Babalar ve Oğulları

Raising Cain adlı kitabı okuyorum demiştim. Ne zamandır, daha doğrusu çok uzun zamandır, daha doğrusu “erkek annesi” olduğumdan beri okumak istediğim kitap buymuş meğer. (Maalesef Türkçesi henüz yok. Geçen gün kitapçıda Oğlumu Yetiştiriyorum ve Kızımı Yetiştiriyorum adlı iki kitap gördüm. Çeviri değil, yazarı Mine İzgi. Okumuş olanlar varsa yorumlarda görüşlerini belirtirlerse sevinirim)

Amazon‘daydı sanırım, kitabın eleştirilerini okurken bir (kadın) okurun “Bu kitap sadece oğlumu değil, kocamı da daha iyi anlamamı sağladı” yazması bana “Tamamdır, bu kitabı alıyorum” dedirtmişti. Kitabı okudukça doğru bir karar verdiğime ikna oluyorum.

Aşağıdaki yazıyı, kitabın Babalar ve Oğulları adlı bölümünden çevirdim.

1950’li yıllarda çocuk büyütmek annenin işiydi. Babalar olayın dışında kalırlar, çocuklarıyla ara sıra top oynasalar ya da balık tutmaya gitseler de çoğunlukla “evin ekmek getireni ve disiplincisi” rolünü üstlenmekle yetinirlerdi.

Günümüzde ise babaların rolü tamamen değişti. Artık babalar eşleriyle birlikte doğuma hazırlık derslerine giriyorlar. Bununla da yetinmeyip doğumda koçluk yapıyor, anne sancıyla başa çıkarken nefes almasını hatırlatıyorlar. Günümüzde babalar doğuma şahit oluyor, ve genellikle de bebeklerini ilk kucaklayan kişi oluyorlar.

Ancak anne-baba arasındaki bu ortaklık genellikle bebeğin eve gelmesi ve babanın, bebek bakımı konusunda kendini yetersiz hissetmesiyle son buluyor. Birçok durumda, anne, istese de istemese de “uzman” pozisyonunu üstleniyor.

Yeterince İyi Bir Baba Olmak

Bir babanın, oğluyla oynarkenki davranışları, oğluna duygularını nasıl yöneteceği konusunda fikir vermesi açısından önemlidir. Erkek çocuklarının ergen yaşlarda ve daha sonra da yetişkinlikte sergiledikleri problem çözme taktikleri, bu çocukların küçükken babalarıyla oynadıkları sırada edindikleri izlenimlerle şekillenir.

Oğlanlar, babalarının problem çözme, iş birliği yapma, ve evlilik ve aile yaşamına, işe ve genel olarak toplumsal hayata ortak olma alanlarındaki davranışlarını dikkatle izlerler. Bir babanın hareketleri, her zaman için sözlerinden daha etkileyicidir ve oğlu her ikisini de dikkatle izlemektedir. Eğer baba kendi duygularıyla barışık, açık sözlü, düşünceli ve tepkilerinde esnek olabiliyorsa oğlu ona saygı duyarak büyüyecektir.

Oyun oynamanın amaçlarından biri de duyguları açığa çıkarmaktır. Ancak ebeveynler düzeni devam ettirmek adına bunun böyle olduğunu unutabiliyorlar. Erkek çocukları birbirleriyle güreşirken, basketbol oynarken, ya da benzeri fiziksel aktivitelerle uğraşırken duygularını dışa vurma fırsatı elde ederler. Oyun sırasında düşüp canını yakan, isabetli bir atışta bulunan ya da çok önemli bir sayıyı kaçıran bir çocuk inişli çıkışlı duygular yaşama imkanı bulur. Bu iniş çıkışlar, erkek çocuğunun gelişen beynine problem çözme, analitik düşünme ve arkadaş ortamında duygularını ifade edebilme konusunda bir nevi egzersiz yaptırır. Aktif, oyuncu bir baba, oğluna öfkesini kontrol etme, hayal kırıklığını kabullenme, onuruyla kazanma ya da kaybetme gibi geniş duygu yelpazesini tatma fırsatı sunma açısından önemlidir.

Psikolog Erik Erikson ergenlikten hemen önceki yaş erkek çocuklarını “amaç odaklı, verimli ve gururlu” olarak tanımlamaktadır. Büyümek zor bir iştir ve erkek çocuklarının bunun altından kalkabileceklerine dair yüreklendirilmeye ve kendilerine güvenmeye ihtiyaçları vardır. Bu yaş erkek çocukları babalarının fikirlerine çok önem verirler. İster futbol oynasın, ister bir grupta bateri çalsın, ister gemi maketi yapsın, çocuk, babasının onun yaptığı işe vereceği tepkiye karşı çok hassastır.

Spora pek de yatkın olmayan altı yaşındaki oğlunu birlikte kayak yapmaya götüren Raul, dönüşte oğluna tatil boyunca en çok neden keyif aldığını sorar. Çocuğun cevabı “Ben kayarken beni seyretmen!”dir. Oğlan için önemli olan ne kadar iyi ya da kötü kaydığı değil, babasının onun için ne düşündüğüdür. Bu gerçek, bu yaşlardaki bütün erkek çocukları için böyledir: Bir konuda kendilerini yetkin hissedip hissetmemeleri, babalarının onları nasıl gördüğüne göre değişir.

Oğlan çocuğu babasını örnek almak ister. Babasının yetkin olduğunu hissetme ihtiyacı duyar, çünkü bir gün o da büyüyecek ve babası gibi güçlü olacaktır. Erkek çocuğu, bir yandan onun muhteşem olduğunu düşünen, diğer yandan da küçük olmasına ve henüz her şeyin altından kalkamayacak olmasına rağmen onu seven bir babası olsun ister.

Bir babanın kendi yetersizlikleri hakkında dürüst olması ve oğluna da duygusal dürüstlüğü öğretmesi, babanın her konuda bilirkişi olduğunu göstermeye çalışmasından daha önemlidir. Bilinçli ya da bilinçsiz, bir babanın kusurlarını örtmek üzere ördüğü duvar, oğlu sekiz-dokuz yaşını geçtikten sonra çatırdamaya başlar. Olduğundan daha iyi görünmeye çalışan ya da hatalarını kabul edemeyen bir baba, oğluna “erkeklik” ile ilgili hatalı bir örnek sergilemiş olur.

Bazı babaların oğullarının dönemsel zayıflığını kabul etmesi ve bunu aşmasına yardımcı olmaya çalışması, “ağlak bir oğlan çocuğu yetiştirme” korkularının aksine oğlanların duygusal açıdan güçlenmesine yardımcı olur. Baba, oğlunun zor dünyaya ayak uydurması adına “erkekleşmesine” katkıda bulunma tuzağına düşmemeli, büyümenin zorlukları konusunda ona yardımcı olmalıdır. Hayat zorlaştıkça altından kalkmakta zorlanan çocuklar, kırılganlığı kabul etmenin bile güçsüzlüğün ta kendisi olduğu düşüncesiyle yetiştirilmiş olanlardır.

Babalar ve Ergen Oğulları: Bambaşka Gerçekler

Babalar genellikle kız çocuklarına karşı daha anlayışlı, daha yumuşak davranırlar. Çocuklar büyüdükçe, babalar oğullarına fiziksel yakınlık göstermekten kaçınmaya başlar, oğullarının hatalarını -kızlarına göre- daha sık düzeltirler. Erkek çocuğu ergenleştikçe, babayla oynadığı oyunlara bir de rekabet unsuru eklenir. Yıllar geçtikçe kızına karşı daha korumacı olan baba oğluna rakip çıkmaya başlar.

Ergen yaştaki erkek çocuklarının duygusal konuları babalarıyla konuşmamaları şaşırtıcı değildir. Bir araştırmaya göre, ergen oğlanlar, gerçek duygularını ebeveynleri, kardeşleri ve arkadaşlarından oluşan yakın çevreleri arasında en az babalarıyla paylaşmaktadır. Sebebi ise babaların, o yaştaki erkek çocuklarının abartılı dünyasını olduğu gibi görmekte zorlanmasıdır. Bir babaya göre, karşısında “aptalca” şeylerden bahseden kişi aptaldır; bu kişi oğlu bile olsa. Bu durumda baba, oğlunun geleceği ile ilgili endişeye düşmekten ve kendini durumu (oğlunu) düzeltmek zorunda hissetmekten alamaz.

Babalar ve Oğulları: Aradaki Duygusal Boşluğu Kapatırken

Güçlü bir baba-oğul ilişkisinin, iyi bir anne-oğul ilişkisiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Özellikle de kadınlar arasında görmeye alışık olduğumuz fiziksel yakınlık, erkekler arasındaki ilişkilerde kendini göstermez. Erkekler arasındaki konuşmalar duygusallıktan ziyade aksiyon odaklıdır. Bu ilişkilerde sevgi gösterisi baba-oğul birlikte bir iş yaparken ya da karşılıklı top oynarken ortaya çıkabilir.

Bu tür ilişkiler, sevgi ve anlaşmazlık kelimeleri doğrudan kullanılmadığı için daha mı az duygusaldır? Hayır, değil. Çoğumuz duyguların söze dökülmesinin önemine inanırız. Ancak sevgiyi göstermenin ya da anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu konuşmak değildir. Hatta kelimelerin bazen araya girdiği durumlar bile söz konusu olabilir.

Gerçek şu ki, en sıradan aktiviteler bile babalarla oğullarını yakınlaştırma görevini üstlenebilir. Birlikte “böcek avına” çıkılan yürüyüşler, baba-oğul eve eli boş dönseler bile keyiflidir. Ayda bir birlikte gidilen saç tıraşı, her cumartesi sıcak ekmek almak için köşedeki fırına yapılan yürüyüşler, ve bunlar gibi basit ama paylaşıma açık gelenekler baba-oğul ilişkisini güçlü ve unutulmaz kılmak için bire birdir.

Babalar ve Oğulları bölümünden yaptığım alıntıların özet çevirisi oldu bu. Arada kopukluk olmamasına çalıştım ancak ben bölümü hepten okuduğum için anlam bütünlüğünü farkında olmadan bozmuş olabilirim. Umarım genel olarak fikir verebilmişimdir.

Şimdi de Anneler ve Oğulları adlı bölümü okuyorum. Nı nı nı nııııın! Bitireyim, onun da özetine yer vereceğim.

Yukarıdakiler sizlere ne düşündürttü? Ya da genel olarak babaların, çocuk yetiştirmedeki, özellikle de erkek çocuk yetiştirmedeki rolü konusundaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız? Altını değiştirmek, parka götürmekten ziyade, gerek rol model olmaktan, gerekse “büyümek denilen zor iş”in altından kalkmadaki rollerinden bahsediyorum daha çok. Babalar da yazarsa çok sevinirim.

Reklamlar

13 Yanıt

  1. slm.Kızımı yetiştiriyorum kitabını yaklaşık 4 sene önce almıştım. Kitap bölüm bölüm 0-22 yaş arası dönemi anlatıyor.bu konuda diğerlerinden farklı. Oku bırak değil yani.Deneyim ve ansiklopedik yönlendirme içerikli ben pek akıcı okuyamadım. yinede fikir vermesi açısından kütüphanende olmasında fayda var(erkek versiyonunu bilemiyorum:))

  2. Ben de Erkek Bebek Bakımı / Sahibinin Kullanma Kılavuzu (Theresa Foy DiGerenimo) adlı kitabı okuyorum.Yeni doğan erkek bebeğin bakımı,ihtiyaçları, sosyal ve duygusal sorunları ve çözümler,oyuncak önerileri ve birçok konu başlığını içeriyor.Birde 1-4 aylık, 4-7 aylık ve 7-12 aylık bölümlere ayrılmış.Böylece bebeğin duygusal sosyal gelişimlerini anlatıyor. Bu kitabın birde Kız bebek bakımı da var.Tavsiye ederim.

    • oglum olacagini ogrenince ben de almistim bu kitabi. eglenceli bilgi icerdigini hatirliyorum.. zaten mevcut kitapligimin bir rafi cocuk gelisimi uzerine oldugundan sadece iki adet bilgi edinmistim bu kitaptan:
      1- erkek cocugun sac tarama -toka derdi olmadigindan cok rahat edersiniz.
      2- erkek cocuk, kiz cocugun aksine onune ne konulursa yer.
      1 tamam da 2 tutmadi bizde :)))
      *-*-
      baba ogul iliskisi, bizim evde guresmekten ibaret sanki. ama 4 yasindaki minik erkek, kesinlikle sadece siyah-gri ve lacivert corap ve don giyiyor. “baba donu” imis. beyaz donlar giyilmiyor..
      hayir babanin da beyaz donu var elbette. ama nasil oluyorsa dogustan errrrkek doguyorlar ben onu anladim…

  3. kızımı yetiştiriyorumu okudum, muhafazakar bir anlayışla yazılmış. geri kalan kısımlarsa ordan burdan uyarlama.

    • Ben de oğlumu yetiştiriyorumu buyuk bir hevesle almıstım ama aynı muhafazakar alayısı gorunce bıraktım kitap pek hitap etmedi..

  4. Kadınlar kendilerine eş seçerken aslında bilinçdışı olarak çocuklarına baba seçerlermiş.

    Ben bunun canlı kanıtıyım herhalde. Başka bir adamdan böyle bir baba yaratılamazdı diye düşünüyorum hep. Çocuklarının A’dan Z’ye her türlü işini yapabilen ve bunu yaparken kendine güvenen, benden çok daha şefkatli, çok daha pratik bir adam eşim.

    Mutlaka ki iyi bir anneyim, şüphem bile yok ama benim iyi bir anne olmamdan daha çok eşim iyi bir baba. Bu nedenle de çok ama çok şanslıyım.

    Keşke daha çok alıntılasan bu kitaptan Elif. Eşime de link yollayacağım şimdi.

    Ellerine sağlık..

  5. bu yazı bana ne düşündürttü:açıkçası biraz heyecanlandırdı,çünkü oğlum büyüdükçe onunla yaşayacaklarımı hayal etmemi sağladı. Biraz da rahatlattı,çünkü hep bir “çocuğunuzla arkadaş olmayın, onun arkadaşa değil babaya ihtiyacı var” söyleminin stresi var üzerimde, “aman arkadaş olmayalım” korkusuyla hareketlerime dikkat etme stresini üzerimden biraz olsun atmama yaradı.Ben bu konuların formülize edilemeyeceğini düşünüyorum: Çocuğunuza şöyle davranırsanız dahi olur,böyle davranırsanız seri katil olur filan bunlar insanı strese sokmaktan başka bir işe yaramıyor. Her babanın karakteri başka,her çocuğun karakteri bambaşka.Nebliim kafamı tam toparlayamadım,biraz dağınık bir cevap oldu ama öyle işte.Bu yazı bana bunları düşündürttü

  6. acaba kız çocuklarıda annelerini mi örnek alıyorlar. Yani kız çocUkları için annelerinin düşünceleri çok mu öenmli oluyor acaba?

  7. Çevirdiğiniz bu anlatımlar aslında genel olarak hem kız hemde erkek çocuk için,psikologlar tarafından salık verilen davranışlar.
    Bu tür ilişkiler, sevgi ve anlaşmazlık kelimeleri doğrudan kullanılmadığı için daha mı az duygusaldır? Hayır, değil. Çoğumuz duyguların söze dökülmesinin önemine inanırız. Ancak sevgiyi göstermenin ya da anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu konuşmak değildir. Hatta kelimelerin bazen araya girdiği durumlar bile söz konusu olabilir.

    Gerçek şu ki, en sıradan aktiviteler bile babalarla oğullarını yakınlaştırma görevini üstlenebilir. Birlikte “böcek avına” çıkılan yürüyüşler, baba-oğul eve eli boş dönseler bile keyiflidir. Ayda bir birlikte gidilen saç tıraşı, her cumartesi sıcak ekmek almak için köşedeki fırına yapılan yürüyüşler, ve bunlar gibi basit ama paylaşıma açık gelenekler baba-oğul ilişkisini güçlü ve unutulmaz kılmak için bire birdir.

    yazıda geçen tüm baba-oğul ikilemelerini ebeveyn-çocuk olarak değiştirirsek, genel çocukla doğru iletişim tavsiyelerinden çok farklı değil.
    Bununla birlikt, bizim toplumumuzu düşününce, birkaç paragraf için daha özel düşüncelerim şöyle
    1. biz hala 1950 lerdeyiz
    2. yeni jenerasyon biraz daha ilgili gibi ama geçici
    3. nihayetinde herkes aslına dönüyor
    4. Eyvah eyvah(istisnslar hariç)
    12. ilk yıllarda evet,yıllar ilerledikçe bizim babalar kızlarını kıskanıp,kısıtlamaya çalışır.
    çok mu uzun oldu? 🙂

  8. Pardon sizin yazdığınız kımı ” ” içine almayı unuttum yanlış anlamayın lütfen

  9. Guzel olmus cevirin. Bir yayineviyle anlasip Turkce’ye cevirsen mi bu kitabi acaba?

    • Çeviri çok emek isteyen ve karşılığını pek alamadığın bir iş maalesef. Bu paragrafları bile çevirirken kaç kere üzerinden geçtim. Bir ara çok da niyetim vardı aslında çeviriye, hala ufak tefek yapıyorum. Bilmem, belli mi olur?

  10. Gercekten ceviri cok iyi olmus. Keske butun kitabi cebirebilsen.
    Benim kizim henuz 18 aylik onun icin bu konuda tecrubem yok. Ama esime ve babasina bakinca bir cocugun buyumesinde babanin rolunun cok onemli oldugunu goruyorum. Ozellikle de stresle basetme ve problem cozmeyi ogrenme konusunda cocuklar babayi taklit ediyorlar , ve yetiskin olduklarinda da taklit etmeye devam ediyorlar. Ayrica cocuklarin babalarindan takdir gorme istegi 40 yasina gelseler de bitmiyor ya da azalmiyor. Babanin onayi ve cocuguyla gurur duymasi ogullar icin cok onemli. Sonuc: Lutfen cocugunuza sik sik onu sevdiginizi ve takdir ettifinizi soyleyin !

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: