Karınca ile Aslan

Kızlarla buluştuk dün. Kızlar: kız kardeşim, kuzenlerim ve en yakın arkadaşımdan oluşan bir kız grubu. Evli ve çocuklu olan bir tek benim aralarında. Düzenli buluşmaya çalışsak da atlamıştık ne zamandır. Dün uzun bir pazar kahvaltısında acısını çıkardık.

Öyle iyi geliyor ki bu buluşmalar bana. Tabii ki çocuklardan da bahsediyoruz, ama başka şeylerden daha çok bahsediyoruz. Erkek arkadaşlarla dertler, evlilik planları, ve şimdi yaklaşan düğün organizasyonları.

Dünkü buluşmamızın ana teması iş güçtü. Ağırlıklı olarak da kurumsal hayatın çalışan üzerinde kurduğu sömürü düzeninden bahsettik. Daha doğrusu onlar bahsettiler, ben ağzım açık dinledim. Ve hala birçok konuda ne kadar saftirik olduğumu fark ettim. Maaşları az göstermeler, çalışanlarla sözleşme yapmamalar, mobbing’in envai çeşidi…

Kızlardan biri kendi içinde bulunduğu durumu anlattı. Kendisi, departmanın en verimli, en başarılı çalışanı. Haybeye söylemiyor bunu, rakamlara, istatistiklere dayanarak söylüyor. Haftanın altı günü, nasıl bir tempoda çalıştığını ben biliyorum. Tatili yok, bayramı yok, seyranı yok. Ve buna rağmen kendisine karşı nasıl bir yıldırma politikası güdüldüğünden bahsetti. Benim de aklıma Zülfü Livaneli’nin geçenlerde köşesinde yayımladığı ve internette bir ara bayağı bir dolanan aşağıdaki ileti geldi.

Karınca ile Aslan ….

Küçük Karınca, her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı. Çok çalışır, çok üretir ve bunları keyif içinde yapardı.

Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı.

Bir gün kârı ve verimliliği artırmak için aklına parlak bir fikir geldi. Eğer Karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı.

Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı. Hamamböceği, Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti.

Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.

Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve kârlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.

Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için Sinek’i işe aldı.

Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.

Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.

Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu.

Tabii ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski iş yerindeki yardımcısı Tahtakurusu’nu işe aldı.

Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekâna dönüşmüştü.

Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.

Bunun üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve kârlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü fark etti.

Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.

Baykuş, Karınca’nın departmanında üç ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltler tutan muhteşem bir rapor yazdı.

Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı.”

Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi.

Ve, elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.

Reklamlar

18 Yanıt

  1. ay ne tanıdık geldi birden!

  2. işyerleri işte aynen böyle elif…

  3. Neredeyse birebir dinledigim hikaye!

  4. Bu arada elif, ruyamda seni gordum:) telde konustuk uzun uzun. 3. Cocugu dusunuyordunuz diyeyim 🙂

  5. gercekten cuk oturmus:)

  6. TR gercegi.
    insanlari calistirarak yeteneklerinden, faydalanmak, daha fazla urettirmek degil, stresten bogup, somurup, uretemez hale getirmek. mumkun olan en az parayi vererek tabii ki…

  7. süper bir gözlemm:)

  8. hikaye nasıl da doğru!

  9. Livaneli ne de güzel yazmış…İşte olay bu, ötesi yok. Bu durumda çocuk doğurup iş hayatlarına ara veren anneler haksız mı kendilerine daha berrak daha şeffaf işler yaratmak istemekte?!

  10. inanilmaz guzel ve dogru bir yazi, zulfu beye ve sana cok tesekkurler. icinde bulundugum durumu yasadigim halde ben bile bu kadar etkileyici yazamazdim:))))

  11. nasılda gerçekleri yansıtıyor…

  12. peki nasıl değişecek bu düzen????

  13. diyebileceyim tek şey: aman allahım ne güzel anlatmış!

  14. Ben bu siteden ayrılamıyorum.her yazıyı okumadan rahat edemeyeceğim heralde.
    Çalışma hayatı bizans oyunlarıyla dolu. yoruldum artık. Minikellerle gün boyu oyun oynamak istiyorum.
    yani işe dönmek istemiyorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: