Anneliğe alışmak

Anladık ki çokça anne doğumdan sonra şöyle güzelce bir sarsılıyor. Çoğu “lohusa hüznü” ya da “lohusa sendromu” denilen ruh haline gömülüyor. Bazıları için ise bu bir adım daha ileriye gidip “lohusa DEPRESYONU”na dönüşüyor.

Ama hüzün, ama depresyon, gerek daha önce yazdıklarıma, gerekse en son Derya’nın sobesine cevap olarak yazdığım yazıya gelen yorumlar ve özellikle de Selen’in yorumu beni bu konuyu biraz daha irdelemeye itti.

Demişti ki Selen:

2 ayin sonunda bogurerek 2 saat aglayip daha da aglamak istedigimi farkettigimde doktora gitmeye karar verdim. Psikyatristim lohusa sendromunu ikiye ayirdi. Lohusa huznu (aynen elifin dedigi gibi) ve lohusa depresyonu ki bu benim yasadigimdi. 3 ay kabus gibiydi, simdi ise bir masal yasiyorum. Sabah erken kalkacagim oglumu koklamak icin ama bir ara cok uzun bir yorum yazmaya niyetim var.

Ve işte o “uzun yorum”u aşağıda.

Anneliğe Alışmak

Anneliğe alışmak benim için oldukça zor bir süreçti ama birazdan anlatacağım hikâyem mutlu sonla bitiyor.

Öncelikle 1,5 sene öncesine gidelim. Eşimle hiçbir zaman tam olarak hazır hissedemeyeceğimize, bunu beklememeye ve artık şartlarımız da uygun olduğu için hamile kalmaya karar verdik. Etrafımda herkes 6-18 ay uğraşmıştı, bense “dakka bir, gol bir” diyerek beklemediğim bir anda hamile kalmıştım. Sarıldık, mutluyduk, 9 ay boyunca. Bebeğimin anne karnındaki gelişimini hafta hafta takip ettim, hiçbir şeyi kafama takmadan keyifli bir şekilde hayatıma devam ettim. Sigara ve alkol gitmiş, mutluluk hormonu gelmişti yerine. Tabi ki normal doğum yapacaktım, bu bir karar bile değildi, normaldi.

O gün hayatımın en güzel günüydü, bağıra çağıra doğurdum! Kocam yanımda, ailem yanımda ve sonunda oğlum yanımda. İlk gün geçti harala gürele hastanede. Gelen giden gürültü yaptıkça Cem mışıl mışıl uyudu.

Ve sonra akşam oldu… Bir mızıldanma, bir şikâyet, bir ağlama başladı ki sormayın. O an şunu fark ettim, ben bebeklerle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Yani hamileliği iyi araştırmıştım ama yeni doğmuş bir bebek ne yapar, ne eder bilmiyordum. Çevremde hiç bebek büyümemişti. 3-4 arkadaşımın çocuğu vardı ama bebekleriyle yaşadıklarının bir parçası olmamıştım. Ablamın ikizleri vardı ama çok yakın olmadığımızdan az görmüştüm ve ablamdan, annemden ve bakıcılardan bana hiç sıra gelmemişti. Yani ben sudan çıkmış balıktım. Hiç gözlemlememiş, hiç okumamıştım. Eeee, ne de olsa büyüyünce anne olacaktım.

Fiziksel bir rahatsızlıktan dolayı bir ay boyunca yattım. Doğumda kuyruk sokumum kırılmıştı çünkü meğer ben çocukken kırmışım orayı ve farkına varmamışız. Oğlumu kucağıma alamıyordum, yatarak emziriyordum ve biz bunu pek de beceremiyorduk. Diğer zamanlarda o ağlıyordu, eşim onu susturmaya çalışıyordu… Annem bu süre bizdeydi, evle ilgileniyordu. O dönem çok net değil, bir karmaşadır gitti. Bir ayın sonunda ben iyileştim, ayaklandım. Annem yazlığa kaçtı, neyse ki eşim vardı ama Cem ağlıyordu. Hep… 11 saat emzirdim bir gün sussun diye, bu arada her gün 1-2 kez ağlıyordum. Uyumuyordum, uyuduğumda rüyamda Cem’in ağlamasını duyuyordum. Hayatım alt üst olmuştu. Sürekli emzirmeliydim, yoksa ağlıyordu. Yapayalnızdım, kucağımda rahat etmeyen bebeğimle yapayalnız hissediyordum. Eski hayatımı düşünüp ağlıyordum. Ben arkadaş, ben eş, kardeş, çocuk, kolejli, tasarımcı, gezenti, reklamcıydım. Şimdi hayatım bitmişti. Sadece emzirmem gerekiyordu ve bunu da beceremiyordum.

Ağlıyordu, hep ağlıyordu. Ben de ağlıyordum, her geçen gün daha fazla… Önceleri ona bir şey olsa atlatır hayatıma devam edebilirim diye düşündüğüm oldu. Sonra tabii ki bu söz konusu değildi. Ben hayatta olmasam… Ona bakardı birileri, benden daha iyi. Çünkü ben yapamıyordum, yapamıyordum. Ben anne olamıyordum, ne yapmıştım. Ben anne olacak biri değilmişim diyordum sürekli. Giderek içime kapanıyordum. Cem artık 2 aylıktı ve ikimiz de hâlâ ağlıyorduk. Bir gün eve sığamadım, içim şişmişti sanki, kendimi yağmurlu bir günde sokağa attım. Eşim son anda arabanın anahtarını tutuşturmuştu elime. 2 saat arabada oturdum, ağladım, ağladım. Gözyaşlarım oluk oluk aktı ve 2 saatin sonunda dinmedi. En ufak bir rahatlama yaşamamıştım. Sadece daha çok ağlamak istiyordum. Ve o gün yardım almaya karar verdim. 2 gün sonra doktora gittim, lohusalık hüznünü aşıp depresyona güzelce geçiş yapmıştım. İlaç verdi doktor. Bu arada annem ve babam Bodrum’daki yazlıklarından geldiler ve Cem ile beni alıp Bodrum’a götürdüler.

Sonra ne mi oldu?

Sonrası dipten çıkış. Öncelikle Cem 3 ayını bitirirken sürekli ve kolik ağlamaları geçti. Gözlerime bakmaya ve hatta gülmeye başladı. Her ikimiz de bütün gün açık havadaydık ve ben giderek daha mutlu hissetmeye başladım. Ben düzeldikçe ve o büyüyüp dünyaya alıştıkça onu anlamaya başladım. Anne-çocuk empatisini sonunda yaşamaya başladık. Bu arada doktorumun tavsiyesiyle okuduğum bir kitabın da çok faydası oldu. Klişe ve sıradan bir insan olamamıştım hiçbir zaman ve şimdi anneliğimi de kendimce yaşayabilirdim. Bunu fark etmek benim ışığı görmem oldu. Oğlumu anlamak, uyutabilmek, yedirebilmek ve bunu standart olmadan yapabilmek beni gururlandırıyordu artık.

Kendime vakit ayırmam gerektiğini fark ettim. Cem’i annemin yardımcısına bırakıp 1-2 saat denize gidiyordum, akşam o uyuduktan sonra yemeğe çıkıyordum. En basitinden, banyo yaparken suyun altında 2-3 dakika öyle duruyordum. Durmayı tekrar öğrendim. 2 hafta sonra eşim yanımıza geldiğinde artık ağlamıyordum!

Geriye dönüp bakıyorum sık sık, düşünüyorum ne oldu, neden oldu. Sürekli yeni annelerle konuşuyorum, benim yaşadıklarımı yaşatmamayı misyon edindim kendime.

Öncelikle hamileliğiniz boyunca bebek bakımı, bebekli hayatla ilgili olarak tecrübeli insanlarla konuşun, araştırın, okuyun ki benim gibi şaşırmayın. Her türlü yardımı ilk günden kabul edin. Eşinizin omzunda rahatlamaya çalışın. Konuşun onunla, hislerinizi anlatın. Tecrübeli arkadaşlarınızdan destek alın, bu sadece telefonda 10 dakika muhabbet bile olabilir. Uyuyun, her fırsatta dinlenin. Ve inanılmaz gelse bile zamanla her şeyin daha güzel olacağına inanın.

Şimdiye gelirsek, ben, sevgili kocam, oğlum ve kedim mutlu bir aileyiz. Tabii ki hayat hala çok zor. Ama bir o kadar da güzel. Uyandığımda oğlumu özlemiş oluyorum. Onu düşününce kalbim çarpıyor. Tekrar çalışmaya başladım, kendim oldum. Cem de kendi oldu. Hayatım beklediğimin çok çok ötesinde değişti. Ama buna sonuna kadar değdi. Bundan seneler önce hayattaki tek amacımın mutlu ölmek olduğuna karar vermiştim. Ve şimdi bunun için mutlu yaşıyorum. Her geçen gün daha güzel, her geçen gün daha rahat, her geçen gün daha mutlu.

– Selen Çatılı Alper

Bana çokça mail geliyor: Yaşım ilerliyor. Çocuk yapmam gerektiğini düşünüyorum, hazır mıyım, bilmiyorum. İyi bir anne olacak mıyım? gibi…

Bir okurum “Annemi çok küçük yaşta kaybettim. Önümde anne figürü yok, anneliğin altından kalkabilir miyim bilmiyorum” demişti.

Selen’in yukarıdaki yazısı “Anne doğulmaz, olunur” söylemini destekler nitelikte. Cesaret veriyor.

Teşekkürler Selen. Böyle içten bir yazıyı paylaşmama izin verdiğin için.

Reklamlar

59 Yanıt

  1. Tesekkurler Selen.. Beninde yasadigimi kisaca ozetlemissin.. Ben annemi yazliga kactigi icin hic affedemedim simdi oglum 1 yasinda hala o donem beni anlamadiklari ve yanliz biraktiklari icin icten icten sogugum uzaklastim ailemden.. İcimdeki bu kirginlik gectiginde, unuttugumda bende eakisi gibi iyi olurum ama biraz daha var sanki..

  2. Bence hamilelik donemi bir kadının kendini en özel hissettiği bir donem . Fakat lohusalik ise en zorlandığı bir donem olabiliyor.ben sağlıkçı olup sürekli bebekler ve gebelerle beraber olan biri olarak lohusalik surecim cok ama cok zor geçirdim 40gun denilen süre gercekten bebeğin annetyw annenin dr bebeğine alıştığı bir donem bu süre icinde bebekte düzen oluşturacaksın, gelen gidenle uğraşmak senin düzenin bozuluyor. Bunlarinhepsi o 40 gün icinde yavaş yavaş düzene giriyor.psikoog arkadaşımın söylediği su; 40 içindeki kaygılar lohusalk huznu ama 40 gün gecti halen devam ediyor.
    O zaman mutlaka destek almak gerekir. Buu donemde en önemli gorev eslere düşüyor. Esler destek olmalı, baktı isler kotulesiyor.o zaman eşi icin profesyonel destek sağlamalı.

  3. selenin doktorunun tavsiyesiyle okuduğu kitap neymiş acaba?

  4. Ben, kızım 3 aylıkken saçlarımın çok büyük bir kısmını başımın üstünde toplayıp bir makas atıvermiştim banyo yaparken. Banyodan çıktığımda eşim şoka girmiştİ.

    Nasıl bir kimya bilmiyorum bu lohusalık olayı ama o dönemde akıttığım gözyaşının haddi hesabı yoktur ki benim kızım kolik değildi, gece-gündüz ayrımını 15 günlükken yapmış ve geceleri en az 2 saat aralıksız uyumama müsaade eden bir bebekti. Yani bu ruh daralması sadece zor bebeklerde ortaya çıkmıyor sanırım. Tamamen önünüzdeki “çocuklu hayat” fikri bile yetiyor sanırım ruh haletinizin bozulmasına.

    • Sezen, bu nasıl bir duyguydu? Saçlarını tutup da kesmek yani. Hep yapmak istemişimdir. Hoş, şimdi kesecek saçım kalmadı.

      Nasıl hissettin sonunda? Rahatladın mı?

      • Aslında o anda yani keserken çok güzel ve zevkliydi; saçlarımı kesip ondan sonra banyo yapmaya devam ettim, kısa saçı yıkamak malum çok zevklidir. Ancak ne zaman banyodan çıktım ve eşim “ne yaptın kendine” deyince anladım olayın vehametini. Çünkü tepede toplayıp kestiğim saçlar kahkül boyutunda bile değildi ve tepemde bir kuş yuvası varmış gibi gözüküyordu. Defalarca kuaföre gitmek zorunda kaldım o saçları düzelttirmek için 🙂 Bu saç kesme olayından 3 ay sonra kuzenim evlendi ve benim saçlarım hiçbir şekle sokulamadı düğün için.

        Açıkcası asla tavsiye etmiyorum. Yeni doğum yapmış olmanın verdiği o kötü görünüm (kilolar, şiş karın, uykusuzluğun verdiği çökmüş yüz ifadesi vs) duygusuda etkiledi sanırım beni ve aynı şey hissedilirse bir kuaföre gidip şöyle güzel bir bakım yaptırmak insanı depresyondan bile çıkarabilir bence.

  5. Ben de aynısını yaşadım. Kızım kolikti. Annem,kendi annem bile kızım her ağladığında bana neden ağlııyor bu diye sordu. Daha 10 gunluk bebek nerden bilebilirim. Zaten 40 gün bile dayanamadı annem istanbul a geri döndü. Kocamla aramız çok iyi olmasına bana hiçbir desteği olmadı. O benden çok lohusa oldu. Sankı o doğurmuş gibiydi. Kızım uyumuyordu benımde 11 saat emzirdiğim günler oldu. Gece gündüz kızım ağladıkça ben ağladım. Tek mutlu olduğum yer ya tuvalet ya banyoydu, ondada yine ağlama seslerini duyunca bende ağlamaya başlıyordm. 3 ay geçti 5-6 ay oldu ama kızım çok mızmız , hiç bir şeyden mutlu olmuyor yalnızca ağlıyordu. Doktorlar karakteri böyle dedi. Neyseki sağlığı yerinde dedim. Onu gören bana sabır diliyordu çünkü evimde duramıyorlardı. Ben gidincede kendim rahat etmiyordum bana sürekli ”ağlaması insanı huzursuz ediyor” diyorlardı. İnsanlardan nefret ettim artık. Ve bu yüzden hiçbir şekilde yardım isteyemedim. Herkesin rahatını kaçırıyormuşum gibi düşünmeye başladım.
    Sağlık ocağına her ay gidişimizde bazı sorular soruyorlardı. Nasılsın diyorlardı bana. Annelik nasıl gidiyor, bebeğinle konuşuyor musun? tüm sorularımın cevabı evet iyiyim di. Utandım kötüyüm demeye utandım çünkü . Belki yalnız olsam söylicem, belki eşimden utandım, belki kendimden saçma ama utandım işte. kötüyüm demeye.
    Bebeğim 6 aylık oldu ama ben hala kırkının çıkmasını bekliyorum sanki demeye utandım işte.

    6 ay sonunda kendine gel artık dedim. istanbul a ailemin yanına gittim uçakta kızım ağladı ağladı tek derdi uykusu vardı ve her uykuya ağlayarak dalıyordu. uçaktaki teyze ”niye bunu yanında taşıyorsun herkesi rahatsız etti pis” dedi. içimden yeter çığlıkları atıyordum. 1 ay dinlendim döndüğümde daha iyiydim. Psikolojik yardım almadığım için çalışmaya başlayınca yıne ilk gunlere geri döndüm bir ara ama toparladım kendimce..
    Ben Antalya Kemer de yaşıyorum 4 yıldır. Bu küçücük yerde psikolojik destek alacak bir yer yok.

    Şimdi kızım 14 aylık tabi artık daha iyiyiz. şimdi daha mutluyuz. Herşey daha kolaylaştı. Dün akşam kızımı uyuturken çok şükür bitti diyordum. Kızım yolda gördüğü herkese gülücük saçan,hayvanları çok seven uyumlu ve mutlu bir bebek. Bende çok mutluyum iyiki o benım kızım. Zaman herşeyin ilacıymış.

    • öncelikle atlatmanıza çok sevindim. uçaktaki teyzeye ise inanamadım! O nasıl bir terbiyesizliktir; ne demek “bunu niye yanında taşıyorsun, herkesi rahatsız etti, pis1” “Sensin pis!” demediniz mi, “rahatsız oluyorsanız özel aracınızla seyahat edin” demediniz mi? Tabi o andaki ruh haliyle bunları düşünememiş olabilirsiniz, yanlış anlamayın, size değil teyzeye kızıyorum. Parçalardım herhalde orda onu, hele de o sinirle ağzımdan çıkanı kulağım duymazdı herhalşde! Allahım, ne insanlar var ya…Yerimde duramıyorum şu anda sinirden, nefret edilesi insanlar bunlar; dünya onlardan ne kadar rahatsız ondan haberleri var mı acaba? Küçücük çocukla uğraşacaklarına kendilerine baksınlar dünyaya ne kadar rahat / rahatsızlık veriyorlar!!! Siniiiirrrrrrr :((((

    • Merve – bunu hatırlıyorum! Nerede söylemiştin, emziren anneler grubu muydu, neresiydi unuttum şimdi, ama bu olayı unutmadım. Ve hala inanamıyorum!

      Kendisi uçaktan atlayıverseymiş keşke.

      • evet elif hanım. facebook ta yazmıştım. duymamazlıktan gelmeye çalıştım yaşlı diye tek verdiğim cevap ‘ne yapayım’ oldu. nasıl kalmışım susmuşum bende şaşırıyorum. neyseki diğer yolcular çok anlayışlı davrandılar biz rahatsız olmadık dediler. ondan belkide susabildim.

        • Bana da kal gelir böyle zamanlarda. Ne diyeceğimi bilemem. Aklıma sonradan gelir bir sürü şey “keşke şöyle deseydim, böyle deseydim” diye.

    • güzelim,sabrın anneliğinden gelmiş.o güçle ayakta durmuşsun.kızım da ilk 40 gün ağladığında tıpkı senin annen gibi benim annem de niye ağlıyor bu deyip durdu.40ı çıkmadan kaçtı zaten:(sen kişilik olarak sessiz ,uyumlu biri olmalısın.onca lafa söze rağmen gıkın çıkmamış.hele o uçaktaki moloza nasıl tepki koymadıysan:)pis kadın.Allah onun da başına versin inşallah.çok ama çok mutlu seneler dilerim kızına ve ailene…

  6. kuyruk sokumuna kadar aynı hikayemiz neredeyse (benimki çıkık) bir de benim anne durumu farklı. o kalmak istiyordu ben gönderdim çünkü kalması daha bunalıma sokucuydu. benimki 4. ayın sonunda bitti. sanırım hormonların gerilemesinden. hamileliğe iyi hazırlanıp bebekli hayata yeterince hazırlanmamak kısmına çok katılıyorum çok.

  7. Arkadaşlar yorumlarınızı okudukça bu kadar mı aynı olur dedim benim yaşadıklarımı başkası yaşamadı sanıyordum tek mutsuz olan benim sanıyordum..çevremdeki doğum yapanlara bakıyordum benim gibi huzunlu olan çocuğun ağlamasını durduramayan bebeği uyumayan yoktu 😦 aslında varmış…bende atlattım o günleri belki depresyondaydım bilemiyorum psikoloğa gitmedim ama iyileştim bişekilde 🙂 artık çok mutluyum oğlumla çok iyi anlaşıyoruz eşimle de öyle ama o günler çok zordu 😦 ömrünün en güzel günlerini kabusa çeviren bir durum lohusalık :(:(:(

  8. ben de doğum sonrası yaşadıklarımı yazsam roman olur gerçekten herhalde. eskisiyle kıyaslanamaz tabi (oğlum artık 1,5 yaşında) ama ben hala depresyondan tam olarak çıkabilmiş hissedemiyorum kendimi.
    ben 1 yılın sonunda psikolog desteği aldım ama hala annelik bana süper keyifli birşey gelmiyor her zaman (itiraf!)
    pekçok şey yoluna girmiş olsa dahi insanın o ilk ayların (özellikle ilk üç ay) etkisini üzerinden atabilmesi güç. hala zaman zaman o dönemde hissettiğim çaresizliği, yalnızlığı, pişmanlıkları, nankör hissetme ve kendinden (ve hatta bebekten) nefret etme hallerini hatırladıkça gözyaşlarıma engel olamıyorum.
    hala daha yeni doğum yapmış birileri daha ilk gününde “annelik süper birşey, allah herkese nasip etsin!” dediğinde ona dünyanın en büyük yalancılarından biriymiş gibi bakıyorum, çünkü bence de gerçekten anne doğulmuyor, anne olunuyor (ya da olunamıyor).

  9. herkes nerdeyse ” ben de ..” demiş.. ben de eksik kalmayayım dedim 🙂 harfi harfine aynı hisler yaşanır mı, yaşanıyormuş demekki ! göz yaşlarıyla okudum ama şükür ki artık gülümseyerek 🙂

  10. içimi kararttınız sağolun 😦

    • Icin kararmasin. Bu herkese olmuyor. Hatta olabilecegini bilmemek olmamasia yarayabiliyor. Ayrica bastan soyledigim gibi, bu bir mutlu son 🙂

      • mutlu sonumuz ne zaman olcak belli değil ama 😦 4. ayımızdayız, her gün gaz, kaka ve uyku problemleri.. oğlum günde toplam 3-4 saat uyuyor, uykusuzluktan beyin hücrelerim işlevini kaybediyor artık. önce 40ı çıkınca düzelir dediler, olmadı. 3. ay bitsin düzelcek dediler yine olmadı. bana yalan söylediler, kaderden bahsetmedileeeeerrrr diye şarkı söylicem yakında kafama bir huni takıp :S

        • şekerim benim oğlumda aynıydı sadece kucağımda uyuyordu. ailedeki bilir kişiler önce 40 gün sonra 3 ay sonrada 4 ay dediler ve bu tam 5 ay sürdü. dr.muza sorduğumda “sonsuza kadar devam etmiyor, bebeğin istediği zaman kucağına alacaksın” demiş ve telefonu kapatmıştı. ve ben o telefonun ardından küfürü basmıştım. ve inan bana “bebek gibi mışıl mışıl uyuma” değimi tamamen yalan. ama oğluşum bu gün 1 yaşını bitiriyor herşey daha kolay, gecen gün Elifin dediği gibi hayatın normale dönmeye başlaması bu miniklerin büyüdüğünü gösteriyor, ama buda insanı üzüyor…. anneliğin bir orta yolu yok… her hali ile karmaşık duygular yaşatıyor insana….. 🙂 en güzeli burdan yalnız olmadığımızı görmek…

  11. empati yapmama hiç gerek kalmadan okuduğum bir yazı bu.

    bu bir tırtılın kelebeğe dönüşürken çektiği acılar işte.

    bir kadının anneye dönüşmesi ne zor, ne sancılı, ne kadar ağır değil mi?

    atlatabildiğimiz için şanslıyız biz. atlatamayıp intihar edenler, çocuklarını öldürenler var, çok şanslıyız gerçekten. bu dönem hakkında annelerin çevresindeki kişilerin çok bilinçli olması lazım.

  12. ben de doğum sonrası depresyon yaşadım. kendime gelmem uzun sürdü. yazıyı yazan arkadaşa katılıyorum.
    anne olmak güzel ve zor bir süreç.
    sağlıklı güzel bir hayat dilerim.
    sevgiler
    gorki

  13. kuzum bugün üç ayını bitiriyor… insanlar bana annelik bebek emzirmek ne güzel şey dediğinde hala küfürediyorlarmış gibi geliyor…. üç ay boyunca yalnızdım…. eşim bana hiç destek olmadı duygusal olarak… hatta yılbaşında arkadaşlarıyla eylenmeye gitti… 😦 bebeğim doduğundan beri çok mutsuzum…. geçecek diyorlar ama inanmak çok zor…. bağıra bağıra ağlamak istiyorum…. nefes alamıyorum… herşey bitmiş gibi…. :(((((((((

    • yukarıda da yazdığım gibi ben 1 yılın sonunda psikoloğa gittim ve daha önce gitmediğim için pişman oldum gerçekten. bana da herşey bitmiş, bir daha hayattan hiç keyif alamayacakmışım gibi geliyordu. imkanınız varsa bir an önce bir psikologla görüşün bence.
      ve mutlaka ama mutlaka yanınıza destek olabilecek birilerini (anne, teyze, kızkardeş, yakın arkadaş vb.) çağırın ara ara. insanın bu konuda hiç gurur yapmaması gereken bir dönemmiş lohusalık, ben sonradan anladım. evinizde birisi yemeğinizi yapsa veya bir saat bebekle ilgilense bile bir nefes alırsınız.
      inanması zor gerçekten ama geçiyor yavaş yavaş…
      çok kolay gelsin…

    • Yasmina umarim bu yaziyla sunlara dikkatini cekebilmisimdir:
      1. Yardim alabilirsin
      2. Bebekle ilgili cevrenden destek iste
      3. Esinle mutlaka konus

    • eşin dayak istiyor herhalde. biz de yakın zamanda 3. ayımızı bitirdik. sonsuza kadar deforme olmuş ve şişkin bir vücutla, bir ameliyat iziyle dolaşacağımı düşünüyorum. iki kişilik hayatımız tamamen bozuldu, kocama değil kendime bile ayırcak zamanım yok, zor bir çocuğum var. emzirmekten bıktım, memelerimden tiksiniyorum artık. of seni çok iyi anlıyorum 😦

    • Yasmina, lütfen yukarıdaki önerileri dikkate al.

    • bebeginle zaman geçirdikçe o daha farklılaşıp daha uyumlu oldukça rahatlıcaksın..bende televizyonda birilerinin kapısına çocugunu bırakanları görüpte ”bu nasıl bir vicdan” diyen eşime hissizce ” nie nolmuş ki bende öyle bir durumda bırakırdım” diyecek kadar psikolojisi bozulmuş biriydim..kızım 1 yaşına kadar da bu duygum ve düşüncem sürdü..ve anladım ki büyüdükçe insan çocuğuna daha da bağlanıyormuş..eşinin duyarsızlığına üzüldüm en kısa zamanda aklının başına gelmesini diliyorum

  14. ilk bebeğimde bende selen’in gibi oldum. uzun süren bebek sahibi olma çalışmaları sorunlu hamilelik sırasında hamileliğe o kadar odaklanmışım ki doğumdan sonra neolcak kısmını resmen atlamışım.
    aynen sudan çıkmış balık gibiydim. kızımçok gazlıydı saatlerce emerdi. 3 ay resmen kabusdu. Selen kadar şanslı değilim profesyonel yardım almam gerektiğini farkedemedim. ama sonra kızım dünyaya alışmaya gülmeye başladı. benim dünyamda da güneş açtı.başka bir boyuta geçtik sanki.
    oğlumda başımagelceklerden haberdardım. çok daha rahat atlattık odönemi
    şimdi onlarsız bir hayat düşünemiyorum. allah hepimizin çocuklarına sağlık mutluluk versin.

  15. Bizim kabusumuz ise 3 ay sürdü.. Yanında memelerin ağrılarıyla beraber.. aylarca 40 dakikada bir 1 saat emdi oğlum.. Ben ağlardım o emerken acıdan.. Annem hep yanımdaydı 40 gün ama hiç bebek bakmamış gibiydi, herşeyini ben yaptım. O sadece yemek yaptı.. Sıkıntıdan ültiker bile olup kortizonlar yedim damardan günlerce.. Anne olmak zor iş gerçekten de..

  16. […] ilgili beni sobeleyen falan olmadı ama fahri ilham perim Blogcu Anne’nin bugünkü yazısı beni dürttü resmen. Selen, yazısında lohusalık hüznünün nasıl lohusa depresyonuna […]

  17. Hamilelik doneminde okudugum bier kitapta dogum sonrasi donem icin ” tum hamilelik boyunca prenses loan anne dogma birlikte bier and a kulkedisine donusur” yaziyordu. Bu cumuli aklimda cook yer etmis bence cok guzzle bier tespit. Kendimi bun cok hazirlamistim simdi Derin kizim 1aylik ve Ben bu doneminde en az hasarla atlatmaya calisiyorum

  18. hikayeler hep benziyo birbirine ama benimki benzemiyo suçlu hissettim kendimi şimdi. belki bunları söylemek için biraz erkendir çünkü bebeğim henüz 21 günlük belki oyüzden güzel gidiyordur şimdilik. sakin bir bebek. benim etrafımda çok bebek vardı ona rağmen ablamın bebeğini bile kucağıma alamamıştım ilk gördüğümde zarar verrim yada kızarlar diye (tuhaf). kızım doğduğunda hastanede uzandığım yerden bebeğe doğru bakarak bu bebek benim mi diye suruyordum kendime 2. gün eve gittik ve ben sanki 40 yıllık anneydim ablam ve kayınvalidem vardı ablam oğlundan dolayı pek yardımcı olamıyordu bana kayınvalidem ise sanki hiç çocuk doğurmamış çocuk bakmamış sinir oluyordum ama bir yandan bebeğimle sadece ben ilgilendiğim için çok mutlu oluyordumsanki onu kıskanıyordum herkesten (babası hariç) babası kucağına aldığında gurur duyuyordum kızımla halada öyle. şimdi herkes gitti. başbaşayız. gece uykusu bozuldu gibi ama düzelir inşallah. şuan uyuyor. çok uzattım biliyorum ama şimdide lohusalıktan bahsedeyim aslında çok depresif bir yapım var ama şimdiki ben çok farklı çok iyi hissediyorum şey dışında: bebek 16 günlük falan akşam 9 gibi ben emziriyorum kızım bir türlü bırakmıyo memeyi uyumuyor kocam karşıdaki kanepede uzanmış ona gitmek yanıza uzanmak ona dokunmak istiyorum ama kızım.. o z aman ağlamak istedim. bide ben mecburen bebekle ayrı odada yatıyorum bir gece yanına gitmtk istedim kızım o gece çok az uyudu yalnız bırakmamk için gitmedim eşimin yanına o zmanda ağlamak istedim. bide ev alacaktık ev sahibi fiyatkonusunda anlaşmamıza ramen başkasına satmış evi ona da çok sinirlendim tam ağlayacaktım o sırada marketteydik ağlayamadım. birgün patlayacam.

  19. Imla hatalari icin cok ozur dilerim blogcuanne i pad hismina ugradim

  20. bende selen gibi ilk 2 ayin sonunda yardim alanlardanim,ben annemi ikinci bebegimi ogrendigim ay kaybettim,bebegimi goremedi,yurtdisinda yasadigim icin aileden uzak ve yanlizdim,dogumum sezeryanla oldu cunku bebegim donmedi,zaten ilkide sezeryan olmustu.tek basimizaydik yanliz esim,oglum ve ben,tum bunlarin ustune bebegim hic emmedi,deliler gibi cabaladik,her seyi denedik birturlu almadi,ben yanliz ve deliler gibi aglayan bir modtaydim,kayinvalidem dogumdan uc gun once gelip ben besince gunu hastaneden cikip eve geldigimde ,iki gun sonra gidecegini soyledi ve gitti,
    guclu ,basarili bir is kadini gitmis aglak ve ne yapacagini bilmeyen biri olmustum,bebegim 3,haftasinda barsak ve mide arasindaki zarin kapali olamasi nedeniyle ameliyat oldu.bunuda tek basimiza atlattik,ama artik ben bitmistim,hastane odasinda bebegime bakarken ,herseye ve herkese lanet okuyordum.ustelik bu ikinci anne olusumdu yani tecrubesizde degildim.ama o birseyelr ters gitmeye baslamisti.hastane odasinda bebek hemsiresinin destegiyle yardim almaya karar verdim.esimin ailesi dahil herkesi hayatimdan cikardim.ve sonunda bebegim iki aylikken doktora gittim,tabii bir anda mucize olmuyor ama doktorum sayesinde tekrar dogdum,yasadigim herseyi arkamda birakip bebegimle ,buyuk oglumla ve esimle yeniden ve cok uzaklarda baska yasam kurdum.herseyden once anne olmanin bir kadin oldugumu unutturmasina izin vermedim.kendime de zaman ayirdim.heryere hep beraber gittik,bol bol gezdik.zamanla hayatin akisina uyum sagladik,esim ve oglum tabii bu surecte en buyuk destekcim oldu,biz tek basimiza basardik.soylemek istedigim sey bu lohusa depresyonu sadece yeni annelerde gorulen bir sey degil.kacinci dogumunuz olursa olsun bu durumla karsilasabiliyorsunuz,lutfen yardim almaktan kacinmayin.yardim aldiginiz takdirde herseyi cok kolay atlatabilirsiniz.

    • anlayışlı eş kesinlikle bir avantaj.

      ben annesi yüzünden eşime alyansımı teslim etmiştim oğlum 3 günlükken. kapıyı arkandan çek deyivermiştim. çünkü ne yardan geçebiliyordu ne serden. önceliklerini belirleyebilecek olgunlukta değildi o zaman. annesiyle benim aramda kalmıştı. hem onun ediklerini yapmak istiyordu, hem benim üzülmemi istemiyordu ama ikisi aynı anda mümkün değildi. çok yıpratıcı bir süreç bu. çok gurur yapan birisi olsaydı şimdi evli değildik, o da ayrı bir şey tabii, minnettarım ona bu konuda.

    • İyi bir ek olmus. Ben planlamiyorum ama 2.de ilk kez yasayanlae sasirnasin degil
      mi?

  21. oğlum 23 günlük, hayatım korku filmi gibi. bebeğim sorunsuz 2 saat uyusa ‘ya uyanınca bir daha uymazsa?’ diyerek o zaman dilimini kendime zehir ediyorum 😦 bebeğim biraz daha büyüdüğünde uyanık kaldığı saatler giderek artacak ve o zaman her şey çok daha kötü olaak gibi geliyor. inşallah burda anlatılanlar gibi tünelin sonunda ışık vardır…

    • segili reyhane prophetic’e yaptığım yorumu oku lütfen…. bu yolun sonunda yukarda arkadaşların dediği gibi rengarenk kelebekler var….

    • Reyhane bu durum da vardi. Ya uyanirsa stresinden dinlenemiyordum. Gordugum kadariyla zamanlar degisse de elbet duzeliyor. O hayata sen ona alisacaksiniz, soz veriyorum 🙂

  22. Aşağı yukarı aynı şeyleri yaşarken, “ne yaptık allahım biz?!” diye ağlarken, sadece hamilelik ve normal doğuma odaklandığım için kendimi salak gibi hissederken hep düşünürdüm: Neden daha önce bunları yaşamış birisi duymadım ben? Neden kimse anlatmadı bana bunun çok zor olduğunu? Herkes saklıyor mu bu yaşadıklarını? Ve yorumumu yapmıştım: Annelik ulvi bir görev ya, insanlar saklıyor bu sıkıntılarını..Herkesin dilinde bir “ah meleğim doğduğu an ona aşık oldum, hayatım harika oldu, çiçek, böcek, gökkuşakları..Ya herkes çok yapmacıktı, yada ben hakikaten beceriksiz, cibiliyetsiz biriydim..işte o kadar..

    Arda kolik değildi ama meme ucu yaralarım berbattı..Her emzirme bir işkenceydi, ağlaya ağlata, yumruklarımı dişleye dişleye geçti o günler..Duş yapamaz, havluya sarınamazdım..uykusuzluk, evdeki düzeni yitirme, eski hayatı özleme, terli terli süt kokma, ne giyeceğini bilememe zaten klasiklerden..

    Datça’ da kendime geldim ben de. 3. ayın içinde yaralar iyileşti, yazlık yer havamı değiştirdi..gece nispeten uzun uykulara geçildi..Derken iş pek keyiflenmeye başladı..tabiiki önceki hayatla alakası yok hayatımızın, çok zorlandığımız da oluyor ama şimdi herşeye değer diyebiliyorsun..Mesela o dönem hayatta bir daha doğurmam diyen ben şimdi ikinciye hamileyim..Gözümü korkutmuyor mu lohusalık? Tabii ki korkutuyor ama biliyorum ki geçecek, süreli bir zaman olacak ve sonrasında harika vakitler bizi bekliyor olacak ..
    Son olarak, şu an o kadar keyifliyim ki oğlumla, diyorum hep, şöyle 2 yaş civarı gelseler bir sürü isteyebilirim aslında 🙂

  23. Biz aslında 2 ayda düzene girmiştik. Ve annem hep yanımda hep destekti, ki hala öyle, kızım 20 aylık. Ama yine de başa çıkamadım ve psikoloktan destek aldım. Çünkü bu büyük ama çok büyük bir değişim ve kolay atlatılamıyor. O nedenle 2-3 seans da olsa herkese tavsiyem destek almaları. Bu kesinlikle şımarıklık vs değil, dönüşümün kaldırılamaması. Ben merak ediyorum esas eşlerimiz doğum yapsaydı neler olurdu:)

  24. Ben de doğumdan sonra ilk hafta çok kötü olmuştum. Sürekli ağlıyordum. Sonra bir anda kendime geldim ve ağlamalarım sona erdi. Ama hala tam olarak atlatabilmiş değilim lohusalık psikolojisini. Oğlum şu anda 4,5 aylık. Daha geçen hafta kendimi banyoya kapatıp yarım saat ağladım. Sebebi nedir bilinmez. Oğlumla aramız çok iyi. Onunla bütün günü birlikte geçirmekten çok keyif alıyorum. Ama etrafımda çok az arkadaşımın olması, bütün günü oğlumla konuşarak geçirip akşam da eşimle veya herhangi biriyle konuşamadan günü sonlandırmak beni biraz bunalıma itiyor. Ama esas sebebi yalnızlık. En sevmediğim şeydi, yavaş yavaş alışıyorum. Aslında bu bunalımlar dönem dönem tamamen geçiyor ama zorlu zamanlarda hemen hortlayıveriyorlar. Tamamen geçecekler mi acaba, bekliyorum…

  25. Bu yaziyi ve yorumlari okumak beni cok rahatlatti cunku dogum sonrasi gercekten aklimi kaciracagimi dusundugum zamanlar oldu. Ancak, benim sorunlarim lohusaliktan ote, evlilik problemlerinden dolayi hamileyken basladi. Saglik bakimindan cok sorunsuz bir hamilelik gecirmeme ragmen, hamilelik doneminde kendisi yabanci olan esimle aramiz issizlik (ikimizin de), hazir paradan yeme, belirsizlik, onun babasinin agir hastaligi, olumu ve sekiz aylik hamileyken babasina bakmak icin ulkesine gitmesi uzerine baska bir sehirde oturan annemlere tasinmak zorunda kalmam yuzunden cok acildi. Daha yeni sayilabilecek evliligimizde zaten daha onceden de sorunlar vardi. Bir de bu donemde, ben is buldum ve o bulamadi, bu da aramizda kotu bir rekabet yaratti. ..Hamileligin son aylari artik sanki iki yabanci olmustuk, birbirine karsi hic de olumlu duygulari olmayan iki yabanci. Kendimi cok kotu hissediyordum ama bunu ailemle de paylasamiyordum. Hatta biraz uzulsem, empati yoksunu annemden surekli azar isitiyordum…Hamileligin son zamanlari hayatimin en yanliz donemi olmustu ve yakinimda olan herkesle aram acikti..Konusabilmek icin surekli benden uzakta olan arkadaslarimi ariyordum cep telefonuyla ve uzun sure konusuyordum sonra bundan bebegime zarar vermisimdir diye buyuk bir vicdan azabi duyuyordum..Ayrica, esimin davranislari ve sozleri bebek sadece bana aitmis gibiydi.Tamamiyla bir single mother gibiydim yani…Esimin babasinin oldugu hafta kizim dogdu, esim babasini kendi ulkesinde gomup, doguma geldi. Hamileligimde sanki cocuk sadece benimmis gibi davranan esim, bebek dogduktan sonra dunyanin en sahiplenici babasi kesildi. Dogum bizi birbirimize yaklastirsa da, bu sefer de, lohusaligi annemlerde geciriyor olmam, esimin bu donemde kendini yabanci bir ortamda bulmasi ve cocugu ve karisi uzerinde kontrolu kaybetmis hissetmesinden dolayi, bir dolu sorun cikti. Surekli annemle ve benimle catisiyordu…Yani, kizim cok sakin, sagklikli bir bebek olmasina, en iyi sartlarda bakiliyor olmasina, sutumun gayet iyi geliyor olmasina karsin, esim ve annem arasinda kaldim ve ikisini de idare etmeye calisirken ikisinden de nefret etme noktasina geldim. Tek istedigim huzurdu ve huzur istedikce, surekli catisma ortaminda buluyordum kendimi…Zaten hamileligim de boyle gecmisti, birkaz kez cinnet gecirecegimi ve esimin ve annemin kafalarini birbirlerine vurarak patlatacagimi zannettim…Anneligi gercekten cok sevdim, kizima da muthis bir sevgi ve yakinlik hissediyordum. Ancak esime karsi duygularim o kadar olumsuzdu ki, onunla sonsuza kadar artik aramizda bir bagimiz olmasi beni mutsuz ediyordu. Bir ara kendi ulkesine tekrar gittinde, kendimi ailemle, bebegimle daha mutlu hissediyor ve bebegimi ondan soyutlayarak seviyordum, aklimda da surekli bosanmak vardi…Bu o kadar kotu bir durum ki, Allah, kimsenin basina vermesin cunku bir cocuk dunyaya getiriyorsunuz, aile olma sevincini tadamiyorsunuz, uc kisilik bir dunya yaratamiyorsunuz…Kendimi sanki sperm bankasindan sperm almis anneler gibi hissediyordum yani….ve kizima karsi icimde buyuk bir sevgi hissetmeme ragmen, ayni zamanda buyuk bir mutsuzluk ve vicdan azabi icerisindeydim, ben onu nasil boyle olumsuz bir iliskinin icine, sevgisiz bir ortama getirdim diye….Bu mutsuzluk ve eziklikle sonsuza kadar yasamak zorundayim artik diye muthis bir bunalima girdim ve esimle tanismis olmaktan dahi pismanlik duymaya basladim….Kendimi surekli gunluk tutarak, hem kendim, hem kizim icin ve bir dolu psikoloji kitabi okuyarak iyilestirmeye calistim ve surekli gizli gizli aglayarak..Allah’tan yanimda olan, hatta benzer tecrubeleri yasamiz cok iyi dostlarim da vardi, onlar da beni kurtardi…Simdi de neyse ki, hem esim hem ben su an kendi yasantimizi kurduk, ikimizin de isi var, aramizi duzeltmek icin de cift terapisine gitmeye basladik…Esim de bebek bakiminda bana cok yardimci oluyor ve bebegimize sevgiyle bakiyor. Hala icimde kirginliklarim var ancak icimdeki vicdan azabi da yavas yavas dagiliyor…En buyuk umudum, tum kotu anilara ve yasanmisliklara ragmen, kizima guzel, sevgi dolu bir yuva saglayabilmek ve tum ugraslarim bunun icin…

  26. anlatılanların hemen hepsinden yaşadım. bir takım sanrılarla beraber. sezaryenliydim ve ameliyat korkumdan mıdır nedir maalesef cok gec iyilestim. bedenim ayrılacakmış korkusundan günlerce yürümem düzelmedi. ve ben ısrarla sakat kalacağımı sanıyordum.
    kendi derdime düşüp kızımın yüzüne bile bakamadım ilk hafta.
    sezaryenden dolayı ilk günlerde doğru dürüst tutamadığım bebeğimi hep başkaları tutup yanıma getirdi emzirmem için. sürekli bebeğimi düşüreceklerinden endişe ettiğimden sanıyorum, zihnim tuhaf oyunlar oynuyordu ve bi an için bebeğimin düştüğünü yerde öylece çaresiz durduğunu benimse kalkıp yardımına bile koşamadığımı görüyordum.
    bunlar rüya değil, uyanıkken 2-3sn lik yaşadığım sanrılardı.
    fiziken iyileşsem de, bebeğimin dünyanın neredeyse en uslu bebeği olsa da böğüre böğüre ağlama istekleri 40-50 gün kadar sürdü.

    eşimin ilk günlerdeki desteğini unutamam, kimsenin yanında ağlamayı sevmediğimi bildiğinden, bir şekilde beni insan içinden kurtarıp rahatlamamı sağlıyordu. bazen de keyfim yerindeyken, normale döndüğümü sanıyordu ama bu ruh halinin gel-git şeklinde seyrettiğini o da anladı artık…
    3gün sonra bebeğim tam 4 aylık olacak ve yavaş yavaş herşey daha güzel, onun yüzünde güller açtıkça düzeliyor insan doğru. birden bıçak gibi değil ama kademe kademe düzelme oluyor…

    hala en çok sinirlendiğim şey ise; lohusalıkta bu yaşananlar bu kadar yaygın ve doğalken, neden hamilelikte kimsenin bundan bahsetmediği…

    bunun en kötü sonucu ise; lohusalık bunalımını yaşarken, bir türlü o bahsedilen “ah öyle bambaşka bir duygu ki” hissinin gelmemesi ve akabinde duyduğunuz o tarifsiz suçluluk duygusu… o yuzden artık butun tanıdıgım yeni annelere o saçma zamandan tüm açıklığıyla bahsetmek niyetindeyim.

  27. bende sanirim lohusalik huznunu yasayanlardanim:)))) ama benimki MECBURIYETTEN:))) simdi o anki hallerimi animsayinca kendime guluyorum ve neden kizimin o kucucuk bebis hallerini niye doyasiya yasayamadigim icin acikcasi biraz hayiflaniyorum ama neyse olan oldu simdi harika anne-kiz modeli olduk diyebilirim:)) niye benim lohusalik huznum MECBURIYETTEN oldu bliyormusunuz? 3 subatta (yani 1-2 gun sonra evlilik yildonumumuz:)) evlendik ve 31 yasina kadar yasadigim ailemden cevremde hic ayrilamam sandigim Istanbulumdan ayrilip esimin yasadigi ulkeye Avusturalya ya geldik yaklasik (aktarmalarla brlikte) 54 saatlik bir ucus macerasindan sonra sonunda artik hayatimi yeniden kuracagim ulkeye ve yeni evime gelmistim. neyse uzatmayayim, 3 aylik evliyken hamle oldugumu anladim ve esimlede paylastim artik daha da mutlu bir cifttik fakat daha alisamadigim daha dilini bile dogru duzgun konusamadigim yeni bir mekanda yeni bir canla devam etmek inanilmaz guc olacakmis bunu daha sonra anladim. ama hamile oldugumu soyledigim gunden bu yana esimde asiri ilgisizlik aldi basini gidiyor, bu arada esimin eski macealarini (biz birlikteyken aslinda eski degil) bir bir ogrenmeye basladim bunlarida bildigi icin sanki esim beni cezalandirirmiscasina ilgisizlikten tavan yapiyordu, bu ruh haliyle ben yinede cok guzel bir hamilelik yasadim cunku bebegimi herseyden herkesden daha cok seviyordum:))) doguma ceyrek kala hersey yolunda gittigini soylemisti ebeler, fakat son iki kontrolum doktorda olunca anlasildi ki bebegim dogum pozisyonuna girmemis, yani basi yukaridaymis :(((( (bu arda dr bana bende onaylarsam bebegimi disaridan mudahaleyle pozisyonunu degistirebilecegini soylediii:SSS bende kesinlikle reddettim) sezeryen kesinlesti tarih verildi 29 ocak gunu hastanede olacaktik :))))) tabi ben o bir hafta dogru duzgun pek uyuyamacaktim :)))) 29 ocakgunu bebegim dunyaya geldi kucucuk bir melek Allahim ne sansliyim dedim kendi kendime :)))) ama anne yok ablalarim yok kimsem yok dil desen oda yok (anliyordum ama konusmakta oldukca zorlaniyordum o zamanlar) ilk gun garip bir nese ve heyecanla geciverdi esim bizimle kalmak istemedi cok yorulmus eve gitmek istiyormus:(((((( diye soyledi bu arada bende ayaga kalkamiyordum dr yarin sabah hemsire refakatinde ancak kalkabilirsin demisti. bebegim besiginde ben yatakta o aglar ben aglar o geceyi bitirdik. ertesi gun esime tel actim hemen gelecekmisin diye ise gitmesi gerekliymis dedi ve o gun ben hayatta herseyden vazgecerek yanlizca onunla olmak icin dunyanin gercekten birucuna onun icin gelmis olan kisi ben anladim ki bu bebisin yaninda sadece ben olacagim bundan sonra onun icin guclu cok guclu olmaliyim dedim hemsireler gelmeden yurumeye baslamis ve bebegimi emzirmeye calisiyordum bile. tabki hemsire cok kizdi ama benim onun kizmasini duyacak durumda degildim hem agliyor hemde bebegimi emzirmeye calisiyordum. o gun saat 6 gibi isten cikip bizim yanimiza gelmek hatirina gelmisti:(((( cok agliyordum ve aglamalarim cooookkkkk uzuuuuunnnn bir zaman daha devam etti:(((( 4 gun bu sekilde devam etti ve sonra evimize geldigimiz gunde bizi evde yapayanliz birakip o cok sevdigi isine gitti ve 7 gibi eve geri dondu. bense o bitkin halimle yemek yaptim ama kendim icin cunku beslenmem iyilesmem ve ayakta kalmam gerekiyordu. bebegim herseyden cok daha degerliydi, hic agri kesici bile icmedim cunku kalbim herseyden cok daha fazla aciyor kaniyor olabilecek ne kadar cok kotu sey varsa hissedebiliyordum. 6 hafta bu sekilde gitti ne bebegimi yikamada bana yardim etti ne bezini degistirmemde, herseyi kendi basima yaptim kendi basima ayakta kaldim. o nun olmadigi hergun deli gibi agliyordum. bunlari yazarkende hala agliyorum. aslinda bir psikiyatr a gitseydim kesin banada anti depresan vereceklerine emindim ama bebegimin sutumden mahrum kalmasinda korktum ve kendimce iyilesebilecegimi dusundum hergun kizimla yuruyuslere ciktik hava soguk olsa bile,bol bol dua ettim, saat farki cok olsa bile telefonla konusabilecegim (ozellikle neseli) dostlarimi arayip azicik kendi dusuncelerimden siyrilmayi basardim. bunlar kendimce bu halden kurtulmayi denedigim 3-5 yoldan biri ama cok sukur ise yaradi, belkide mecburiyetten bilemiyorum. simdi kizimin bal damlam dogali 2 yil oldu bile :))))) cok sukur Allaha bu tatli bebegi bana bahsettigi icin cok sukur bu gunlere ulastirdigi icin. esimi sorarsaniz hala ilgisiz hala ayni bir degisiklik yok yani, ama artik ben avusturalyaya yeni ayak basan o kadin degilim, dil ogrenmeye calisiyorum hala telaffuzum kotu ama kendi isimi kendim gorebilecek durumdayim yakinda turkiyede araba kullaniyordum ama burda da yeniden ehliyet sinavlarina girmem gerekiyormus bu sinava girerek ehliyetimi alip kizimla o city senin bu park benim altini ustune getirecegiz melbourne in :))))) Allah tum annerin yari yardimcisi olsun. sevgiler

    • Belli ki üzülmüşsün çok. Hüznünü içimde hissettim inan. Ama dayanmışsın da…Ne zaman battığını hissetsen, tüm bunlara dayananın da sen olduğunu geçir aklından. Ve tüm bunlara dayanan senin, bir gün problemlerine daha kalıcı bir çözüm bulabileceğini de…Ağlama cesaretini de hiç kaybetme.

  28. […] Biz kadınlar, evet, kolay galeyana geliriz. “Kadının en büyük düşmanı yine kadındır” diye bir söz bile vardır. Ama dost olmayı da herkesten iyi biliriz. Birimizin ağlayacak bir omza mı ihtiyacı oldu? En yakınımız yanımızda yokken yine birbirimizi dinleriz. Bakınız: bundan önceki yazı ve ona gelen yorumlar. […]

  29. ben de çok çektim… öyle özeniyorum ki şimdi uslu bebeği olanlara. emzirip koyuyorlar kendi kendine uyanıp uyanıyor oyalanıyor vs. bence çocuk doğduğu 7 gün içinde kendini belli ediyor. eğer ilk 7 gün çoğunlukla uyuduysa o bebek uslu olacaktır, koliksiz, gazsız olacaktır, uykuyu sevecektir. oğlumla birbirimize yapışık 3 ay geçirdik. 3.ayın sonunda 1,2 dakikalığına sırtı yere geldiğinde ağlamıyordu. ciddi ciddi sırtında sorun olduğunu düşünmeye başlamıştım. 2 yaşına kadar gece uykusu denen şey benim için bir işkenceydi. şuan 2,5 yaşında 2,3 kez hala uyanıyor ama kolay dalıyor uykuya ve ben çok mesudum. uykusuzluk kesinlikle tek başına bir depresyon sebebi… gazlı kolikli bebeğe sahip annelerin her türlü yardıma ihtiyacı var. herkese kolaylıklar diliyorum.

  30. Bir kere bu konu açıldığı ve böyle konuşulabildiği için çok teşekkürler. Çünkü etrafta öyle çok ‘kutsal annelik’, ‘mükemmel annelik’ muhabetleri var ki dayanılmaz geliyor artık. Güya çocukları çok seviyor herkes; herkes pek bir sevimli ve becerikli ve herşeyi de bliyorlar (anneanneler dahil). Ama nedense bu pek çocuk seveb ahalinin aklına, bebeğin mutluluğunun anneninkinden geçtiği, anneyi rahatlatıp onun halinden anlayınca işlerin bebek için de daha kolaylaşabileceği gelmiyor. Nedense bu hayatta herşeyi bilen zevat, bebeklerin birbirinin aynısı olmayabileceğini, bazı durumları da dayanışarak atlatmak gerektiğini unutuveriyor. Hoşgörüsüz ama erdemli, halden anlamaz ve hayatı kabullenmez ama mükemmel…Ben de aynılarını yaşadım, tüm o suçluluğu, mahcubiyeti ve öfkeyi de…Ama şimdi geçti artık. Fakat ne zaman o durumda birini görsem, kendi deneyimimi anlatmak istiyorum. Bazen de işe yarıyor.

  31. Aldığım 0-6 yaş çocuk uyku bozuklukları eğitiminde doğum sonrası depresyonla ilgili de bir uzman doktor iki ayrı ders verdi.

    Doğum sonrası depresyon doğum yapan kadınların ortalama %15’inde görülüyormuş ve doğumdan sonraki bir yıl içinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilirmiş.

    Eğer endişeleriniz, ağlamalarınız, stresiniz ilk iki haftadan sonra geçmiyorsa doğum sonrası depresyonda olma olasılığınız çok çok yüksekmiş.

    Bu arada depresyon deyip geçmeyin. Bizim derse giren doktorun broşüründe tam altı farklı çeşitten bahsediliyor ve anlattığı kadarıyla ekstrem noktalarda çocuğunu veya kendini öldürenler bile var.

    Diyeceğim o ki, eğer ikinci haftadan sonra bebeğiniz uyuduğunda siz uyuyamıyorsanız, ağlamalarınız devam ediyorsa, kafanıza olup olmadık düşünceler geliyorsa bir psikoloğa danışın. Ülkemizde bu konuda uzman olmuş kişiler var mı bilmiyorum ama bilgilenmek için size http://www.DrShosh.com ‘u tavsiye edebilirim.

  32. […] çocuklu-çocuksuz hayat karşılaştırması, Blogcu Anne okurlarından Selen’in Anneliğe Alışmak başlıklı (ve mutlu bana ki Lohusa Hikayeleri‘nin doğumuna katkıda bulunan) yazısı hep […]

  33. İçinde bulunduğum kabus,sadece bana has değilmiş..Acayip gelecek ama, benim gibileri görünce resmenda mutlu oldum!! Bunu kimse yanlış anlamasın,sadece yalnız değilmişim.Hepsi bu..
    Kızım 2,5 aylık oldu ve biraz daha azalmış olmakla beraber Kolik krizleri devam ediyor..Her gece saat 18-19 arası mutlaka tutuyor krizler. Evde tam bir koşturmaca başlıyor. Hoplatıyoruz,zıplatıyoruz,ağlamasını engellemeye çalışıyoruz. Eğer bunu yapmazsak çenelerini titrete titrete ağlıyor.Eee haliyle moraller bozuluyor. Ama eskisi gibi değil gerçekten. Umut ediyorum ki 3. ayın sonunda daha iyi olacak her şey. Bir de sabahları yorgun uyanıyorum ve bu beni mutsuz ediyor. Geceleri 2,5-3 saatte bir uyandığı düşünülürse sanırım böyle olmam da normal..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: