Hastalık Tanrıları

Deniz’in altıncı hastalık olduğunu ilan edip yedinci, sekizinci hastalıklar ve berisine meydan okuduktan sonra Hastalık Tanrılarının beni bu kadar çabuk duyacaklarını tahmin etmemiştim.

Nitekim, dün çocukları doktor kontrolüne götürdüğümüzde Deniz’de ürtiker, Derin’de ise yine bir üst solunum yolu enfeksiyonu ve bronşiyolit olduğunu öğrendik.

Deniz’deki altıncı hastalık teşhisini ben koymuştum. Belirtileriyle okuduklarım tıpatıp oturuyordu. Bayram sebebiyle doktorumuza ulaşamadığımız gibi, acildeki doktor da telefonda söylediklerimizle yetinmiş, görme ihtiyacı hissetmemişti. Ancak dün gören doktor bu döküntülerin altıncı hastalık değil, ürtiker olduğunu söyledi.

Kafamız karıştı. Şöyle ki, dün hastanedeki ürtiker görüntüleri daha öncesinden farklıydı. Ateş düştüğünde başlayan döküntüler daha benek benekti. Dün çıkanlar ise daha kabarık, pespembe, hafif yanığımsı bir görüntüye sahipti. Bir diğer doktor altıncı hastalığı geçirip, onun döküntülerinin geçmesiyle birlikte bir şekilde ürtiker başlamış olabileceğini de söyledi. Aman, neyse işte.

Sebebini bilemiyoruz. Bayram süresince aşırı olmamakla birlikte normalin üzerinde çikolata-şeker tüketti, o olabilirmiş. Yediği herhangi başka bir şey olabilirmiş. Her halükarda katkı maddeli (hazır) gıda tüketimini kesecekmişiz. Dışarıdan çikolata, şeker, cips (zaten ağzına koymadı) tüketmeyecekmişiz. İyi oldu. Bayram diye önüne dayamıştı herkes çikolata-şekeri. Üzerine bir de doktor ziyaretlerinde verilenler (ah ki ne ah!) eklenince fazlasıyla yiyordu. Şimdi zorunlu olarak ara vermek zorunda kaldık.

Ayrıca vücuttaki bir enfeksiyon da tetikleyebilirmiş ürtikeri. Boğaz enfeksiyonu, idrar yolları enfeksiyonu da sebep olabilirmiş. Her birine bakıldı, bir şey yok. Alerjik bir durum. İlaç alıyor. İlaçlar huysuzluk ve uyku hali yapabilirmiş. Uykuya itirazım yok ama huysuzluğu mümkünse almayayım. Bir haftadır evin içinde yeterince huysuzluk rüzgarları esti zaten.

Derin’in ise nezlesi biraz azmış, kulağında ve boğazında da kızarıklık var. Strep A negatif çıktı, boğaz kültürünü bekliyoruz. Bronşiyolit tablosu var, Ventolin-Pulmicort ikilisine geri döndük. Bir yandan da burnunu açık tutmaya gayret ediyoruz. Öksürük şurubu da alıyor.

Bütün bunlar tesadüfen ortaya çıktı aslında. Dün Paphia’yı veterinere götürmek için çıktık evden. Veteriner Nişantaşı’nda, Amerikan Hastanesi’yle karşı karşıya olunca, oraya kadar gitmişten Derin’in de hırıltısını dinletelim diye uğradığımızda öğrendik bunları.

Çok şükür çocukların ciddi bir durumu yok. Derin’in öksürüğünün ilerlememesine dikkat etmemiz lazım sadece.

Şu sıralar aklımız, canımız köpeğimiz Paphia’da.

İdrarında anormal bir koyuluk görünce dün veterinere götürdük.Ve öğrendik ki karaciğer yetmezliği varmış. Şu sıralar bu sebebe bağlı olarak sarılık belirtileri de gösteriyor. Yaklaşık beş günlük bir tedavi uygulayacak veteriner. Eğer cevap verirse bir beş gün daha devam edecek. “Cevap vermezse”yi” henüz sormadık.

Karaciğer yetmezliği tamir edilecek bir şey değilmiş. Ancak bu şekilde 3-4 senedir yaşayan köpek hastaları varmış veterinerimizin. Yeter ki şu sarılık durumunu atlatalım, kanındaki enfeksiyonu temizleyelim.

Bütün bunların altında yatan tek bir sebep var: Paphia’nın yaşı. Şubat’ın 14’ünde 15 yaşında olacak Paphia. İnsan yaşıyla 105 yaşında yani.

Şu an iyi Paphia. Dün tüylerini kestirmiştik, yumak olmuştu artık. Şöyleydi yani:

Tüylerini kestirince tertemiz oldu. Ve her zaman olduğu gibi hafifledi, küçüldü, minicik kaldı. Kollarında serumun ve bir de doktorun lokal anesteziyle aldığı zararsız bir tümörün izi var. Enfeksiyon yüzünden ateşi de biraz düşük olduğundan evin içinde kazakla geziyor.

Keyfi yerinde, ama hasta olduğu gözlerinden belli. Yorgun. Sürekli uyuyor. Doktor da çok yormamamızı, normal gezintisinin üzerine gezdirmememizi söyledi.

Dün Doğan Deniz’e bazı şeylere hazırlıklı olmasına dair mesaj vermiş. İnsanların ve hayvanların yaşlanınca hastalandıklarından, sonra da öldüklerinden bahsetmiş. Mia‘yı, babaannemi hatırlatmış. Deniz “tamam” deyip geçmiş.

Şu an kötü şeyleri düşünmek için erken olsa bile hazırlıklı da olmak lazım. Ve sanırım istemediğimiz şeylere hazırlanmaya Deniz’den çok ben ve Doğan’ın ihtiyacı var. Paphia neredeyse bizim ilişkimiz kadar eski çünkü.

Şu an tek isteğim Paphia’nın (1) bu tedaviye cevap vermesi, ve (2) ne şimdi, ne sonra çekmemesi.

Evde ilaç alan o kadar çok canlı var ki. Derin’in hali hazırdaki vitaminlerine öksürük ilaçları, Deniz’in burun spreyine alerji ilaçları, ve tabii ki bir de Paphia’nınkiler eklendi. Doğan oturup bir tablo yaptı, hangi saatte, kim neyi alacak, yazdı. Yoksa hatırlamak mümkün değil.

Ya… Beni fazla ciddiye aldı Hastalık Tanrıları. Tabii ki işin iyi tarafı çocuklarımız iyi. Ve tabii ki Paphia’nın yaşı ilerledikçe bazı şeyler kaçınılmaz olacak. Ama insan değil miyiz, “acaba kaçabilir miyiz?” diye düşünüyoruz işte…

Reklamlar

20 Yanıt

  1. Elif’cim çok geçmiş olsun. Herşey üst üstte gelir böyle işte maalesef. Gelir ki senin sabrın, gücün sınansın 😦 Gerçekten sinir olurum, tek tek gelseler öyle savaşsam demek istersin ama diğer bir yandan da aynı anda hepsiyle savaşıp güçlü olduğunu görüp kendini iyi hissedersin.

    Tekrar geçmiş olsun

  2. çok geçmiş olsun üst üste gelmesi kötü olmuş

  3. cok cok gecmis olsun..

  4. Çok geçmiş olsun. Umarım Paphia daha uzun seneler yanınızda olur

  5. Belki okumuşsunuzdur, belki sizin öksürüğünüz başkadır, bilemiyorum tabii. Sadece bu okuduklarım aklıma geldi, paylaşmak istedim. Kadir Tuğcu ile yapılan ropörtajdan:

    “Öksürük, kusma, ishal ve ateş korkutucu mudur?
    Bunların hepsi vücudun mikroplara karşı gösterdiği tepkilerdir. İnsanoğlu mikropları bilmediği zamanlarda bu belirtileri durdurarak tedavi yoluna gitmiştir. Eski çağlardaki doktorların üç tane ilacı vardır. Afyon, kokain ve kodein. Hastanın midesi ağrıyorsa, mide kanseri dahi olsa 15 damla afyonun alkolda erimiş hali verilir, kanser ağrısı şıp diye kesilirdi. O devrin şartlarında bu yapılacak en iyi şeydi. Adam sulh ve sükun içinde göçüp giderdi. Öksürük de aynı şekilde tedavi ediliyordu. Örneğin adam veremli, öksürükten uyuyamıyor, yiyemiyor. Bu durumda doktor kodeini, öksürük surubunu hastaya verirdi. Ama tedavi olmazdı. İşte tıp ilerlese de biz atalarımızdan gelme alışkanlıklardan vazgeçemiyoruz. Bu yüzden öksürüğü kesecek hernangi bir şurubu çocuğa içirmemek gerekiyor. Bilhassa balgamlı zatürree tipi öksürüklerde bu son derece zararlıdır. İshal için de aynı şekilde.

    Peki öksürüğe karşı nasıl bir tedavi uygulamak gerekiyor?
    Öksürük için karabiberli çorba, limonlu bal, zencefilli bal öneriliyor. Bunların ticari versiyonlarını da eczanelerden alabilirsiniz. Burada önemli olan zencefil, karabiber ve limondur. Söktürücü maddelerdir. Balsa çocuğun içmesini kolaylaştırır. Amaç öksürerek içeride mikrobu dışarıya çıkarmaktır.

    Mide bulantısına nane-limon iyi gelir diyorlar doğru mu?
    Mideye iyi gelen nane veya limon değil, sıcak veya ılık sudur. Ancak sıcak su tek başına pek hoş gelmeyeceği için içine birtakım aromatik otlar konur. Ne nanede, ne limon, ne de ıhlamurda bir mucize vardır.
    Terlemek ateşi düşürür mü?
    Vücudun ateşi yükseldikçe bağışıklık sistemi çalışır. Ateş kuru kuru çıkar terleyerek düşer. Terlemesi ateşin görevinin bittiğini gösterir. Hasta terlediği için iyileşmemiştir, hasta ateşi çıktığı için iyileşmiştir.

    Burun akıntısını kesen şuruplar zararlı mı?
    Nezlede, gripte akıntıyı kesen şuruplar son derece sakıncalıdır. O bölgeye bir virüs girmiştir. Vücut oradaki virüsü atmak için burnu akıtır. “

  6. Bence çocukları bizim doktorumuz olan Kadir Tuğcu ‘ ya da göstermeni şiddetle tavsiye ederim. sana biraz uzak olabilir ama kesinlikle değecek. Türkiye’de bronşit ve bronşiyolit teşhisleri o kadar kolay konuluyor ki, çoğu zaman doğru olmuyor bu teşhisler.
    Her zaman ikinci bir görüş almak gerekir diye düşünüyorum, özellikle söz konusu çocuklarımız olduğunda!
    Acil şifalar dilerim..

    • Çok sağ ol Deyda. Kadir Tuğcu’nun ismini Peri’den de hep duyuyorum ve aklım gidiyor aslında. Mesafe dert değil, şu andaki doktorumuz da çok uzakta. Ama ben alışkanlıklarından kolay vazgeçebilen bir insan değilim. Daha doğrusu, bu tür alışkanlıklarından kolay vazgeçebilen bir insan değilim. O yüzden hala ikilemdeyim, bilemiyorum inan.

      • gittikten sonra karar verirsin degistirip degistirmeyecegine. ama kadir bey’le tanistiktan sonra bir daha baska doktora guvenemiyor ve gidemiyorum. aslinda enteresan, insanlar ya bayiliyor ya da nefret ediyor bu adamdan. biz ailece bayilan tarafindayiz 🙂

  7. Elıfcım merhaba .. bız de oglumda aynı dertten muzdarıbız .. burun tıkanıklıgı akıntısı ve ates .. doktor 6 aylık bebegımın cıgerınde bır rahatsızlıgının olmadıgını ve burun akıntısının cok az atesının oldugunu ve BOGAZINDA AZ KIZARIKLIK oldugunu soyledı ve antıbıyotık verdı .. turkıyedekı doktorumuzda 2 gun takıp edın antıbyotık kullanmayın dedı ..

    antıbıyotıgın ısmı amoxilin 130 mg potid ..

    bu kadar erken antıbıyotık vermek ıstemıyorum ama dun butun gece yıne uyumadı 2 gundur cok huzursuz .. sureklı kulagını tutuyor doktor kulagı temız dedı ama 2 dısımız cıktı yenılerı de cıkacak herhalde onun ıcın mı tutuyor bılemedım ..

    sız antıbıyotık kullanıyor msunuz derıne .. aynı semptomları gosterıyorlar..

    kullansam mı kullanmasam mı ..

    ne yapacagımı bılemedım ne yapayım bır akıl versenız cok sevınırım ..

    • Yok, biz bu sefer antibiyotik kullanmadık. Geçen ay almıştık, ancak onda boğazı da, kulağı da bayağı kırmızıydı. İlk etapta basit bir ÜSYE olarak başlamıştı, ancak geçmeyip tam tersi artınca doktor başlatmıştı antibiyotiğe.

      Çok zor bu kararı vermek, hele de iki farklı doktor farklı şeyler söylüyorsa.

      Kar-zarar hesabı yapmak lazım. Ben genellikle doktorumuzun dediklerine uyuyorum, ona güveniyorum çünkü. Ancak farklı bir doktora görünmek zorunda kaldığımda antibiyotiği vermezsem ve aslında gerekliyse, boş yere vermiş olmamdan daha fazla mı zarar vereceğim diye hesap yapmaya çalışıyorum.

      Ama dediğim gibi, böyle durumda çok az kaldım, çünkü büyük çoğunlukla doktorumuzun yönlendirmelerine güvendim. Kolay gelsin.

  8. Çok geçmiş olsun Elifcim.. malesef bu mevsim çoğu ailede bu ve buna benzer şekillerde geçiyor galiba. 24 haftalık hamileyim ve grip/ soğuk algınlığıyla boğuşmaktayım.. eşim de 2 gün önce iyileşmişti zaten. hastalanmamak için ne kadar dikkat edersek edelim bi şekilde virüsler buluyor insanı. elimizden birşey gelmiyor. Paphia nın durumu daha da farklı tabi.. umarım daha uzun zaman sizinle kalır..

  9. Paphia’cığa çok üzüldüm. Umarım iyileşir kuzucuk, o kadar tatlıymış ki… Köpeklerin ömürlerinin kısa olmasına çok üzülüyorum. Bu arada çok çok geçmiş olsun miniklere de.

  10. Elif’cim cok gecmis olsun…Derin de hasta, antibiyotik aliyor, bu mevsim boyle, bir an once yaz gelsin…sevgiler…

  11. Elif’cim çok geçmiş olsun, hakikaten hepsi üst üste geldi… ufaklıklar en kısa sürede iyileşecekler – şeklinde olumlu enerjilerimi yolluyorum 🙂
    Paphia’cığa da çok üzüldüm. Bizim Pepper’ımıza da babamı gırtlak kanserinin ilerlediği bir dönemde kanser teshisi konuldu – kaderin bir oyunu gibi onun ki de gırtlak kanseri…
    Veterineri ilk teshis konulduğunda ameliyatı kaldıramayacağını düşünerek aynen insanlardaki gibi bağışıklık sistemini güçlendirici önemlemler alalım dedi. Sarımsak hapı, kara üzüm çekirdeği gibi doğal ilaçlar önerdi, çok işimize yaradı. Geçen ay iki ameliyat ile tüm tümörleri temizlediler. Paphia için de hindiba – enginar – lesitin hapı gibi karaciğer güçlendirici doğal besin takviyelerinden alabilirsiniz, zararı olmaz faydası olur diye düşünüyorum.
    Sevgiler,

  12. Elif, çok ama çok geçmiş olsun.
    Paphia’ya ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Çocuklar nasıl olsa atlatacaklar. Ama Paphia’cığım… Ne olur bir şey olmasın ona.. Bir an önce iyileşsin. Öylesine üzüldüm ki yazamıyorum bile… Sana kolaylıklar ve tüm hastalara da acil şifalar diliyorum bir an önce

  13. Mehaba Elif,
    Oncelikle gecmis olsun hepinize. Paphia’cikla ilgili yazdiklarinin uzerine tam da bugun radyoda “helping your good old dog navigate aging” adli bir soylesi dinledim. Ilgini cekebilir diye dusunerek linkini veriyorum. podcast’i de var dinlemek istersen. Sevgiler…
    http://www.npr.org/2010/11/22/131516152/helping-your-good-old-dog-navigate-aging?ft=1&f=13

    • Nur, çok teşekkür ederim bu paylaşım için. Amerika’dayken çok severek takip ederdim NPR’ı. Buraya gelince koptum, podcast’ler nedense aklıma gelmiyor.

      Dinleyeceğim, teşekkürler.

  14. herşey tek tek gelse başımıza deriz ama 3 te tek tir, 5 te…
    senin durumunu biraz açıklar gibi elifcim, geçmiş olsun hepnize, sağlıklı günler diliyorum.

  15. Hepinize cok gecmis olsun … Sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: