Marifet mi?

Çarşamba öğleden sonradan itibaren yalnızım. Çocuklarla yalnızım yani. Yardımcımız izne çıkıyor. Doğan normalde eve 8’den önce gelemiyor. Derin 7 gibi uyuyor. Deniz de 8’e doğru yatağına giriyor, tam o saatlerde uyumuş oluyor.

Çarşamba günleri yalnız olmam ne demek? Şu demek: Saat 4’te, Derin’le birlikte evden çık. Deniz’in okuluna git. Deniz’i al. Eve gel. Çocuklarla birlikte yukarı çık. Derin’i oyalansın diye bir yere koy, ağlamaya başlasın. Deniz’e elli beş kere ellerini yıkamasını söyle. Hep birlikte salona yerleş. Oyun oyna. Derin, Deniz’in oyuncaklarına sulansın. Deniz, Derin’e bağırsın. Bu arada Derin’in uykusu gelsin. Onu odasına götür. Deniz’e salonda beklemesini söyle. Beklemesin O da Derin’in odasına gelsin. Sessiz olacağına söz versin ama içi içini yediğinden yerinde duramasın. Derin’i emzirirken Deniz’e kitap oku. Derin’i yatağına koy. Deniz’i zorla odadan çıkar. Derin biraz ağlar gibi yapsın, sonra uyusun. Deniz sürekli “anne, benimle oynar mısın?” diye sorsun. Çocuğu reddediyormuş gibi hissettirmemeye çalışarak ona banyo yaptırman gerektiğin, yemeği hazırlaman gerektiğini anlat. Güç bela banyoya ikna et. Derin uyurken Deniz’in banyosunu yaptır, saçlarını kurut, üstünü giydir. Salona git, Ben 10’cilik oynamaya başla. Tam oyunu kurmuşken Derin uyansın, Deniz’in suratı düşsün. Derin’i al, salona getir, yine Deniz’in oyuncaklarına sulansın. Biraz daha oynar gibi yap, git yemeği ısıt. Deniz’e salonda oynamasını söyle, hayır, o da seninle gelsin. Cümbür cemaat mutfağa taşın. Derin, acıktığından mııııııııh diye söylenirken Deniz de duffffff tufffff diye Ben 10’cilik oynasın. Yemekleri tabaklarına koy. Deniz’e yerine oturmasını söyle. Derin’i mama sandalyesine oturt. Deniz’e yerine oturmasını söyle. Derin’e yemeğini yedirmeye başla. Deniz’e yerine oturması için bağır. Homurdanarak otursun. Yemeye başlamasın. Saatin büyük kolu 12’ye geldiğinde yemek vaktinin biteceğini hatırlat. Güç bela yemek seansı bitsin ama Derin bu sırada SÜREKLİ ıııııııhhhhhhhhhhh diye sesler çıkarsın. Yemekten sonra bu sefer Derin’i yıka. Deniz yardım etsin, kafasına şampuan yapsın. Onu giydir, ancak uykudan kopma noktasına gelen Derin ağlama krizine girsin. Deniz, Derin sussun diye şaklabanlık yapsın ama fazlasıyla uyarılan Derin daha fazla ağlasın. Derin’i memeye yapıştır. Yine Deniz’e kitap okumaya başla. Derin mayıştıktan sonra yatağına koy, ağlar gibi yapsın ama odadan çık. Mutfağa git. Deniz’in kekini ve sütünü ver. Bittikten sonra “10 dakika oynayabilir miyim” talebini unutturmaya çalışarak banyoya git. Diş fırçalama faslı. Odaya git, iki tane kitap oku. Son bir kitap daha oku. En en en son bir kitap daha oku. Deniz’i yatağına yatır. O uyuyana kadar odasında bu sefer kendi kitabını oku, ve birazdan başlayacak olan “sana ait zamanı” iple çek.

Bilmem anlatabildim mi?

Çarşamba akşamlarım böyle geçiyor benim. Ya da… Annemlere gidiyorum.

Birkaç haftadır Perşembe günleri Derin’i götüremeyeceğim bir program oluyordu. Annem bize çarşambadan geliyordu. Perşembe de kalıyordu. Ben rahat ediyordum.

Bu hafta dedim ki “kendi kendime idare edeceğim.”

N’oluyorsa kendi kendine idare edince? Başım göğe ermedi.

Bakınız, Mahallenin En Mutlu Yumurcağı kitabında ne diyor Aziz Dr. Harvey Karp:

Bir çocuk yetiştirmek için koca bir köye ihtiyaç vardır – Afrika Atasözü

Anne-baba ve çocuktan oluşan çekirdek ailenin yeni bir icat olduğunu biliyor muydunuz? Aslında bu insanlık tarihini en büyük ve en yapay deneylerinden biri! Bu şekilde yaşamaya yalnızca yüz yıl önce başladık.

Modern Batı kültürü bize evlerimize kapanıp çocuklarımızı yardım almadan yetiştirmenin “normal” olduğunu öğretiyor. Bebek bakıcısı ise yalnızca zenginlerin sahip olduğu bir lüks olarak görülüyor. Geniş ailenin bir üyesinin evde kalıp bebeğe yardımcı olması ise fakirliğin kötü yanlarından biri olarak gösteriliyor. Tanıdığım birçok kadın yirmi-otuz yıldır bir bebeğe sarılmamıştır! Muayeneme gelen birçok kadının kucağına aldığı ilk bebek ise kendilerininki oluyor!

Birçok kültürde çocuğu tek başına büyütmenin delilik olduğu düşünülüyor. Tüm bunları anlattığınızda “Ciddi olamazsınız! Bir bebeği kardeşinizin, annenizin, teyzenizin, arkadaşlarınızın yardımı olmadan nasıl büyütürsünüz?” diyorlar.

Küçük bir çocuğa bakmak zor iştir. Bu işi yalnız başımıza yapabileceğimizi veya yapmamız gerektiğini düşünmek insanlık tarihine tamamen aykırı! Gençken ailenizden olabildiğince uzağa taşınmak istemiş olabilirsiniz. Ama anne baba olduğunuzda köklerinize dönme zamanı gelmiş demektir.

Peki, ben ne yaptım? Yaklaşık 10 seneden sonra annemin yanına, üstelik de kucağımda bebemle dönünce hemen onun karşı sokağında ev tuttum. Bir buçuk sene boyunca yemek bile pişirmemecesine annemden destek aldım. Bir buçuk sene sonra “şehir hayatı bize dar geldi” diyerek şehrin diğer ucuna taşındım. “Bunca sene tek başıma altından kalktım, yine kalkarım. Hem, hala Amerika’da olsaydım n’olacaktı? Annem bana yardım mı edecekti sanki?” diyerek, aynen Karp’ın dediği gibi “yardımsız çocuk yetiştirmenin normal” olduğuna inandırdım kendimi.

Taşınırken halam “yapma, etme, gitme” dedi, kızdım ona. Süper kadın pozlarına girdim, “Ya bırak Hala Alla’sen, bak nasıl da idare ederim” dedim.

İkinciye hamile kalınca halam “Bak, bu sefer kadın tutman lazım” dedi. “Bunca zaman kadınım mı vardı? Hem Amerika’da olsaydım…” diye başladım.

N’oldu? Deniz’in eteğimde, Derin’in kucağımda ağladığı bir gün kendimi pencereden boşluğa bıraktığımı hayal ettim. O oldu, “kadınlı” hayata ben de girdim.

Uzun zamandır düşünüyorum. Benim kendimle olan mücadelemde aslında normal olmayan bir şeyi normalmiş zannedip, başkalarının becerebildiği bir şeyin altından kalkamadığımı düşünüyor olmam yatıyor. Sürekli “Amerika’da olsaydım” deyip duruyorum. Sürekli oradaki arkadaşlarımı düşünüp “onlar yapıyorlar, ben niye yapamıyorum” diyorum.

Kısacası ben, tek başına çocuk bakmayı, bakabilmeyi marifet sanıyorum.

SanıyorDUM. Artık biliyorum. Marifet.

Çünkü çocuğa tek başına bakmak normal değil. Anormal.

İşte bu yüzden anneden, kayınvalideden, onlar yoksa teyzeden, komşudan yardım almak normal. Hatta gerekli.

İşte bu yüzden kadın tutmak lüks değil. İhtiyaç.

Bu akşam, çocukları yatırdıktan sonra Facebook’taki statüme şöyle yazdım:

BLOGCU ANNE iki çocuğunu da tek başına yedirip, yıkayıp, yatırdıktan sonra muzaffer bir edayla bilgisayarının başına oturdu.

Bir sürü insan “beğendi.” Çata pata yorumlar geldi. Kimi “İşte budur” dedi, kimi “O da bir şey mi, ben her gün üç tanesini yedirip, yıkayıp, yatırıyorum” dedi.

Marifet mi diye sorarlar ya adama… Marifet. Normali bu değil çünkü.

Bu çocukları tek başımıza büyütüyor olmamamız lazım bizim. Hele ki birden fazlasını.

Kendimizi kandırmayalım.

Bundan böyle Çarşamba akşamları benim yerim annemin dizinin dibidir.

Annesinin dizinin dibine gidemeyenlere de tavsiyem, kendilerini yiyip bitirmemeleridir.

Doğaya aykırı bir şey yapmaya çalışıyoruz çünkü.

Reklamlar

45 Yanıt

  1. Annem, o olmasaydı dünyanın en mükemmel bakıcısı gelse bile ikizlerimle çalışan bir anne olamazdım…….
    Yardımcısız da olamaz kısacası bize çocuk da yaparım kariyer de ama yardımsız asla dedirtmeleri gerekirdi.Kendimizi kandırmayalım süper anne edalarına bürünmeyelim ne yaparsak yapalım yardımsız olmazzzzz.Oh Elif Hn. siz de yazdınız rahatladım vallahi 🙂

  2. evet tabiki kesinlikle marifet..halimizi çok güzel anlatmışsın..çalışmıyorsun evde çocuklarına bak,nolacak bu da işmi diyenlere kapak olsun bu yazı..ben altına imzamı atıyorum..

  3. Ben haftada 1 (yazıyla bir) gün sadece akşam 5-6ya kadar yalnızım Nil ile. O gün tuvalete gittiğimde seviniyorum, bildiğin seviniyorum. Hele bir de yemek yediysem benden kralı yok.

    Katılıyorum. Çekirdek aile keyfi bir yere kadar.

  4. Ben normal olsun dedim. ailemden rica ettim. onlarda evi barkı köyü terkedip oğlum efe doğduğundan beri yanımıza (6 kişi aynı evdeyiz )geldiler. hem de öyle geniş aile olduk ki babaannem babam ben ve oğlum. 4 kuşak bir aradayız. harika, herkes mutlu. herkes her birimizin terapisti 🙂

  5. Elif
    Çocuğum yokken velilerime ‘tek işiniz çocuk bakmak …’ derdim. Ne işmiş meğer ne zormuş:(
    Nehir’i hiç yardımsız büyüttüm ben. Ne anane ne babanne ne de bi yardımcı. 24 saat annelik yaptım. Çok yıprandım, çok yoruldum.
    Şimdi ikinci bi çocuğa kesinlikle enerjim yok. Zaten anlattığın bu çarşambalardan sonra artık hiç hiç niyetim yok:)

  6. köy istiyorum ben.

  7. ben bir günümü sana anlatsam ağlarsın halime elifçim, benim kimse yok yanımda, sabah yedide başlıyor benim tempo, gece sürekli emzirmeye uyanıyorum ve gece 1de yatıyorum gün içerisinde yemek ütü çamaşır bulaşık temizlik hepsini ben yapıyorum tabi sürekli kızımla oyun oynamak zorundayım çünkü öyle bir yerde oturuyorumki komşu yok çocuk yok şehre uzağım burda doğalgaz olmadığı için evimde 2 soba yakıyorum ve 2 sobayı hergün yakıyorum hergün küllerini temizliyorum sokağa çıkmak ölüm 6. katta oturuyorum ve asansör yok. tek sosyalliğim internetim. ve ben kızıma kendi çabalarımla ingilizce öğrettim, oğlumada öğreticem, ve ben kocasını çok seven o eve geldiğinde ona masaj yapan bir kadınım. çünkü eşim çok yoğun çalışıyor ve eve çok geç geliyor, bu anlattıklarım yaşadıklarımın yarısı. ben ne yapayım şimdi, gerçekten bunalımdayım ama eşimi ailemi çocuklarımı okadar çok seviyor ve değer veriyorumki herşeye katlanmak zorundayım.

  8. Haklısın, yerden göğe… Annem olmasa ben bitmiştim, kurtlanmıştık kesin.

    Ben de çocularla yalnız kaldığımda hemen hemen senin yazındaki gibi bir şeye benziyor. Fakat ben daha esnek davranmaya çalışıyorum. Çocuk o gece gece 11’e kadar yatmadı diye düşünmüyorum. Bir şeyi 3 kereden fazla tekrar etmiyorum falan filan. Çünkü sinirlerim kaldırmıyor.

    2 çocuk zor. Anneannem tam 9 çocuk doğurmuş. İlk anne olduğumda “nasıl baktı Yarabbi!” diye dehşete düşüyordum. Şimdi olayı anlıyorum, bütün büyükler küçükleri büyütmüş. Ona sorsak “2 çocukla söyleniyorsunuz” der.

    :)))))))

  9. valla imzamı atarım ben de, ben de kendi kendime bakarım bebeğime dedim,o kadar yoruldum ki 17 aylık oldu hala kendime acıyorum düşündükçe yalnız olduğum o günleri.. afedersiniz cidden salaklık etmişim yani..
    cinnetin ucundan dönüyor insan.. yardım almak şart!

  10. Kişiden kişiye değişiyor galiba insanların taşıyabilcekleri yük. Bir çocuğunuzda olsa birden çokta olsa çok birşey farketmediğini düşünenlerdenim ben. Hatta belki bazı anneler kızıcak bu yorumuma ama ilk çocuğun her zaman en zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü en azından ikinci ve daha sonrakilerde çok daha tecrübeli oluyorsunuz. Bana bu tecrübeleri yaşatan ise sahip olduğum 3 çocuğum (ki iki ve üç numaralar ikiz ve büyükle aralarında 2.5 yaş var).
    Bilmiyorum belki de ülke ya da içinde yaşanılan kültür farkıyla alakalı birşey bu.
    Bakıyorum yabancı anneler çok daha rahat, hele ki Türkiye’de ki annelerle kıyaslanınca. Benim oğlum geçenlerde bir alışveriş merkezinde yerde oturuyordu, ben de yanımdaki yabancı arkadaşımla konuşuyorudm o sırada, arkamdan geçen insanlar Türkçe bildiğimi farketmeyip demediklerini bırakmadılar, yok ne biçim anne bunlar baksana çocuğunun yere oturmasına izin veriyor, yok ne kadar rahat, yok öyle yok böyle.
    Enteresan bilmiyorum bende işin içinden çıkamıyorum. Birde bu konu üstüne yazarsanız çok sevinirim, eminim sizin de birçok gözleminiz vardır farklı iki kültürde yaşamış birisi olarak. Diğer arkadaşların da yorumlarıyla eminim çok keyifli bir yazı ortaya çıkıcaktır.

    Bu arada bir küçük not kimsenin anneliğini yargılamak ne bana ne de başka birisine düşmez bence. Bana göre her anne çok özeldir ve ister 1 ister 5 kaç çocuğa bakarsa baksın çok kutsal bir iş yapılan. Yanlış anlaşılmak ve bir tartışma içine girmek istemem. Yazdıklarım tamamen iyi niyetle yazılmıştır. Teşekkür ederim.

    • cok haklısnız TURKIYE DE anne olmak cok zor cunkı bıreysel olmuyorsunuz anne olduktan sonra hatta kocanıza bıle bakmak zorunda oldugunuz hissettiriliyor ben anenin ruhunun sagalam kaldktan sonra herseyin üstesinden gelebilecegine inanalardanm yeterkı dıs seselerı cekırdek aile den uzak tutabılelım:)

  11. Çok tatlısınız, hem okudum hem güldüm aralarda şöyle bir göğsüm de sıkıştı hani…:) Tam Derin Deniz olmuş hatta Derin bir Okyanus olmuş ama uyuyorlar ya annesi kuzular, gidip nefeslerini dinliyorsun ya odadan işte evdeki huzur, mutluluk budur… Tamam annemizin dizleri titriyor, elleri de… saçları da dağılmış, makyajı bile silememiş yapmışsa tabi… Ama olsun o nefesler geliyor ya öbür odadan… Hepsi geçiyor….)

  12. P.tesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma of of amma marifetliymişim ben haberim yokmuş.
    Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür! Gitmesek de kalmasak da o köy bizim köyümüzdür! Keşke benim köyüm de yakın olsaydı vallahi 🙂

  13. yardımsız delirir insan. hele 2bebekle.

  14. Bende malesef çocuguna yalnız bakmak zorunda olanlardanım.Eşim ve ailem uzaklarda Benim için hayat gerçekten çok zor

  15. Elif’cim oncelikle ne kadar sanslisin bir bilsen..Ben Amerika’da yasayan , 2 gun sonra 3 yasina girecek olan birbirinden yaramaz ikiz erkek cocuk annesiyim. Yalnizim..Senin belirttigin detaylari keske ben de sadece haftanin bir gunu yapabilsem ama ben her gun ama hergun yapiyorum.Evet pilim bazen bitiyor ama yine de sukrediyorum. Aslinda yapilan marifet filan degil olmasi gereken…Hep bulundugumuz duruma bakiyoruz ve yakiniyoruz belki.. Ama zaman cok cabuk geciyor her anin kiymetini bilmek lazim..O nedenle kimseye ihtiyacim olmadigini bilmek, savasci anne olmak, guclu olmak beni daha da hayata bagliyor. Kimse yanlis anlamasin herkes elinden geldigince kendi mucadelesini veriyor ..Ama daha kotu durumda olanlari dusundukce hep sukrediyorum ve susuyorum;)

  16. Ben de akraba desteği al(a)madan çekirdek aile olarak yaşayanlardanım.Belki ileri gittiğimi düşünenler olabilir ama, eskiden de toplum çekirdek aile olarak yaşasa idi insan neslinin bu kadar çoğalabileceğini düşünmüyorum.

  17. Vallahi ben tek başıma sadece Demir’e baktığımı hayal bile etmek istemiyorum.

    God bless nanies,aunties and grandmas…

  18. “Gençken ailenizden olabildiğince uzağa taşınmak istemiş olabilirsiniz. Ama anne baba olduğunuzda köklerinize dönme zamanı gelmiş demektir.”
    Ne kadar şanslı olduğumu her gün biraz daha anlıyorum….Hem annemin hem kayınvalidemin dizinin dibinde olmak….Her gün şükrediyorum…
    Hem de ben sadece tek çocukluyum:)

  19. Marifet. Evet.
    Ben tam bunu düşünürken sen yazmışsın. Ben tam da dün, Antep iyi hoş da pek bir yalnız kaldım, annemin karşı apartmanı bundan iyiydi diyorken…

  20. Bİ TEK ANNEM OLSUN BANA BİŞEY OLMAZ.BABAM DA OLSUN TABİ.

  21. bravo bravo bravo butun annelere alkışşşşşş

  22. Ben yazdıklarınıza pek katılmıyorum.. Bizim annelerimiz zamanında esas yalnız olanlarmış en azından benim cevremde…. Annem, anne babasından uzak bir sehirde 2 cocuk yetistirmis hem de calışıyormuş, bakıcılarımız oldu, erken yaşta yuvaya gittik ama gayet normal birer birey olduk..Bence şimdiki anneler çok fazla şey okuyup bildiği için, herşeyi tam yapmak istediği ve mükemmel anne olmaya çalıştığı için ve daha özgür olmaya alıştığı için tüm sıkıntı stres buradan kaynaklanıyor…Yalnız çocuk bakmak şimdilerde “marifet” sayılıyor yoksa birçoğumuzun annesi zaten bizlere yalnız bakmış…ve gayet normal birşeymiş….Onlar çok daha dayanıklı ve sabırlıymış bence.. biz onlar gibi olamıyoruz ama:(.

  23. Kendime acımaktan hoşlanmıyorum ama acıyasım geldi şimdi okuyunca.. peki anneanne, dede, teyze, babanne yoksa veya var da yoksa biri yaşlı, biri ruhen hasta, biri ilgisiz … ise ve evde yardımcı tutmak diğer ihtiyaçların altında kalıyorsa n’apmalı? Onu da desinler.. ben de ömrüm boyunca kendimi kendime yettirmeye çalıştım.. yaradılışım bu.. kimseden bir kap su isteyemem.. belki de onun bedelleri..

    beni köyüme geri götürsünler! varsa tabi:)

    sevgiler Elif.. eline sağlık

  24. HAklısın elifcim, aynı döngü her akşam bizim evde de yaşanıyor..eşim 11 de geliyor eve, Fazladan Emre erdeme şiddet uyguluyor eğer engel olmazsak.. Bu nedenle babaannenin alt katında oturmaktan hiç gocunmuyorum ve iyiki böyle tercih yapmışız di yorum hep.

  25. Bunlar marifet mi bilmem ama yorucu ve yıpratıcı olduğu kesin! Bizim bakıcımız yatılı değil ve hergün işten dönünce eşim gelinceye kadar 2-2,5 saat kadar sizinkine çok benzer bir süreç yaşıyorum. İki numara gelinceye kadar oğluna sesini yükseltmemiş olan ben (ki oldukça karıştırıcı, iş becerici bir çocuk kendisi) özellikle bu saatlerde sürekli bağırıyorum ve kendimi çok çok kötü hissediyorum. Küçük kucağımdan inmek istemiyor, büyük o kucağımda durdukça iyice hırslanıp neye saldıracağını şaşırıyor. O dakikaya kadar mum gibi duran ev ilk 30 dakika içinde savaş alanına dönüyor. Küçük de yürümeye başlayınca yatılı bakıcı şart gibi gözüküyor 😦

  26. yazıdıklarnızın hepsine katılıyorum ama asıl şunu yazmak için yorum bırakmak istedim: noktası virgülüne bizim evde de baba yokken iki veletle durum aynı. büyük çocukların da yaşları yakın galiba, bu kadar mı benzer birbirine yaptıkları hayret. el yıkamama, sofraya oturmama, otursa da yememe, ilgi isteği, tam onunla özel bir oyuna başlamışken diğerinin sabote etmesi, hepsi hepsi tıpatıp aynı… büyük çocuğun da işi zor, kabul etmek lazım.

  27. Evet Elif de, her turlu bakici, temizlikci, anneanne-babaanne yardimina karsi hala halinden sikayet eden cok 🙂 Ben de bunu anlamiyorum..

  28. Şahane bir yazı olmuş ellerinize sağlık.Kesinlikle yardımcı biri olmalı hem sizin psikolojiniz hem de hayattan kopmamak adına.

  29. Annem kalkti Bruksel’e geldi idil dogunca. Iyi ki de geldi cunku ben tek basima bu isin ustunden zor kalkardim, kalkarim.Bazen kendimi yetersiz hissedip, kendime kiziyorum. Ama kendimi kendime ispatlamak adina Idil’le daha sagliksiz bir iliski gelistirmektense hepimizin daha mutlu oldugu bir ortamda yasamayi tercih ettim. Anneme ne kadar tesekkur etsem az.

  30. Elif’ciği, sen olanaklarını ayarlayıp bir bakıcı yardımı alıyor ve bu iş yükünden zaman zaman bunalıyorsun… ve bizde sana hak veriyoruz, yazılanlara sonuna kadar katılıyoruz.
    Birde anneliği tek aşına bakıcısız ve senin vurguladığın gibi “Amerika’da yalnız olmak gibi” aynı şehirde anneleriye yaşayayıp yalnız bu yükü taşıyanlar var. Çocuklarına yapayalnız bakan, markete alışverişe gitmeleri bile lüks olanlar, (Bu arada bilmeyenler için ben çalışıyorum ve benim minik nihatıma 3 gün annanesi ve 2 gün ababnesi bakıyor, yani ben de çocuğumun bakımını aile üyüklerimle paylaşıyorum. onlar bakıcıya izin vermediler ve benim içim razı gelmedi, bu bizim ailecek tercihimiz tabi, çocuğumun bütün gün bir yabancıyla vakit geçirmesine razı olamadık)
    Biz şanslıyız… annelerimiz ve kayınvalidelerimiz hayatta ve sağlıklılar ama en en önemlisi sağlıklı muhteşem çocuklara sahibiz… Biz kesinlikle şanslıyız….

  31. merhabalar elif hanım,,
    benim kızım da 6 aylık 8 gibi gece uykusuna geçiyor,,1aydır büyüzden akşamları bir yere gidemez olduk çünkü içinde bulundugu yaşından dolayı en ufacık insan sesini merak ediyor ve uyanıyor.siz napıyorsunuz merak ettim bu kadar
    erken yatan çocuklarınız var bir yere gidebiliyomusunuz???

    • Yardımcımız olsa da, geceleri çocukları bırakıp çıkmak konusunda çok rahat değiliz. Zaten de oldukça ev kuşu bir çiftiz aslında. O yüzden gece programımız pek yok. Geçen cuma bir yere gitmemiz gerekti, onda da annemi çağırdım. Onun dışında evdeyiz genelde.

  32. Merhaba Elif Hanım,

    Bir şey sormak istiyorum ama… Deniz okuluna tam gün mü yarım gün mü gidiyor?

  33. offfff ki offff elif,

    tam yaraya parmak basmissin. sunger olmak ile ilgili olan ve bu yazin o kadar ”cukkk” diye oturdu ki son zamanlarda yasadiklarima. su an zaten gozler doldu benim iyice resmen agliyorum bir yandan da yazarken.

    ben de amerika’dayim. yakin akraba, yakin arkadas vb. kimse yok. gecen ay daycare’i denedim. haftada 2 gun de olsa nefes alayim, biraz kendime geleyim, cocuguma (senin de deyisinle) cemkirmeyeyim, sinirlerim yiprandi, fazlasiyla yoruldum diye. toparlarim azicik kendimi diye ama pek hos olmayan bir sekilde cocukla duzgun ilgilenilmedigini ve yalan soylenildigini kesfettim. kesfettigim anda da daycare’i oglum konusup kendisini acikca ifade edene kadar rafa kaldirdim. bu da demek oluyor ki en azindan 1,5 sene daha tempo boyle devam edecek. oglum 20 aylik. su anda da sinirlerim iyice yipranmis vaziyette. dun aksam esime ”sanirim depresyona falan giriyorum” dedim, o da bana ”sakin ha, aman ha yok oyle birsey dedi”. cunku o durumda benimle ilgilenecek kimse de yok. kendi kendimi tamir edip devam etmem lazim ama o kadar yorgunum ki… ben de kendimi anormal hissediyordum tek cocukla bile basa cikamiyorum falan diye ama bu yazi biraz olsun icimi ferahlatti. hamileyken 2. cocugu da dusunuyordum ama tek basina bir tanesi bile zor. 2.’ye cesaretim yok artik.

    herkese kolay gelsin diyorum…sevgiler…

    bu arada arizona tarafinda olan var mi? ”yuzuk kardesligi” gibi ”anne kardesligi” falan yapar biraz dayanisiriz…

  34. Elif hanım merhaba,

    Bende 5 aylık bir erkek bebek annesiyim. Üniversiteyi bitirdiğimden beri çalıştım. 12 sene sonra evlenip hamile kaldığımda annem kızım yardımcı şart bak tek başına yapamazsın dedi. AAA yaparım anne ne var !! kaç senedir iş hayatındayım diye üstten üstten konuştum. Sonuç: İlkercan doğduktan 12 gün sonra ajanslara telefon ediyordum.. Yalnız çocuk bakmak marifet kesinlikle. Ama bence anne ruh sağlığı için gereken yardımla bakmak..

  35. 🙂 Cok keyifle okudum,oyle guzel anlatmissin ki film seyreder gibi sahneler canlandi gozumde…benim gozlemledigim zor cocuk/kolay cocuk diye birsey var…seninkiler cok kolayindan degil, napcaksin 🙂

    benimki donemsel zor,ama tek cocuk.senle kiyaslayamam…

    Biz Amerika’da bes arkadas 2 ay arayla dogurduk..yuzde atmisin anane/babanesi 2 yasina gelene dek geldi kaldi bakti..buyuk nimet(biz bir yil yapabildik sukur yine)

    ama anneler ikincilerde kendi basinizin caresine bakin dedi,ondandir kimsenin gozu ikinciyi yemiyor 🙂

    basak,arizona degil ama yakin sayilirim,guney kaliforniya,cildircak gibi olunca atla gel 😉

  36. […] Kimine göre marifet, kimine göre değil. […]

  37. evet tam bir köy gerekli…şükürler olsun ki, annem 18 ay boyunca evini barkını ve babamı memlekette bırakarak geldi ve benim çocuğuma baktı, babamı sürekli kalmaya ikna edemedik, sıkıldığı için git, gel yaptı ama şeker hastası olduğu içinde aklımız onda kaldı…6 aydır kendim ve eşim birlikte bakıyoruz, aralarda zorlanıyoruz ve çalışmaktan hiçbir sosyalitemiz kalmasada biz şimdilik mutluyuz, yine gelseler hayır demeyiz…ikna çabalarındayız ya bakalım, ama 2.ye bakmak konusundada, “bizden bu kadar, bakabilecekseniz yapın”…. eee haklılar…

  38. o kadar kendimi görüyorum ki her yazında Elifcimm..şimdi çok yakın hissettim de kendimi sana elifcim diyesim geldi:)) ilk oğlum doğduğunda bana da yardımcı tutmamı öğütleyen annemlere, (hem eşimin hem benim annem) zaten çalışmıyorum çocuğuma kendim bakarım .yardımcıya nasıl güveneyim diye karşı çıkmıştım..iki annem de başka şehirlerde oturduğu için 2 yıl bayunca çok yıprandım çok yoruldum..HEEERR yere oğlumla birlikte gidiyrdum.Ama ikinci hamileliğime karar verince yardımcı buldum şimdi 6 aylık ikinci oğlum büyüğü de 3 yaş 2 aylık..eşime evime kendime daha fazla vakit ayırıyorum ve kendime çok yüklenmiyorum.çok bunaldığımda annemlerden birini bize çağırıyorum yardıma..
    ve tüm arkadaşlarıma ,evli bekar çocuklu çocuksuz ,mutlaka bunları anlatıyorum..
    seni çok seviyorum blogcu anneee:)))

  39. […] şişti boğazım. Yardımcımız da izne gidiyordu. Annemler “atlayın, gelin” dedi. Reddeder miyim, akıllandım artık. Gittik. Babaanneler de gelince Deniz bu sefer sadece anne-babasıyla değil, anneanne-büyükbaba […]

  40. […] uyuyayım! diye bağrınıyorum. Bir Büyümesini seyretmeye bayılıyorum diye yazıyorum, bir çocuk bakmak var ya, köy ister, köy! diye […]

  41. yazı çok güzel olmuş ve bende marifet olduğuna inanıyorum bebeğim 6 aylık yalnız bakıyorum, master’ımıı yarım bıraktım ve yalnız bakmak tamamen benim tercihim. kimsenin bana yardım etmesini istemiyorum hatta çocuğumun yediğine içtiğine benim dışımda karar vermesini, altını temizlemesini, yatırmasına kaldırmasını istemiyorum kısaca onunla ilgili herşeyi bir tek ben yapmalıyım etrafımda yardım edecek hatta etmeye de meraklı kişi çok ama ben böyleyim fazla mı anneyim üstelik çok yoruluyorum ama hemen bir tane daha bebek istiyorum, ikisine de tek başıma bakmak istiyorum…
    normal değil miyim?eşim ve çocuklarımla böyle daha mutlu olacağıma inanıyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: