Nilü’nün Gebelik Günlüğü

Keyifle tuttuğum Blogcu Gebe bölümü, Derin’in aramıza 35. haftada katılmasıyla erken sonlanmış, tadı damağımda kalmıştı.

Ancak sırf Blogcu Gebe yazıları yazmak için de tekrar hamile kalmak akıl kârı olmadığından, çok yakın bir arkadaşımın haftalık paylaşımlarına yer vermeye karar verdim. Ve ortaya Nilü’nün Gebelik Günlüğü çıktı.

Nilü, benim çok yakın arkadaşım. Amerika’da geçirdiğimiz yıllardaki dert ortağım, yoldaşım. “Gurbette” yaşayanlar bilir: uzakta olunca daha da kenetleniyor insan dostuna. Nilü’yle çok şey paylaştık, paylaşıyoruz senelerdir.

Ve onca sene işten, uğraştan sonra, ha şimdi-ha sonra derken nihayet bebeğini bekliyor şimdi Nilü. 17 haftadır bilsem de, her şeyin yolunda olduğunu ve şimdi de bebeğin cinsiyetini öğrenmemizle birlikte daha bir gerçeğe dönüştü şimdi bu olgu: Nilü’nün bebeği olacak.

Ve Nilü, hamileliği sırasında yaşadıklarını her hafta burada paylaşacak. Özellikle de gebe okuların keyifle takip edeceğini düşündüğüm bu bölüm, tüp bebek ve Amerika’da hamilelik gibi konuları merak edenlere de hitap edecek.

Bu keyifli paylaşımlarını aktarabilme fırsatını bana verdiği için Nilü’ye, ama asıl heyecanla beklediğimiz karnındaki bızdığa teşekkür ediyor, daha fazla uzatmadan sözü Nilü’ye bırakıyorum:

***

Sevgili Blogcu Anne takipçileri,

Size bu satırları yazarken çok sevdiğim yakın dostum Elif’in bu başarılı bloğunda yer almanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyorum. Bu köşeden her hafta sizlerle şu an 17. haftamı tamamlamış olduğum ve çok zor bir şekilde başardığım için üzerine deli gibi titrediğim hamileliğimde yaşadıklarımı, duygularımı ve yaşadıkça edindiğim tecrübelerimi paylaşacağım.

Kimim ben? Adım Nilüfer, yakın dostlarım bana Nilü der. 1998’den beri Amerika’da yaşıyorum ve şu an Miami şehrinde ikamet ediyorum. Hikâyeme gelince şöyle: üniversitenin son yılında tanıştığım deli gibi âşık olduğum sevgilimle evlenip tam 4 gün sonrasında Amerika’ya geldik. Hadi gelmişken bir master yapayım deyip eğitimimi tamamladıktan sonra, hazır buradayken biraz da iş tecrübesi kazanayım deyip şansın da yardımıyla hemencecik güzel bir iş buluverdim. Tabii o zaman iş bulmanın ve hayata yeni atılmanın heyecanıyla bir işe kendimi bu kadar kaptırmamam gerektiğini bilemedim. İlk altı ayımda terfi ettim, herkesin hatta müşterilerin bile saygı duyduğu başarılı bir iş kadını oluverdim bir anda. Bu beraberinde başarı ve kıdemden başka ne getirdi; tabii ki aşırı yorgunluk, stres ve sürekli yollarda eşinden evinden ayrı olan bir Nilufer. Bu evre ne kadar sürdü derseniz tamı tamına dile kolay 9 yıl. Bu süreçte ne oldu? Ben sürekli seyahat edip hasta oldukça ve stres doldukça ailem, arkadaşlarım hatta ara ara eşim bile bu böyle gitmez deyip durdu ama ben herkese kulaklarımı tıkayıp bildiğimi ve inandığımı okudum; işim artık benim bir tutkum olmuştu. Tabii bir de bu süreçte etrafımdaki tüm arkadaşlarım ama herkes (bekâr olanlar hariç) birer birer anne oldu. Benim için de uyanış süreci bu dönemde başladı. Arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde sanki ben ayrı dünyanın bir insanı olmuştum, onların tek konuştuğu çocukları benim ise tek konuşabildiğim işim ve beni sürekli çıldırtan patronumdu. Uzatmayalım bu 9 yıllık girdaptan çıkabilmem 4 kere istifa denemesi, bir sürü eşime ve arkadaşlarıma kaybettiğim sen hayatta bu işten çıkamazsın iddiaları ve bu yoğun temponun içinde başarısızlıkla sonuçlanan bir 2,5 yıllık çocuk deneme süreci oldu.

Tabii yaş olmuş 35, yolun neredeyse yarısına gelmişim bende niye çocuğumuz olmuyor diye bir panik başladı. Derken geçen yaz Türkiye’ye geldiğimizde bir kontrolden geçelim dedik ve gerçek yüzümüze sert bir rüzgâr gibi çarptı: tek seçeneğimiz tüp bebekti. Hem kariyer peşinde koşup hem de stressiz bir ortamda tüp bebek yapamayacağıma artık iyice inanıp işimi bırakmaya karar verdim. Ağlaya zırlaya işini aslında isteyerek bırakan tek insan ben olmuşumdur herhalde bu dünyada ama herkesin bana inançsız bakışları karşısında Temmuz ayında bu 9 yıl süren bağımlılığımı bitirdim.

Tüp bebek deyince bireyler olarak aslında çok bilgisiziz; ne kadar emekli, zor ve masraflı bir şey olduğunu işin içine girmedikçe kimse bilemiyor ve açıkçası başımıza gelmedikçe de merak etmiyoruz. Mesela Amerika’da tüp bebek merkezleri size bu işlemi 12,000-20,000 dolar arası bir para karşılığı gerçekleştiriyor ve sağlık sigortaları bunu karşılamıyor. Öte yanda Türkiye’de bu fiyat doktorların popülaritesine göre çok değişiyor; 5,000 liraya yapan da var, 11,000 liraya yapan da. Hazır ben işi de bırakmışken ilk olarak Türkiye’de bu işi denemeye karar verdik. Malum Amerika’da bir tane tüp bebek parasına biz gerekirse Türkiye’de iki defa deneyebilecektik.

İşi bıraktıktan 3 gün sonra Türkiye’ye geldim ve soluğu kız kardeşimin doğumuna vaktinde yetişebilmek için doğup büyüdüğüm şehir olan Mersin’de aldım. Yeğenimin doğumu herhalde hayatta yaşadığım nadir tarifi olmayan mutluluk anlarından biridir ve benim için önemli bir dönemeç noktasıdır. Onu ilk kucağıma aldığımda ve şöyle göğsüme bastırıp kokladığımda hayatta böyle saf bir sevginin daha olmadığını hissettim, gözlerimden yaşlar boşaldı ve o an kendimde büyük bir eksiklik hissettim. Sonradan öğreniyorum benim o halimi gören annem ve ameliyatlı bir şekilde yatağında yatan kız kardeşim de gizli gizli ağlamışlar halime. Temmuz ayını hem yeğen sevip, bebek bakmayı öğrenerek, hem de 9 yılın stresini atmaya çalışarak geçirmeye karar verdim. Gelir gelmez doktorumuzla görüştük ve tüp bebek işine Ağustos ayında başlama kararı aldık.

Doktor seçimim hiç zor olmadı. Çok yakın bir arkadaşımızın ablası kendisi de jinekolog hatta 7. denemeden sonra tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmuş birisi; bize kendi tanıdığı ve güvendiği bu alanda başarılı çalışmaları olan bir meslektaşını tavsiye etti ve biz de ilk görüşmemizde kendisinin tavırlarını, olaya ve bize yaklaşımını çok beğenip onunla bu işe girmeye karar verdik.  Zorlu geçen bir Ağustos ayı sonunda Eylül başı embriyo transferini yapıp Amerika’ya geri uçtuk. Yaklaşık bir hafta sonrasında dayanamayıp yaptığım idrar testinde pozitifi gördüğümde gözlerime inanamadım, sanki ben bu işi hiç başaramayacakmışım gibi geliyordu ama ben de sonunda bu inanması güç mucizeyi tadacaktım.

Kısaca 17 haftam nasıl geçti: Bu haftada bebeğim için detaylı ultrason taraması randevum bir de down sendromu için ikinci etap kan testim vardı. Taramada bebeğin gelişimi çok şükür iyi göründü ve bebişimiz cinsiyetini sonunda bize gösterdi: Erkek!!! Ben her türlü mutlu olacağım için şu an çok sevinçliyim; sanki cinsiyetini öğrenmek beni bebişime bir adım daha yaklaştırdı. Bir de son bir haftadır karnımda böyle anca dalgalanma diye tanımlayabileceğim bir his belirmişti; kız kardeşim bunun bebeğin hareketi olduğunu ilk böyle hissedildiğini söyledi; pek bir mutluyum! 35 yaşımda olduğum için yüksek risk olarak tanımlanan gebeliğimde bir iyi sonuç da down sendromu ve diğer genetik anomali testleri sonuçlarından geldi her şey normal çıkmış; hatta risk kategorim artık low (düşük) risk olarak belirtilmiş. Bakalım önümüzdeki hafta neler getirecek? Artık endişenin yerini meraklı bekleyiş aldı.

Haftaya size tüp bebek deneme sürecimi ve yaşadıklarımı detaylı olarak anlatacağım.

Tüm anneler ve anne adaylarına güzel günler dileklerimle!

Nilü

HAFTA 1:

Sevgili Blogcu Anne takipçileri,

 

Size bu satırları yazarken çok sevdiğim yakın dostum Elif’in bu başarılı bloğunda yer almanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyorum. Bu köşeden her hafta sizlerle şu an 17. haftamı tamamlamış olduğum ve çok zor bir şekilde başardığım için üzerine deli gibi titrediğim hamileliğimde yaşadıklarımı, duygularımı ve yaşadıkça edindiğim tecrübelerimi paylaşacağım.

 

Kimim ben? Adım Nilüfer, yakın dostlarım bana Nilü der. 1998’den beri Amerika’da yaşıyorum ve şu an Miami şehrinde ikamet ediyorum. Hikâyeme gelince şöyle: üniversitenin son yılında tanıştığım deli gibi âşık olduğum sevgilimle evlenip tam 4 gün sonrasında Amerika’ya geldik. Hadi gelmişken bir master yapayım deyip eğitimimi tamamladıktan sonra, hazır buradayken biraz da iş tecrübesi kazanayım deyip şansın da yardımıyla hemencecik güzel bir iş buluverdim. Tabii o zaman iş bulmanın ve hayata yeni atılmanın heyecanıyla bir işe kendimi bu kadar kaptırmamam gerektiğini bilemedim. İlk altı ayımda terfi ettim, herkesin hatta müşterilerin bile saygı duyduğu başarılı bir iş kadını oluverdim bir anda. Bu beraberinde başarı ve kıdemden başka ne getirdi; tabii ki aşırı yorgunluk, stres ve sürekli yollarda eşinden evinden ayrı olan bir Nilufer. Bu evre ne kadar sürdü derseniz tamı tamına dile kolay 9 yıl. Bu süreçte ne oldu? Ben sürekli seyahat edip hasta oldukça ve stres doldukça ailem, arkadaşlarım hatta ara ara eşim bile bu böyle gitmez deyip durdu ama ben herkese kulaklarımı tıkayıp bildiğimi ve inandığımı okudum; işim artık benim bir tutkum olmuştu. Tabii bir de bu süreçte etrafımdaki tüm arkadaşlarım ama herkes (bekâr olanlar hariç) birer birer anne oldu. Benim için de uyanış süreci bu dönemde başladı. Arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde sanki ben ayrı dünyanın bir insanı olmuştum, onların tek konuştuğu çocukları benim ise tek konuşabildiğim işim ve beni sürekli çıldırtan patronumdu. Uzatmayalım bu 9 yıllık girdaptan çıkabilmem 4 kere istifa denemesi, bir sürü eşime ve arkadaşlarıma kaybettiğim sen hayatta bu işten çıkamazsın iddiaları ve bu yoğun temponun içinde başarısızlıkla sonuçlanan bir 2,5 yıllık çocuk deneme süreci oldu.

 

Tabii yaş olmuş 35, yolun neredeyse yarısına gelmişim bende niye çocuğumuz olmuyor diye bir panik başladı. Derken geçen yaz Türkiye’ye geldiğimizde bir kontrolden geçelim dedik ve gerçek yüzümüze sert bir rüzgâr gibi çarptı: tek seçeneğimiz tüp bebekti. Hem kariyer peşinde koşup hem de stressiz bir ortamda tüp bebek yapamayacağıma artık iyice inanıp işimi bırakmaya karar verdim. Ağlaya zırlaya işini aslında isteyerek bırakan tek insan ben olmuşumdur herhalde bu dünyada ama herkesin bana inançsız bakışları karşısında Temmuz ayında bu 9 yıl süren bağımlılığımı bitirdim.

 

Tüp bebek deyince bireyler olarak aslında çok bilgisiziz; ne kadar emekli, zor ve masraflı bir şey olduğunu işin içine girmedikçe kimse bilemiyor ve açıkçası başımıza gelmedikçe de merak etmiyoruz. Mesela Amerika’da tüp bebek merkezleri size bu işlemi 12,000-20,000 dolar arası bir para karşılığı gerçekleştiriyor ve sağlık sigortaları bunu karşılamıyor. Öte yanda Türkiye’de bu fiyat doktorların popülaritesine göre çok değişiyor; 5,000 liraya yapan da var, 11,000 liraya yapan da. Hazır ben işi de bırakmışken ilk olarak Türkiye’de bu işi denemeye karar verdik. Malum Amerika’da bir tane tüp bebek parasına biz gerekirse Türkiye’de iki defa deneyebilecektik.

 

İşi bıraktıktan 3 gün sonra Türkiye’ye geldim ve soluğu kız kardeşimin doğumuna vaktinde yetişebilmek için doğup büyüdüğüm şehir olan Mersin’de aldım. Yeğenimin doğumu herhalde hayatta yaşadığım nadir tarifi olmayan mutluluk anlarından biridir ve benim için önemli bir dönemeç noktasıdır. Onu ilk kucağıma aldığımda ve şöyle göğsüme bastırıp kokladığımda hayatta böyle saf bir sevginin daha olmadığını hissettim, gözlerimden yaşlar boşaldı ve o an kendimde büyük bir eksiklik hissettim. Sonradan öğreniyorum benim o halimi gören annem ve ameliyatlı bir şekilde yatağında yatan kız kardeşim de gizli gizli ağlamışlar halime. Temmuz ayını hem yeğen sevip, bebek bakmayı öğrenerek, hem de 9 yılın stresini atmaya çalışarak geçirmeye karar verdim. Gelir gelmez doktorumuzla görüştük ve tüp bebek işine Ağustos ayında başlama kararı aldık.

 

Doktor seçimim hiç zor olmadı. Çok yakın bir arkadaşımızın ablası kendisi de jinekolog hatta 7. denemeden sonra tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmuş birisi; bize kendi tanıdığı ve güvendiği bu alanda başarılı çalışmaları olan bir meslektaşını tavsiye etti ve biz de ilk görüşmemizde kendisinin tavırlarını, olaya ve bize yaklaşımını çok beğenip onunla bu işe girmeye karar verdik.  Zorlu geçen bir Ağustos ayı sonunda Eylül başı embriyo transferini yapıp Amerika’ya geri uçtuk. Yaklaşık bir hafta sonrasında dayanamayıp yaptığım idrar testinde pozitifi gördüğümde gözlerime inanamadım, sanki ben bu işi hiç başaramayacakmışım gibi geliyordu ama ben de sonunda bu inanması güç mucizeyi tadacaktım.

 

Kısaca 17 haftam nasıl geçti: Bu haftada bebeğim için detaylı ultrason taraması randevum bir de down sendromu için ikinci etap kan testim vardı. Taramada bebeğin gelişimi çok şükür iyi göründü ve bebişimiz cinsiyetini sonunda bize gösterdi: Erkek!!! Ben her türlü mutlu olacağım için şu an çok sevinçliyim; sanki cinsiyetini öğrenmek beni bebişime bir adım daha yaklaştırdı. Bir de son bir haftadır karnımda böyle anca dalgalanma diye tanımlayabileceğim bir his belirmişti; kız kardeşim bunun bebeğin hareketi olduğunu ilk böyle hissedildiğini söyledi; pek bir mutluyum! 35 yaşımda olduğum için yüksek risk olarak tanımlanan gebeliğimde bir iyi sonuç da down sendromu ve diğer genetik anomali testleri sonuçlarından geldi her şey normal çıkmış; hatta risk kategorim artık low (düşük) risk olarak belirtilmiş. Bakalım önümüzdeki hafta neler getirecek? Artık endişenin yerini meraklı bekleyiş aldı.

 

Haftaya size tüp bebek deneme sürecimi ve yaşadıklarımı detaylı olarak anlatacağım.

Tüm anneler ve anne adaylarına güzel günler dileklerimle!

Reklamlar

18 Yanıt

  1. Sevgili Nilü, haberlerini bekliyorum, hayırlı, güzel bir doğum yap inşallah.. sevgimle…

    Not:Elif, arkadaşını bizimle tanıştırdığın için çok teşekkürler. sevgimdesin 🙂

  2. Merhaba,

    Sizin adınıza çok sevindim.Yazılarınızı bekliyoruz.

    Bir de… ben birşey sormak istiyorum.İşini severek yapmayan biri olarak bu kadar tutkuyla bağlandığınız işinizi çok merak ettim.Merakımı mazur görün lütfen…. 🙂

    • Merhaba Ahu,
      Oncelikle sana da diger tum yorum yapanlar gibi iyi dileklerin icin cani gonulden tesekkur ederim.
      Soruna gelince ayrildigim sirketin yaptigi isi teknoloji danismanligi olarak tanimlamak dogru olur. Ilk dort yilim agirlikli olarak Amerika’nin posta sirketi olan USPS icin design ettigimiz bir sistemin gelistirilmesi ve uygulanmasinda farkli gorevler yaparak gecti. Son 5 yilimda ise alt firma olarak kurdugumuz ve saglik sektorune yonelik firmada yoneticilik yaptim. Bu alanda basta hastaneler olmak uzere saglik kuruluslari icin gelistirdigimiz internet tabanli olan tum hastane personelinin (ornegin hemsireler, hastabakicilar) vardiyalarini planladigi, izin ve egitim isteklerini mudurlerine internet uzerinden iletebildikleri ve ayrica yine mudurlerin de interaktif olarak bunlari gorup planlama ve onaylama yapabildikleri bir programin tum pazarlama ve musteri iliskilerinden sorumluydum. Ben ayrildigimda Amerika ve Ingiltere genelindeki aktivitelerimizden sorumluydum ve patron son olarak Birlesik Arap Emirliklerine girmeye baslamisti ki ben artik o noktada pes ettim:). Kusura bakma aciklamam biraz uzun oldu.

  3. sevgili nilü; inşallah bebeğini sağlıkla kucaklarsın..Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmak gerçekten çok zor ve özveri gerektiren bir süreç.. Benimde bu yöntemle 4.denememde bir oğlum oldu.Şu an 34 aylık.. oğlumuza bir kardeş ümidiyle 3 ay önce bir deneme daha yaptık…ve de şu an 11 haftalık hamileyim… seni takip edicem..

    Sevgili blogcu anne; bu güzel siten içinde sana teşekkürlerimi gönderiyorum….

    • Merhaba Nurten,
      İnan mesajın bana umut verdi. Çünkü sürekli birşey olacak diye öyle çok korkuyorum ki. Bir de bu Amerika’daki sistem insanı çok az bilgi verip endiselendirme uzerine kurulu onun için böyle benim gibi olup mutlu sona ulaşan anneleri tanımak beni mutlu ediyor. Senin de hamileliğini tebrik ederim. Allah inşallah bebişlerimizi sağlıkla kucagimiza almayı nasip etsin.

  4. merhabalar,
    yazılarınız mutlaka takip edeceğim. Ben de bir tüp bebek kliniğinde çalışan biri olarak bu tedavi ile bebek sahibi olanları çok iyi anlıyorum. Ben de 2 düşük sonunda , zorlu bir hamilelik dönemi geçirip 33. hafta da doğum yapan bir anne olarak , hamilelik sürecinizi ve tüp bebek deneyiminiz büyük bir merakla bekliyorum.
    Bebeğiniz hayırlı olsun, herşey gönlünüzce olamsı dileğiyle.. sevgiler…
    esra

  5. eminim ki bebeğini kucağına aldığında “iyi ki işi bırakmışım” diyeceksin.. sağlıkla kucağına alman dileğiyle…

  6. cok hos.. kizim henuz sekiz aylik ama tekrar hamile kalasim gelindi okuyunca..:).. allah sela

  7. Tüp bebek sayesinde bebeğini kucağına alan biri olarak okurken ağladım. Bunun ne kadar stresli bir iş olduğunu yaşamayan bilemez. Bir ilacı bulamadığım için sokaklarda ağladığım günler çok uzakta kaldı. Transfer öncesi Botanik parkında bir bankta tek başıma hıçkırarak ağladığım günlerde geçti. Ama düşündükçe gene ağlıyorum. Çok zordu ama şükürler olsun ki 2. denememde sonuç aldım ben. Allah isteyen herkese nasip etsin anneliği.

    • İnşallah haftayaki tüp bebek işlemi yazımla anılarını canlandırıp seni daha çok ağlatmam:(. Bir ara hakikaten tedavi süreci sınırlarımı zorladı benim de; hatta vazgeçmeyi bile düşünmüştüm. Ama şimdi dönüp bakınca iyiki yılmamışım diyorum.
      Senin gözün aydın darısı benim ve bebek için çabalayan tüm anne adaylarının başına. Sevgiler…

  8. hadi hayırlısı nilüfer.inşallah sağlıkla kavuşursun bebeğine.

  9. hayirli olsun nilufer. bebeginizi saglikla kucaginiza almaniz dilegiyle… 🙂

  10. merhaba elif hanim.Konu ile alakasiz olacak ama birsey sormak istiyorum.Blog sayfama facebook hayran sayfasi olusturdum ancak sayfamda paylastiklarimi facebookta nasil otomatik olarak güncelleyecegim.Siz nasil yaptiniz?anlatabilirmisiniz.Simdiden tesekkür ederim.Nilü´nün gebelik günlügününde takipcisi olacagim 🙂

  11. ilgiyle takip edicem.ben de tüp bebek yöntemiyle bebek sahibi oldum,zorlu bi süreç.darısı 2 .nin başına:)hayırlısıyla kucagına alırsın inşallah.

  12. Benim de bir Nilüm var. Yaşasın Nilülerr 🙂
    Ne candır ne canandır bu Nilüler

  13. Otomatik olarak güncellemek istiyorsanız NetworkedBlogs uygulamasını indirmeniz gerekiyor. Kolay gelsin.

  14. […] karşıladığı için burada yaptırdık. Ama asıl tüp bebek işlemi için Türkiye’ye geldik. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi bu işlem Amerika’da çok pahalı ve sigorta şirketleri kesinlikle masrafları […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: