karar vermesi. Ve normal dogum tabii ki tercih edilen olmali. Fakat her iki yontemince artilari eksileri oldugu tartisilmaz bence.

  5. bu konuda kesinlikle bende cok katiyim..
    Feridenin anlattiklari sadece isvecle sinirli degil..gelismis tüm avrupa ülkelerinde durum bu sekilde…
    türkiyedeki arkadaslarimdan gözlemledigim kadariyla -nasil oluyor anlamis degilim- daha 20li haftalarda dogum sekli seciliyor..yada secilmek zorunda birakiliyor…
    bahaneler genellikle ayni,catin dar,boyun kisa yada en bilindik bahane bebek ters…
    yahu Allah askina,bir tip doktoru bebegin son haftaya kadar dönme ihtimali oldugunu nasil bilemez???
    daha 28.-30.haftada bebek dönmemis diye nasil sezeryan önerebilir aklim almiyor…
    her kadin DOGAL DOGUM yapabilecek özelliklerle donatilmisken bunun farkinda olmamak cok büyük bir kayip bana göre…

  6. Benim doktorum da “Biz kocanla kahvede pişpirik oynarken sen samanlıkta doğuracaksın kızım” demişti:) Yani ne kadar teknoloji ilerlese de doğum doğumdur, sancı da çekilecek… ama benim oğlum 41. hafta sonunda suyum gelirken hala doğmak istemiyordu, sancı yok, su yok, oğlan yavaşladı, koştur koştur hem de genel anestezi altında sezeryanla yaptım doğumumu. Oğlum öyle güzeldi ki sonrasında çektiğim acıları hatırlamıyorum bile… Normal doğum yapmak ister miydim bilmiyorum ama ben gene de doktoruma güvenmeyi tercih ederim, en iyisi doğum şeklini önceden seçmek yerine (illa normal doğuracağım diye çocuğu ya da sağlığımızı da tehlikeye atmak da gereksiz) doktorumuzu iyi seçmek bence. Sonrasında “Acaba aslında normal doğurabilir miydim?” vs diye suçluluk duymaktansa…

  7. […] çocukları “özellikli” bir tarihte doğmuş olsunlar diye sıraya girecek diye yas tutarken bir basın bülteni düştü posta kutuma: 10.10.10 – Ben 1o […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: