İçimdeki Birleşmiş Milletler

Ortalık biraz duruldu mu?

Bir şey söyleyebilir miyim?

Tamam.

Bayağı bir karışmıştı ortam. “Nurturia’da vaveyla koptu” dediydim, burası da orayı aratmadı.

“Senin blogun bile kadınlar hamamına döndü” dedi bir okurum. Olsun. Biz kadınlar hamama da gideriz, solariuma da. (Şahsen hamama hiç gitmedim, içimde uktedir. Solarium da bana göre değil. Ama anladınız işte…)

Biz kadınlar, evet, kolay galeyana geliriz. “Kadının en büyük düşmanı yine kadındır” diye bir söz bile vardır. Ama dost olmayı da herkesten iyi biliriz. Birimizin ağlayacak bir omza mı ihtiyacı oldu? En yakınımız yanımızda yokken yine birbirimizi dinleriz. Bakınız: bundan önceki yazı ve ona gelen yorumlar.

Bir hatırlatma yapmak istiyorum, bundan sonrası için: İnsan karşısındakini görmediğinde, normalde yüz yüze söylemeyeceği kelimeler çok kolay çıkıyor ağzından, daha doğrusu parmaklarından. İnternet yazışmalarında daha kolay saldırıyor insan karşıdakine. “Karşıdakinin” de sadece harfleri çıkaran bir makine olmadığını, kendi gibi kanlı-canlı, duyguları-düşünceleri olan bir insan olduğunu unutuyor. Hâlbuki bir yorumu yazmadan önce düşünmek lazım: Ben bu konuyu bu insanla yüz yüze tartışıyor olsaydım aynı tepkiyi verir miydim? Yoksa biraz daha mı tartardım seçeceğim kelimeleri?

Oh, bunu da söyledim ya, rahatım. Konuya dönecek olursak, ben genellemeleri seven bir insan değilim şahsen. Daha doğrusu güvenmem genellemelere. Kandırırlar, yanıltırlar adamı.  “Türk anneleri aşırı korumacı” diye bir mantık önermesi sunalım mesela. Sonra saldım çayıra, Mevla’m kayıra bir “Türk annesi” bulalım. Çürüdü bile bu hipotez.

Tam tersi, “Alman anneleri çok katı” diyelim. Yumoş bir Alman annesi çıksın ortaya. Al işte, yalan oldu bu iddia da.

Ben annelikte Türk-Alman ortak yapımı bir yaklaşımı tercih ediyorum. Biraz İtalyan esintisi de içerebilir, ne de olsa mutfağı güzel. Azıcık Amerikan rüzgârı iyi gelir – özellikle de temizlik takıntısı olmaması insanın işini kolaylaştırıyor. Ortaya karışık bir şey anlayacağınız. Bir nevi Birleşmiş Milletler.

Elif Şafak yazmıştı Siyah Süt’te. Kafasının içinde bir sürü anneler vardı. Anaç Sütlaç Hanım, Hırs Nefs Hanım, falan filan. İşte benim de öyle annelerim var sanırım içimde. Belki de her annenin içinde… Şöyle ki:

Türk anne: Sürekli mıncırıyor çocuklarımı. Annemin bile bana yapmadığı kadar öpüyor onları. Öperken mmmmmhhhh diye kokularını içlerine çekiyor. Aşırı duygusal. Ota çöpe gözleri doluyor. Fazla endişeleniyor belki bazı şeyler için. Gece uykusunda terlediğinde mendil bile koyuyor bazen sırtına, ama kimseye söylemiyor.

Arap anne: Babaannemin ağzından düşürmediği, “günahlarını üzerime alayım” anlamına gelen Ahkıtkdaaki nidasını söylemek istiyor sürekli. Bir nevi “sana gelecek kötülük bana gelsin” demek istiyor. Ama “modern” tarafı ağır basıyor, söyleyemiyor. Yine de inşallah’ı, maşallah’ı pek eksik etmiyor dilinden.

Alman anne: Düzen hastası. Uyku saatini, yemek düzenini bozmaya tahammülü yok. Yatma vakti azıcık geciksin, arıza yapıyor. Tiki atmaya başlıyor.

İtalyan anne: Türk anneyle sevgi gösterisi konusunda kapışır. Çocukların üzerine az düşmüyor o da. İleride, Everybody Loves Raymond dizisindeki Marie olma potansiyeli bile var! İtalyan anne şu sıralar kendini en çok spagetti yaparak gösteriyor.

Amerikan anne: Hijyen konusunda rahat. En azından Türk anneye göre daha rahat. Yatağa ayakkabıyla uzanmasa da, evin içine ayakkabı ile girmek konusunda takıntılı değil yani. Misafirlere ayakkabıları çıkarttırmaz mesela, eğer onlar öyle tercih etmezlerse. Çocukların dışarıda, sinemada, alışveriş merkezinde emeklemelerine izin verir. Nasıl ama?

Çinli anne: Henüz ortaya çıkmadı. Sinsice çocukların okula, aktiviteye başlamasını bekliyor. Çocuklar ödevleri bitmeden sokağa çıkmak mı istediler, zinhar göz açtırmaz. Ama bu kafa yapısıyla da kafamdaki diğer anneler onu fazla yaşatmaz.

İngiliz anne: Kurallara, özellikle de sofra adabına pek düşkün. Çatal bıçak nasıl tutulur, bebeğin önlüğü nasıl bağlanır, ondan sorulur. Özellikle de sofrada pipiyle oynanmasına tahammülü yok.

Fransız anne: En favori annelerimden biri bu. Sanata pek düşkün. Geçen gün çocukları Frida sergisine bile götürdü. Şarabı da sever. Ancak 9 aylık hamilelik, şimdi de 10 aydır süregelen emzirme dönemi vesilesiyle geri plana itildi. Sabırla gün yüzüne çıkacağı zamanı bekliyor.

Ya, işte böyle. Ne Türk, ne Alman, ne Mısırlı. Daha doğrusu hem Türk, hem Alman, hem Mısırlı. Az biraz hepsinden var bence hepimizin içinde.

Siz nesiniz? Türk-Alman ortak yapımı? İtalyan-Amerikan müşterek çalışması? Birleşmiş Milletler ürünü? Hm?

Reklamlar

25 Yanıt

  1. Guzel bir karisim bu. Yalniz ben Cinli anneden korkarim. Onlar pek kendilerini gostermiyorlar ama oldukca hirslilar. Cocuklarina da o yansiyor zaten 🙂

    Bu arada hamam konusunda yorumum var. Beni kucukken Eskisehir hamamlarina cok gotururlerdi nedense ben de hamam olayi kasinti yapiyor ama denemelisin. En guzeli de hamam sonrasi icilen buz gibi sade gazoz ve yenilen taze simittir 😉 Hos Istanbul’da adet farkli olabilir.

  2. Türk ve Alman olanlar benim de içime kaçmış sanırım. Biraz da şu Amerikan’dan olsa fena olmayacak. Siz nasıl yaşatıyorsunuz onu? Gerçi ben de kendim için aşırı hijyen meraklısı değilimdir, camlar 3 kat silinmese de olur, tüm parkeler aynı bezle de silinebilir ama kızım için aynı rahatlığı gösteremiyorum. Bırakın parkeleri, onun dokunduğu her yer bebek sabunuyla temizlenmiş olmalı. Evde bile yere düşen şey sabunlanmalı, damacana suyu ile durulanmalı ve kurulanmalı. Evet, biliyorum bu konuda abarttığımı. Hatta bazı mikropları şimdiden alması gerektiğini de biliyorum ki bağışıklığı güçlensin. Bu yüzden, biraz kendimi zorlayarak evdeki halıya düşen şeyi şöyle bir silerek veriyorum ama asla arkadaşımın oğlunun üstüne örttüğü battaniyeyi kızımın üstüne örtemiyorum mesela? Nasıl yapsam da tanışsam şu Amerikan anneyle?

  3. cok guzel ! Inanilmaz keyif alarak okudum.

    Hijyen ve disiplin konusunda Amerikan anneyim ;Turkiye’de oglum havaalaninda emeklerken az firca yemedim ya da ayakkabisini isirirken ! 🙂
    Yazdiklarina bakilirsa Amerikan-Italyan oluyorum aMA allahtan su bolca opme maddesini de koydun da Turk yanim da beliriverdi !:)

  4. ben Türk-Alman’ı tercih ediyorum, aşinayım ne de olsa…

    sevdim bu birleşmiş milletler işini :))))

  5. o my god! müthiş bir mix yazısı yazmışsın yine herşeyden heryerden var:)can evimden vurdun kendim de tanımlıyamadığım anneler vardı isimsiz havada duran ben hangisiyim dedirten…

    amerikan anne olamıyorum be elif:)denemeye bile yeltenemedim hiç gurur duymuyorum bu tarafımla…hatta fazlaca yoruluyorum diğer anneler, ingiliz ve alman cuk. diğerleri eh kıvamında ama çok iyi tespit etmişsin…ben bir tüme varım çıkardım burdan TÜM ANNELER ANNEDİR,VE BİRBİRLERİNE BENZELER:)

  6. birleşmiş milletler:)
    olay sonuca erdi, tatlıya bağlandı işte:)
    harikasın

  7. Sanırım bende ortaya karışık bir anneyiyim. Sevgi gösterileri konusunda kesinlikle %100 bir Türk annesiyim. Temizlik ve hijyen konusunda Amerikan annesi olma yolunda hızla ilerliyorum. Kendisi daha oturma izni alamadı benden sanırım 🙂 . Sanatsal faaliyetler ve ev aktiviteleri konusunda kesinlikle su götürmez bir fransız annesiyim üstelih kızımın simdilik sanata olan olanca duyarsızlıgına ragmen. Sanırım Çinli bir anneyi yakından inceleyip der almam gerekecek zira Cinli bir akrobatı aratmayacak bir kızım var basa cıkamıyorum enerjisiyle 🙂 Düzen ve rutin konusunda tüm sabotajlara ragmen bir Alman annesi kadar tutarlı olmaya calısıyorum. Bukadar kalabalıkta bazen kendimi kaybettigim de oluyor haliyle 🙂

  8. İlginçtir ama şu ” Ahıtkadaki” lafı hiç ağzımızdan düşmüyor bizim 🙂 Ben pek ortaya karışık değilim galiba. Türk-Arap-Amerikan ve İtalyan alabilirim. En uyan da Amerikan ne yalan söyleyeyim.

    hamama gitmeyen bir de ben varım ama asla içimde ukte değildir. zira hiç gelemem o kadar sıcağa. dedim ya amerikalı olmak içimde var benim. Yakında evimden kokular yükselmezse iyidir 😛

  9. Elifcim bende biraz da ABORJİN annelerden esintiler var. Aman çocuk doğal şekillerde büyüsün, toprağa bassın, kendine yetsin, güneşi de sevsin, suyu da.. Hatta bazen Emre çok azınca evde “oğlum dur biraz bekle bir yerde de ruhun sana yetişsin” diyorum ama anlayan kim o ayrı:-)))))

  10. fransiz,amerikan,alman ve türk karisimida benim:) ugrassam bikac anne da´ha cikar benden ama neyse:)

  11. çok hoş bir yazı…ve evet kesinlikle hepsinden azar azar var bende….ve mutluyum…kokteyl olmak gibisi var mı;)

  12. çinli hariç kesinlikle birleşmiş milletler…..
    ayakkabılarını ısırmaya kalktığında uyarıyorum ama … 🙂

  13. Ben Alman anne yorumlu yazıyı pek beğenmemiştim , ama kalvayeme hakim olamam diye yorumda yazmamıştım 😀 Bu yazıyı çok beğendim , bence her annenin içinde bu kadar anne var sadece dozajı farklı …

  14. Turk, amerikan, almanim ve biraz da cinliyim sanirim ben 🙂 cok eglendim!

  15. Hmm..ben gayet net İtalyan,Amerikan ve Türk karışımı olmuşum…Bazen bir İngilizlik de gelmiyor değil hani..
    Ellerine sağlık Elif..Hakkaten şu Elif Şafak Siyah sütü tekrar ele alma vakti geldi galiba..

  16. Türk, Alman , özellikle Amerikan, azıcık da Fransız diyebiliriz:)) Sevdim bak kendimi şimdi:))

  17. ne güzel yazmışsın hepsinden olmalı bir annede. raplardan bahsednce ve şu akıttkadeek kelimesini görünce çok şaşırdım araplardan hatta hatay araplarından başka kimse bilmez bu kelimeyi diye düşünürdüm. biz çok kullanırızve aslında seninde yazdığın anlamında çok şey taşıyor ben hep söylüyorum kızıma

    • Açıkçası ben de şaşırdım Elif hanımdan duyunca. Elif hanım Mersinli. Ama zaten babaannesinden duymuş. Eskiler bizden daha çok kullanıyor. Umarım ben de kızıma arapça öğretebilirim.

  18. su Ahkıtkdaaki lafini cok merak ettim, youtube’da falan var mi soylenisi? canli duymak istiyorum 🙂

    • Ha ha! Nasıl bulayım, bilmem ki…

    • bulursam paylaşırım. uzun bir “a” gırtlaktan bir “h” ve nameli bir son hece 🙂 ne kadar açıklayıcı oldu di mi. çok dolu dolu bir kelime. anlamı çok güzel.

  19. çok güzel bir yazı olmuş, eline sağlık 🙂

  20. Evet, kesinlikle karışımız, amerikan anne gibi alışveriş merkezinde emeklemesine izin verip evde ayakkabı rahatlığında olmasak da , hijyen takıntılı değilim. İngiliz anne de değilim sanırım çok kurallarım düzenlerim yoktur. Biraz ondan biraz bundan karışım olmak iyi 🙂

  21. Ben henüz anne değilim aday adayı da değilim. Ama sanırım annem gibi Türk anneliği ağır basan çocuğunu bağıra bağıra seven bir anne olacağım inşallah. Hatta hiç unutmam annem kardeşimi yine bağıra bağıra seviyordu ( Yavrummmm kurbanlar olurum yavrummmm seni veren Allah’a bastığın topraklara diye) kapının önünden geçen 7 çocuk babası komşumuz annemin nidalarını duymuş ve karısını demiş ki: kadın kadın 7 tane çocuğumuz var hiç birini şu komşu kadın gibi sevmedin.
    Okula giderken ayrı severdi gelirken ayrı severdi Yavrum okula mı gidiyon yavrun okuldan mı geliyon yavrummm
    kocaman kadın oldum annem hala bağıra çağıra sever beni.
    Galiba bizler fazla duygusalız ama ben seviyom ya duygusal Türk annelerini:)))

  22. Yüreğinize sağlık… Ya içimize birleşmiş miletler kaçmış yada anneliğin dili dünyanın her yerinde aynı.

    Şu hamam konusunda kaplıcaları ile ünlü olan Bursa’da yaşayan biri olarak tavsiye ederim… Keçeli mesela.Ne yorgunluğunuz varsa akıp gidiyor o sularla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: