Dört sene önce bugün…

… döndük Amerika’dan. Pılımızı, pırtımızı, tasımızı, tarağımızı, bebeğimizi, köpeğimizi toplayıp geldik. Yaklaşık 10 sene evimiz dediğimiz toprakları bıraktık, ondan öncesinde evimiz bildiğimiz topraklara geri döndük.

Bugün bile bahsettiğimizde “Pişman mısın?”, “Keşke dönmeseydim diyor musun?” diyenler oluyor.

Hayır, pişman değilim. Ailemle olduğum için mutluyum. Deniz, Derin, anneanne-babaanneyi senede iki defa, onun dışında da kameradan görecekti diğer türlü.

Bir de sanırım aştım. Geride bıraktım. Artık “bu ülke adam olmaz”ı mı kabullendim yoksa “kötü olsun, benim olsun”u mu seçtim, bilmiyorum. Evet, burada beni çok, çok ÇOOOOOOOK sinirlendiren şeyler oluyor. Daha geçen gün emniyet şeridinden giden hırtlara küfrettim içimden. Geçen gün, polis, yasak yerden dönüş yaptı, jandarma da ona yol verdi gözümün önünde. Adalet Sarayı’nın önünden her geçişimde “Avrupa’nın en büyük adalet sarayı yakında açılıyor” yazısını görünce sinirim bozuluyor. “Avrupa’nın en adaletli ülkesi mi oluyoruz yani?” diye bir yazı da ben yazmak istiyorum yanına.

Ama döndüm. Artık buradayım. Burası benim evim. Ben burada doğdum. Çocuklarım burada büyüyor.

Zaman ne gösterir, bilinmez. Yarın öbür gün iş gerektirir, döneriz. Plan yapmıyorum, bugünü, burada yaşıyorum.

Hem dönmeseydim:

  • Sabah kahvaltıda simit yiyemezdim.
  • Ev işlerinde bana yardım edecek birini tutamazdım.
  • Gecenin bir körü eve tantuni siparişi veremezdim.
  • Hamileyken aşerdiğimde künefe bulamazdım.
  • Deniz’i okula gönderirken yanında sandviç göndermem gerekirdi, okullar sıcak yemek yapmıyorlar çünkü.
  • Doğan’a kafam kızdığında saçımı kestirecek berber bulamazdım, çünkü saçımı hep Türkiye’ye geldiğimde kestiriyordum!
  • Emniyet müdürlüğüne gittiğimde Derin’i emzirecek yer bulamazdım. Çünkü kimse buradaki gibi “hemen yol açın bayana, bebeğini emzirecek” diye bir oda ayarlamazdı bana.
  • Bebekli kadınlar, engelli vatandaşlar düşünülmeden yapılan otobüslere binemezdim. Kimse hoppala deyip pusetin ucundan tutmazdı çünkü.
  • Markette sıra beklerken “evde bebeğim bekliyor” deyip sıranın önüne geçemezdim. Kimse yer vermezdi ki, “benim de bilmemnem bekliyor” derlerdi.
  • Canım temiz hava almak istediğinde Boğaz’ın kenarında çay içemezdim.
  • Paralel park etmeyi öğrenemezdim.
  • Çocuklar yüzünden hayatıma giren arkadaşlarımla tanışamazdım. Evet, başkaları olurdu ama aynı olmazdı.
  • Ve eminim ki blog yazmaya başlamazdım.

Bütün bu sebepler ve daha fazlası yüzünden iyi ki de dönmüşüm.

Reklamlar

34 Yanıt

  1. İyi ki dönmüşsünüz, iyi ki blog yazmışsın, iyi ki tanışmışız Elif’cim 🙂

  2. Kesinlikle iyi ki dönmüşsünüz. Kişisel fayda olarak bende ne ufuklar açtın bilemezsin. Toplumsal fayda olarak da emziren anneler ve emzirme reformu sayende varlar. Sen de iyi ki varsın 🙂

  3. iyiki burdasın Elif…

  4. Nedense gözlerim doldu…yapayım mı bir liste de ben :)))

  5. Martta 2 yil olacak Izmirden Almanyaya tasinali, blogunuzu kesfetmem de o döneme rastliyor. Iyiki dönüp bu blogu tutmussunuz Elif Hanim, blogunuzu her okuyusumda kendimi halen Türkiyede hissediyor, sanki kirk yillik dostumun yazdiklarini keyifle okurken buluyorum, elinize, yüreginize saglik, iyiki varsiniz…(8 aylik Mina nin annesi-Özlem)

  6. harika bir yazı, iyimserlik kokuyor, ümit aşılıyor.
    hoşgeldin Elif…

  7. Bir de oyle bir otobus olmayacagi icin binemezdin elif 🙂 hepsi engelliye iygun ne de olsa. tabi bir de araban olacagi icin binemezdin. Biz cok tazeyiz tabiki daha ama ben bayagi hayal kirikligi icerisindeyim bebeklilere yardim konsunda Turkiye’de. Ama dondugumuze pisman olacak kadar da degil. 🙂

  8. İyi ki dönmüşsünüz Elif! 🙂

  9. İyiki dönmüşsün iyiki blog yazmaya başlamışsın.

  10. İyi ki dönmüşsün be canım.. İyi ki dönmüşsün de blogu yazmışsın.. iyi ki blog anneliği çatısı altında toplanmışız. ben geç de olsa gelmişim buralara iyi ki:) kendime de pay çıkarayım.

    Burada da ağır da olsa yoluna giriyor bir çok şey.. mesela geçen gün blogun birinde koruyucu annelikle ilgili uygulamarı okudum, vay be, dedim.. nerelere gelmişiz.. sosyal devlet olma yolunda ilerliyoruz hissine kapıldım..

  11. elif inan “benim de bilmem neyim bekliyor” burada da aynen oluyor. benim hiç sıra istemem gerekmedi. ama hamileyken de kucağımda aze varken de önümdeki arkamdaki “müsade etsenize öne geçsin hamile-bebekli” diye benim yerime söylediğinde “benim de bilmem ne.” diyeni duyduğum gibi, başka evde bebeği olana da müsade edilmediğini çok gördüm.

  12. Ahhh donus… Ne guzel…5 sene once inpat olarak geldigim Almanya’dan donus ne guzel olurdu.. Iste aynen bu sebeplerden oturu…
    Darisi basima artik 🙂

  13. E tamam o zaman sorun yok demektir. Burada olmak ve anı yaşamak işte doğru olan budur. 🙂

  14. keske bizde biranönce dönebilsek. listede yazdiginiz herseyi okadar özledimki 😦 randevu almadan akraba ziyaretleri, gecenin bi yarisina kadar sohbetler, iyi/kötü günlerde es dost akrabanin birarada olmasi, sabahlari citir citir simit, kafan estiginde sicacik cay. bence türkiyede yasayan insanlarin onca derdi olmasina ragmen avrupa/amerikadaki insanlardan daha sicak kanli ve daha hayata smski sarilan insanlar.en azindan aglanacak haline gülmeyi basariyorlar. etrafimda duvar gibi suratlar görmekten bikkinlik geldi. insan firindan aldigi ekmegin kokusunu özlermi onu bile özlüyorum. yazinizi okurken icimden satmisim avrupasini topla pilini pirtini git ülkene haykiran bir ses duyuyorum sanki ama malesef birazdaha sabr etmek gerek. insallah bende bir kac sene sonra böyle bir yazi yazarim. iyiki dönmüssünüz iyiki blog yazmissiniz. yazilarinizi okurken sanki cok yakin bir arkadasimla sohbet eder gibi oluyorum. yazdiklariniz okadar tanidikki okurken bile gülüp/aglayabiliyorum. ellerinize, yüreginize, klavyenize saglik

    • Ay o “topla pilini pirtini git ” kismini o kadar iyi biliyorum ki. Beni baglayan hic bir sey yok buraya, esim haric. Hele bir de onunla bazen birbirimize girdigimizde, bavulumu toplayip, ilk ucakla vatana gelme istegim benim de tavan yapiyor. Bayrami bayram gibi yasamayi, aynen dediginiz gibi firinin onunden gecerken burnumu alan o somun ekmek kokusunu, vapuru ( ben Istanbul’da buyudum diye tabii) denizi, martilari, kisacasi Istanbul’da/Turkiye’de yasayanlarin gunluk hayatlarindaki siradan seyleri (bizim gibi y.disinda yasayanlar icin inanilmaz bir luks tum bu saydiklarim) cok ozluyorum.
      Almanya’ya yerlesmek uzere ucacagim gunun bir oncesinde, gecenin bir korunde beni bir Ozsut Kazandibi aski aldi. O zaman da fiyati atmiyim ama 1,5 lira midir nedir. Ben de eve siparis verdim. Dusunun sadece 1 porsiyon tatli, yani sadece 1,5 lira ( vicdansizlik degildi amacim; ama evde baska isteyen yoktu. E gidip almaya da üsendim ne yalan diyim 🙂
      Neyse enistem o zaman cok dalga gecmisti benimle:”Bak Pinar tadina vara vara ye, Almanya’da boyle gecenin korunde tatli siparis edebilecegin bir yer olmayacak ” diye. Tabii daha onceki yurtdisi seyahatlerim hep otelde kalma, sirket yemekleri. vs ile gectiginden, olayin vehametini ancak tam olarak yerlesince anladim.
      Ahhhh Elif Hanim… Bir dokundunuz, bakiniz bin ah isittiniz 🙂

  15. iyi ki dönmüşsün, ilham kaynağı olmuşsun bana 🙂

  16. mutluysanız ne güzel, bu blog iyi ki var, o halde iyi ki türkiye’desiniz:)

    hiç yurtdışı deneyimim olmadı orayı bilemem ama. burada öyle bebeklilere süper yardımcı olunduğunu düşünmüyorum maalesef.

    daha 40 günlük anneyken atm sırasında sıra bendeyken, bir bayan “ay 2 dk işimi halletsem” dedi. “bebek emziriyorum inanın derhal eve dönmem lazım üzgünüm” dedim.
    “ay yalancıya bak yok artık, hiç de öyle çocuk doğurmuş tip yok” tepkisiyle karşılaştım.

    40 günün sonrasında bebeğiyle başbaşa kalmış bir anne olarak mecburen dışarıya çıkmak zorunda kaldığımda onunla beraber gidiyoruz..
    atm olayının 10 gün sonrasında kucağımda slingin içinde bebekle postaneden 2dk kargomu alıp çıkmak istedim. yine bayan bir görevli “ben müsaade edemem sıradakilere sorun” dedi.

    sıradaki 20 insana dönüp “müsaade edebilir miniz” dedim. sıradaki 2 bayan çıkıp dışarıdaki boyları kadar çocuklarını göstererek “bizim de çocuğumuz bekliyor” demeyi uygun gördüler. kucağımda 50 günlük bebekle eşek gibi sıraya girdim. sırasını verenler de erkekler oldu yalnızca.

    1 ay sonrasında telekomda sadece kendim gerçekleştirmem gereken bir işlem için numaramı alıp beklemeye koyuldum. bebeğim içeride çığlık çığlığa uyanınca rica ettiğim kadın görevli yerine erkek görevli sıra konusunda kolaylık sağladı.

    bütün bu nalet kadın profilleri bana mı denk geliyor derken etrafımı incelemeye koyuldum.
    kadınlar kadınlara yardımcı olmuyor!!!
    evet net gözlemim budur, çok ilginç evet ama böyle.
    hepsi diyemem ama ciddi ölçüde böyle bir kesim var. başından geçenlerin acısını başkalarından mı çıkarıyorlar bilemem ama çok üzücü gerçekten… hele o lohusa hassaslığında öyle bir alınıyor ki insan anlatamam…

    • Avrupa’da da oluyor bunlar merak etmeyin…. Gicik insanlar yazik ki her yerde var ;(

    • Ben buna çok üzüldüm.

      Elbette Türkiye’de de oluyor böyle şeyler. İster Türk olsun, ister Amerikalı, insanların böyle şeyler yapabilmesi, böyle kütük olabilmeleri çok üzücü…

      • evet elif abla,böyle insanların olması çok üzücü.
        bir de bu kesimde şöyle görüşler var;
        çocuğu olmadığı için anlamaz onlar diyen..
        çocuksuz olup, madem çocuğun var ceremesini sen çek gibi davranan…
        bunların hiçbirine gerek yok.
        ben piştim artık gibi sanki.. lohusa heyheyleri hala tepemde de olsa,o hüzünden dolayı kimi zaman cevap verecek gücü kendimde göremesem de, bu anlayışsız kütüklere kendi bencillikleriyle cevap veriyorum artık. onlara diyorum ki:
        “çocuğunuz olmadığından böylesiniz belki ama siz de hayata başlarken el kadar savunmasız bir bebektiniz, anneniz de muhakkak bu yollardan geçmiştir.”
        bu birkaç kişide tokat etkisi yarattı çok şükür, demek ki gelişime açıklar.

        lohusa heyheylerimden kısmen de olsa kurtulmayı size borçluyum buarada. 23ocak tarihli “lohusa sobesi” yazısı bi anda aslında normal oldugum gerceğini yüzüme çarptı. o günden beri daha keyfim yerinde, öperim bu yüzden;)

  17. Tam da “acaba buralardan gitmeli mi?” diye düşündüğüm bir dönemde çok ama çok iyi geldi bu yazı… İyi ki dönmüşsünüz, iyiki gözümü açmışsınız!

  18. Ama biz sizi ozledik 🙂 Simdi kim benim baby showerimi yapacak?

  19. Dört yıl gecikmeli bir “Hoş geldiniz!” o zaman. İyi ki dönmüşsün de Blogcu Anne olmuşsun. Dönmesen bunca insanı buraya toplyamazdın; “Emzirme Reformu” denilen hareket hiç başlamazdı. İyi ki dönmüşsün. Hoşgeldin 🙂

  20. Keşke annem dönüş yapmasaydı .

    Şimdi biz vize alıp oralara gitcez diye canımız çıkıyor.Adamlar siz 3. sınıfsınız paranız varsa Bilkentte okuyun vize vermyoruz diye yırtınıyor.

  21. Hepinize çoook teşekkür ederim “hoş geldin” mesajları için 🙂

  22. bu konu sanırım yurtdışında yaşamış insanlar için hep “acaba mı” ki diye kalacak içimizde ve biz “iyi ki dönmüşüz” diyeceğiz olumlu yanları düşünerek ama trafikte ya da ülkeye mahsus manyaklık anlarında o “acaba mı” çıkacak dışarı yine…

    ama sucuk yiyemezdik dönmeseydik di mi 😀

  23. Yaklasik 6 aydan beri Amerika’da yasiyoruz ve ustelik cocuk buyutmek icin de harika bir yerde. Temiz hava, anlayisli insanlar, bir suru cocuk parki, cocuk deyince akan sularin durmasi vs. Ama kis tatili icin Turkiyeye donerken ucaktan Ankara’ya baktim da, ‘Ne kadar cirkin bir sehir burasi ya. Ama seviyorum napiyim seviyorum iste’ dedim. Dunyanin en guzel yerine de gitsek, iyisiyle koyusuyle en guzel yer yine memleket. Ben de cok kiziyorum, buralarda surekli avukatlik yapiyorum, yapmak zorunda kaldigim icin de kiziyorum ama seviyorum iste. Iyi ki donmussunuz.Bizim gibi insanlar donmezse memlekete o kizdigimiz seyler nasil degisecek ama di mi? Ufak da olsa bir faydamiz dokunur belki..

  24. Merhaba, bence donmekten memnun olup olmama:
    1-dondugunuzdeki ekonomik sartlara
    2-aile/sosyal cevre destegine bagli
    Cevreniz varsa 2. madde tamamdir. O cevre size uygun is de ayarlar 1. madde de tamam olur.
    Yani Turkiyede ne oldugunuz, kapasiteniz degil, kimi bildiginiz onemlidir. Iste bu yuzden buyuk bir cogunlugumuz yurt disina geldik ve hala yurt disinda kalmaya devam ediyoruz. Yoksa simitti, sucuktu, bunlar detay. Saglicakla kalin.

  25. Vizontele’den:
    “Bir yeri seversen orasi dunyanin en guzel yeridir…
    Ama, dunyanin en guzel yerini sevmezsen, orasi dunyanin en guzel yeri degildir.”

    iste boyle birsey dogdugun yere ozlem…iyisiyle, kotusuyle biryeri sevmekle ilgili.

    Turkiye’ye donme arifemizdeyiz. O yuzden bogazima dugum dugum oturdu yazdiklarin Elif.

    Hepimize “keske”siz gunler dilegiyle…

  26. hoşgeldin,iyi ki geldin ve blogun var 🙂 çok doğru ve güzel noktalara değinmişsin.bir arkadaşında dediği gibi yardım etmeyen heryerde var ve diğer arkadşında dediği gibi genelde bayanlar yardım etmiyor.ben sıra versem de sıra hiç alamadım bayanlardan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: