Benimle evlenir misin?

Bu sene Sevgililer Günü’ne karşı durmamaya karar verdim.

Her sene Paphia’nın doğum gününü kutlardık 14 Şubat’ta. Ama artık bizimle olmadığına göre, günün anlam ve önemini vurgulayan bir hikâyeye yer vermek istedim. Ve seneler önce gözlerimin önünde gerçekleşen, bugün bile hiçbir Meg Ryan filminde rastlamadığım romantiklikte bir evlenme teklifini paylaşmaya karar verdim.

Yıl 2002. Şubat ayı. Ve şimdi hatırlıyorum ki Sevgililer Günü civarıydı.

Amerika’dayız, Baltimore’da. En yakın arkadaşlarım Nilü, ki bu blogun okurları onu tanıyorlar. Ve Fulya. İsmen tanıtmasam da ondan da  “yakın arkadaşım” diye çok bahsederim aslında. Çok örnek alırım anneliğini.

Ne diyorduk, 2002 Şubat ayı… Fulya, uzun zamandır Jeff adındaki Amerikalı erkek arkadaşıyla çıkıyordu. Dans dersinde tanışmışlardı. Jeff, Fulya’yı gözüne kestirmiş ve birkaç manevrayla gönlünü çalmıştı. Bu da yetmezmiş gibi bizi de kendine ısındırmıştı. Uyumlu, sevgisini ifade etmek konusunda hiçbir egosu olmayan, Fulya’ya aşkını ve bir o kadar da saygısını göstermekten çekinmeyen bir adam.

Hep diyorum, insan uzakta yaşayınca arkadaşlarıyla daha bir kenetleniyor. Biz de üç çift — biz, Nilü ve kocası, Fulya ve erkek arkadaşı Jeff birlikte bayağı takılırdık. Özellikle de kızlar çok yakındık. Birbirimize gel-gitlerimiz, yardımlarımız çok olurdu. Cep telefonum her çaldığında bilirdim ki eğer Doğan değilse ya Fulya’ydı arayan, ya da Nilü.

Dağıtmayayım, Fulya’yla birlikteliğinin ilk gününden itibaren aramıza girdi Jeff. Bizden biri oldu.

Bir gün ben işteyken telefonum çaldı. Baktım ki Jeff. “N’aber, nasılsın?”dan sonra -tarihi şimdi hatırladım- “16 Şubat Cumartesi günü n’apıyorsunuz? Fulya’yla bize bekliyoruz. Birlikte film seyrederiz” dedi. Şaşırdım. Bunu söylediğinde 16 Şubat’a en az iki hafta falan vardı. Alelade bir film gecesi için fazlasıyla önceden yapılmış ve spesifik bir davetti. Üzerinde durmadım. “16 Şubat’tan önceki hafta bir konferans için Miami’ye gidiyorum, döndüğümde görüşürüz” dedi. Nilü’leri de çağırdığını söyledi. Tamam dedik.

Aradan birkaç hafta geçti. Herkes işiyle, gücüyle uğraştı. Jeff Miami’ye gitti, geldi. 16 Şubat Cumartesi günü kalktık gittik Fulya’lara. Sanıyorum pizza istemiştik, yoksa Jeff yemek mi yapmıştı, hatırlamıyorum. Yemekten sonra hangi filmi seyredelim diye bir kavgaya tutuştuk. Çok iyi hatırlıyorum, biz kızlar Charlize Theron’la Keanu Reeves’in oynadığı Sweet November’ı seyredelim diye tutturmuştuk. Erkekler de, şimdi aklımda değil ama sanırım Nicholas Cage’in bir aksiyon filmine sarmışlardı. Olurdu olmazdı, aşk filmiydi, maceraydı derken tabii ki kızlar cırladı, erkekler pıstı ve biz Sweet November’da karar kıldık.

Fulya’ların evi küçük, şirin bir evdi. Dar bir salonda, televizyonun tam karşısında bir kanepe vardı. Kızlar koltuğa kurulduk, erkekler de yanımıza, yere serpiştiler. Jeff ışıkları kıstı, CD’yi koydu ve film başladı.

Ama biraz garip başladı. Öyle yazı falan çıkmadı ilk başta. Kamera, yakın çekim suyun üzerindeydi. Denizin üzerinde. Böyle lacivertimsi, grimsi bir deniz. Tanıdık bir deniz.

Bir süre bu denizin üstünde gitti geldi kamera. Değişik bir çekimdi. Sanki birisi amatör kamerayla denizi çekiyormuş gibi. Ben içimden “Demek bu şekilde başlıyor film” diye geçirirken Doğan’dan bir ses yükseldi: “Boğaz be bu! İstanbul burası!”

Ben hala içimden “Allah Allah. İstanbul’da mı başlıyor ki?” derken kameranın açısı yavaş yavaş denizin üstünden ufuk çizgisine doğru yükselmeye başladı. Bizler kendi aramızda mır mır konuşurken (N’oluyo? Ne biçim film bu? Nası yani? Neler oluyo???) birden Kız Kulesi gözümüzün önüne geldi. O sırada yavaş yavaş neler olduğunu anlamaya başladık.

Ve birden ekranda, Kız Kulesi’nin önünde Jeff belirdi. “Hi Sweety! You always asked me how much I love you. This is how much I love you” dedi Jeff. (Selam Tatlım. Hep bana seni ne kadar sevdiğimi sordun. İşte bu kadar seviyorum)

O noktada Fulya donup kaldı. Hayret ve şaşkınlıktan ellerini ağzına götürmüş, hızlı hızlı nefes alıyor, bir ekrana, bir Jeff’e bakıyordu. Olayı anlamıştık. Jeff Miami’ye falan gitmemişti. Jeff, İstanbul’a gitmişti.

Fulya’nın babası, Jeff’le olan birlikteliği konusunda biraz tereddütlüydü. Kızına çok düşkün bir baba olarak, Fulya’nın Jeff’le evlenmesi halinde Amerika’da yaşayacak olması fikrine alışması çok da kolay değildi. Jeff bunu bildiğinden, ve Fulya’nın da babasının rızası olmadan hiçbir adım atmak istemeyeceğini hissettiğinden Fulya’nın kız kardeşiyle iletişime geçmiş, “Sizinle önemli bir konuda görüşmek istiyorum” demiş, babası da “Tabii, gelsin, konuşalım” deyince uçağa atlayıp İstanbul’a gitmişti.

Fulya’ya Miami’de konferansta olduğunu söylediği o beş gün boyunca aslında İstanbul’da Fulya’nın ailesinin yanında kalmış, onlara kızlarını ne kadar sevdiğini, onu mutlu etmek istediğini anlatmış ve tabii ki ailesinin rızasını almıştı. Ailesi de, tıpkı bizim gibi, Jeff’in özgüvenine, cesaretine, yakınlığına tav olmuş, olayı tatlıya bağladıktan sonra beş gün boyunca onu İstanbul’da ağırlamış, gezdirmişlerdi.

Bütün bu süreç boyunca Fulya, Jeff’in Miami’de olduğunu sanıyordu. Ancak bunu böyle zannedenlerin bir tek Fulya ve bizler olduğu sonradan ortaya çıktı. Nitekim Jeff, büyükannesi de dâhil tüm ailesine planını anlatmış, kimsenin programını bozmasına izin vermemişti. Miami’deki bir arkadaşını ayarlamış, Fulya ne zaman Jeff’in verdiği telefonu arasa arkadaşı Jeff’in duşta olduğunu, ya da evden yeni çıktığını, gelince onu arayacağını söylemişti. Hemen ardından Fulya’nın ailesinin evini aramış, Jeff de hemen telefona sarılıp Fulya’yı geri aramıştı. Jeff bütün bu süreç boyunca o kadar dikkatli davranmıştı ki, tam Fulya’ya konuştuğu sırada geri plandan yükselen ezan sesini bile bertaraf etmek için ter dökmüştü.

Çekimin Kız Kulesi’yle başlamasının sebebi, Fulya’nın tam bir Kız Kulesi aşığı olmasıydı. Fulya hep orada evlenmek istemişti, Jeff de bunu dikkate alarak evlenme teklifini bir nevi Kız Kulesi’nde yapıyordu. Jeff, Kız Kulesi’ni arkasında olduğu halde Fulya’ya ilan-ı aşk ettikten sonra sırayla Fulya’nın babası, annesi ve kız kardeşini de kameraya çekmişti. Hepsi de bu işe razı olduklarını anlatıyor, Fulya’ya mutluluk diliyordu.

Bütün bunları gözyaşlarıyla seyreden bizler Fulya hala konuşamaz haldeyken Jeff’in Fulya’nın önünde diz çökmesiyle beraber Beatles konserinde dağıtmış kızlar misali çığlığı bastık. (Bugün hala oradaki erkeklere sorsanız gayet “cool” takıldıklarını söylerler. Ama ben Doğan’ın ne kadar duygulandığını biliyorum. Nilü de kocasının gözünden yaş geldiğini iddia eder, ki bu günümüze kadar süregelen bir tartışma konusudur.)

Jeff,  Fulya’nın önünde diz çökmüş bir halde, yüzük kutusu açık bir şekilde dururken “So, what do you say, will you marry me?” diye sordu. (Ne diyorsun? Benimle evlenir misin?) Fulya’nın gözlerinden yaşlar süzülmekle birlikte şaşkınlıktan sesi çıkmıyordu. Onu dürterek evet demesini hatırlattık. Ve Jeff yüzüğü Fulya’nın parmağına taktı. Türkiye’ye gitmeden çok önce Fulya gece uyurken parmağının ölçüsünü aldığı için yüzük tam gelmişti.

Tabii ki biz o gece Sweet November’ı seyretmedik. Romantizmin bize senelerce yetecek kadar dozunu almıştık. Daha fazla ağlamamıza gerek yoktu.

Fulya’yla Jeff, o senenin Eylül ayında Kız Kulesi’nde evlendiler.

Takip eden sene de biz Amerika’daki arkadaşları için bir düğün yaptılar. Ben de baş nedime olmuştum, hayatımda ilk kez.

Şimdi dünya güzeli iki çocukları var.

Hala da birbirlerine deli gibi âşıklar.

Reklamlar

47 Yanıt

  1. inanılmaz bir hikaye, ne kadar şanslı Fulya, bu şekilde evlenme teklifi almak ne büyük bir mutluluk. sizin film izlemenize gerek yok ki önünüzde bir film çevirilmiş gibi.. bir ömür boyu mutlu olsunlar inşallah..

  2. muhteşemmm

  3. ne yazacağımı bilemedim… böhüüüü ….

  4. ya allah nazardan saklasın diyeceğim. ne kadar güzel! ne kadar düşünceli bir yaklaşım! mutluluklar onlara…

  5. çok güzeldi heyecanla okudum….

  6. kıskandımm 😀

  7. Elif Abla, okurken kalbim 1500 attı, o günleri tekrar yaşadım, ellerine sağlık 🙂

    Şimdi ben Fulya’nın kız kardeşi olarak olayın İstanbul’da yaşanan perde arkasını da anlatmak isterim..

    Ben, o yıl Lise 2’deydim sanırım, o zamanlar meşhur chat ICQ üzerinden Jeff’le konuşurken, bir gün İstanbul’a gelme planından, çekeceği videodan…vs.vs bahsetti… Cümlelerini birkaç defa okumak zorunda kaldım; zira ya benim ingilizcemde bir sorun vardı, ya da bu adam baya baya zırdeliydi 🙂

    İngilizcemde bir sorun olmadığına kanaat getirdiim an babama haberi uçurdum:
    Funda: “Baba, Jeff buraya geliyormuş..”
    Baba: “Ho?”
    Funda: “Valla geliyormuş..”
    Baba: “Niye? Ne olarak yani? Nasıl yani??… ”
    Funda: “İşte tanışmaya galiba..”
    Baba: “Nurhayat?!”

    Yaklaşık 1 hafta sonra Jeff (nam-ı diğer Cafer, anlaşılmaması için evde Cafer olarak bahsederdim, hala da öyle anariz kendisini..) İstanbul’a ayak bastı, tabi ben gündüz okulda olduğum için, kendisini ancak akşam evde karşılayabildim…

    Eve gittim… Çocukcağız, tam anlamıyla bildiğiniz üzerime ATLADI, artık o saate kadar neler olduysa… 🙂 Ben onun için bir nevi kurtarıcı, “kulun kölen olayım, ocağına düştüm” dercesine yüzüme bakışı hala gözümün önündedir.. Bir girdim salona ki, nasıl bir yüksek gerilim hattı var.. Kimse kimseyle konuşmuyor, TV açık, herkes ona odaklanmış, ve TV’yi biri gelip tepe taklak ters koymuş olsa herkes yine aynı şekilde bakacak belli…

    10-15 dk sonra izin isteyerek TV’yi kapatabilir miyim dedi yavrucak… Babam da “eehh iyi kapatalım bakalım” edasıyla TV’yi kapattı 🙂

    Sonraki 10 dakika… sehpada duran yüzük eşliğinde bir konuşma… Tabi birtakım politik vaatler, Türkiye’ye taşınmayı çok isteriz falan :)) Şaka bir yana, 10 dakikanın sonunda gözümü seyirciye çevirdiğimde mutluluktan ağlayan ve o adamı bir anda bir oğul kadar seven bir anne baba gördüm. Babam hatta yıllardır bana “sana da mı bi amerikalı bulsak napsak?” der durur 🙂

    İnanılır gibi değil ama seneye maşallah (lütfen en yakın tahtaya vuralım.. tahta yoksa kulak memesi çekelim..) 10 seneye tamamlayacaklar… Fulya zaten okyanus ötesinden bile her an yanımda olan en yakın dostum; Jeff de yeri gelince kendimi en yakın hissettiğim, hayalini kurduğum abim… Önce annem ve babam, sonra Fulya ve Jeff, umarım onlarınki kadar sağlam, sevgi ve saygı dolu, ve eğlenceli kahkaha dolu bir evlilik yaparım günün birinde…

    • Funda, öldürdün beni gülmekten. Fulya da sen eve gelene kadarki sürenin “stresli” olduğunu söylemişti ama bu kadar detaya girmemişti 🙂

      Ben hemen çöpçatan şapkamı takayım madem. Hmm, adres defterimi bir gözden geçireyim, bakalım kimler var 😛

  8. Şiir gibi…

    Bir ömür aşık ve bir ömür mutlu olsunlar…

    Hem evli hem aşık olunabiliyor işte… Bu örnekleri gördükçe korkum bir nebze azalıyor. Delirmiş olamam evet! Evliyim. Anneyim. Aşığım.

  9. süper bi hikaye, Elifcim sende o kadar güzel anlatıyorsun ki sanki kısa film izlemiş gibi oluyor insan, her kadın Fulya’nın yerinde olmayı ister….

  10. Sevgililer gununde ve her ozel gunde” ne yapalim, nesi varmis bu gunun” diyen esimden asla goremeyecegim kadar yuksek dozda romantizm enjekte oldum. Fulyaya helal olsun, jeff’e de. Dahada mutlu olsunlar insallah.
    Fundacim cidden sanada amerikan bulsunlar, hayirlisini dilerim.
    Sana gelelim Elif, sanki fotoroman okuyor gibi hissettirdin bana. Eline agzina beynine duygularina klavyene saglik.
    Ahhh ahh bana da ahh cekmek yarasir.

  11. sevgilimle beraber okuduk.. ikimiz de çok duygulandık. hep mutlu olsunlar..

  12. coooook güzelll yaaaa 😦 biran esimin simit yerken derya biz evlensekmiki? diye teklif ettigi evlilik teklifi geldi aklima (: kiskandim simdii

  13. Ben Jeff’in cesaretine ve girişimci,ısrarcı olmasına hayran kaldım,elini kolunu bağlayıp oturmamış.Fulya’ya gerçekten değer veren birisi,şahane hatta mükemmel bir teklif şekli ne diyebilirim ki!!Anlatanın hakkını yiyemem Elif tüm olanlar gözümün önünde canlandı diyebilirim…

  14. romantizmden hoşlanmam ama sevdim bu hikayeyi… maşallah diyeyyim nazarlar değmesin, bir ömür sürsün 🙂

  15. duygusal filmlere bayılırım. zaten onlar dışında ağladığımda görünmez. Yazının sonuna geldiğimde göz yaşlarım sel olmuş akıyordu. Halen de kendimi susturabilmiş değilim.
    Geçen gün de eşini karşılamakla ilgili yaptığın planı anlatmıştın. O da bir bu kadar romantizm içeriyordu.
    Umarım hayat boyu mutlu olurlar.

  16. ne kadar ince düsünülmüs ne kadar güzel bir hikaye bu…Bayildim.
    Asklari bir ömür boyu sürsün.

  17. Canim Elif, cok duygulandirdin beni. O gune geri goturdun seneler sonra. Seni telefonla arayip , “Elif bir cocukla cikmaya basladim adi Jeff ” dedigim gunu hatirliyorum. Simdi ikimizde iki cocuklu olduk. Cocuklarimiz arkadas. O gunde yanimda olmaniz , bu kadar Ozel bir ani cok deger verdigim dostlarimla paylasmak da ayri bir guzellikti benim icin. Herkese guzel dilekleri icin cok ama cok tesekkur ederim. Gurbet ellerde bir kat daha anlamli bu dilekler. Herkes cok mutlu olsun insallah. Birbirine kenetlensin hic birakmasin. Simdi Jeff tek tek bu yorumlari bana tercume ettirecek.

    Benim de Jeff’e burdan bir mesajim olacak. Bana evlenme teklif ettigin aksam ulkeme gidip hic tanimadigin ailemin yaninda kalma cesaretini gostermenin yaninda o aksam beni cok duygulandiran olene dek unutmayacagim sey, okyanus otesinde yasayan annemi, babami, kardesimi tek tek video ya cekip onlari karsima getirmendi. Onlarin rizasini alman ve benim icin herseyden cok degerli olan ailemin o cok mutlu animda bana duygularini iletebilmelerini saglamakti. Iste seni boyle biri oldugun icin cok seviyorum.

    Esin Fulya

  18. Son zamanlarda Aşk Tesadüfleri Sever filminden sonra rastladığım ikinci romantizm:) İyi ki paylaştın:)

  19. Jeff beni bile ağlattı. Mutlulukları ve sevgileri daim olsun…

  20. gözlerim doldu yaa . çok güzel çokkk 🙂

  21. Allah her daim mutlu etsin insallah, fulya hanimin soyledigi cok dogru insan ailesinin yaninda sevdiklerinle olmayinca soylenilen hersey daha fazla bir anlamli oluyor:))))
    Jeff in bu yaptiklari o kadar onemli ki, benim esime (ki oda okyanus otesinde yasiyordu, suan da da yasiyoruz) aileminde onayi olmadan bu is olmaz deyince bana ” o zaman sen gelirsin illa ki ailenin onayi mi gerekli, kocaman akli basinda okumus kulturlu insansin” sozu aklima geldi ve benim o an ki hayallerimin yikilisi. Jeff in sergiledigi tavir inanilmaz degerli ASIK BIR INSANIN yapabilecegi birsey. Masallah Allah mutlu etsin diyeyim yeniden:))) Jeff gibi olmayan insanlara da okutulup ders olarak islenmesi, hatta kafalari almiyorsa kulaklarindan iceriye likit halde bu masalsi ani akitilarak beyinlerini anlayamaya zorlanmasi gereken bir durum oldugunu da belirtmeyim. sevgiler….

  22. çok güzell:)

  23. Jeff Enişte seni çok sevdik!!!Allah hepimize senin gibi ince bir eş nasip etsin. Aminnn.

  24. gözlerim doldu… şahane bir hikaye…

  25. çok güzel bir evlilik hikayesi..okurken duygulanmamak elde değil.Allah mutluluklarını daim etsin…

  26. Jeff süpersin Allah Türk erkeklerinde böyle romantizm nasip etsin. Mutluluklarrr….

  27. Nolur masallah diyin leeeyn!
    Nazar etme ne olur, dua et senin de olur! tu tut tuu

  28. harika bir evlilik teklifi.. birçok bayanın istediği gibi bir sürpriz.
    arkadaşınız ve eşi inşallah ömür boyu mutlu olurlar inşallah

  29. vallahi romantizm dedikleri seyi hic bi zaman anlayamazdim. ben de boyle duygular maalesef genetik olarak yuklu degil. ama demekki gercekten varmis boyle hisler ve keske ben de olsa dedirtecek kadar etkileyici bir hikaye. allah mululuklarimizi hepimizin evliliklerini daim etsin insallah..

  30. ah ne güzel bir hikaye:) aglattin beni elif… ama böyle güzel sevinçler için aglamak da güzel.
    Allah daim etsin arkadasının, senin, okuyan herkesin mutluluğunu.

  31. Alllaaaaaaaaaaaaaaaah be….

  32. hamilelik hormonlarından mı boğazım düğümlendi, ses tonum değişti, ağlamaklı oldum yoksa bu hikaye gerçekten çok mu dokunaklıydı 🙂

  33. şahane…. dostlar basina…
    gokten dusen üç elmanın üçü de onlara gitsin. ve sonsuza dek mutlu yaşasınlar..

  34. yani ne desem ki çok güzel tabiki biz çift olarak her nekadar böyle günlerin sevgimizi göstermek için çooook yetersiz ve gereksiz olduğunu düşünsekte ne yalan söyleyeyim acaba bu sefer bi sürpiz yaparmı bi hediye almışmıdır acaba diye düşünerek ediyorum akşamı. yok yok hiç sanmam yeni bebeğimizle dışrı çıkmamızda imkansız offff ağlamak istiyoruum

  35. tam ağlamaya başlamıştım ki Funda’nın yazısı beni toparladı 🙂
    Ne büyük şans böyle büyük bir aşkı bulmak ve incitmeden yaşatmak
    Eminim onlar için her gün sevgililer günü ama ben yine de Funda ve Jeff’in sevgililer gününü kutlarım.
    Tabii sizinkini de Elif 🙂

  36. Tamam baldız baldan tatlıdır ama şimdi bu hikayenin ardından bu hiç olmadı tabii…
    “Fulya ve Jeff” demek istemiştim 🙂

  37. Harika bir hikayeymiş. Tam sevgililer gününe layık! ya da her daim aşka ait! çok etkileyici. okurken ünlemlerimi saklamadan okudum! :o))

  38. Ay Elifcim, ne kadar güsel, ne kadar dokunaklı bir hikaye, gerçekten bayıldım. Aşkları daim olsun. Bu arada, hikayeyi eşimle de paylaşmak istedim. Kendisi tam önümde, televizyon karşısındaki kanepesinde gri “aşortman”ları ve laci “robdöşambr”ı ile kaykılmış maç izliyodu tüm romantikliğiylen. Tam ben ağzımı açmak üzereyken izlediği maçtaki ofsayt kararına saygılarını sunmaya başlayınca, susayım bari dedim, bu güpgüzel hikayeyi böyle bir ana kurban etmek istemedim. O sırada farkettim ki tüm antiromantikliğine rağmen ben onu gülen gözlerle izliyorum. Birilerini sevmek, çoook uzun zaman da sevmeye devam etmek böyle bişi galiba. Herkes sevdiğiyle uzun, sağlıklı, huzurlu ve sevgi dolu bir ömür geçirir umarım, en başta da bugünün kahramanı Jeff ve güzel ailesi!!!

  39. İnanılmaz…peri masalı gibi…Ne kadar güzel, muhteşem ve de olağanüstü! Sadece Jeff değil, Fulya da müthiş duyarlı; çok şanslılar birbirlerini buldukları için…Özellikle çocuk olduktan sonra kendilerini hengameye kaptıranlar için müthiş bir silkeleyici aşk hikayesi:) Mutlulukları ömür boyu sürsün…ve evet Elif, anlıyorum konu bulmakta zorlanmıyorsun ama artık blog yetmez, bu anlatım kitaplara sığmaz:) Çok keyifli yazılarını okumak gerçekten…Sevgiler!

  40. Thanks for the kind comments everyone, especially Umran. 😉 I’m flattered. I’m happy Fulya and I’s proposal touched so many people. Never hesitate with the one you love. Just do, because you’ll never get that moment back…

    Happy valentine’s day everyone.

    • And thank you and Fulya for letting me share your story. Half of Turkey had learned it when it first happened. The other half knows it now 🙂

  41. bende bir bayan olarak çok güzel buldum

  42. harika, oldukça ince bir insanmış jeff.

  43. harika bir teklifmiş. Aklına sağlık Jeff

  44. hakikaten güzel bir hikaye. zamanında buna benzer yani içerisinde kız kulesini barındıran bir hikayeyle ben de bir evlilik teklifi yapmayı düşünüyordum ama kader bazen ağlarını “sweet november”ın sonundaki sahne misali istemediğiniz şekilde örebiliyor…
    mutluluğunuzun daim olması dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: