Sezaryen promosyonu ve doula kavramı

Ayşe Arman’ın İnsanın en küçük formuna dokunmanın mutluluğu başlıklı yazısından sabah posta kutuma düşen “Bu nedir, sezaryen promosyonu mu?” konulu mailler sayesinde haberdar oldum.

Henüz gazetelere dalmamış, e-maillerimi kontrol ediyordum ki, “ne yani bu şimdi?” türünden mesajlar gelmeye başladı.

Ayşe Arman yazısının sonunda “Bu yazıyı okuyup da ‘sezaryen doğumu teşvik ediyor’ diyenlere kafa atarım” demiş. Teşvik ediyor mu, etmiyor mu bilmiyorum ama benim korktuğum kesin. Yağları kes, kasları it, kemikleri çek… Teşekkür ederim, zorunlu kalmadıkça ben almayayım.

Normal doğuma girmek için günlerce beklediğini de söylemiş Ayşe Arman. Doğrudur. Özel hastanelerde sezaryenle doğum oranlarının yüzde 80’lere ulaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Normal doğum ancak beş doğumdan birinde gerçekleşiyor, elbette ki sezaryene denk gelecek.

Bunu değiştirmeye çalışan insanlar var. Bunlardan biri de Nur Sakallı.

Başak Kutlu Atay’la birlikte kurdukları DOUM, bebek bekleyen ailelere eğitim ve destek hizmetleri sunan bir oluşum.

Blog tutmaya başladığımdan beri Nur ve Başak’ı giderek daha da yakından tanıma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Her ikisi de doğal doğuma inanan, bu konuda kendilerini geliştiren ve bir şeyleri değiştirmeye çalışan kadınlar.

Başak, yoga eğitmenliğinden sonra kızı Tane’nin doğumundan itibaren emzirme danışmanlığına verdi kendini. Heyecanla bekliyoruz.

Nur ise, Türkiye’de çok yeni bir kavram olan Doula’lık alanına yöneldi. Kendisiyle bu konuda yaptığım röportajı aşağıda okuyabilirsiniz:

Kendinden bahseder misin?
Ben Nur.  Doğuma hazırlık eğitmeni, doğum destekçisi (yani doula) ve bebek yogası eğitmeniyim.  Yani bütün işim hamileler ve bebeklerle.  Beni tanıyanlar bilir; bebekleri çok seviyorum ve hem anne karnında hem de dışarıda büyümelerini izlemekten ve bu süreçte onlara ve ailelerine destek olmaktan çok zevk alıyorum.

Doula olmaya nasıl karar verdin?
2008’de Başak’la hayallerimizin peşinden giderek DOUM’u kurmaya ve bebek bekleyen ailelerde çalışmaya karar verdik.  Aslında DOUM’dan önce etrafımdakiler bana doula olmam gerektiğini, bu iş için çok uygun olduğumu söylüyorlardı.  Bense doğuma daha yumuşak bir giriş yapıp önce bir süre yalnızca doğuma hazırlık eğitmenliği yaparak başlamak istedim.  Bu süre içinde de gönüllü destekçi olarak doğumlara katıldım.  Doğumun doğallığına inanan, sükunetini koruyabilen ve doğum yapan kadını güçlü hissettiren bir destekçinin varlığının doğumu nasıl kolaylaştırdığına şahit oldum.  Zamanı geldiğinde ise doula eğitimimi tamamlayarak profesyonel doğum destekçisi olarak çalışmaya başladım.

Doğumda bir ailenin yanında olmak ve yeni bir hayatın başlangıcına şahit olmak benim için büyük bir ayrıcalık ve onur.

Doula kimdir?  Ne yapar?
DONA’nın tanımı ile doula anneye doğumdan önce, doğum sırasında ve hemen ardından fiziksel, duygusal ve bilgisel destek sağlayan bu konuda eğitimli profesyonellere denir. Doula doğumda tıbbi hiç bir girişimde bulunmaz.
Doğumun başından sonuna kadar  doulanız sizinle birlikte olur. En temel görevi doğum sırasında ihtiyacınız olan kutsal ve mahrem alanı korumaktır.  Pratik anlamda ise yaptıkları arasında şunları sayabilirim:  Doğumdan önce sizi bilgilendirerek doğum tercihlerinizi yapmanıza yardım etmek, tercihlerinizi desteklemek, doğumda rahat ve faydalı pozisyonlara girmenize yardım etmek, masaj gibi doğal yöntemlerle ağrı ile baş etmenize yardımcı olmak, baba adayını desteklemek, etraftakilerle aranızda bir iletişim aracı olarak sükunetinizi korumanıza yardım etmek ve varlığı ile kendinizi güvende ve güçlü hissettirmek.

Doula olmak için ne gibi bir eğitim almak gerekiyor?
Doula olmak için elbette doğumu (özellikle de doğal doğumu) çok iyi bilmek gerekiyor. Ama doktor veya ebe gibi sağlık çalışanı olmaya gerek yok. Yurtdışında doula yetiştiren kurumlar var. Ben de bunlardan biri olan Childbirth International’dan eğitim aldım.  Tabii eğitimin en önemli kısmı iş başında, yani doğumlarda oluyor. Ancak yine de ben ünlü doğal doğum aktivisti doktor Michel Odent in bu konudaki söylemine katılıyorum. “Doula olunmaz; doula doğulur”.

Michel Odent’in dediği gibi neler bildiğinizden çok nasıl biri olduğunuz önemli.  Doğum bir destekçi için de hem fiziksel hem de duygusal olarak çok yoğun bir süreç.  Orada bulunmaya hazır olmak lazım.  Zira ortamı doğum yapan kadının mabedi haline getirmek için tam bir mevcudiyet gerekiyor.  Öncelikle kendi sorunlarınızı ve geçmişinizi o ortama taşımamak gerek. Bunun için insanın kendisiyle derin çalışmalar yapması gerekiyor. Hayatta takıldığı şeylerin hepsini halletmemiş de olsa onların farkında olması ve doğum ortamına kesinlikle taşımaması gerekiyor. Bazen bir önceki doğum istenildiği gibi olmamışsa bile her doğumda doğanın kendiliğindenliğine ve kadının gücüne güvenir bir şekilde orada olmak ve destek vermek önemli.

Sonuçta her anne adayı bunu yapacak donanıma ve güce sahip. Bir destekçi olarak benim yaptığım o gün, olurda unutursa bunu hatırlamasını sağlamak.

Yurt dışında ve Türkiye’de doulalık kavramını karşılaştırabilir miyiz?
Doula’lık Amerika ve Avrupa’da giderek yaygınlaşıyor. Doktorlar ve ebeler de doulalarla çalışmaya alışık.  Bebek bekleyen aileleri doulalara onlar yönlendiriyor.

Yurtdışında doulalık üzerine istatistikler de mevcut.  Birçok araştırmaya göre doğuma bir doulanın katılması doğum süresini kısalttığı gibi suni sancı, epidural, vakum ve sezaryen gibi tıbbi müdahalelerin de yaşanma ihtimalini büyük ölçüde azaltıyor.  Annenin doğum deneyiminden memnuniyetini artırıyor.

Doula’lık Türkiye ise çok yeni bir kavram.  Bu işi yapanlar da çoğunlukla yabancı. Genelde doğum koçluğu denilince anlaşılıyor.  Ama biraz düşününce “koçluk” değil yapılan iş. Doğuma ve kadına güvenen bir kadının doğumun kutsal alanını ve anne/baba adayını desteklemesi. Bence ülkemizdeki yoğun medikal uygulamalı ve doktor egemen doğum ortamı için güzel bir ara çözüm. Görünen o ki burada doğumlar hastanede doktor eşliğinde yapılmaya devam edecek. Doulaların varlığı doğuma ihtiyacı olan normalleşme ivmesini kazandırmada yardım edebilir.  Bence Türkiye’de daha olumlu doğum deneyimleri yaşanmasında doulaların rolü büyük olacak.

Doula’lık yapmaya başladığından beri edindiğin tecrübelere biraz değinebilir misin? Doktorların, hastanelerin yaklaşımı nasıl oluyor, merak ediyorum.
Doula olarak yaşadığım tecrübe doktordan doktora ve hastaneden hastaneye değişiyor.  Bazı doktorlar beni gerçek bir destek olarak görürken bazıları ise birlikte çalışmaya açık olmuyor. Ben bir doğuma katılmaya söz vermeden önce mutlaka bebek bekleyen ailenin doktoruyla tanışıyorum. Çünkü doktorun yaklaşımı olumsuz olursa doula olarak görevimi tam olarak yapamıyorum. Diğer yandan eğer bir doktor yanınızda destekçi getirmenize açık değilse bu kötüye işaret.  ‘Acaba neden?’ diye düşünmek lazım.

Doğum çok mucizevi bir şey.  O inanılmaz ana tanık olmak muhteşem.  Ama aynı zamanda annenin ve bebeğin ihtiyaçlarına saygı gösterilmediği zaman çok travmatik doğumlar da yaşanabiliyor.  Ve maalesef bu tür doğumlara ülkemizde çok rastlanıyor.  Böyle durumlarda anne adayına destek olmak tabii ki daha yıpratıcı oluyor.  Benim anne adaylarına en önemli tavsiyem kendilerini doğuma hazırlamaları, ideal ortamlarını yaratmak için çaba harcamaları ve imkanları varsa doğal yaklaşımlar benimseyen doğum öncesi eğitimlere katılmaları.

Sana nasıl ulaşılabilir?
www.do-um.com
0531 408 13 23

Ben Doula’yla çalışmadım. İlk doğumumdaki HypnoBirthing eğitimimi veren Vivian, aynı zamanda doulaydı. Doğumuma girmese bile, dersler sırasında verdiği pozitif enerji bana da, Doğan’a da çok yardımcı olmuştu.

Doğum öncesi eğitim, doula kavramları modern çağın getirdiği kavramlar. Kimi bunları büyük şehirde yaşayan, yüksek gelirli insanların sahip olduğu bir lüks olarak görüyor, kimi ise ihtiyaç. Ancak şu da bir gerçek ki, anne adaylarına normal doğumla ilgili korku hikayeleri anlatılmasından çekinilmediği, baba adaylarının doğuma girmek istemediği ortamlarda adı ister doula olsun, ister kız arkadaş, insan yanında birini istiyor.

Reklamlar

15 Yanıt

  1. Inanmiyorum. Sezeryandan, normal dogumdan kat kat daha fazla korktugumu soyledigimde beni anlamayan varsa bu fotograflara baksin. Buna benzer foto ve filmler yuzunden dogum kursumuzdaki kapi gibi adam kuttedenek bayilip acile kaldirilmisti. Bu fotograflari uyarisiz laylaylom koyan hurriyet’e de yuh yani.

    Turkiye’de de egitimli emzirme danismani ve doulalarin cogalmalarina cok sevindim.

  2. bu resimleri koyan Hürriyet’in normal doğum fotoğraflarını da koymasını istiyorum (((((:

  3. Iyi ki Turkiye’de dogurmadim yoksa ben de cocuklugumdan beni kemirmis dogum korkusuyla sezeryan kurbani olurdum. Hurriyet’teki resimleri gorunce milyarlarca kere sukrettim normal dogum yaptigima. Belki de bu resimler sezeryanin aleyhine calisir, kimbilir???

  4. Bu fotoğraflar sezaryenin ciddi bir ameliyat olduğu ve tıbbi gereklilik nedeniyle yapılması gerektiğinin farkındalığını yaratır belki de…

  5. Merhaba;

    Bugunkü Hürriyet gazetesinde roportaji yayınlanan sevgili Op Dr Hakan Coker’in eğitimlerine katılmış ancak gercekten onemli bir sorun sebebiyle (plasentada kizimi besleyen 3 damar olmasi gerekirken bende 2 vardi ve normal dogum esnasinda yasanabilecek en ufak bir sıkıntı bizde risk unsuruydu) sezeryanla -ustelik planli – dogum yapmis bir anneyim. Ayse Armanin roportajini korkutucu/sezeryan promosyonu olarak değerlendirmiyor, bilakis cok bilgilendirici oldugunu dusunuyorum. Ben epidural sezeryanla kizimi kucagima aldim ve operasyon esnasinda aradaki perdenin kaldirilmasini, herseyi gormek istedigimi soyledim. Tabii ki bu istegim doktorum tarafından kabul edilmedi ancak dogum yaptigim gunden beri bir sezeryan doguma girmek en buyuk isteklerimden biri haline geldi. Internette cesitli videolar izlemistim; bu haberde fotograflari da gormek benim içimi bulandirmadi, korkutmadi, sadece yaşadıklarımı birkez daha ayrıntılı olarak okumamı, görmemi sagladi. Hatta kizima onun nasıl dünyaya geldiğini gösterebilmek amacıyla gazeteyi saklamayi bile dusunuyorum! Lutfen yanlis anlasilmasin; hamileligimin basindan beri dogal dogumu destekleyerek, planli sezeryanin gosterilmeye calisildigi gibi iyi birsey olmadiginı anlatmaya çalışarak anlattiklarimla cevremi bezdirmisligim vardir. İkinci bir bebek dusunsem yine dogal dogumla onu kucagima alabilmek icin elimden geleni yaparim, ancak sezeryanin da -sadece mecbur kalinan durumlarda – dunyanin sonu gibi algilanmamasini cok da korkutucu bir operasyon olarak dusunulmemesini ve Turkiye de dogal dogum kavraminin daha onem kazanmasini diliyorum.

  6. Ayşe Arman vajinal doğumu da izledikten sonra yazacaklarını çok merak ediyorum. Bence yazı çok da özendirici değil, özellikle fotoğraflar hiç özendirici değil (ki ben kendi sezaryen fotoğraflarıma bile bakamıyorum.) Sanırım bu sadece yeni bir hayatın doğuşunu, ilk nefesi duymanın verdiği heyecanla oluşmuş cümleler. Bir de normal doğumu anlatsın sabırsızlıkla bekliyorum.

  7. 2 hafta önce normal doğum yaptım, planlı bir gebelikti ve doktorumuda buna göre sectim.Çektiğim sancılar o anda dünyanın sonu gibiydi, doğum sırasındaki ıkınmalarda keza öyle, eşim yanımdaydı ve tüm ekip iyi iş cıkardığımı söylüyordu.7 dikişim ama karşılığında 3730 gr 52 cm boyunda oğlum oldu.Doğumum zor bir doğumdu epiduralde istememiştim.Sonuç bugünde olsa o kadar acıya rağmen yine normal yaparım.Sezaryan tıbbi gereklilik olduğu sürece olmalı, alternatif olmamalı.Normal doğum
    çok korkutucu bir anı olarak hafızalarımıza yer etse (tabi istisnaları hariç tutuyorum), kimse birden fazla cocuk yapmaz 🙂
    Kadın doğasının mucizesi olan normal doğum müthiş bir deneyim.

  8. ben bu yazının çok özendirici olduğunu ve resimelrin de o kadar ürkütücü olmadığını düşünmüyorum.internette daha fena normal doğum videoları da yok değil. Doğal doğum, normal doğum olması gereken.. Ama bazı durumlarda sezeryan hem annenin hem de bebeğin hayatını kurtarıyor. O nedenle biz de verdiğimiz hamile kursunda , tek yönlü değil her iki yönünü de anlatıyoruz. Siz kendinizi normal doğuma şartlarsınız , fakat öyle bir şey olur ki mecburen sezeryan olmak durumda kalırısnız. Bu durumda en öenmli şey doğumunuzu yapptıracağınız doktorunuza tam olarak güvenmeniz. Verdiği kararda sizin için ne iyisi budur diye düşünmeniz, bence(.Tabii ki kendinizi bu konuda bilgilendirmeniz, bilinçli olmanız da gerekli.Körü körüne de inanmamalı.)Normal doğumun da sezeryan doğumun artı ve eksileri de vardır. Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde sigortalar sezeryan operasyonlarını zorunlu olmadıkça karşılamaması, ebeleri buralarda evde doğum yada ebelerin merkezlerinde doğumlara olanak tanımış. Türkiye de de eski yıllarda , küçük mahallelerde ebeler evde doğum yaptırtıyorlardı. Ama günümüz teknolojisinin ve ekonomisisnin ilerlemesi, sağlık hizmetine ulaşmanın daha da kolaylaşması, insanları ebelerin merkezlerindense hastanelere yöneltiyor.Yani annler hamilelik sürecinde kendilerini doğum konusunda doğru yer ve kaynaklardan bilinçlendirmesi, ne istediğini bilip, dr.unu ona göre belirlemesi önemli. Ama sezeryan operasyonlarınında bu kadar tü kaka denilmesine açıkçası bir sağlıkçı olarak da karşıyım..

  9. Doğum fotoğrafları çeken profesyonel biri olarak hürriyet’i şiddetle kınıyorum.bir şeyi göstermenin 40 farklı yolu var bunlarsa en çirkinini seçmiş. böyle güzel bir olayı daha sevimsiz gösteremez, insanları daha fazla ürkütemezlerdi sanırım. Kat kat kesilmiş eti neden gösterirsiniz bir gazete sayfasında aklım almıyor. Sürekli kesilen karınların bir kaç adım önünde durmama rağmen böyle ürkütücü gelmemişti bu sahneler bana. ayrıca çok mu lazım Ayşe Arman anne karnındaki bebeğin kafasına daha doğmadan dokunmasa olmuyor mu? karında ki su boşalınca o bebeğin derhal alınması gerekmez mi? bu bir ameliyat değil mi? bu ne lakayitlik. her ne kadar doğumda olsa ciddi bir ameliyattır bu, abartmamak şenliği ameliyathane dışında yaşamak gerekir. birde çocuğu palosuyla kucaklamış son karede.. zaten sevmiyorum Ayşe Arman’ı iyice değersizleşti gözümde. her gün daha sevimsiz, daha zorlama işlere imza atıyor

  10. Ayşe Arman iki gündür sezeryan ile ilgili yazıyor. Benim de içim acıyor. Bugün sezeryan karşıtı doktor benim de gayet iyi bildiğim ama düşünmek istemediğim gerçekleri o kadar güzel anatmışki Ayşe Arman’a. Şimdi kendimi daha kötü hissediyorum. Kızıma bakarken suçluluk hissediyorum. Sıcacık yatağından kaldırdım. Bekleseydim gürbüz güzel bir kız olarak doğacaktı. Şimdi de kilosu çok güzel ama ne bileyim. Yeni doğan çocuk elbette hep uyur ama sanki bana kendini toparlamaya çalışıyormuş gibi geliyor. Eğer hamile olan varsa sezeryan düşünüyorsa lütfen 10 kere düşünsün. Sezeryan illaki ağrısız olacak diye bir şey yok. Benim gibi çok ağrılı bir 24 saat de sizi bekliyor olabilir. Şuan 5 günündeyim hala yataktan kalkarken zorlanıyorum. Yan yatarken ağrılarım oluyor. Yürürken ameliyatlı olduğum belli. Ama en önemlisi de doğum sancısı çekmediğim için kendimi doğum yapmış bir yeni anne olarak değil de yeni ameliyat olmuş bir kadın olarak hissediyorum. Doğal yöntemle doğan çocukların ve kadınların sahip olduğu/olacakları ayrıcalıkları okudukça daha kötü hissediyorum.

    Bebeğinizi güvenli sıcacık yatağında yatarken hiç tanımadığı eller tarafından çekilip alınmasına izin vermeyin o hazır olunca gelecektir zaten. Eğer hamilelikte bol bol hareket ederseniz doğum da herhalde nispeten daha kolay olacaktır. Ben ilk hamileliğimde hiç durmadan yürümüştüm sezeryan olduktan 6-7 saat sonra oturup bebeğimi gayet rahat emziriyordum. Bu hamileliğimde bir sürü nedenden lobuduk gibi oturdum sanırım biraz da o yüzden zor toparlıyorum. Doğal hamileliğin avantajlarını bol bol okuyup kendinizi bu konuda bilgilendirirseniz sezeryanı hiç düşünmezsiniz. Ben bile bile lades demek zorundaydım 😦

    Ben 5 ocakta doğum yaptım. Sanırım en taze sezeryanlıyım yani :(. Benim de bloğum var ve bunları kendi bloğuma da yazdım elbette, ama siz daha çok okunuyorusunuz henüz yaralarım kurumadan yazıyorumki belki birilerine faydam dokunur. Sezeryan sonrası ağrılarımı da dün saat saat yazmıştım bloğuma. Sezeryan herzaman da ağrısız doğum değil Hatta belki daha bile sancılı 😦

    http://www.dogaldogum.com

    • Öncelikle tebrikler Günışığı. Seni düşünüyordum, henüz baktım bloguna ki gelmiş güzel kızın.

      Yorumun içimi acıttı. Blogundaki yazın daha da acıttı.

      “Doğal yöntemle doğan çocukların ve kadınların sahip olduğu/olacakları ayrıcalıkları okudukça daha kötü hissediyorum. ” Lütfen böyle düşünme. Kızın kucağında mı? Sağlıklı mı? Önemlisi bu değil mi?

      Kendine çok iyi bak.

      • Gun isigi ben de cok aci cektim mecburi sezeryanimdan dolayi hem fiziksel hem de duygusal. Fiziksel acilar geciyor zamanla ama geriye donup baktikca icim aciyor. O yuzden Elif’e katiliyorum onemli olan bebeklerimizin saglikli ve yanimizda olmasi.
        sevgiler.

  11. Doğudum doğuralı benim de en içimi acıtan durum şu sezeryan olayı. Konu ile ilgili nerede ne okusam içim acıyor. Mecburi bir sezeryandı benimki de ama, belki de şartları zorlasam normal de olabilirdi diye düşünüyorum şimdi. Sonrası da kolaydı ama ne bileyim işte, normal değildi bir şekilde.

    Şimdi ikinci bebeğime hamileyim. İki doğumumun arasında 18 ay olacak. Sanırım bu durumda ikinciyi de sezeryanle doğurmak zorunda kalacağım.

    Teknoloji ilerledikçe insanoğlunun başetmesi gereken daha neler göreceğiz bakalım.

  12. Ayşe Arman Sezar’ın hakkını Sezar’a vermiş: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16722859.asp?yazarid=12&gid=61

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: