Kaça(ma)mak

Of…

Başlamadan biten bir tatilin hüzünlü hikâyesi bu. Plansız bir hafta sonu kaçamağının hastalıktan kaçamamaya dönüşmesinin hazin öyküsü!

Bayram tatilinde bir yere gitme planımız yoktu aslında. Doğan bir aydır hafta sonları da dâhil aralıksız çalıştığından dinlenmek istiyordu. İstanbul’da kalır, evde vakit geçirir, birbirimize doyarız, çocuklar babalarını görmüş olurlar diye planlamıştık.

Geçtiğimiz hafta sonuna doğru çok yakın bir arkadaşım zaman zaman birlikte gittiğimiz yazlık evlerine davet etti bizi. İstanbul’a bir buçuk-iki saat mesafede, gizli saklı bir yerde, huzur dolu bir ev. Daha önce de birkaç kere gitmiş, çok güzel vakit geçirmiştik. Güzel fikir gibi geldi, tamam dedik, hazırlandık.

Pazar sabahı yola çıkacaktık. Bir önceki gece Derin biraz huzursuzdu. Bronşit neyini geride bırakalı birkaç hafta olmuş, yeni yeni kendine geliyordu ya… Sanki yine hafif bir hırıltı, öksürük var gibiydi. Üzerinde durmadık.

Pazar günü uyandık, ağırdan alarak keyifle kahvaltımızı ettik, toparlandık. Derin’in burnu tıkalıydı, yine ciddiye almadık. Aslında bütün planlarımızı değiştirmemiz gerektiğinin farkına varamadan şen şakrak çıktık yola.

Yolda çocukların ikisi de uyudular, biz de karı-koca “baş başa” geçirdiğimiz nadir anlardan birinin -arabada da olsa- keyfini çıkararak sohbet ettik. Flört bile ettik. Pek bir mutluyduk yani.

Arkadaşlarımızın evine vardık. Keyifli bir öğleden sonra geçirdik. Şansımıza hava da çok güzel ya günlerdir. Akşam bahçede ateş yaktık, mangal başına sohbet ettik. Deniz arkadaşıyla yukarıda oynarken Derin alevleri seyrederek sebze çorbasını yedi.

Derken yatma saati geldi. Derin’in burnu giderek tıkanıyordu, ama hazırlıklıydım. Burun damlasından otribebe’ye, ateş düşürücüden vitamine kadar her şeyi almıştım yanıma. İşimi şansa bırakmamıştım yani.

Çocukları yatırdık. Hatta temiz hava bizi çarpmış olacak, ben Deniz’i, Doğan da Derin’i yatırırken biz de uyuyakalmışız. Arkadaşımızın kapıya tıklatmasıyla kendimize geldik ve içeri gidip yine keyifli bir sohbete daldık.

Bu arada Derin tıkalı burnunun da etkisiyle bir kaç kere uyandı. Olsundu, tıkalı burunla yatmak kolay değildi. “Bakalım akşamı nasıl geçireceğiz” diye topluca merak içindeydik. Çok geç olmadan biz de yatağa girdik.

Deniz de bizim yanımızda yatmak istemişti. Bu aralar canavar, karanlık, hayalet korkuları tavan yaptığından olsa gerek, her zaman yattığı yan odadaki yatağı beğenmedi, biz de ısrarcı olmadık.

Yatağa girdiğimizde Deniz sımsıcaktı. Biraz fazla sıcak. Bir de baktık, ateşi var.

İşte buna hazırlıklı değildim. Hiçbir belirti yoktu. Ne burun akıntısı, ne öksürük, ne boğaz ağrısı, hiçbir şey.

Sonuç olarak bütün gece ateşliydi Deniz. Ne kadar çıkacağını görmek için ateş düşürücü vermedik. En fazla 38.3 oldu.

Derin gece boyunca iki saatte bir uyandı. 8 buçuk gibi uyuduktan sonra önce 10’da, sonra 12’de, 2’de, 4’te, ve en nihayetinde sabah 6’da hep birlikte dikildik. Tabii bu uyanmalar açlıktan değil de burun tıkanıklığından olduğu için uyuması 45 dakika ve hatta bir saati buldu. Dolayısıyla Doğan ve ben (ve bazen de Deniz) mütemadiyen uyanarak yarım saat-45 dakikalık uykular potpurisi şeklinde toplamda 3-4 saat falan uyuduk.

Sabaha Deniz’in ateşi düşmeyip, Derin’in de öksürüğü artınca yapacak bir şey yoktu, dönmek durumunda kaldık. Böylece ani bir şekilde planladığımız kaçamak tatilimiz 24 saat içinde başlayamadan bitti.

Tabii ki bayram arifesinde ne kendi doktorumuza, ne de onun yokluğunda tercih ettiğimiz diğer doktora ulaşabildik. Hastanenin acil servisindeki çocuk doktoruna muayene oldu her ikisi de. Sonuç: Deniz, üst solunum yolu enfeksiyonu. Derin, nezle.

Ben daha vahim bir tablo bekliyordum: Deniz’e tekrarlayan sinüzit, Derin’e de nükseden bronşit teşhisi koymuştum. Rahatladım.

Bu arada ben ikisinin arasında, kimden hangi mikrobu kapacağıma karar vermeye çalışırken buldum kendimi. Kâh boğazım ağrıyor, kâh öksürüyorum.

Doğan ise şimdilik “yıkılmadım, ayaktayım” pozlarında. Çok geçmez, o kaleyi de yıkarız yakında.

Ha, bu arada Paphia’nın da geri kalmadığını, ve ben diyeyim idrar yolları enfeksiyonu, siz deyin böbrek rahatsızlığı bize yetişmeye çalıştığını eklemeliyim.

Kaçamakmış. Neyimize bizim kaçamak? Oturalım oturduğumuz yerde.

İşin kötüsü, bir yere gidemediğimiz gibi, tatilden önce etrafımızda “A-aa, siz de mi bir yere gitmiyorsunuz? Harika, tatilde görüşür, çocukları oynatırız o halde” diye konuştuğumuz kimseyle de görüşemeyeceğiz. Nitekim çocukların her ikisi de hasta. Ne kimsenin evine götürebilirim, ne kimseyi bize çağırabilirim.

Kasım’ın 16’sındayız henüz. Grip sezonunu bitmesine kağıt üzerinde dört buçuk ay var. Şimdilik bilanço ki üst solunum yolu enfeksiyonu, bir nezle, bir bronşit. Başka ne var bu sene? Ne moda? Geçen sene domuz gribini kimseye bırakmamıştım hatırlarsanız. Bu seneki trendi de öğreneyim de gidip onu da kapıvereyim. Aşağısı kurtarmaz.

Reklamlar

8 Yanıt

  1. Merhaba Elif,
    Çok geçmiş olsun en kısa zamanda atlatırlar(sınız) umarım.
    sevgiler

  2. her ikisinede geçmiş olsun. bu durumdadaolabilecek en iyibayramı diliyorum.Dilerim çabuk toparlanırlar…Burun tıkanıklığı ile ilgili birkaç tecrübemi aktarayım..
    cold mix adında bir damla var.Belki duymuşssunuzdur.okaliptüslü birşeyler.yakalarına birer damla damlatınca 2 saatte bir değilde dörtsaatte bir uyanıyor..aynı işlevi gören sicnasal adında bir krem de var.mercimek tanesi kadar buruniçine sürülüyor..o daha çok açık kalmasını sağlıyor..ama burun içi olunca tereddüt ediyorum ben…Bulundukları odada kuru papatya kaynatmak ta rahat ettiriyor…Bize soğuk buharda iyi geliyor…

    Birde çocuklarda sinüslerin altı yaşından önce oluşmadığını okumuştum…Kızımın çok hapşırmalarını sinüzite bağlayıp araştırmıştımda..Acaba alın daki sinüslermi diye teredütteyim şimdi.Derinde sinüzit ihtimali şaşırttı beni?geçmiş de yazılmış bir yazı varsa okumak isterim bu mevzuu ile ilgili..(ara bak bi zahmet dediğini duyar gibiyim:)şuan bu yorumu kızım uyurken sessizsessiz yazıyorum)
    tekrar geçmiş olsun…sevgiler

  3. Geçmiş olsun.
    bizim de planımız havalar güzel İstanbul’u dolaşırız demiştik ama Kerem bir ay içinde ikinci kez hastalanarak boğaz enfeksiyonu oldu evimizde oturuyoruz :((

  4. cok gecmis olsun Elif:( umarim cabucak iyilesirsiniz…

  5. Geçmiş olsun Elif. Salgınlar kol geziyor. Biz de hasta olup geldik İzmir’den. Burada iyileşmeyi umuyorum 🙂

  6. Gecmis olsun ikisine de Elif ve iyi bayramlar!

    Merak ettim,grip asisi oldular mi? Gecen sene domuz gribi ve yurtdisi seyahat durumundan hem normal grip asisi hem de domuz gribi asisi yapildi Sila’ya.Bu sene gerek yok,asinin da zarari var diye yaptirmak istemedim ama doktoru israr etti ve kazandi.

    Ve Sila da hastalandi.Ates yok ama oksuruk,nezle… Kafamda grip asisi ne kadar gerekli ne kadar degil hala karar veremiyorum (antibiyotik vermemek icin de bes takla atiyorum bu arada)…

  7. Cok gecmis olsun Elif. Umarim ikiside cabuk atlatir. Buarada iyi bayramlar da demek isterim ama hastalikla birlikte umarim yinede guzel bir bayram gecirebilirsiniz. Saglicakla kalin.

  8. Çok teşekkürler herkese. Sizlere de -geç de olsa- iyi bayramlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: