Aklımdan uçup gitmeden

Doğan da yok ya… Annemin evine göç ettim çocuklarla. Deniz’in okulu tatil. Sakin, eğlenceli bir hafta geçirmeyi planlıyorum.

İlk olarak Derin’i annemlere satarak Deniz’i Ayı Yogi’ye götürdük teyzesiyle. Fena değildi. Bizimkilerin yaş grubuna gayet uygun. Yalnız bu üç boyut olayını ben sevmiyorum. Gözlerimi yoruyor, bir. Gözlükler gözümü ağrıtıyor, iki. Zaten Deniz de film boyunca gözlükleri çıkarıp durdu. Bana kalsa üç boyutlusuna gitmeyecektim ama yakınlarda yoktu.

Devamı için tıklayın.

Nilü’nün Gebelik Günlüğü – 23. hafta

Nilü’nün yazılarına 23. haftada devam ediyoruz:

Tam 23. haftalık hamile göbeğim ve ben sizleri sevgiyle selamlıyoruz, merhaba!

Bu hafta “ondan-bundan-şundan” tarzı bir yazım olacak, çünkü kısa kısa da olsa paylaşmak istediğim çok şey var. Eşim hiç anlamıyor her hafta nasıl bu kadar çok yazacak konu bulabildiğimi, ben de boşver, anlamak için kadın olman lazım diyorum. Özellikle bu günlerdeki halimi gördükçe yok almayayım diyor, o almasın ben halimden çook memnunum. Oh ne güzel de göbişim var, içinde de her gün büyümekte olan bir tane bebişim, ah bir de kilo derdim olmasa. Devamı için tıklayın.

Vatan Gazetesi’ni aldınız mı?

Vatan Gazetesi’nin Bizim Kahve ekinde tam sayfa Emzirme Reformu haberi var bugün.

Vatan Gazetesi yazarı, Ayşe’nin İkizleri‘nin Ayşe Aydın’ı geçenlerde bizimle yaptığı röportaja yer verdi.

Emzirme Reformu gönüllülerinden Tuğçe Erdemli Fişek (ve bebeği Atlas’la) birlikte soğuğa, buluta aldırmadan Taksim Gezi Parkı’nda düzenlediğimiz iki kişilik mini toplu emzirme etkinliğini takip eden sohbetin ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz. Gerek arşivinize koymak, gerekse fotoğrafların geri kalanını görmek için bir zahmet gazeteyi edinin.

Aşağıda ise Vatan Gazetesi’nde bile bulamayacağınız fotoğraflar! Ayşe Aydın, Derin Doğan’la Taksim Gezi Parkı’nda göz göze görüntülendi!  Devamı için tıklayın.

Hediye ürün: Narponum

Bu hafta hediye kitap uygulamasında bir değişiklik yapmaya karar verdim. Aslında bugünün ürünü teknik olarak bir kitap. Kitap şeklinde basılmış bir kuponlar topluluğu. Daha doğrusu bir kupon kitabı. Kısaca Narponum.

Narponum’u hazırlayan yine bir girişimci anne. Eczacı Eda Uğurlu Nazlı, aktif olarak mesleğini yapmaktan vazgeçince kendine farklı bir iş alanı yaratmış ve Narponum’u çıkarmış ortaya.

Şöyle anlatıyor Narponum’u:

Devamı için tıklayın.

Süpermen Türk olsaydı pelerinini annesi bağlardı

Ahmet Şerif İzgören’in SÜPERMEN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI adlı kitabından: (Elma Yayınevi, 2010)

Sevgi kültürümüz iyidir, ama zamanla iş, sevmekle aşırı korumayı karıştırmaya gelmiş. Dikkat edin yabancı çocuklara, otelde beş-altı yaşındaki Alman çocuk alır yemeği hapır hupur üstüne döke döke yer.

Bizim on yaşındaki Türk çocuğun yemeğini babası alır, anası yedirir, teyzesi de ağzını siler. Çocuk otuz beş yaşına gelir, hala ana, baba, teyze çocuğun peşinde yemek yedireceğiz diye koştururlar. Bu nasıl bir korumacılık, kollamacılıktır.

Kendi hayatını yaşamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar.

Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağlardı.

Bir de uçarken arkasından bağırır:

– Varınca çaldır oğlum.

Bırak uçsun artık!

Süpermen o, çocuğun kriptonu olma.

 

Alman bir annenin gözünden Türk anneler

Birkaç ay önce Nurturia’da bir vaveyla kopmuştu Alman anneler ne yapıyor ediyor da çocukları daha rahat, daha söz dinler, daha özgür yetiştiriyorlar diye. Sonrasında Kendi İzini Süren Deli de güzel bir yazı yazdıydı bunun hakkında. Ben de Türkiye’de yaşayan bir Alman anne tanıdığıma fikrini sordum. O da mükemmel Türkçesiyle üşenmedi, yazdı. Sağ olsun. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayımlıyorum.

Türk anneler neyi farklı yapar?

Arkadaşım Elif bana bu soruyu sorduğunda, ilk tepkim “neredeyse herşeyi” oldu.  Bu tabii ki abartılıdır.  Ancak gerçekten, bir yabancı olarak izleyebildiğim kadarıyla, Türk annelik “stili” Avrupada’kinden önemli bir derecede farklıdır.  Ben kimim de öyle bir şey iddia edeyim? Almanım.  Eşim Türk, altı yıldır İstanbul’da yaşıyoruz.  9 yaşında bir kızımız var, Türk bir özel okulun dördüncü sınıf öğrencisidir. Devamı için tıklayın.

Dört sene önce bugün…

… döndük Amerika’dan. Pılımızı, pırtımızı, tasımızı, tarağımızı, bebeğimizi, köpeğimizi toplayıp geldik. Yaklaşık 10 sene evimiz dediğimiz toprakları bıraktık, ondan öncesinde evimiz bildiğimiz topraklara geri döndük.

Bugün bile bahsettiğimizde “Pişman mısın?”, “Keşke dönmeseydim diyor musun?” diyenler oluyor.

Hayır, pişman değilim. Ailemle olduğum için mutluyum. Deniz, Derin, anneanne-babaanneyi senede iki defa, onun dışında da kameradan görecekti diğer türlü. Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: