Doğum günü dediğin…

Deniz’in doğum günü büyük ölçüde “buhran” olmaktan çıktı çok şükür.

Hem okul arkadaşlarını, hem oyun grubundaki arkadaşlarını eve davet edip, 20’den fazla çocuğu anneleriyle birlikte evde ağırlamak, ve onlara profesyonel eğlence sunmak vesilesiyle gerek beni maddi anlamda sekteye uğratmak, gerekse çok meraklı olmadığım bir organizasyonu yapmaktan basit bir manevrayla vazgeçirdim Deniz oğlumu.

O “kızları çağırmam, onlar Şimşek McQueen sevmezler” diye tutturmuşken, önce kızların onu kendi doğum günlerine çağırdıklarını hatırlattım. Sonra kızların Şimşek McQueen sevmediklerinin doğru olmadığını anlattım. Bir ara Nuh deyip Peygamber dememekte ısrar edip bana “Sen kızsın, ama sen gelebilirsin” dediyse de en nihayetinde ikna oldu.

Kocaman parti olayından ise şöyle vazgeçtik:

Elif: Deniz’ciğim, gel şöyle yapalım. Salı günü oyun grubu bize geldiğinde evde sana parti yapalım. Perşembe günü, asıl doğum günün olduğunda da okulda pasta keselim, olur mu?
Deniz: Olur, ama eve Emre de gelsin. (Okuldan arkadaşı)
Elif: Peki, gelsin. Evde Şimşek McQueen pastası olsun, okulda da ben sana mozaik pasta yaparım, olur mu?
Deniz: Olur.
Elif (içinden): Oh be!

Plan tamam.

Deniz’in doğum günüyle ilgili iki beklentisi var. Birincisi Şimşek McQueen pastası. Aylardır söylüyordu. Oldu.

Deniz’in pastasını yine bir Deniz yaptı. Deniz’in Mutfağı‘nın Deniz’i.  Ve muhteşem oldu. Nasıl kıyacağız, bilmiyorum. Aşağıda ilk resim. Gerisi daha sonra.

Deniz bu pastayı görünce aklını oynattı. Dokunmak istedi, mıncıklamak istedi, zor zapt ettim. En nihayetinde, ben buzdolabına yerleştirmeye uğraşırken bir ihtiyaç molası için içeri gittiğimde koşa koşa yanıma geldi.

Deniz (nefes nefese): Anneeaah! Ben ne yaptım, biliyo musun?
Elif (bilmek istemezcesine): Ne yaptın Deniz’ciğim?
Deniz (sinsi sinsi gülerek): Pastayı yaladım! Nihohohahahaaaa!
Elif: Neeee? Neresini? Nasıl?
Deniz: Üstünüüüü. Rusteze yazıyor ya, onu. Çünkü o Rusty ya. Paslı. Paslı oldu şimdi.

Hakikaten de gittiğimde motor mahallinin üzerindeki Rusteeze yazısı hafif dağılmış, belli ki yalanmıştı. Ne yapayım, hiçbir şey yapamadım. Umarım bugünkü partiye gelecek olan arkadaşlarının anneleri bu yazıyı okumaz.

Deniz’in Perşembe günü okulda keseceği pastasını ben yapacaktım. Deniz’e favorisi olan (ve benim de kolayıma gelen, daha doğrusu elimden başka bir şey gelmeyen) mozaik pastayı teklif etmiştim, o da kabul etmişti. Ancak sonradan çark etti. Star Wars’lu pasta istediğine karar verdi. Bu uygun mudur bilemedim, okulda böyle “gösterişli” pastalar kesilmesinin doğru olup olmadığından emin olamadım. Öğretmenine sordum, “Tabii ki. Zaten Deniz de muhtemelen arkadaşlarından görmüştür” dedi. Hal böyle olunca (pastacı) Deniz, (oğlum) Deniz’in Star Wars pastasını da yapmaya talip oldu. Heyecanla bekliyoruz.

Ne diyorduk? Deniz’in beklentileri… Evet, birincisi pastaydı. İkincisi de yine Arabalar filmindeki Mack taşıyıcı kamyon.

Deniz’i saçını kestirmek için bir çocuk kuaförüne götürmüştüm. Orada görmüştü o kamyonu (kuaför kuaför değil, Toys R Us mübarek! Belki de bu kavram karmaşasından olsa gerek, kapandı.) Böyle, içinden Şimşek McQueen çıkan, üstünden yollar geçen, alengirli bir şey. Almak istemişti. Ben de oyuncakçıda görüp de istediği -o an almak istemediğim boyutta ya da fiyatta- her oyuncak için söylediğim gibi “Tamam, Deniz’ciğim. Doğum gününe kadar bekleyelim, eğer hala istersen alırız” demiştim.

Bu, geçen doğum gününden iki ay sonraydı. Ondan beri mütemadiyen hatırlattı bana bunu. Yani neredeyse bir senedir unutmadı çocuk. Ve işte şimdi istiyor.

Burada bir parantez açalım:

Bizim oyuncak alışverişimiz genelde toplu oluyor. Amerika’da çok daha ucuz ve çeşitli olduğu için böyle şeyler, oraya gittiğimizde yapıyoruz toptan alışverişimizi. Ya da yıl içinde yine internet üzerinden alıp, gelenlerle buraya getirtiyorum.

Dolayısıyla Deniz’le oyuncakçıya gidip de oyuncak almak gibi bir alışkanlığımız pek yok. Gittiğimiz zamanlarda da öncesinde konuşuyoruz. Ya ufak, tek bir şey alıyoruz, ya da “bugün alışveriş günümüz değil, sadece bakacağız” diyerek anlaşıyoruz. Genelde işe yarıyor. Genelde.

Parantezi kapatıp geri dönelim. Deniz’in bundan 10 ay önce doğum günü için istediği ve benim nasıl olsa unutur diyerek tamam dediğim bu oyuncak 130 TL. En fazla birkaç ay boyunca oynayacağı, ve pilli neyli olduğu için büyük ihtimalle bozabileceğı, dolayısıyla Derin’e bile kalmayabilecek bir oyuncak için 130 lira vermek benim içime batıyor. Hani yaratıcı, düşünmeyi teşvik edici bir şey olsa neyse. Ama, pilli kamyon?.. 130 lira?.. Mmmm, bilemiyorum.

Ben kendi doğum gününü kutlamaktan hoşlanan bir insan değilim. Daha doğrusu kutlama yapmayı tabii ki seviyorum, ve fakat insanların bana hediye almalarından hoşlanmıyorum. Ve her ne kadar bunu tekrar tekrar söylesem de, falanca derneğe bağış yapın desem de çoğunluğu hediye almaktan vazgeçiremediğim için kutlamamayı tercih ediyorum.

Doğan da benimle aynı kafada. Dolayısıyla biz kendi doğum günlerimizi genelde sadece pasta keserek kutluyoruz. Birkaç senede bir arkadaşlarımızla yemek yaptığımız oluyor.

Ama söz konusu çocuk olunca bu kadar basit kalınamıyor. Nitekim çocuk başkalarında görüyor. Arkadaşlarının palyaçolu, Ben 10 pastalı doğum günlerine gidiyor. Öyle olunca “gel sana ben evde pasta yapayım, anne-baba-kardeş mum üfleyelim”le geçiştirmek kolay olmuyor.

Deniz’e doğum gününde hediye gelmesi yerine arkadaşlarından kitap istemeyi düşündüm. Hatta Deniz’e teklif de ettim. İsteksizce “oluuuuur” dedi. Belli ki aklı hayalini kurduğu Ben 10’li, Bakugan’lı oyuncaklarda, anneanne-babaannenin “alacağız” dediği sürprizlerdeydi. Ben de önerimde ısrarcı olmadım. 4 yaşındaki çocuğun 34 yaşındaki annesiyle aynı beklentilere sahip olmayacağını kabullenerek ona bıraktım.

Sonuç olarak, her doğum gününde olduğu gibi, Deniz’in de doğum gününde hediyeler olacak. Sadece arkadaşları değil, anneanne-babaannesi, teyzesi, neysi bir şeyler alacak. Halası taa Amerika’dan bir şeyler gönderiyor!

Bu kadar hediye hediye… Tüketim tüketim… Doğru değil gibi geliyor. Bizim zamanımızda böyle de-ğil-di. Her şey bu kadar kolay elde edilir, bu kadar çeşitli, bu kadar gözümüzün önünde değildi. Eşyalarımızın kıymetini bilerek büyüdük biz. Ben öyle büyüdüm yani. İlkokulda beş sene boyunca aynı okul çantasını kullandım, sapasağlamdı, yeni çanta almadık her sene. Annemler böyle öğretti bize.

Evet, armut dibine düşer. Ben ve babası bu bilinçte oldukça Deniz de har vurup harman savuran bir çocuk olmayacaktır elbet. Ama yine de ben kendi kadar başkalarını da düşünsün istiyorum. Sevmediği bir yemeğe “Yemem. İğrenç!” dediği zaman artık “Bu yemeği bulamayanlar var” demeye başladım ona.

“Doğum gününde sana hediye gelmesi yerine gel seninle bir dernek seçelim, herkes senin için oraya bağış yapsın” demek hele de pastanın üzerinde dört tane mum üfleyecek olan bir çocuktan çok fazla şey istemek olabilir. Ama ağaç yaşken eğilecekse eğer, aynı sokak üzerinde, biri gecekonduda, diğeri hemen bitişiğindeki havuzlu sitede yaşayan iki çocuktan ilki büyük ihtimalle doğum gününü bilmezken diğerinin doğum gününde hediyelere boğulması bana doğru gelmiyor. Benim çocuklarım sıcak arabamın arka koltuğunda, itinayla yerleştirilmiş oto koltuklarında otururken, aynı yaşlardaki iki çocuğuyla bana selpak satmak için yaklaşan, muhtemelen benden en az 10 yaş küçük anneyi düşündükçe rahatsız oluyorum.

Geçenlerde Deniz’den daha büyük çocuğu olan bir arkadaşım bu “parti-hediye” odaklı doğum günlerinin birkaç sene sonra biteceğini, doğum günü organizasyonunun arkadaşlarıyla sinemaya gitmek ya da pizza yemek şeklinde planlanacağını söyledi. Dört gözle bekliyorum.

Kutlama? Tabii ki, iyi ki de doğduk! Pasta? Mmm, nefis. Ama başkalarını da düşünelim. Bizdekinin birazını biz de başkalarına verelim. Ben bunu öğretmek istiyorum çocuklarıma.

Reklamlar

27 Yanıt

  1. Pastayı yalamak hııı çok güldüm 😀

  2. zarar verici derecelere çıkan bu tüketimden kurtulmak için bir umudum daha oldu 🙂 okuyan herkes hak verir umarım.. doğum günleri için bize de güzel ipuçları verdi, teşekkür ederiz elif teyzesi 🙂

  3. ne güzel,ne kadar duyarlısınız,sadece pasta seçimindeki ayrıntıyı bile düşünürken çocuğunuzun kişiliği için çok önemli şeylere dem vuruyorsunuz,bunlar ufak gibi görünse de çok önemli şeyler.Çocuklarımız her şeyden önce yetinmeyi bilmeli.Sınıf öğretmeniyim ,50 öğrencim var,il başlarda 60 kişiydi sınıfımız,bir öğrencim sınıfta doğum gününü kutladığında ne acıdır ki ilk kez pasta yiyen öğrencilerim oldu benim,ya da ilk görev yerim Şırnak’ta çocuklara çikolata dağıttığımda bu nedir diye soran öğrencilerim oldu,hayat adil değil evet,ama biz başka büyüdük,çocuklarımız başka büyüyor,ama oğlumun olanla yetinmesini çok istiyorum eğer başkaları tarafından şımartılmazsa…

    • Çok teşekkür ederim. Ve bu vesiyleyle size sevgilerimle birlikte saygılarımı da gönderiyorum. Öğretmen olmayı hep istedim, öğretmenlere sonsuz saygı duyuyorum.

      • ben teşekkür ederim,öğrenciliği hiç bitmeyen bir öğretmenim ben,kuzucuklarımdan çok şey öğreniyorum,sizin de bize kattıklarınız çok,yazabilen,üretebilen insanlara hep saygı duymuşumdur,güne sizin yazılarla başlamak güzel oluyor,emin olabilisiniz,sevgi ve dostlukla…

  4. Elif her şeyi çözümlemişsin gibi duruyor. Ben de rahatlatıcı bir çözüme ihtiyaç duyuyorum. Kuzey’le Defne’nin doğumu arasında 9 gün var. Defne 8 Mart, Kuzey de 17 Mart doğumlu.

    Defne’nin ilk doğumgünü olacağı için özen göstermek istiyorum. Fakat kardeş kıskançlığında debelenen oğlum için de sıkı bir doğumgünü istiyorum. Seçeneklerim şöyle:

    1) 8 Mart’ta sadece bir pastayla çekirdek aile ve çok yakın dostlar arasında bir doğumgünü.

    2) 17 Mart’ta abisinin pastası yanına gösterişsiz bir pastayla küçük bir kutlama.

    3) İkisi için de ortak bir gün ve detaylı bir doğumgünü.

    Aslında Kuzey’e ağırlık vermeliyim çünkü aklı yatıyor ve artık doğumgününü hevesle bekliyor, oyuncakçıda daha ben söylemeden “bu çok güzel bana bunu doğumgünümde sürpriz yap” diyor mesela..

    Bilemiyorum, kafam karmakarışık. Bana da yardım edin…

    • bence beraber yapma kiskanclik nedeniyle, oglunun dogumgunu ozel olsun. 8 martta aile arasinda ufak dogumgunu, ve daha sonra abiye pastali daha fazla hediyeli falan bir dogumgunu olabilir. 1 yas cocugu zaten anlamiyor, o parti ana babalar icin oluyor.

    • Ben de Bahar’la aynı şeyi düşünüyorum, birlikte kutlamasan? Madem kıskançlık rüzgarları da esiyor…

      Gerçekten de 1. doğum gününden bebek nasıl olsa hiçbir şey anlamıyor. Bence 8’inde Defne’ye aile içinde mini bir kutlama yap, 17’inde Kuzey’e onu tatmin edecek bir doğum günü yap.

      • Evet, sanırım öyle yapsam daha iyi, dediğiniz doğru… Ağırlığı Kuzey’e vermeliyim..

        Teşekkür ederim, Deniz’in de doğumgünü kutlu olsun, anne-babası ve kardeşiyle sağlıklı, uzun bir ömrü olsun…

  5. Çok güzel yazmışsın Elif. Keşke uygulamakta bu kadar kolay olabilse. Bende evdeki oyuncak popülasyonundan şikayetçiyim. Mümkün olduğunca az ve yararlı oyuncak almak istiyorum ama hediyeler 🙂 Birde kendi seçmeye başlayınca nasıl engel olunabilir bilemiyorum.

  6. Eline sağlık, yazdıklarına katılıyorum. Ben kızıma gösterişli hiçbir doğumgünü yapmadım…Gittiğim doğumgünlerinde de çocukların çok eğlendiğini görmedim.Hele ki küçüklerse uykusuzluktan telef oluyorlar. Biraz büyüklerse kudurmaktan yorgun düşüyorlar. Geriye onca yorgunluk ve masraf kalıyor. Doğumgünü yapmak “hediye alın” mesajını vermekle aynı benim için. Kimseden de hediye almalarını beklemiyorum ama onca zahmete girince de doğru dürüst bir hediye alınmaması da zannedersem anneyi hayalkırıklığına uğratır. Kısacası, aile arasında kutlamak yeterli bana kalırsa.

  7. diline,kalemine sağlık elif.
    birebir içimden geçenleri yazmışsın.

  8. evet bizim zamanımızda böyle değildi ama çocuklar bu sefer – başkalarında gördükleri için- mahrum kalıyor gibi oluyor. bir de annelerin hevesleri var tabi. mesela benim 4,5 aylık kızımın doğumgününde neler yapabileceğimizi düşünmem gibi 🙂 neyse ki hemen uyandım kendi durumuma. yapmayacağım dediğim şeyleri yapmayı hayal ediyordum oysa… ama çok doğru, kutlama bizler ve çocuk için; hediye, pasta, süs, animasyoncu gibi ayrıntılar ‘modern’ zamanın getirisi…

  9. DMR doğmadan karar almıştık.Her ay bir oyuncak diye.Ama son 2 aydır baktım hiçbir oyuncak ile oynamıyor.Kumanda,pet şişe,kitap ne bulursa ağzına sokuyor.Tamam dedim.Oyuncaktan anlayana dek oyuncak yok.Bu bana 2-3 ay kazandırır gibime geliyor.Anlamaya başladığında şu an eldeki mevcut oyuncaklarla muhtemelen 2-3 ay oynar bu da bana 5-6 ay kazandırır.Yani 5-6 ay bizim eve oyuncak alınmaz.
    Söylediklerine katılmakla beraber DMR2in 1. yaş gününü sabırsızlıkla bekliyorum :)))

    • Birinci yaş bir başka… Onda anne çocuğu sağ salim bir yaşına getirmeyi kutluyor. Deniz’in birinci yaş gününde 50 kişi vardı (sadece aile ve yakın çevre) ELLİ KİŞİ! YUH! Görmemişin oğlu olmuş, 50 kişilik parti yapmış. Nişan provası mübarek!

  10. pasta yalama olayına bayıldım:)ve pastaya da:)
    iyi ki doğdun denizcim,bol şanslı bir ömür diliyorum sana 🙂
    bizim cadı daha 28 aylık ama daha şimdiden başladı onu giyiyim,bunu sevmedim,pasta üfliyim:))
    zaman geçiyor anlar değerli ama dediğiniz gibi ağaç yaşken eğilir,aynı şeyleri ben de zaman zaman anlamasa da öğütlüyorum,kulağında kalır diye :))
    sevgiler

  11. Oncelikle bu kucuk adamin dogum gununu kutluyorum. Nice yaslara!..
    Pasta harika gorunuyor. Yapanin ellerine saglik… Sizin kesenize bereket…:)
    Gercektende oyle biz partilerle falan buyumedik ama simdikiler ailelerinde olmasa bile cevrelerinde goruyor, Bir bebekle yillarca oynadigimi bilirim. Oysaki oglumunda kizimin da kutular dolusu oyuncaklari var. Hali hazirda bayramda getirilmis ve acilmayanlar var… Hepsini bir anda cikartmiyorum. Bir hafta, 2 hafta arayla diger oyuncaklari kutulardan cikartip veriyorum.

    Burada (usa) oyuncak, giyisi gibi seyler gercekten Turkiye’ye oranla cok cok ucuz ama buda insani daha da tuketici konumuna sokuyor. Alis veris cilginligini bu ulkede yasamak mumkun. Tr.den 15 gunlugune gelen bir arakadasim cocugunun 2 yil sonraki kiyafetlerini bile almisti ayni gun. Elindeki fisi gormeliydiniz. Carsaf gibi:)

    3 ay sonra 3.yasimizi kutlayacagiz insallah… Bakalim…

  12. Ben bizim kiza yuva bakarken, cok harika bir yer gordum, burasi, dogumgunlerinde pasta ve hediye ile kutlamiyoruz, baska aktivitelerle kutluyoruz demisti. Ben okullarda cok sekerli seyler yemeye ve pasta yemeye alismalarindan korkuyordum, Amerikadaki cupcake’lere ve zirt pirt olan dogumgunu cupcake’lerine gicigim, okullar da tesvik ediyor bunu. Hem okulda dogumgunu oluyor, hem haftasonu partiler, cocuklar surekli bir seker yuklemesinde diye. Sonuc olarak biraz uzak diye o yuvaya gitmedik ama aklim kaldi, ve hala merak ediyorum bu “baska” dogumgunu aktivitelerini. Kopya cekip uygulamak isterdim. Dogumgununde gelen hediyeler benim de korkulu ruyam, hem insan mahcup oluyor, hem de cocuga gerekmeyen birsuru ivir zivir, ziyan, yazik. Ne yazik ki hediyeye cozum bulamadim. Kitap dedigin gibi iyi bir cozum, ama acaba cocuga hissettirmeden mi demek lazim davetlilere. Ornegin sen cok istedigi bir oyuncak alirsin dogumgununde, misafirlerden de kitap istersin, belki boyle yapariz biz seneye.

  13. ne kadar duyarlisin Elifcim..tüm kalbimle tebrik ediyorum seni..gercekten…
    Denizinde dogum gününü kutluyorum,her yasi ona saglik,mutluluk,basari ve diger tüm güzellikleri getirsin…

  14. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Sevgiler…

  15. Elifcigim, cok guzel bir yazi bu, ne kadar haklisin, agac yasken egilir.

    Pastayi yalamasina koptum ama ben de :=)

  16. Mutlu, saglikli nice yillar Deniz`e.. Cok guzel anlatmissin isteklerini Elif. Ayrica cok da duyarlisin. Yazini okuyunca boyle dusunen anneler kaldimi etrafimda merak ettim dogrusu. Benim arkadaslarim cocuklarina nasil sasali dogumgunu partileri hazirlayacaklarini genelde dusunurlerdi. Burdakiler (SYdney dekiler yani) ise en az 2 parti yaptiklarini anlatiyorlar. Simdiden daralmaya basladim. Kizimin ilk yas gununde bukadar uzakliktayken ailelerimizden nasil, kimlerle bir dogumgunu yapicam bilemiyorum. Ilk yasgunu olcak hemde! Neysem daha 7 ayim war, relax 🙂 Sevgiyle kalin.

  17. kesinlikle çok doru tespit, çok haklı düşünceler Elif. sadece kendin için değil, başkaları için de isteyebilmeyi öğretmek en büyük erdem galiba. umarım hepimiz başarırırz…

  18. Elif’çiğim, ne demek istediğini, neden öyle düşündüğünü çok iyi anlıyorum. Ama senin de yazdığın gibi bazı şeylerin önüne geçilemiyor bazı yaşlarda. Yasaklamaya giriyor çocukların gözlerinde. Senin de dediğin gibi, elbette sizden farklı bir bakış açısına sahip olmayacak Deniz ve Derin. Dolayısıyla bunun geçici bir dönem olduğunu düşünerek hareket etmemiz yeterli bence. Elbette o aşırıya kaçan ebeveynlerden hiç bir zaman olmayacağız zaten.
    Yaptığımız başka etkinliklerle çocuklarımıza bazı şeyleri aktarabiliriz diye düşünüyorum. O kadar çok korkmuyorum ben onların kişiliklerinden. Hatta, etraftaki diğer arkadaşlarından çok farklı olacakları için ileride (bundan eminim) acaba bir zuzaylı durumu olacak mı diye endişe ediyorum 😉

    Bak, biz mesela bayramda çocuk esirgeme kurumunu ziyarete gittik Aslı ile. Onların neden orada olduğunu anlatmak (fazla ezajere etmeden tabii), oradakilerin ihtiyaçlarını karşılamak, onlarla tanışmaya gitmek ve bu paylaşımları arada tekrarlamak eminim çocuklarımız için yeterli olacaktır.

  19. oğlumun adaşı Deniz’ e yeni yaşında sağlık ve mutluluk diliyorum…
    çocuklarımız daha doğum günleri konusunda bilinçlenmeden hediyelere boğmasak, yada eninde sonunda gelmiş olan hediyeleri kapıda kabul ederek bu şekilde alıştırsak (ortada açmak yerine ) ve zamanla çıkarsak, biraz olsun hediye beklentilerini törpülemiş ve bu şekilde alıştırmış olurmuyuz acaba diyorum.Tecrübesiziz henüz 2 ay sonra 2 yaşımıza gireceğiz.

  20. Kizimin 2 yas dogumgununde gelen kutu kutu plastik oyuncagi geri ver,bagisla tipi yontemlerlerle bertaraf ederken kesin karar verdim,bundan sonra bagis icin dernek sececegim…Diger taraftan da cok sevdigim dostlarimin cocuklarina hediye almak o kadar cok hosuma gidiyor ki…cikmazdayim.Kitaplar,akillica tasarlanmis,zararsiz materyallerden oyuncaklar gorunce gozum donuyor 🙂

    baharb,bizim kreste rafine seker verilmiyor,kurabiye,krema,pasta vs yasak,bilgine.

    Deniz’in yeni yasi kutlu olsun,nice saglikli yaslara!!

  21. […] beraber  kutladık. İstedim ki bu doğumgününde pastası da özel olsun. Daha önce blogcuanne Elif‘in oğlu Deniz için yaptırdığı pastaya gerçekten bayılmıştım. Eh hal böyle olunca […]

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: