Türk Annesi

Türk annesi çalışkandır

Türk annesi zekidir

Türk annesi pratiktir

Türk annesi iş bitiricidir

Ama aynı zamanda…

Türk annesi çocuğunun peşinden kaşıkla koşar

Türk annesi “çabuk olsun diye” oyuncakları kendisi toplar

Türk annesi çocuğu için saçını süpürge eder

Sonra da bunu marifet zanneder

Türk annesi çocuğunu lahana gibi kat kat giydirir

Tabakta yemek bıraktırmaz, hepsini bitirttirir.

Türk annesi kıskançtır

Hele de müstakbel gelinlerin çekeceği vardır

Türk annesi sevdi mi pis sever

Başka annelere benzemez, sevgiden gözü döner

Türk annesi komiktir

Nevi şahsına münhasır bir tiptir

Eğrisi, doğrusu bolca olsa da

Sonuçta annedir işte, annedir

***

Copyright: Blogcu Anne 😉

Eğlencelik. Daha çoook şeyler eklenir buna… Varsa aklınıza gelen, esirgemeyin.

Reklamlar

26 Yanıt

  1. Süper 😉

  2. Ha ha hahaaaa çok komikmiş…Ama bir o kadar da gerçekçi 🙂

  3. Harika 🙂

  4. Lahana gibi kat kat giydirmek 😀 Ahahay 🙂

  5. –ÇOK HOŞ–
    🙂 aynen de böyleyiz. yanlışlarımızı bile bile inatla devam etmekteyiz,çocuklarımız için öldürebilir ve ölebiliriz. biz bir taneyiz. 🙂

  6. harikasınız çok güzel:)))

  7. çok sevdim:)

  8. Türk annesi evlatları hatırına ‘kan kusar kızılcık şerbeti içtim der’

  9. süper olmuş hepsine katılıyorum.

  10. ‘Türk annesi kıskançtır’ bende bir türlü itiraf edemiyordum.O gün bugünmüş meğer…
    Henüz 40 günlük olan bebeğimi içten içe kıskanıyorum ve kendime inanamıyorum.

  11. +1, operim.

  12. Türk annesi bebegini aglatarak degil, elinde, dizinde sallayarak, ninni söyleyerek uyutur…

  13. Turk annesi elinde islak mendil kutusuyla gezip “orayi elleme pis, suraya oturma kirli” der evlatlarina.
    Turk annesi markette “cikolataaa” diye aglayip zirlayan cocuguna, cevreye rezil olmamak icin “tamam” der.
    Turk annesi cocuk ya da cocuklari icin hep yedek kiyafet cantasiyla gezer. Artik kucuk, zarif cantalari unutmustur. Ince topukluyu unuttugu gibi..
    Turk annesi arabasini isitmadan cocuklarini arabaya oturtmaz.
    Turk annesi cocuklarina baska bir cocuk vursa, isirsa; o diger COCUGu cimcimlemek ister:)

    Seninde dedigin gibi bu liste uzaaaar, gider.
    sevgiler

  14. cocugun sirtina ter bezini icat etmis kisidir !

  15. Cocugunu sevgiden isirmayi dusunen, yapmamak icin kendisini zor tutandir! 🙂

  16. Turk annesi masanin kenarina kafasiini carpip aglayan cocugu susturmak icin masayi dovme hareketini icat etmistir.

  17. Süper, hemen bir Türk annesi olarak ilave notlar gönderiyorum;

    1-Çocuğu öyle yatırıp uyutmaz, saatlerce ayağında sallar, hızını alamaz uyumuş çocuğu bile sallar, sonra da oflar puflar

    2-Çocuğun yemeğinin kalanını ziyan olmasın diye yer, sonra da bu kadar koşturmaya neden zayıflayamadım der durur

    3-Çocuğunu kimselere bırakmaz, bıraksa da elli tane öğütle döner döner durur, bıktırır…
    ….

  18. Merhaba Blogcuanne;

    Bu yazınız çok hoşuma gittiği için bende blogumda yayınlıyorum tabiki telif haklarınıza saygılı olarak birde blogumda size bağlantı vermek istiyorum bunun için sizden ufak bir izin istiyorum… Teşekkürler

  19. hepiniz ne kadar tatlısınız ya 🙂 kendimi görürü gibiyim.süperdiiiii

  20. İki gün önceydi sanırım Blogcuanne Türk annesiyle ilgili güzel bir post yayınlamış. Ben de gene onun bloğundan ilham alarak (sıkı takipçisiyimdir 🙂 ) bir şiir yazdım. Yazdıklarımın hepsini uyguladığım söylenemez. Mesela hijyen meraklısı değilim, ilaçtan hiç hoşlanmıyorum çok şükür şimdiye kadar iyi idare ettik. Ama ne yazık ki şiirin ana teması olan “çocuğu tepemize çıkarmak” işini çok güzel bir şekilde becermiş bulunmaktayım. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek. Yani krep ve süt hikayesi doğru 😦

    Türk annesiyim ben
    Uyanırım 3 yaşındaki kızımın sesiyle
    Saat 7-7.30 gibi girerim emrine
    Bağırarak çağırır beni yanına
    “Anne gel yat yanıma”

    “Kızım karnım kocaman midem ağzımda
    Yatamam o daracık yatağa
    9 aylık hamileyim ya
    Ne olur halden anla”
    -Vay senmisin karşı çıkan bana
    Beni 3 yaşıma kadar ne kadar şımarttığını unutma

    Bağırırım avazım çıktığı kadar şimdi
    Çileden çıkarırım seni
    Disiplin kural falan istemem
    Bu evin hakimiyim ben.

    Türk annesiyim yatarım yanına mecburen
    Korkarım ağlamasından
    Komşular duyar aman aman
    Midem ağzıma gelir ama
    Kocaman bir de öpücük kondururum yanağına

    5-10 dakika sonra kalkılır
    Sütü yanında kreple hazırlanır
    Krebi üçgen veya daire kesmediysen yanarsın
    Evin patronu “O” ne yapacaksın?

    Şekilli kesmedin yemiyorum işte,
    Yerim ancak koyarsan şu tertemiz koltuğun üstüne
    Televizyonun karşısına gidelim,
    Sen sürekli yalvarır mısın?
    Ben lütfen belki ağzımı açarım
    Ben kendim de yiyebilirim aslında
    Ama gene de sen yedirmelisin bana

    Aman çocuğum yesin yeterki
    En büyük mutluluk tabağındakini bitirmesi
    25 dakikada yedirdim bitti
    Silerim gider koltuktaki sütü ve yağlı krepleri

    Hadi kızım işe geç kaldım
    Giydireyim de artık çıkalım.
    Anne çok sıcak iki atlet çok fazla
    Üzerine kazak hem bir de hırka
    Kreşde sıcaklık 20-22
    Neden bu kadar çok giysi?

    Kızım zarar gelmez sıcaklıkla paradan
    Ödüm patlar üşütüp hastalanmandan
    İlaçları bilirim doktordan daha iyi
    Bir öksürsen burnun aksa mazallah
    Sıralarım ilaçların hepsini

    Önemli değil anneannenin, babannenin dedikleri
    Zaman artık değişti
    Islak tülbentle düşürmek mi kaldı ateşi
    Parasetamol vermeli
    Üzerine de en iyi antibiyotiği
    Kesin ya laranjit ya faranjit ya bronşit
    Doktoru geçen gittiğimizde öyle demişti

    Türk annesiyim bayılırım çamaşır suyuna
    Dökmeli evin her bir yanına
    Hijyen çok önemli dikkatliyim ben
    3 saat önce pişmiş çorbayı sana içirmem

    Şampuanı doğal, hacı şakirde neymiş
    Islak mendil en büyük icatmış
    Heryer tertemiz olmalı
    Yarın gidip bir de buhar makinesi almalı

    Yoğurdumu yaparım günlük
    Sterildir tüm kap kacak,
    Anne hiç kaşık deterjanlanmadan kullanılır mı?
    Çocuk şimdi mikrop kapacak.

    Akşam oldu kızı almalı okuldan
    Kızım şekeri çikolatayı çıkar aklından
    Yemek yenecek işte o kadar diyorum
    Kurallarım var sözümden dönmüyorum.

    Off tamam bir çikolata al yeterki ağlama
    Tamam dedim artık beni bağırttırma
    Yorgun argın işten gelmişim
    Tahammülüm yok ne yapayım

    Kızım anneye babaya vurulmaz
    Nedir bu şımarıklığın ve sinirin
    Vallahi hiç anlaşılmaz.
    Şımarık değildirki bizlerde hiç kimse
    Bir dediğini ikiletmiyoruz bile.
    Nerde yanlış yaptık bilmiyorum
    3 yaşındasın inan senle baş edemiyorum.

    Hadi artık yatalım,
    Hayır TV yok saat 21 oldu
    Baban da kurtaramaz seni
    Ayakta sallayıp
    Bir milyonuncu kere söyleyeceğim dandini dandiniyi.

    Anne beni sen şımarttın,
    Baba senin yüzün daha yumuşak ben bunu anladım
    Hiç dayanamaz bana anneannem
    Küçük kuzum der dedemle babaannem
    İyi güzel kural koyuyorsunuz ama
    Teslim oluyorsunuz iki ağlamaya

    Oysa ben bebeğim, severim disiplini
    Bağırınca birazcık sıkıverin dişinizi,
    Ne var konu komşu insanlar ve etraf baksa?
    Türk insanı alışmalı yerlerde yatıp bağıran çocuğa
    Yapmamalı genede istenileni anne baba
    Çünkü en büyük eğitim veriliyor o sırada O’na.

    Heryeri çamaşır sularıyla silme ne olur,
    Biraz mikrop bağışıklık sistemimi korur
    Sen dinle genelde anneannemle babaannemi
    Hijyen tutkusu, astım ve diğer hastalıkların artışını tetikledi.

    Oksijen ve temiz hava en güzel hijyen bana
    Bol hareket, taze ve temiz sebze meyve tabağının yanında
    Üstüste giydirmeyin ne olur bunalıyorum daralıyorum
    O yüzden AVM’lerde size de dünyayı dar edebiliyorum

    Hiç aklınıza gelmezdi değil mi sıcaktan bunaldığım
    Sırf bu nedenden biryerlerde hır çıkardığım
    E ben sanki bu durumun farkındamıyım?
    Beni uykusuz aç ve susuz bırakmayın.

    Ben çok güzel büyürüm sizin kocaman sevginizle
    Merak etmeyin hayat okadar da zor değil benimle
    Kurallarınızı uygulayın ben karşı değilim ki disipline.
    İtiraf edin hayatınız güzelleşmedi mi ben gelince
    Çok çok öpüyorum her ikinizi de.

  21. 15 ocak 2011 Bengi SEMERCİ Hürriyet gazatesi Dr. Bengi Semerci yazdı. İşte o yazı:

    Psikopatlar niçin çoğalıyor?
    32 yaşındaki oğlu için gelen anne şikayet ediyor: “Doğru dürüst okumadı ama okul bitti. Şimdi de iş beğenmiyor. Bulduğumuz işlere ‘yorucu, bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı’ gibi gerekçelerle gitmiyor. Bütün gün evde. ‘Onu getir, bunu al’ şeklinde emirler veriyor. Yapmak istemediğimizde ‘Beni doğurdunuz, yapmak zorundasınız, çocuğunuz değil miyim?’ diyor. Direnirsek üstümüze yürümeye başlıyor. Artık korkuyoruz. Ne yapabiliriz?” Bir başka anne benzer şeyleri henüz 16 yaşındaki oğlu için anlatıyor. Her sabah özel şoförün okula götürdüğü, haftalık harcaması asgari ücretten fazla olan, kredi kartı ile istediğini alabilen ve bunların az olduğunu, okulu nasılsa bitireceğini, babasının işinin onu beklediğini ve bu nedenle gençliğini çalışarak geçirmesinin anlamsız olduğunu söyleyen, sabahlara kadar barlarda gezen, kızdığı zaman kendisine küfür eden, el kaldıran bir çocuk. Bir baba, 14 yaşındaki çocuğunun kendisini yaraladığını ağlayarak anlatıyor ve benzer bir öyküyü aktarıyor. Hepsinin son cümlesi benzer: “Doğduğundan beri bir dediğini iki etmedik, koruduk, sevdik. Hiçbir şeyini eksik bırakmadık. Niçin böyle oldu?” ‘Öğrencinin Jaguar marka arabası olur mu?’ tartışmaları bu konuyu ele almamı zorunlu hale getirdi. Yazmadan önce tartışmaları bir kez daha gözden geçirdim. Tartışılan konu: O öğrencinin Cumhurbaşkanı’na gitmesiymiş. Oysa tartışılması gereken konu: Çocukların kaç yaşında, nelere sahip olmalarının daha doğru olduğu olmalıydı. Çünkü özel üniversitelerin park yerlerine girdiğiniz zaman göreceğiniz araba markaları, tartışılan Jaguar’dan ucuz olmayacaktır. Aslında üniversitelere gitmeye ve arabalara bakmaya bile gerek yok. Sokaklardaki, kafelerdeki gençlere, hatta genç bile sayılamayacak küçük çocuklara bakın. Sadece kıyafetlerine değil, ellerindeki cep telefonlarına, taşıdıkları çantalara ve en önemlisi konuşmalarına bir bakın. Ailesi varlıklı olan çocuk ve gencin bunlara hakkı var mı? Herhalde vardır. Zaten tartışılması gereken de bu değil. Tartışılması gereken; çocuklara ve gençlere zamanı gelmeden alınanların ve izin verilen davranışların, onların gelişimine ve topluma nasıl zarar vereceği olmalıdır. Çevreye ve kendine zarar verici davranışların olması, herkesin kendisine borçlu olduğunu düşünen ve bu nedenle isteklerinin hemen ve eksiksiz yerine getirilmesini isteyen, yapılmadığı zaman saldırganlaşan, emek sarf etmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen kişileri 18 yaşın altındalarsa ‘davranım bozukluğu’yla, üstünde ise ‘antisosyal kişilik bozukluğu’yla tanımlıyoruz. Yaygın olarak bilinen adı ile bu kişilere ‘psikopat’ diyoruz. Son yıllarda bu sorunla ilgili başvurular giderek artıyor. Bu artışın en büyük nedeni; çocuk yetiştirme biçimimizdir.
    İlginize,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: