Annelik toz pembe mi?

Anneliğimin dördüncü senesini kutladığım bugünün anlam ve önemi ile ters düşen bir yazı gibi görünebilir bu ilk başta. Ancak kısmet bugüneymiş.

Geçenlerde “Çok şey istemiyorum” diye bir yazı yazmıştım. Dört senedir dokuza kadar uyuduğum Pazar sabahı sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini söylemiş, haftada bir gece dizi seyretmek istediğimden bahsetmiş, çocuklarımı ne kadar seviyor olsam da yer yer onlar olmadan önceki hayatımı özlediğimi anlatmıştım. Bu yazı üzerine Facebook’taki sayfama gelen bir yorumda bir başka anne şöyle bir şeyler demişti (yorumunu sonradan sildiği için kelimesi kelimesine yer veremiyorum, ancak hemen hepsini hatırlıyorum):

Ben sizin sayfanızı güzel paylaşımlardan haberdar olmak için takip etmeye başlamıştım. Ama hep olumsuz şeyler yazıyor, hep söyleniyorsunuz. Çocuk her şeyin üstündedir. Benim oğlum, uykumdan daha değerli. Diziler internetten de seyredilebilir. Çocuk sahibi olamayan insanları düşününce yazdıklarınız beni üzüyor. Erkekler haklı, kadınlar bir türlü mutlu olmuyorlar.”

Acımasız buldum bu yorumu. Cevap yazarak çocuklarımın elbette benim için de her şeyin üstünde olduğunu, ancak bunun benim onlar olmadan önceki hayatımı özlemediğim anlamına gelmediğini, arada bir uyumak istemenin doyumsuzluk olduğunu düşünmediğimi söyledim. Yorum yazan kişinin “kadınlar hiçbir zaman mutlu olmuyorlar” dediği şeyin son derece insancıl istekler olduğunu düşündüğümü belirttim.

Anne olmadan önce başka bir hayatım vardı. Deniz ve Derin’i hayatımıza katmaya karar vermeden önce evli, çocuksuz bir çift olarak bir başka hayatımız vardı. Marjinal yaşayan, sürekli gezip tozan bir çift değildik. Amerika’da yaşıyor olmamızdan ötürü çok fazla gezemez, iki haftalık yıllık iznimizi Türkiye’deki ailelerimizi görmek için harcardık. Ama yine de kendimize ait, kendimizden ve birbirimizden başka kimseye karşı sorumluluk duymadığımız bir hayatımız vardı. Hemen her hafta sonu sektirmeden sinemaya giderdik. Canımız isteyince yemeğe çıkardık. İstemezsek evde yemek yapmaz, dışarıdan fast food söylerdik. Akşamları oturur şarap içerdik. Ertesi sabah erken kalkma derdimiz olmadan sabahlara kadar film seyrederdik. Tam ortasında birinin anneee! diye sesleneceği korkusu olmadan sevişebilirdik. Bunlar özlenesi şeyler benim için.

Evet, çocuklarım benim dünyadaki en önemli varlıklarım. Ve fakat onlar olmadan önceki halimi de özlüyorum. Plansız programsız yaşadığımız zamanları özlüyorum. Yer yer içimden emzirme faslı bitse de cinsel hayatım normale dönse diye geçiriyorum. Hatta ve hatta çocuklarım sağlıkla büyüyüp evden ayrıldıklarından sonraki hayatımızı merak ettiğim bile oluyor.

Gün geliyor, çocuklarıma nasıl da âşık olduğumu yazıyorum bu blogda. Sonrasında yoğun bir günün altında nasıl da ezildiğimi hissettiğimi anlatıyorum. Annelik benim için toz pembe bir kavram değil. İnişli çıkışlı bir süreç. Heyecan verici, eğlenceli, ama zaman zaman kendimi işin içinden çıkamıyormuşum gibi hissettiren bir süreç.

Bu blogun ortaya çıkış sebebi “sadece anne” olmanın bana fazla gelmesiydi. Her ne kadar kariyer hırsı olan bir insan olmadıysam da, evde çocuk bakmanın kendime biçtiğim tek misyon olmasını kaldıramadım bir süre sonra. Çocuğumu yetiştiriyor olmaktan başka da bir şeyler yapıyor, bir şeyler üretiyor olmak istedim. İkinci bir çocuk daha istediğimden tam zamanlı işe dönmeye hazır değildim. Bir arkadaşım blog yazmamı önerdi. Oturdum, yazdım.

Sadece kendim için bir şeyler yapmış olmak adına tutmaya başladığım bu günlükte anneliği zaman zaman ne kadar zor bulduğuma, nasıl de elime yüzüme bulaştırmaktan korktuğuma, bazen ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim olmadığına yer vermemeli miyim?

İçimi dökmek için yazıyorum. De ki her yazdığım yazıyı “söylenme” kategorisine koyayım, “vıdı vıdı” şeklinde etiketleyeyim; zorla okutmuyorum ya?

Blogumun başlığında ANNE yazıyorsa da, yazılarım çiş, kaka, iki yaş sendromu, oyuncak, çocuk kitabı etrafında dönüyorsa da bu tek kimliğimin annelik olduğu anlamına mı geliyor? Ya da anne olmadan önceki halimi özlememeli miyim?

Dört senedir anneyim. Sekiz aydır ikinci kez anneyim. Mutluyum, çok mutluyum. Çocuk sahibi olabildiğim için, sağlıklı çocuklarım olduğu için şükrediyorum.

Anne olmak bana yepyeni şeyler düşündürüyor. En basit şeyleri takdir edebilmemi sağlıyor.

Ama annelik benim için devamlı bulutların üzerinde gezilen bir ruh hali değil.

Sizin için öyle mi?

Annelik toz pembe mi?

Reklamlar

81 Yanıt

  1. Elif, söylemek istediğini çok güzel özetliyorsun! O yüzden de, üstüne yazacak pek fazla şeyim olmuyor. Ama ben de yorumu acımasız buldum ve yazdıklarına katılıyorum.

    Şu an Çınarsız bir hayat düşünemiyorum, düşünmek istemiyorum; ama, daha bu sabah “acaba kaç yıl sonra bir sabah kendi kendime uyanabileceğim? uyandırılmadan, miskin miskin gerinebileceğim?” diye düşündüm.

    Anne olmak herşeyin üstünde bir duygu, bilmeyene tarifi yok; ama, bu demek değildir ki “anne” olunca herşeyden vazgeçmemiz gerekiyor, ya da geçiyoruz. Zaten, böyle yapınca, kendimizden vazgeçince, çocuklarımıza ne kadar yararlı olabiliriz ki?

  2. asla toz pembe değil. kaldı ki surekli ah benim canım yavrum edebiyatını hiç samimi bulmuyorum. be kadın, hiç mi annelikten yorulmazsın? hiç mi özlemezsin eski halini. ben de asıl onlara inanmıyorum ve sahtkarca buluyorum. biz gerçeğiz elif. arada soylenme, bunalma, korkma hakkımız var ve bunu da sonuna dek kullanıyoruz. çocuklarımız mukmemmel degil. bizler hele hic degiliz. this is the reality yorumcu apla

  3. Anne insan olmalı, robot değil.

    Annemin hep en çok kızdığım yanı hasta da olsa, yorgun da olsa hep ablam ve beni öncelikli tutması, bizim ihtiyaçlarımıza koşması. Kızıyorum, çünkü kendisini de düşünmesi gerektiği, yorgun olduğunda “ben yapamayacağım” diyebilmesini istiyorum.

    Ben ki 1 yıllık anneyim ve kızım için çıldırıyorum, kariyerimi hiçe sayabiliyorum, onu çok özlüyorum, hasta olduğunda parçalanıyorum; yine de gece ağladığında çok yorgunsam kocam baksın diye düşündüğüm anlar hiç de az değil. Allahtan o da bakıyor, o ayrı.

    Çok talihsiz bulmuştum yorumu ancak yorum yazmak istediğimde yerinde bulamamıştım. Sahi, insan yorumunun arkasında niye durmaz da siler ki?

    Kaldı ki, beğenmediyse bi zahmet okumasın.

    Okuma kardeşim!

  4. Her kelimesine katılıyorum,annelikten önceki hayatı özlemek çocuklarımızı sevmediğimiz veya mutlu olmadığımız anlamına gelmez. Anneliği sevdim ama “özgür” olan beni de özlüyorum. Sadece anne veya ev hanımı olmanın ne kadar zor olduğunu ve bunu kabullenemediğimi de biliyorum.

  5. Cok guzel anlatmissin Elif. Adasimin yorumuna katiliyorum, ayrica katacak birsey bulamadim.

    Annelik gercekten de yasayanlarin anlayabilecegi birsey. Cocuk sahibi olmak harika mi harika, cok seviyor muyuz cocuklarimizi evet, kelimelerle tarif edemeyecegimiz kadar fazla, yerleri her zaman ayri ama anneler de insan…

    Sevgiler..

  6. O hanımın yorumu cok acimasiz olmus, katiliyorum.. Soylediklerinizde benim dusunduklerimin neredeyse birebir aynisi 🙂 tesekkur ediyorum..

  7. Elif, cesaretinizden ve dürüstlüğünüzden dolayı tebrik ederim sizi. henüz çok yeni bir anne adayıyım ben ve anneliğin böyle birşey olacağını da tahmin edebiliyorum. İçimdeki ufacık mucize bile bana evlat sevgisinin herşeyin üstünde olabileceğini hissettiriyor kusuyorum diye bile şükrediyorum çünkü hamileyim ama aynen yazdığınız gibi bugünleri özleyebileceğimi de biliyorum.

    O “olumsuz” diye etiketlenen yazılarınızı ben “gerçekçi” ve “samimi” olarak etiketliyorum.

  8. anneliğimin hiçbir döneminde böyle toz pembe bakamadım hayata. keşke bakabilseydim, belki o zaman herşey daha kolay gelirdi kimbilir. ama sabah erken kalkmaktan, evde olduğum her an kızımla ilgilenmekten, oynamaktan, hiçbirşey yapmasam da sürekli onunla ilgili anneliğimle ilgili düşünmekten ben de yoruluyorum. evet geç kalkmak istiyorum, işten eve gelince kanepeye yayılıp tv izlemek istiyorum, onunla oyun oynarken bazen sıkılıyorum ama kızımı tabi ki herşeyden çok seviyorum. bunlar beni eksik kötü anne yapmaz, normal bir anne yapar bence. ben seninle doğdum yavrum, senden önce yoktum diyen bir anne olmadım olamam da. kısacası pek çok katılıyorum:))

  9. bir kere kesintisiz en az 8 saat uyumayı özledim,Sezen konserine gidip hayattan bir kaç saat çalmayı özledim,alışveriş merkezlerinde rahatça mağazalarda dolaşmayı,taksim sokaklarında fink atmayı,boğazda kahvaltı yapmayı,cnbce izlemeyi,arkadaşlarımla buluşmayı özledim,pişman mıyım asla,Denizime aşığım,ama ben de insanım,ben de değerliyim,” I’ not superman”

  10. çocuk büyütmek meşakatli iş.Bir an varlıkları için şükrediyorsun ama bir an yapayalnız olmak istiyorsun.Bu işin matematiği olduğunu düşünmüyorum.Düşüncelerin insancıl çoğunluğuna katılıyorum.Kızlarım olmadan asla ama ben de yalnız birşeyler yapmak istiyorum.Neyse yazacak çok şey var ufaklık ağlıyor.Bakın yine yarım kaldı…

  11. Çalışan anne mutlu annedir bence bu çok doğru bir tespit. Bir araştırma sonucu da bunu söylüyor. Daha fazla yorgunluk oluyor belki ama işe yaradığınızı hiisediyorsunuz.

  12. Senin sorunun ne biliyor musun???
    Fazla alçak gönüllü,fazla mütevazi,fazla hanımefendisin.

    Kimse bilmiyor değil mi?

    Küçük oğlunun olası bir hastalık haberinin telefonunu aldığında.Evden hızla çıkman gerektiğinde, uyuyan büyük oğlunun uyandığında ve seni bulmadığındaki psikolojisini düşünüp; babannesini arayıp,dvdsini seçip hatta yetinmeyip yok yok uyanmasını bekleyeceğim diyen.Uyandığında kafan darmaduman olduğu halde onu rahat ettirip evden çıkan.

    Evde bakıcıyı sadece destek güç olarak kullanıp.Esasında bilinmese de iki çocuğun herseyi ile bire bir ilgilenen.Deniz ile yerlerde sürünerek oyunlar oynayıp,puzzler yapan.

    Evdeki süper tempoya ve bitmişliğine rağmen akşam eşini çoşkuyla ve güler yüzle karşılayan…

    harika bir eş ve annesin.

    Biraz da bunlardan bahset.
    Benim her daim pembe olmayan grilerin,morların çok yakıştığı annem :)))

  13. Ben de anneliğe kendini adayan, tek sıfatı “anne”likten ibaret olan kadınları asla anlayamamışımdır.

    Bu kadınlar ki, anneliği bir çeşit üst kimlik zanneder, çocuklarının konforu için yaşar, öyle hareket ederler. Muhtemelen elde kaşık çocuğun peşinde koşarlar, müptela çocuk-amade anne tablosu çizerler. Ben de bunu hiç anlamam.

    İnsan dediğin bencildir. Önce “can” sonra “canan”dır. Uçaklarda bile oksijen maskesini açıklarken “önce kendiniz soluyun, sonra çocuğunuza verin.” derler. Annelik de böyle bir şeydir. Anne sağlıklı, mutlu, özgüvenli olmazsa o kadının yetiştirdiği çocuktan hayır gelmez.

    Bence de çok acımasızca bir eleştiri olmuş. Nedir yani, çocuğumuz var diye hayattan elimizi ayağımızı çekmeli miyiz? Adaklık kurban değiliz ki! Anneyiz!

    Çocuklarıma asla bağımlı olmadım, olmayacağım. Bağlıyız ama asla bağımlı değiliz.

    Yorumu yapan hanımefendiye son bir diyeceğim var: Çocuklarınızı her şeyin üstünde tutmaya devam ederseniz eğer, onlar büyüyüp kendi kendilerine yetmeye başladıklarında siz çok yıprandığınızı fark edeceksiniz. Onlar hayat dolu olacak ama siz hayatın her türlü zevkini sırf çocuklarınız yaşamadan geçirmiş olacaksınız.

    Maharet kendini adamakta değil, çocukluyken de çocuksuz zamanlarınızdaki gibi her anın suyunu çıkartabilmektir bence.

    • Gerçekten arka arkaya aynı şeyleri yazmışız, ben de şimdi fark ettim:)

    • bence yorum yapan bayani kimse anlamamis burda herkes once can demis onu ozledim bunu ozledim artik hayatimda su yok bu yok demis kimse zamamnin nekadar hizli gectiginin farklinda degilmi bilmem biz sanki suan yasadigimiz sikintilar hic bitmeyecek hep boyle devam edecek diye dusunuyoruz sabrimizi dagitiyoruz oysaki o sabir bize bugun icin verilmis ne gecmisi dusunup huzunlenelim diye nede gelecegi dusunup kaygilanalim diye sadece bugunu dusunup bugunun sikintilarina katlanalim diye verilmis o yuzden 2 yil 3 yil bebekl uyumammis gece uyanmisim sabah erken kalkmisim hic onemli degil zaten 20 kusur sene istedigim gibi yasamisim birazda baskasi icin (ki okendi canimdan bi parca) yasasam olmem herhalde ya bebegi hep hasta olan ozurlu olan anneler ne yapsin 8saat uyumayi ozledim deyip hayiflanasiya nezman gelecek uykulu gunler diyesiye anin tadini cikarmak lazim bir daha oglunuz kiziniz hic alti aylik olmayaca 1 yasina bir kez girecek bunlari dusunursek bence 2 sene degil 20 senede olsa katlaniriz bunun adi katlanma degil benim icin bunun adi seveseve kendini adama evimizde Allahin emaneti kucucuk azizi bi misafir var bu acidan dusunursek hayat daha kolay olur bence

  14. Yorumcu hanım için geleceğin mükemmel kaynana adayı diyorum, çocuğu için güya kendini feda eden, ancak kendi kimliğini çocuğunda tanımlayan anneler düşünüyor mu acaba çocuklar kendilerine bu kadar “bağımlı” anneler istiyor mudur? Anne olmak insan olduğumuz gerçeğini değiştirmez ayrıca en zor kısmı da mememize yapışık gezen ufaklığı eninde sonunda bizden ayırarak farklı yaşamlarımız olduğunu kabullenmek. “Ne zaman canım isteyince bir çantayla tekrar yollara düşebileceğim acaba?” diye merak etmek çocuğum ağlarken rahatça uyurum, zorla kalkarsam da ha bire söylenirim demek değil galiba? Bir de “Erkekler haklı” durumu var… Buna şöyle katılıyorum, “Evet erkekler haklı çünkü bir kadının kadına yaptığı zulmü, benim diyen erkek yapamaz… ”
    Hanım sizi de iyi parlatmış, ne diyelim söylenmeden annelik yapamıyoruz işte(!)

  15. Açık sözlülüğün için teşekkürler güzel anne.

  16. Günü gününe takip edemesem de uzun süredir izliyorum bloğunu, güncellemelerini… Bu yorumla sana haksızlık edildiğini düşündüm açıkçası… Benim gözümde hiç sürekli şikayetçi, sürekli olumsuz bir kadın imajı çizmedin… Tam tersine yazdıklarını hep açık, samimi ve insani buldum… İnsani… Sanırım asıl mesele bu… Anne kimliği dışında önce birer insanız ve insani ihtiyaçlarımız var… Bizim gibi düşünen hiç kimsenin de çocuklarının öyle düşünmeyenlerin çocuklarından daha önemsiz olduğunu sanmıyorum…

  17. bu kadar pür dürüstlük herkes tarafından kaldırılamıyor. çoğu kişinin, bu ve benzeri düşünceleri, aklına düştüğü anda suçluluk duygusuyla kovalamaya çalıştığını tahmin etmek güç değil. e böyle bir ortamda, mevcut ideal annelik (!) kalıplarına uymamanız ve eleştiri almanız da kaçınılmaz oluyor. siz böyle olmaya, böyle yazmaya devam edin. çünkü ben sizi sadece bu nedenlerden ötürü okuyorum.

  18. ne güzel yazmışsın Elif.
    bizler insanız, robot değil…
    sıkıntılar, bunalımlar da olacak, mutluluklar, sevinçler de…
    insanız çünkü, makine değil…

  19. elifim.. cok guzel yazmissin.. zevkle keyifle okuyorum.. anne, olmamama ragmen.. hem annelikle ilgili tum korkularima deyinmissin, hem de tum kalbimle imrendigim yanlarina..:)) yaz, hep yaz. sakin durma… cok gurur duyuyorum seninle, nacizhane… :))

  20. çok güzel yazmışsın elif eline sağlık
    annelik güzel olduğu kadar bir o kadarda zor
    herşeyinden fedakarlık ediyorsun benim kızım 3,5 yaşında kızım doğduğundan beri ayaklarımı uzatıp televizyon seyredip televizyon seyrederken uyuyakalamadım kuaföre bile zorla gidiyorsun birçok şeyden fedakarlık yapıyorsun kesinlikle annelik toz pembe değil

  21. Ahh Elif!
    Hem iyi bir anne olmak (her yemegini ellerimle hazirlamak, gerekiyorsa bakiciya yazili talimat birakmak, camasirini, biberonlarini baska kimseye yikatmamak, hergune taze sut birakmak icin cogunlukla gece 3te kalkip sut sagmak, uykusuzluktan olsem bile ben evdeysem anneme bile birakip 1 saat uyumamak, yeterli gelisim gosteriyormu diye saatlerce kitap vs okumak, dogru stimulasyon alsin diye saatlerce yerde birlikte surunmek, emeklemek, hatta cigliklar atmak vs vs) bunun yani sira iyibir es olmak icin yemek, bulasik, camasir, mutfak alisverisi, babaya guzel gorunmek cekici olmak icin kuafor vs, full-time is, ve hatta iyi bir gelin olarak hem kendi hem esinin ailelerini duzenli olarak agirlamak… Anne olmak coooookk zor bir ismis. Hele 30lu yaslardan sonra…
    Cok haklisin… Gectigimiz 7 ayin hic bir gununu hicbiseye degismem ama sinema, motosiklet turlari ve basbasa seyehatlerimizi simdiden deli gibi ozluyorum – 4 sene sonra ne olur bilemiyorum 😉

  22. Hay yaşa desem olur mu Elif?? Ben de tek anormal benim sanıyordum, diyordum ki “herhalde yenisin diye böyle oluyor”, defne büyüdükçe o ulvi hal çöker benim de üstüme sanıyordum. Neyse ki yalnız değilmişim, çok seviyorum evet, ama içten sevmek için, önce kendi içime de iyi bakmam, onu da hoş tutmam gerekmez mi? 😉

  23. Herkes aynı fikirde zaten görüldüğü gibi. Hepimizin soluk almak istediği anlar var. Zaten sadece anne olduğumuzda mutsuz çocuklar yetiştirmez miyiz?

  24. Gerçekten çok güzel yazmışsınız. Ben de biri 2,5 yaşında, biri 6,5 aylık 2 erkek annesiyim. Her anne çocuğunu sever, elinden geldiğince en iyi şekilde bakar büyütür ve onun için hep en iyisini ister ama bu demek değildir ki anne olunca sadece anne olunmalı ve anne olmadan önceki hayat asla özlenmemeli. Eskiden normal gelen çoğu şey şimdi bir lüks olmasına ve çocuksuz arkadaşlarıma bakıp bazen kıskanmaya varan duygulara kapılmama rağmen 2 bebeğimi 2 bacağıma oturtup kokularını içime çeke çeke öptüğüm zaman bundan daha mükemmel bir duygu yok diye düşünüyorum.
    Sevgiler…

  25. Elif, facebook’unu bilmiyorum ama burada surekli sikayet ettigini hic gormedim. Isteklerim, hemen hemen hepimizin istedigi makul seyler 🙂 Ayrica surekli uretmeye, bir seyler yapmaya calisiyorsun ki cok takdir ediyorum..

    Ancak yorumcunun bir sozune, katlayarak katiliyorum. Turkiye’de sadece kadinlar degil, erkekler de dahil, cok insan surekli memnuniyetsiz ve mutsuz. Ellerindeki imkanlarin, yasamlarinin rahatliginin gercekten farkinda degiller. Hic bir sey, onlar icin yeterince “mukemmel” degil 🙂 Ancak tek kotulukleri kendilerine, kendilerini mutsuzluga hapsediyorlar.

  26. Bazen anne olmak es olmak o kadar zor geliyor ki bana. ustelik sadece 1,5 yillik evli ve 5 aydir cocuklu olmama ragmen. acaba diyorum 27 yas cok mu erkendi ama sonra senin yazilarini okuyorum, yorum yazanlari okuyorum. sanki birileri bana “tamam bitti gececek zor gunler daha guzel gunler yolda” diyor o zaman rahatliyorum

  27. her çocuk nasıl farklıysa her anne ve her annelik de farklıdır. toplumca en büyük sorunumuz pekçok şey gibi anneliği de standart kalıplara sığdırmaya çalışmamız galiba… geleneksel anne kalıplarından (kendini çocuğuna adayan, çocuğu için var olan) yeterince bıkmıştık, bir de modern anne kalıpları (modern çağların getirdiği her türlü bilgiyle donatılmış, sorumlu, kontrollü vs. vs…) kuşattı her tarafımızı. bunlar yiyip bitiriyor hayatlarımızı. ne zaman kıyaslamadan, devamlı kendimizden şüphe etmeden, mükemmel olmaya çalışmadan, pişmanlıklar yaşamadan yaşayabileceğiz hayatlarımızı, anneliğimizi acaba?
    Yazdığınız ruh hallerinin pekçoğu (hatta daha da fazlası) benim anneliğin ilk günlerinden itibaren yaşadığım şeyler. Yıllarca inandırıldığımız pekçok şeyin bu kadar yalan olduğunu (elbette bu kadar doğru olmasını da beklemiyorduk ama) görmenin yarattığı hayal kırıklığı, pişmanlıklar, suçluluk/eksik hissetmelerin bu 1,5 yılın sonunda beni getirdiği yer bir psikolog oldu en sonunda.
    ben de en başından beri tüm hissettiklerimi yazarak, konuşarak paylaşmaya çalıştım çevremdekilerle. sizin aldığınız türden o kadar çok acımasız eleştiri ve tepki aldım ki… ancak öte yandan bu süreçte benim hissettiklerimin pek çoğunu yaşayan onlarca yakınım olduğunu, ancak bu yakınlarımın bu duygularını dile getirmekten ne kadar çekindiklerini, korktuklarını da görmüş oldum aynen sizin bu yazınıza yapılan yorumlardan gördüğüm gibi.
    benzer şeyler hissetmemize ve yaşamamıza rağmen yine de farklı çocukların, farklı ailelerin, farklı farklı anneleriyiz. bu farklı olmayı kaldırabilmek ve devamlı kıyaslamadan ve eleştirmeden kendimizi var edebilmemiz gerekiyor sanırım.
    evet, sonuç olarak hepimiz farklıyız ama yalnız da değiliz. ve bu bahsedilenler aslında kadınlara bir mücadele alanı daha çıkarmış oluyor: ataerkil toplumla ve toplumsal cinsiyet kalıplarıyla mücadele! hem geleneksel hem de modern cinsiyet kalıpları bizi hapsediyor, boğuyor vs…
    ne mutlu bunların dışına çıkabilip rahat nefes alanlara!
    sevgiyle…

  28. Arkadasim, ne guzel amlatmisin 10 aylik anneyim ve seni cok iyi anliyorum. Zor birsey annelik ben calisan bir anneyim ama sadee anne olmak son derece cesurca geliyor. Calisinca farkli bir iki rolle hayat daha eskisine yakin geciyor benim icin ama bir anda hayatin degisiyor elbette zamanla eski sen diye birsey kalmayacak ama zamanla unutmamisken eski gunleri ozlemek cok dogal ve saglikli..

  29. Şuanda iş yerimdeyim. 8 aylık hamileyim. Her gün öğlen 25 km yol gidip kızımı kreşden alıp ofisime getiriyorum (annem sağlık nedenleriyle öğleden sonraları artık bakamıyor), kızımı(3 yaş) ofisde hem dikkat çekmeden hem de kendi ruh sağlığımı koruyarak akşama kadar oyalamaya çalışıyorum. yazdıklarınız bana internette yıllar önce okuduğum şu yazıyı hatırlattı. Bakalım iki maddeyi sığdırabilecekmiyim. 5 dakikadır okuyup okuyup gülüyorum. Galiba sinirlerim epey bozuldu 🙂 devamı bloğumda.www.kirkabirkala.blogspot.com
    2) Eve canlı bir ahtapot getirin. 5 yıl boyunca düzenli bir biçimde her sabah onu giydirmeye çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarıda kalmayacak şekilde, en kısa zamanda sokmanın provasını yapın.

    3) Bir kavun alın. Kavunun üstünde bir delik açın. Kavunu uzunca bir iple tavana asıp, sallayın. Kavun sağdan sola sallanırken, bir kaşık sıcak su alın. Sallanan kavunda daha önce açmış olduğunuz deliğe, yere dökmeden sokmağa çalışın

  30. Aaa tüm yazdıklarım sığdı. O zaman yazının hepsini de belki sığdırabilirim. Devam ediyorum ozaman
    1) Köşe başındaki süpermarkete gidin. Hiçbir şey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı kasiyere verin. Daha sonrada yandaki eczaneye gidin, kredi kartıyla ilaçlar alın. Akşam saat 17.00 ile 22.00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde volta atın. Saat 22.00′de ağırlığı yatağa bırakın. Saati 24.00′e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24.00′de kalkın. 4 kg ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01.00′e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını 03.00′e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın; bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Koltukta kendinizden geçin. 03.00′te çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uykunun sersemliği ile yatağa yönelin, ağırlığı elinize alın. Saat 04.00′e kadar elinizde ağırlık varken karanlıkta dolanın ve bu arada yüksek sesle çocuk şarkıları, ninniler söyleyin. Kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku miktarınızı 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güler yüzlü olun ve bunları 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
    4) Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kez daha tekrarlayarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin
    5) Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve dönün. Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. Çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara izmaritini, cikleti, kirli kağıdı, mendili, karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden “Yeter artık senden çektiğim,” diye avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. Her gün böyle yürüyüşler yapın.

    6) Süpermarkete gidin. Yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın. Süpermarkete girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonra da keçinin içerde kırıp, tahrip ettiği her şeyin parasını sorgusuz sualsiz peki deyip ödeyin.

    7) Evdeki koltuklara tereyağı bulayın. Perdelere de reçel bulaştırın.

    8) Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın.

    9) Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerinde figürler yaratın.

  31. “Tam ortasında birinin anneee! diye sesleneceği korkusu olmadan sevişebilirdik. ”
    ben en çok bu cümleyi beğendim.
    niye mi
    yahu biz kocalarımızla niye evlendik
    aşık olduğumuz için değil mi
    birbirimize bayıldığımız,ayrı olamadığımız için değil mi
    ben 5 yıl bilerek bebek yapmadım rahatım gümleyecek diye.başıma gelecekleri az çok tahmin etmiştim yani.olan oldu.Allah sağlık versin öncelikle tabi evlatlarımıza .zorlukları,sorumlulukları evliliği artık bir müesseseye çevirir hale getiriyor yani.sevdiğim adama dokunmaya ihtiyacım var,sevdiğim adamın beni sevmesine ihtiyacım var.sırf bu yüzden çok ağladım açıkçası .neyse ki bunalımın dibinden kıyıya tekrar vurduk.derken 2. çocuğu yaptık:)insanoğlu işte balık hafızalı 🙂

    elif hanım yazdığınız yazının her harfine imzamı atıyorum,yalnız değilsiniz ,bizler gibi düşünen pekçok anneden birisiniz.sevgilerimle…

  32. Anne annenin derdinden anlar, anlamazsa başka kim anlar? Çocuk kadar insanın hayatını alt-üst eden, başını döndüren, hormonlarını karman-çorman yapan başka bir durum var mıdır..Onların kendine özgü kişilikleri, artıları-eksileri, mutlulukları-hüzünleri…Hayatta hangi konu bu kadar narin, bu kadar anlaşılmaz, bu kadar güzel, bu kadar yorucu, bu kadar çılgın, bu kadar özverili, bu kadar tatmin edici, bu kadar çelişkili olabilir ki..Anneliğin kadına bahşedilmesi bu yüzden olsa gerek..
    Yalnızca anne olmak da yetebilir elbet, ama kadın sadece kadın kalabilir mi?

  33. kesinlikle çok acımzsız bir yorum. Kendine itiraf edemediklerini başkasından duyunca saçmalamış bence

  34. daha once hic yorum yazmadim size,ama bugun bu yazinizi okuyunca kendi kendime sormaktan duramadim.nedir annelik?asik olup evlendigi insandan bir cocuk yapip sonrasindada herseyden elini etegini ceken kisimi,sirf cocuklari ugruna askini ve kendine has ozel dunyasini bir cirpida silip atan kisimi?sadece evladi icin yasayip gerisine bos veren,belkide bu yuzden bazen isinden ve hatta evliliginden olan kisimi?bu mu annelik,?ne kadar yanlis,annelik bu degil tabiiki,mutlu oldugumuz anlari,yapmayi sevdigimiz seyleri ve kendimize has ozel anlarimizi sirf cocuklarimiz var diye rafami kaldiralim,o zaman hayatta nasil mutlu olucaz,zaten mutlu olmayan ve hayattan zevk almayan ,surekli birseylerin ozlemini ceken biri nasil iyi bir anne olabilirki?cocuguna ne verebilirki boyle bir anne?hic dert etmeyin,bircok anne sizin gibi hissediyor.ama onemli olan sey hayatin nekadar hizli aktigini bilip ozlem duydugunuz seylere cocuklariniza ragmen vakit ayirmanizdir.ben yurt disinda yasiyorum ve cevremdeki bircok annede sizin gibi dusunup hissediyor.ama sanirim burda ki anneler ozel yasantilari konusunda turkiye`dekiler kadar taviz vermiyor.bu onlari kotu annemi yapiyor? asla bence daha mutlu ve cocuguna daha cok pozitif enerji ile yaklasan anne oluyorlar.
    sevgiyle kalin

  35. Burda yorum yapan tüm anneler gibi düşünüyorum ben de. Kesinlikle anne olmak toz pembe değil.. İnişli çıkışlı hatta bazen gözyaşlı sancılı bir şey.. Ama dünyanın en güzel duygusu.. Ben de özlüyorum ipeğimin olmadığı zamanları ama bu ipek böceğimi sevmediğim yada istemediğim anlamına gelmiyor..

  36. ‘Plansız programsız yaşadığımız zamanları özlüyorum.’ bu çok çok doğru. o yorumu ve senin cevabını elif, hemen ben de okumuştum. o yorum düşünmeden yazılmıştı ya da şöyle söyleyebilirim senin sadece o yazını okuyan biri bu yorumu yapabilirdi ama o hanım tüm yazılarını okuyup böyle bir yorum yapmıştı, ilginç.

    ama ben ece daha sadece 4.5 aylık ve iyi huylu bir bebek olmasına karşın hemen önceki hayatımı öz-lü-yo-rum! bu anne olduğum için mutsuz olmam anlamına gelmiyor, insan olduğum anlamına geliyor. allaha çok şükür çok tatlı bir kızım var, eğleniyorum onunla ama şimdi onun odası olan eski oturma odamızda eşim ve arkadaşlarımızla sabahladığımız günleri şimdiden özlüyorum. işten çıkıp o akşam dışarıda takılıp, eve geç gelip direk uyumaya geçtiğim günleri özlüyorum. anormal miyim ? anormal miyiz ? annelik konusunda henüz bir iddiam yok tabi ama asla bu duyguların sızlanmak, çocukla mutsuz olmak gibi durumlarla eş anlamlı olmadığını düşünüyorum. annelik bu halleriyle kabul edilirse toz pembe olur ancak 🙂

  37. Bu “kutsal anne” imajı bazı kadınlarca fazla ciddiye alınıyor galiba. Anneler, sırf anne oldukları için birden bire kutsal mertebesine erişiyorlar. Azize oluyorlar neredeyse; uyumuyorlar, yorulmuyorlar, sevişmiyorlar. Hadi canım, siz de!

  38. bırakın eskiyi özlemeyi bir kenara, artık bitmek bilmeyen uyumamaların sonucu “hadi uyu be çocuk” kelimeleri çıktığında ağzımdan, sonra sabaha kadar hiç uyuyamadım. bir şekilde bu kadar vicdan muhasebesine girmek normal mi? bir de üstüne bu gibi patavatsız insanları görmek çok üzücü. zaten anneliğin %70 i vicdan azabı diyorum ben. insanlar acımasız olmayı kendilerinde hak görüyorlar. empati yeteneğinden ve kendileriyle yüzleşmekten acizler..

  39. ya, cok rica ediyorum, boyle tek boyutlu, hayata at gozlukleriyle bakan insanlar blog takip etmesinler. ansiklopedi falan okusunlar cok istiyorlarsa. cocuklarını dunyanın merkezine koyup, egolarini sisirip, onlar icin sacini supurge ettikten sonra, ergenlik cagina gelip gercek dunyayla karsilastiklarinda sudan cikmis baliga donecek evlatlari icin de hiiicc dovunmesinler. ben, boyle hatunlarin sacma sapan yorumlarina maruz kalacagima, deli gibi kendi kendime yazarim daha iyi. en azindan hatira olur…

  40. Annelik hep tozpembe degil ama bloglarimizda bunu nasil aksettirdigimizle alakali bir yorum bu. Bence o acidan bakmak lazim. Bazisi “cok pespembe gosteriyorsun, annelik hic boyle degil” der, bazisi “cok olumsuz yaziyorsun, hic mi guzel yanlari yok” der.
    Belki hakikaten olumsuz yazilar okumayi istemeyen insanlar olabilir. Ben acikcasi negatif yazilari (genel olarak tum internette veya kitaplarda) pas gectigimi acikca itiraf ediyorum. Ozellikle iyi gunumdeysem, disaridan okudugum veya duydugum olumsuzluklar ustume bulasacakmis gibi geliyor.
    Bloglari bir kenara biraktim, Ucurtma avcisi kitabi edebi olarak cok guzel bir kitap olmasina ragmen okurken icin daralmis, ruhum sikilmisti. Kitap da guzel yazilmis sagolsun, resmen iliklerimde hissetmistim hikayeyi. Bir daha boyle ruhumu sikan kitap okumamaya soz verdim kendi kendime.

  41. var böyle tipler yaa.aklıma da gelmişti böyle bi yorum geleceği sen böyle bi yazı yazınca:)

    twittar’a da evi bok götürüyo yazmıştım,hemen formspringte msj geldi sanki beşiz doğurdunuz,sürekli dert yanıyosunuz diye.

    amaaann napıyım kardeşim,akşam eve gelip eşimle salonun ortasında tepside yemek yemekten,sürekli baby tv izlemekten,orta sehpayı kaldırıp evin düzenini değiştirmekten,koltuk minderlerini çit haline getirip sürekli korumacılık oynamaktan,sabahın köründe kalkmaktan,yemek yedirmeye uğraşıp yeteri kadar protein alamıyo,benim yüzümden zayıf diye vicdan azabı çekmekten yoruldum..kınayan varsa buyursun gelsin.

  42. çocugum benim hayatım,hayatımın anlamı,onsuz bir hiçim,ah kuzum vah annem,onsuz ne yapıyomuşum,onsuz yaşamıyomuşuz diyen,sanki hayatta bir tek kendi doğurmuş gibi davranan annelere gıcık oluyorum
    sayende itiraf etme şansım olduğu için çook mutluyum
    bana yapmacık geliyorlar..bazende buldumcuk olduklarını düşünüyorum
    ohh bee
    hakkımda herkes istediğini düşünme özgürlüğüne sahip 🙂

  43. Yorgunluğumuzu sıkıntımızı özlemlerimizi paylaşmamız şükürsüzlük gösteresi değildir! İsyan etmek, cocuk sahibi olduguna pişman olduğunu dile getirmektir şükürsüzlük. Her zaman daha kötüsüne bakıp haline şükretmeli insan ama bu demek değil ki her an mükemmel hissetmek zorundayız. Siz bunu layıkıyla yapıyorsunuz bence.
    O yorumu ‘şimdiki aklım olsa cocuk yapmazdim’ veya ‘keske aldirsaydim’ gibi sözler sarfeden anneler hakediyor siz değil!!!
    Ote yandan kadınları mutlu etmek aslında çok kolay. Yazık ki erkekler cogu zaman bunu çözemiyor.

  44. CokBilmis’e katiliyorum, ozellikle bizim kulturumuzde anne olunca sanki insan olmaktan cikip sadece cocuk icin yasayan bir robot haline gelmeli kadin. Ve zorlansa bile agzini acip sikayet etmemeli…neyse ki artik kadinlarin gozu acildi ve sesleri cikmaya basladi. Sakin aldirma bu tip yorumlara blogcuanne…annelik cok kutsal ve dunyanin en muhtesem seyi tabii ki…ama ayni zamanda cok yorucu, cok zahmetli ve de cok yipratici!

  45. O yorumu ben yazdim evet. ben bir anneyim ve hayir super anne degilim. ben de yoruluyorum, ben de az uyuyorum, sinemaya hele ben hic gidemiyorum. amerikada yasadigim ve butun ailem turkiyede oldugu icin cocugumu birakacak, hasta oldugumda bana bir corba yapacak kimsem yok. ama bundan sikayet etmiyorum. kutsalligi icime sindirdigim icin degil. cocugumdan sikayet etmek haddim olmadigi icin. o nasil benden sikayet etmiyorsa ya da edemiyorsa, benden ondan etmiyorum, edemiyorum.
    annelik toz pembe, eger ki cocugunuz saglikliysa, akil sagliyi yerindeyse, yuruyebiliyorsa, konusabiliyorsa, gorebiliyorsa, duyabiliyorsa, algilayabiliyorsa benim icin annelik toz pembe.
    ben facebook sayfasindan grubu like ettigim icin her cikan yazi ana sayfamda gozukuyordu. o yuzden okumayayim falan gibi birsey sozkonusu degil. gozume carpti okudum, sonra blogu soyle bir gozden gecirdim ve baktim ki genellikle negatif yazilar var. ben de bunu dile getirdim. hani hep soylersiniz ya dusunce ozgurlugu, aynen ondan!
    yani ben kutsal anne imaji cizmiyorum. cocugumla kendim ilgileniyorum. bakici tutmak istemedim sebebi ben o kadar egitim almisken (elektrik elektronik muh, bilgisayar programciligi ve konservatuar mezunuyum) egitim duzeyi daha dusuk bir insanla cocugumun fazla vakit gecirmesine karsi oldugum icin. zaten kendi sirketim oldugu icin evden calisiyorum, hem biryandan kitap cevirileri yapiyorum ve cok profosyonel olmasada fotograf sanatcisiyim.
    kiminiz annelik insan olmaktir robot olmak degil, kiminiz gelecegin iyi bir kaynanasi demis, kimisi aslinda kendi dusuncesi de dillendiremiyor demis.
    gulup gectim hepinizin yorumuna, cunku olayi ya da benim dusuncelerimi bilmeden yorum yapmissiniz, tek kisiden duyup.
    buyrun bunlar da benim dusuncelerim. annelik gercekten toz pembe. saglikli cocuklariniz oldugu muddetce bence sizde anneligin degerini bilin. ama robotmus, ama insanmis o kadarini bilemiyecegim. annelik hayatta gelinen en guzel kariyer, tabi tadini cikarabilene.

    • Bu kadar insanın “anneliğin değerini bilmediğini” mi düşünüyorsunuz? Hepimiz çok afedersiniz şükretmesini bilmeyen, anlayışsız, vıdı vıdıcı anneleriz de, siz misiniz bu bahsettiklerinizi farkında olan?

      Ayrıca eminim ki buradaki herkes ve dünyadaki her kadın, çocuklarının sağlıklı olduğuna şükrediyordur. Şahsen ben en büyük zenginliğimin bu olduğu inancındayım. Bunu ilk düşünen siz değilsiniz ve eminim bunun hatırlatılmasına gerek bile yok.

      İnsanın bazı özgürlüklerini yad etmesi ya da özlemesi “yakınmak” ya da “şikayet etmek” değildir.

      Ona bakarsanız, bu anlattıklarınızdan sonra ben de sizin BlogcuAnne’yi ve onunla aynı düşüncede olan bunca kadını anlamadan yorum yaptığınızı düşünüyorum, neden mi? Çünkü hayatınızın olağan akşında sadece yaşadıklarınızı baz alıyorsunuz siz. empatiden yoksun bir yorum yapmışsınız. Bir kadın olarak kendinizi onun yerine koymayı denememişsiniz. Sizi erkek zannedenler bile oldu, o derece!

      1 çocuk annesi olmakla 2 çocuk annesi olmak çok başka bir şeydir ayrıca. Sevişmek için 2 çocuğun da uyumasını beklersiniz, tek şans geceye kalır anlayacağınız..Gündüz flörtleşmeleri biter, sevgili olarak ilişkiniz sekteye uğrar ve bu inanın çok önemlidir. Biri bile uyanıksa duşa giremezsiniz ve emin olun ikisinin aynı anda uyuması hayal gibi bir şeydir. Sürekli ilgiyi eşit dağıtmak gerekir ve bu beyni çok yorar. Masraflarınız hep daha fazladır, kazandığınızdan da fazla. İhtiyaçları çakıştığı anda kalakalırsınız. Yani anlayacağınız, sizin gibi şartları geniş birisine nazaran, 2 çocukla, geçmişi, yalnız anları ve kişisel alanları özlemek daha olağandır-doğaldır. Tek çocukla bile bu mümkünken yani!

      Elbette ki şükrediyoruz ama bu bazı özlemleri dillendirmeye engel değildir ki. Herkes sizin gibi olacak diye bir kaide yok, siz alışmışsınız, bizler çocuklarla hayatımızı eski olağan halinde yaşamak arzusundayız. Doğru olan da budur, aksi halde bireysel ihtiyaçlarınız karşılanmadığı sürece mutsuz, depresif anneler oluruz ve bu da çocuklarımıza zarar vermez mi?

      Annelik farklı bir insan türüne dönüşmek değil. O kadar rahat şartlarla küçük bir çocuğu eve tıkmak da marifet değil ayrıca. Siz de çocuğunuzu bir oyun grubuna yazdırıp gayet güzel sinemaya da gidebilirsiniz bence. Ben 2.’ye hamileyken yaptım, çok da güzel oldu, tavsiye ederim. annelik payem düşmedi, çocuğum da aç susuz, sevgisiz kalmadı. O yaşıtlarıyla eğlendi, ben de sinemada göbeğimi hoplata hoplata Cem Yılmaz’a güldüm.

      Hem ben size çocuklarımla 1 günümü anlatsam beni herhalde asarsınız :))

      Bakın Elif’in çok güzel, pozitif bir önerisi var; Emzirme Reformu diye. Sonra doğal doğum hikayeleri var, harika. Doğumlarını anlattığı yazılar, Deniz’den aforizmalar, Mumu var, doğumgünleri, taze fıstıklar, güzel kitaplar, hatta hediyeler bile var… Valla negatif yazı hatırlayamadım şimdi ben.

      En son ben sinir harbindeyken maille bana “pozitif enerji” bile verdi hatta..

      Sizin pencerenin camı tozlanmış olmasın???

      • Hanımefendi, ben Elif Hanım’ın hiç çocuklarından şikayet ettiğini okumadım, ancak sizin derin bir depresyondan şikayetçi olduğunuzu düşünüyorum. Yazınızda meziyetlerinizi sıralamışsınız, ancak genel olarak Elif Hanım,’ın tüm yazılarından daha karamsar bir havanız var. Buradaki yorumlar da sizin aksinize sizin annelik anlayışınızı değil, böyle bir yazıya verdiğiniz tepkiye yönelik. Neyse çoğumuz Elif Hanım’ı tanımıyoruz bile, kendisini savunmaya da çalışmıyoruz, sadece hislerimize tercüman olmuş, onu belirttik. “Hepimiz sağlıklıyız, o halde hayattan başka bir şey de beklememeliyiz” insan doğasına maalesef uymayan bir düşüncedir. “Sağlıklı olduğumuz için sükretmeliyiz.” basitçe kabul edilebilir ve bunu da inkar eden yok zaten. Sizin erkek olduğunuzu düşünme sebebimiz ise “SONUÇ” odaklı olmanız, ki kadınlar genelde “OLAY” odaklı davranırlar. Neyse, sizin de bir an önce bol sinemalı, gezmeli, sevişmeli günlere kavuşmanızı dilerim…

        • benim hayatimdaki karamsarliklari belirtirseniz sevinirim. zira o kadar mutlu gunler geciriyorum ki, sizin gibi telef olmus annelere hayret ediyorum. bir arkadasim bir gun facebooktaki bir resmime, beyaz straplez elbiseyle nasil cocugu parka goturdun dedi. ben sacimi tarayamiyorum dedi. genelde annelik bazi kadinlara bundan ibaret geliyor. giyinemiyorum, makyaj yapamiyorum, bla bla bla. ne alaka? cok da guzel giyiniyorum, makyajimi da yapiyorum, sacimi da fonluyorum (allah su flat ironi cikarandan razi olsun). her gun oglumla cocuklu gruplarada gidiyorum, alisverisde yapiyorum, isimi de yapiyorum. nerede karamsarlik ben bilemedim? hayir uzulecek bir durumum varsa soyleyin lutfen bunun uzerinde durayim. hemen depresyondasin yapistirmasina gerek yok, cidden ne hamilelikte, ne dogum sonrasi, ne de simdi depresyona girdim. esim sagolsun onun sayesinde arkadaslarimla happy hourlara da cikiyorum. sinema olayini zaten oldum olasi sevmedim, evimde rahat rahat filmimi seyretmek daha da hosuma gidiyor. ama ben cocugumdan once cocugumdan sonra diye bir zaman dilimi yapmadim hic. cunku ben cocugumla da onceki hayatima devam ediyorum. edemeyenlere sasiriyorum zaten. biz oglumla her gun disardayiz, haftasonlari arkadsalarla brunchda yapiyoruz, aksamlari yemegede cikiyoruz, cok gec donmedikce oglum icinde bir sorun olmuyor. o da canim benim o kadar alistiki gezenti hayata, neresi olsa orada uyuyabiliyor.
          ben aksam 6da yemek yesin, 7de banyo yapsin, 7.30da uyusun gibi sartli anne degilim, olmadigim icin de mutluyum. sirf bunun icin bile kendi kendini depresyona sokanlari anlamiyorum.
          bence sizler arada kitap falan okuyunda kitap elestirmenlerinin acimasiz yorumlarini falan da elestirin, cunku cidden ben sizin gibilere iyi bir eglence oldum, madem boyle stres atiyorsunuz buyrun size baska bir kapi daha 🙂 ne dersiniz?

    • agzina saglik yuzde bin kstiliyorum size bende iki kizima kendim bakiyorum ikisinin arasida cok az sizin gibi yurt disindayim ve kimsem yok cocuk bakiminda oyle zorlaniyorum ki hem onlarin ruhunu oldurmeden yetistirmek hemde diger isleri halletmek ikisi bir arada cok zor tabi.ama soz konusu kizlarim olunca gerisi teferruat kaliyo benim icin annelik toz pembedende ote

      • hay yasayin nurgul, anneligi yerin dibine batirmaya ne gerek var di mi? cocuk yaptiysan kendi isteginle yaptin, yaptiysan da sikayet etmek ne? dolamislar dillerine bir sinemaya gidememek, sevisememek. kimse kimsenin yatak odasini bilmek zorunda degil o da ayri, milletin seksuel problemlerini de dinlemeye basladik 🙂 blogu takip etmeyi biraktigim icin cidden daha cok sevindim, benim oldugum kesime kesinlikle hitap etmiyor. oyle olsaydi benim gibi dusunen baskalari da olurdu diye dusunuyorum. bir elestiri bu kadar mi kaldirilamaz, bu kadar mi ukte olur da izinsiz yazdiklarim yayinlanarak hakarete maruz birakilir anlayamadim. ama gulup gecmekten ote bir durum oldu bu, adalet ugrassin ben degil.

    • O HANIM – Beni takip etmeyi bıraktığınızı sanıyordum, yorumunuza şaşırdım ama sevindim.

      Benim itiraz ettiğim nokta, sizin -kendi sözlerinizle- “çocuğumdan uluorta yakındığımı” söylemeniz, beni doyumsuzlukla suçlamanızdı. Beni tanımıyor, nasıl bir hayat sürdüğümü bilmiyorsunuz. Neyle tatmin olup olmadığını bilmeden “doyumsuz kadın”, “çocuğu olmayan insanları düşünemeyen anne” etiketi yapıştırmanızı acımasız buldum.

      Anneliğin değerini bilmeyi kimseden öğrenmeye ihtiyacım yok, inanın. O kadar hayat tecrübem var.

      Sevgiler…

      • sizi takip etmiyorum. bir arkadasimin uyarisiyla yazinizi gordum. inanin sizin blogunuza bakmiyorum bile, zaten bastan beri neden takip ettigimide anlamadim. kendiniz ister sikayet edin, ister ne ederseniz onu edin. elestiriye acik olmamak farkli birsey. ama benim yazimi benden izinsiz yayinladiginiz ve beni hakarete mazur biraktiginiz icin hakkimi aramayi da dusunuyorum.
        ayrica ben size doyumsuz kadin etiketi falan yapistirmadim, icinizden gecenleri benim agzimdan dillendirmeniz enteresan olmus.
        sevgiyle kalin

      • bu arada size ben sadece negatif yazilar yazdiginizi ve artik takip etmeyecegimi soyledigim yorumumu acimasiz buldunuz, boyle bir yazida iznim olmadan kullandiniz ve bana gercekten cok acimasiz yorumlar yazilmasina sebep oldunuz. bundan mutluluk mu duyuyorsunuz, intikam mi aldiginizi dusunuyorsunuz? bir elestrisel yorum bu kadar mi dokundu size anlayamadim. ama tesekkurler, cidden ne kadar mutlu bir anne oldugumu, oglumun zaten 17 aylik ne kadar buyuk bir sorun cikarabilirde sikayetci olurum, en fazla gece aglar usumustur, bezi tasmistir, susamistir, yururken ayagi takilmis dusmustur cani acimistir, yedigi birsey ishal yapmistir ustu basi kaka icinde kalmistir. bunlar beni nasil annelikten onceki halime dondurmek istetebilir de kendimi boyle yazilar icinde bulurum diye dusundurup halimden eskisine oranla daha da mutlu olmami sagladiniz.
        depresyona girmekle bile suclandim, ne komik ki bunu depresyon icindeki anneler soyluyor. lutfen benim bloguma bakin sirf resim var benimkinde ic karartici yazilar bulmaniza imkan yok. hatta bir keresinde oglumun aglayan resmini koydugumda esim tarafindan elestirildim boyle mi hatirlamak istiyorsun oglunu birkac sene sonra bile dedi ki ne kadar dogruydu. baby.tuzuner.net
        siz bu yazilarinizi 3-5 sene sonra okudugunuzda bunlari mi hatirlamak istiyorsunuz? sinemaya gidemedim, sevisemedim, opusemedim, bla bla bla. ileride cocuklariniz da okudugunda bu yazilari onlari bir travma icine suruklemez mi?
        elestirisel yorumumu bu yuzden yazmistim, belki dusunur farkedersiniz diye, ama hata etmisim. bazen herkesi kendim gibi saniyorum.

  46. Aslında etrafımdaki mutlu çocukların annelerine bakıyorum da kendilerine bakıp, kendine da vakit ayıran anneler çocuklarına da daha toleranslı ve mutlu davranıyorlar. Özetle Mutlu Anne-Mutlu Bebek diyorum !

  47. […] bu tür olaylar olunca, ha bire böyle eğlencelikler çıkınca, annelik toz pembe değil belki ama oldukça renkli aslında demek istiyorum. Biraz yeşil, biraz turuncu. Bazen gri, ama genelde […]

  48. Kimse kimseyi yargılamamalı…Ben başkalarının anneliğini hiç bir zaman derecelendirmem. Maalesef küçük çocuğu olanlar bu hataya çok düşük düşüyor (Yorumların genelde küçük çocuğu olanlardan geldiğini de göz önüne alınca bu tespitimde haksız olmadığımı düşünüyorum). Sonra da yorgun düşüp, bunalıyorlar…Annelik, bir yarış değil…Önemli olan çocuğu yetiştirmek…İster organik gıdayla ister bir tas tarhana çorbayla, ister 2 dil öğreterek, ister akşamdan akşama ancak bir çift laf edebilerek, ister en sevdiği oyuncağı alarak, ister kitap okuyarak ,ister beraber TV seyrederek vs vs. Önemli olan ortaya ne çıkmış ona bakmalı..Sonuç olarak, hiç kimse kimseyi yargılamamalı.

    • Kimse kimseyi yargılamamalı derken, lkastettiğim diğer annelerin yorum bırakan anneye bu kadar yüklenmesindeydi, onu da belirteyim hemen.

      • tesekkurler. ne depresyonum kaldi, ne kutsal anne imaji cizmeye calisan kadin.
        halbuki ben negatifligin kotu oldugunu, anneligin mutlu birsey oldugunu belirtmeye calismistim 🙂
        burdan nasil buralara gelindi cozmeme imkan yok, cozebilsem zaten bende onlardan biri olurum oyle di mi?

  49. Mutlu Anne = Mutlu Cocuk & Bebek! Anne olmanin kisisel ihtiyaclarimizi rafa kaldirmak oldugunu dusunmuyorum. Biz de genciz, elbette ki gezmek, eglenmek, doyasiya sevismek, gec saatlere kadar uyuyabilmek hakkimiz! Cocuklu hayat cocuksuz hayata benzemiyor elbette, bu dediklerim kisitlaniyor ve evet bazen insan ozleyebiliyor daha onceki hayatini! Bu hisler cok normal! Tabi ki de TUM ANNELER SAGLIKLI COCUKLARI OLDUGU ICIN SUKREDIYORLAR -bence burda zaten bunu tartismiyoruz!

    Bu yorumu yazan bayan – bence gun gelicek tum diger annelerin ne demek istedigini anlayacak – hayat cok cabuk geciyor – bence saglikli cocuk buyutmenin formulu biraz da cocugu kendi haline birkmakta – bizlere cok bagimli yapmamaktan geciyor. Etrafima bakiyorum da kendini parcalayip, cocuguna adayanin da cocuklari buyuyor ve basarili olabiliyor – daha bencil olanlarin da cocuklari buyuyor! Bence her Anne & Babanin imkani varsa arada kacamaklar yapmaya, bencil olmaya hakki var. Evde yatili bir yardimcisi varsa, bazi sabahlar uyumaya hakki var! Arada Buyuk Annelere torun(lari) birakip evde yanliz kalmaya ihtiyaclari var…

    Ozetle Annelik tabi ki TOZ PEMBE degil! Hayat TOZ TOZ PEMBE degil ki zaten….!

  50. valla ne diyim yerden göğe haklısınız. O yorumu bırakan bayan gibi düşünen annelere gıcık oluyorum.Ayrıca pek inandırıcı da gelmiyor.Anne olabiliriz ama insanız,melek değiliz.Benim de biri 8 biri 1 yaşında iki kızım var.İkincisi süpriz oldu.İkisini de çoook ama çok seviyorum.Allah başımızdan eksik etmesin ama çocuksuz günlerimi özlüyorum.Gezmeye gitmek istesem öyle bi hazırlık süreci var ki(gittiğimiz yerde çektiğimiz perişanlık da ayrı) gittiğime gideceğime pişman oluyorum.1 yaşındaki kızım uyur uyumaz ben de uyuyorum ki, gece uyanmalardan sonra sabah dinç kalkabileyim.Valla Allah’tan çalışıyorum da şirkette biraz nefes alıyorum diycem, ne vicdansız anne demelerinden korkuyorum 🙂 Zor , çocuklu hayat çok zor.Ama öyle de güzel ki.Hepimiz bunu yaşıyoruz tabi, onlarla zor, onlarsız imkansız bir hayat bizimkisi. Onun için kimse anneliği realistlikten uzaklaştırmasın.Hepimiz insanız hepimizin biraz kendimizi de düşünmeye hakkı var.Ayrıca mutlu anne=mutlu bebek.” Çocuğum için herşeyden vazgeçerim” diyen anneler, bir süre sonra mutsuz anneye dönüşüyor.Siz gerçekleri yazmaya devam edin, heryerde aynı anne yazılarını okumaktan bıktım.Gerçekler daha samimi, daha yüreğe dokunur oluyor inanın.Sevgiyle kalın, Mutluluk,sağlık ve huzur yuvanızdan eksik olmasın.

  51. anneler şikayet edebilir:D

  52. tam 4 ay önce bugün anne oldum ben.daha önce hissetmediğim milyonlarca duyguyu aynı anda yaşıyorum 4 aydır. Mutluluk, huzur, şükran, yetememezlik ve bolca yorgunluk … Özellikle ilk 3 ay hiçte toz pembe değil tersine korku filmi gibiydi. Uykusuzluk ve bu çocuğun bir derdi var (gaz gaz sadece gaz aslında) ve ben çözemiyorum, beceremiyorum duygularıyla kollarım uyuşmuş bir şekilde gözlerimde yaşlarla evin koridorlarını arşınlarken bir yandan da kokusunu içime çekip “allahım sana şükürler olsun onu bana verdiğin için” derken buluyordum kendimi.
    4.aya girmemizle gaz azaldı, korku fimi gerilim filmine dönüştü bu aralar. Oğlak burcu kadınıyım ben. Düzen, tertip, plan, program hastası. Ev tertemiz, her şey yerli yerinde, özellikle mutfak-banyo bal dök yala olucak, o haftanın- hafta sonunun programı belli olcak, ne zaman nerede, ne yapacağımı bileceğim. Bunlar olmazsa mutsuz-huzursuz olan bir kadın-dım ben. Ama çok direndiysem de artık hayatımı D.Ö ve D.S (Defne’den Önce-Defne’den Sonra)diye ayırmak zorunda olduğumu kabullendim. D.Ö hayatımı deliler gibi özlüyorum (tek başıma saatlerce yaptığım yürüyüşleri, dostlarla yapılan rakı-balık muhabbetlerini, gecenin-sabahın körü uyanıcam artık yatmalıyım iç sesi olmadan kocamla sabahlara kadar izlediğimiz dvd’leri (O hala izliyor biliyo musunuz, hayat hiç adil değil) Pazar günleri öğlene kadar uyuyup, uyansak bile yataktan çıkmamayı :), hava soğuk bile olsa mutlaka açık havada yaptığımız Pazar kahvaltılarını….ve daha milyonlarcasını…..D.S için ise her gün milyonlarca kez şükrediyorum. Onun uykudan uyanıp ağlarken yatağın başında beni görünce hemen susup suratına yerleştirdiği kocaman gülümsemeyi görmek yaşadığım her şeyi unutturuyor. Sanırım bu bir gülümsemeye tav olup herşeyi unutma hali ikinci çocuğu da yapma sebebi oluyor. Ama ben unutmamak için yazıyorum her şeyi 🙂
    Yani aslında demek istediğim hayat ne zaman hep toz pembe veya hep kara bulutlu oldu ki…Bizim ki İzmir’in havası gibi bazen günlük güneşlikken şimşekler çakıp sel basıyor her yeri bazen de tam tersi yani hayatın ta kendisi…

  53. cogunuzun soyle bir sorunu var, ya okudugunuzu anlamiyorsunuz ya da anlamak istediginizi anliyorsunuz :)) bence soyle bir silkelenin, kendinize gelin ve dunyanin bu buyuk mucizesinin tadini cikartin. sizin benimle ilgili yaptiginiz suclamalar aslinda kendi kendinizle savasmanizin neticesi. kendine yedirememezlik, kendine yetememezlik. bazi sorunlarinizin sucunu yukleyecek birisini aramak. ben blogcu anneye de msg attim, benim yazimi benim iznim olmadan yayinlamak buyuk bir suctur ve beni hakaretlere maruz birakmakta. ben ona sadece bir elestirimi yazdim. eger bunu kaldiramiyorsa zaten yazmamali. insan elestiriye acik olmali. size normal gelen seyler bana anormal geliyor olabilir. bazi konulari negatifti bende dillendirdim. mesela esinin hagi gs’ye girdi diye yeniden lig tv almaya kalkmasini sikayet gibi yazmasi da benim icin bir negatiflikti, yardimcisinin yuzugunu aldigini dusunmeside. ben direk gruptan cikmak istemedim, kendisine rahatsizligimi belirtmek istedim ki bu da gayet insani bir durum. ama siz naaptiniz, o gunun gerginligini, sIkIntinizi stresinizi hakaret dolu cumlelerle bana yansittiniz. ben kimseye yemeyin icmeyin sicmayin cocuk bakin demedim, oyle bir anne de degilim ama siz beni sacimi supurge eden, yemeyen yediren, giymeyen giydiren birisi yaptiniz. hayir alakam bile yok. benim cocugumun uyku saati bile yok, surekli arabaya atlayip gezilere ciktigimiz icin. benim cocugumun lunch, dinner saati de yok, banyo saatide yok. arkadaslar arayip hadi yemege dedigi zaman yarim saat icinde hem onu giydirip hem kendim giyinip manhattana inen bir anneyim. o high chairde oturup restoranin verdigi boyama kitabiyla takilip cheerios’unu yerken ben de arkadaslarimla muhabbet ediyorum.
    hatta buyrun hani cocuk pornosu diye gidip duran aslinda nazardan korktugunuz icin resim koyamayan siz annelere cevaben blogumdan oglumla gittigimiz yerleri gorebilirsiniz. baby.tuzuner.net
    onunla gruplara katilin evde oturmayin demis birisi, cok guldum. yahu kadin sen benim butun gun ne yaptigimi nereden biliyorsun allah askina???
    kadinlar tutturmus su klise lafi, ay cocuktan beri sinemaya gidemiyorum. ya gitmiyosan gitme ne olacak. belki cocugun olmadi, allah korusun bir kaza gecirdin koturum kaldin, sorarim sana aklina ilk gelen sinemaya gidememek mi olacak?
    komik yorumlariniza devam ettikce beni de eglendirmeye devam ediyorsunuz. cidden mantiksizliginiz ve sacmaliklariniz beni eglendiriyor. aslinda tek tek her satira yorum yazmak isterdim ama bugun black friday ve disaridaki deallari kaciramayacak kadar az onemsedim komik yorumlarinizi, kusura bakmayin.
    sevgiler,
    oncu

  54. Annelik bence de toz pembe degil ve 1 yil hamile kalmak icin ugrasmis,hayatinin en karanlik yilini gecirmis biri olarak,kizima sahip oldugum icin sukrediyorum ancak bu ara sira fiziksel ve mental kapasitemi asip ara istememe engel degil.Cocugu olamayan kadinlari dusunun dendigi icin soyluyorum..

    Diger taraftan bu blogun ve diger nice anne-cocuk blogunun kisisel gunceler oldugunu unutmamak gerek.Her ne kadar Elif bence kendine guzel bir misyon yuklese de nihayetinde onun kendi yasami,tecrubelerini,hislerini yansitiyor.Okunan her yazida bunu bilmek gerek.

    Elestiri getirmekte sorun yok ama hep gordugum elestirilerin biraz saldirgan,buyurucu olmasi,elestiriyi alanin da savunmaya gecmesi..farkli dusunenlere her iki taraf da saygili olmali,bence anneler olarak cocuklarimiza verebilecegimiz onemli bir deger bu.Gelecekteki kisisel ve toplumsal mutluluk icin.

    Sevgiler

  55. Hanımlar biraz sakin olsak diyorum. Tamam herkes birbirini doğru anlamamış olabilir ama lütfen biraz sakinlik kalalım. Kadınların işbirliğini gösterelim. Noluyoruz herkes de bir celal bir öfkelenme. Ben hem blogcu anne Elif’i hem de o yorumu yazan ve yanlış anlaşıldığını söyleyen ve uzun açıklmasından da yanlış anlaşıldığına inandığım kişiyi haklı buluyorum.

    Lütfen sakin olalım ve huzur ortamı yaratalım.

    Yorumunu doğru anlamadığımız arkadaşımıza da bir pardon diyelim lütfen. “O Hanım” hakarete uğradığınız için çok kırılmışsınız belli öfkeniz bundan ama lütfen siz de sakin olun.

  56. ayy oohhh dedim okuyunca …kızım 6,5 aylık ve calisan bir anneyim .ara ara eski hayatımı özledigimi dusunurken yakaliyorum kendimi .icten ice kotu anne miyim ben neden boyle hissediyorum diyordum …iyi ki varsin ve bu kadar ictensin blogcuanne….hislere tercuman olman guzell

  57. sana katılmadığım zaman kesinlikle bunu yazıyorum blogcu annee..ama uslubuyla..ve seninde ne kadar nazik bir insan olduğunu en sert yorumlara bile yaptığın ılımlı tavrınla biliyorum
    ama bu hanımdan af dilemene üzüldüm..yazın gayet usluplu eleştirin gayet masumaneydi ama bayanın tavrı uslubu kişiliğini anlatmaya yetti
    ikide bir sayfasının reklamını da yapması dikkatimizden kaçmadı..bu yorumu yapan kişi ben olsaydım ”ama böyle demek istemedim,yanlış anlaşıldım ” derdim..
    onu duymuyorum
    bence sende duymaa 🙂

    • Berna – açıkçası tüm yorumlarını dikkatle okumamışım. Bir yorumu var ki verecek cevap bulamadım, ancak öncesinde bunu yazmış bulundum.

      Ne zaman ki seviye düşer, ben kaçar. İyisi mi yorumları kapatayım.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: