“Mazereti olmayan” sekreter aranıyor

Aşağıdaki görüntü, geçen hafta bir iş arama sitesinde verilen bir sekreter ilandan kesit:

Firmanın adını vermedim, bir tek şirkete özgü bir yaklaşım değil çünkü bu. Tek bir ismi taşlamaya gerek yok, bu zihniyeti değiştirmeli.

Emzirme Reformu ve ötesi de işte bu yüzden gerekli.

Reklamlar

83 Yanıt

  1. SEVGILER… TSK

  2. ara vermeyecek, non-stop çalışacak, muhtemelen 6 ayda 1 de eleman değişecek haliyle…

  3. Bir arkadaşım okuldan sonraki ilk iş başvurusuna giderken parmağındaki tektaşı çıkarmıştı. ‘Nişanlı olduğumu öğrenmesinler şimdi’ demişti. Ben de salak salak suratına bakmıştım 😀

  4. benden de ilk iş yerimde(bir banka) işe girerken,hamile olmadığıma dair belge istemişlerdi hastaneden.insan o belgeyi alırken kendini çok tuhaf hissediyor

    • Nasıl aldın o belgeyi? Doktora muayene mi oldun?

      • hastaneden kan testi yaptırmıştım.sonucunu vermiştim salak insan kaynakları müdürüne.”ben suçsuzum hakim bey” der gibi

        • “Hamile değilim” demen yeterli olmadı yani. Yok, ben buna inanamıyorum. Sana değil, bu uygulamaya. Yok, olacak iş değil.

          • eee iki ay sonra hamile kalirsan kovacaklar miymis. okuzlugun bu kadarina da pes dogrusu.

            • evet resmen öküzlük.ve insanı rencide ediyor.o zaman 23 yaşımın saflığı ve yeni bi işe girmenin verdiği psikolojiyle gittik eşimle aldık belgeyi.o bankadan 10 ay sonra istifa ettim.yükselsem bile mutlu olmayacağımı anladığım için.ve çok iyi yapmışım.o insan kaynakları çalışanının yüzündeki “bize mecbursunuz” ifadesine de ne zman aklıma gelse bi tane çakasım gelir 🙂

    • Hic sasirmadim, Turkiye’de bankalar Nazi kampi gibi. Calisanlarinin iligini somuruyorlar

      • evet, özellikle de bankalar… hele ki çağrı merkezleri! hele ki kadın yöneticiler…

      • bizde yazık bi adamcağız vardı.çok çalışkan..ve hep en çok çalışanın üstüne gidilir ya,karısı doğum yapmıştı,öğlen olmadan işe gelmek zorunda kalmıştı o gün.çok üzülmüştüm

  5. İkinci çocuğuna hamile, çalışan bir anne alarak maalesef ben bu görüşüne katılmıyorum Elifcim; özel sektörde (özel sektör diye özellikle belirtiyorum), bir şirket sahibinin sadece kıvırcık saçlıları çalıştırma, boyu maksimum 1.50 olanları çalıştırma gibi bir özgürlüğü olduğunu düşünüyorum (Çalışanların arasında eşitliğin sağlanması meselesi ayrı…).
    Eğer bu patron bir erkek elemana ihtiyaç duysaydı, işin sürekliliğini sağlayabilmek için bu sefer de ‘askerlik engeli olmayan diye ilan verecekti’.
    Şöyle düşünelim mi: Bir bebek doğurdun/iş kurdun, işin yürütülmesi için bakıcıya/sekretere ihtiyacın var, bakıcı/sekreter işe başladı, altı ay sonra hamileyim diye geldi… ‘Haydaaa, n’olcak şimdi?’ demeyecek misin? ‘ Oh oh, ne güzel, emzirme reformu ve ötesi’ mi diyeceksin? Hiç sanmıyorum.
    Elbette bir şekilde halledilir; ama sanırım ilk tercihin bu olmaz. İlk bakıcında başına bu gelmiş olsa, ikinciyi ararken hamileyi kalmayı düşünüp düşünmediğini sormaz mısın? Eşit şartlardaki iki aday arasında böyle bir isteği/planı olmayanı tercih etmez misin?
    Svg,
    ozgeozb

    • Yok be Özge. Katılmıyorum sana. O zaman bunun sonu yok ki… Senin söylediğin şekliyle bu uygulama “Kadın, çocuk yapacaksa çalışmasın, çalışacaksa da çocuk yapmasın”a varıyor.

      Herkes böyle düşünse kim iş verecek ki kadın çalışanlara?

      Askerlik konusu ile bence de aynı. Ve bence bu da başlı başına bir sorun. Etrafımda kaç arkadaşımın, kaç kuzenimin sırf askere gitmediği için işe alınmadığını ben biliyorum. Devletin verdiği bir zorunluluktan ötürü genç mezunlar iş bulamıyorsa burada bir terslik var demektir. Ya böyle bir zorunluluğu ortadan kaldıracaksın, ya da firmaların bunun altından kalkmasını mümkün kılacaksın.

    • aynı fikirdeyim Özge.. İş (business) tam kapasite çalışma gerektirir. İşe alacağım eleman üç ay sonra ayrılmayacak. “Hele bir iki ay çalışayım, çevrem olur,sosyalleşirim hayırlı bir kısmet bulurum/bebek yapar sonra evde bebeğime bakarım” mantığındakileri işe almıyorum.
      Hele ki çalışacağı işin eğitimini alan biri, (kadın ya da erkek) hesabını yapıp okumalı ve işe girmeli.

  6. bende katimiyorum Elifcim..kimsenin ilk tercihi bikac ay sonra isi birakacak bir calisandan yana olmaz..abimin sirketinden biliyorum,dogum nedeniyle isi birakan elemanin departmaninda,o seviyede bir calisan bulana kadar epey zaman gecmis,bu süre icindede birkac projesi geri cekilmisti..bastan neyin bekledigini bilmek böyle ortada kalmaktan daha mantikli diye düsünüyorum..emzirme reformu bambaska bir olay..

  7. ben bu şirketle iş görüşmesine geldiğimde :
    evli misiniz?-Evet
    çocuğunuz var mı? Hayır
    düşünüyor musunuz? Hayır ( 1,5 sene olmamıştı ve olmazdı diye düşünmüştüm)

    dedikten sonra işe alındım ve o ay hamile kaldım. Ve daha yılım dolmadan 2 ay doğum izni kullandım. kızım 40 günlükken işe başladım. bu şirketimin bana sağladığı kolaylık mı? zorluk mu? karar veremedim.

    • işe başlamayıp ücretsiz doğum iznini kullanabilirdin. 2 ay değil 4 aydır ücretli doğum izni. her şeyi zorlaştırmak ve kolaylaştırmak bizim elimizde aslında. biraz direnç göstermek lazım.

      yapabilecekleri en kötü şey ücretsiz iznin de bittikten sonra tazminatını vererek seni işten çıkartmak olurdu. bu arada bebeğin de kocaman olurdu.

  8. Şimdi burada şöyle bir saçmalık var; Tabii ki özel sektörde işverenin istediği özelliklerdeki elemanı seçme hakkı olacak, buna diyecek bir şey yok ama koyduğu sınırlar kabul edilebilir, makul sınırlar olmalı. Eğer uzun süreli bir çalışan istiyorsa mutlaka evlilik ve doğum gibi durumların ortaya çıkacağını bilmesi gerekir. Ayrıca bu işler plansız da gerçekleşebilir. ÇAlışmaya başiladıktan sonra ani bir evlilik kararı alabilir ya da kazara hamile kalınabilir. Şimdi bu kadın burada çalışıyor diye bebeğini mi aldırsın? Saçma sınırlara asla uyum sağlanamaz. Sanırım özel sektör işverenleri robot gibi insanlar istiyorlar.. Hastalanmayan, evlenmeyen, çocuk doğurmayan, yanlış yapmayan vs…

    Evlilik ve çocuk gerçekten bir kadının kariyerini kötü etkileyen şeyler. Bunlara bir düzenleme geitrmeyen kanunlar olduğu sürece kimse çıkıp da kadınları çalışma hayatına katmak gibi zırvalardan bahsetmesin.

  9. bizim daha çooook ekmek yememiz gerekiyor. Amerika’da olsa bunun direkt ayrımcılığa gireceğini sen biliyorsun bilmeyenler için not düşmek istedim. Tartışma yaratmak istemiyorum ama karşıt fikirde olanları özellikle de kadın olanları anlayamıyorum.
    bence biz ne gördükse onu uyguluyoruz ve hiçbir alternatif düşünmüyoruz. Kendimden örnek vermek istiyorum Amerika’da projelerde çalışırken %100 seyahat ediyordum yani her pazartesi ilk uçakla gidip cuma gecesi dönüyordum. Hamile kalınca ne oldu, bana evden çalışacağım bir iş verdiler. 3 yıla yakın bir süre evden çalıştım. Üstelik doğumdan sonra 9 ay izin aldım. Amerika’da böyledir demiyorum çünkü normal doğum izni Türkiye’dekinden az. Ama orada kimseyi hamile, evli, çocuklu diye işten çıkaramazsınız hatta iş görüşmelerinde bile soramazsınız. Bizim kafamızı değiştirmemiz lazım.

    sevgiler

    • Size katılıyorum, tüm dünya “iş dünyasında kadına yönelik pozitif ayrımcılık” diye bağırıp dururken ve onlarca yüzlerce alternatif uygulama hayata geçirilirken biz hala neyi tartışıyoruz.

      Hal böyle olunca (hele ki kadınlar da bu ayrımcı uygulamaları desteklerse) Emzirme Reformu falan da hikaye olur maalesef (Elif yanlış anlama, tam da senin söylemeye çalıştığını söylüyorum aslında)

      Aşağıda da belirttim, Türkiye’deki kanunlara göre de bu bir suç ve ayrımcılık kapsamına giriyor benim bildiğim kadarıyla…

    • Aynen, benim de demeye çalıştığım buydu. Buradaki uygulamalar, özel hayata burnunu sokmalar, CV’de resim istemeler, ve daha nicesi hayrete düşürüyor beni.

      Genel olarak bir silkinip kendimize gelmemiz lazım. Bazı ayrımcı uygulamalar fazlasıyla kanıksanmış durumda.

      • bir de “görünüşüne ve giyimine özen gösteren” ibaresi var, hasta oluyorum!

        • Bu da işin gülünç olan diğer tarafı. o zaman direkt git ajanstan bul elemanını.
          En yakın örneği benim iş yerim. Sırf giyimine özen gösteriyor diye karşına alıp iki çift sohbet edemeyeceğin kişi 11 yılını tamamlamış bulunuyor

  10. ben aile şirketimizde çalışıyorum. Bizim gibi küçük şirketlerde muhasebe önemli ve ancak güvenilir kişilere yaptırılabilecek bir iştir. Bu işi yıllarca kuzenim yaptı. Ancak hamile kalınca bakacak kimsesi olmadığından doğumdan sonra işe dönmeyeceğini söyledi. Gitmesine bir ay kala teyzem bize çok güvenilir diyerek bir aday buldu. Kendisiyle görüştük, 3 senelik evli, yaşı 30u geçmiş çocuksuz bir bayandı. Bize açıkça çocuk düşündüklerini ama öyle birşey olsa da ücretli doğum izni bitiminde işe döneceğini söyledi. Bu duruma biz çok takılmadık, ne de olsa dönecekti ve ben joker eleman olarak o işi de 4 aylığına devralabilirdim. Nitekim 1 ay sonra yeni elemanımız hamile kaldı! Üstüste yaptığı 3 tane düşükten sonra hergün kendine iğneler yaparak bu hamileliğini sürdürmeyi başardı ve sağlıklı bir şekilde çocuğunu kucağına aldı çok şükür. O halen doğum iznindeyken ben ikinciye hamile kaldım sürpriz bir şekilde. Tabii kara kara düşünceler aldı bizi. Kuzenime bir bakıcı tutmasına imkan sağlayacak maaşı verirsek işe dönüp dönmeyeceğini sorduk, kabul etti sağolsun beni de düşünerek. Bu süreçte işlerimiz çok iyi gitti, büyüdük ve zaten muhasebe için iki elemana ihtiyaç doğdu ve halen her ikisi de bizimle beraber çalışıyorlar. Tabii belki ben onun işini yapamayacak olsam yada sonrasında çalışmayabilirim deseydi farklı düşünürdük başından ama herkesin çocuk sahibi olma hakkı var ve 4 ay yaşanacak zorluk bunun karşısında pek de mühim değil.

  11. valla açık söylemek gerekirse, ilandaki ifadeyi yadırgamadım. işe alımlarda bayan adaylar için bu çok önemli bir kriter. yukarıda askerlik örneği verilmiş ya evet aynen bu da onun karşılığı. çalışma hayatım boyunca iki kez çocuk sahibi oldum ve her birinde 6 ay kadar işten uzak kaldım. bu cidden şirket için zor oluyor. şanslıydım ki hep deneyimli yardımcılarım oldu. izinde olacağım dönemdeki işlerimin hepsini izne ayrılmadan tek tek planlayıp bırakmak durumunda kaldım ki bunlar da hamileliğin sonlarına doğru epey eziyetli oluyor.
    dahası işe döndüğünde sektörel güncelliğini yitirmiş oluyorsun vs.. vs.. bunlar şirket için büyük kayıp. ancak şu gerçek ki çocuklu kadınlar daha programlı ve daha verimli çalışıyorlar:))
    özetle: bayan adaylara ben de soruyorum işe alımlarda çocuk işini…

  12. Hukukçu değilim ama benim bildiğim kadarıyla bazı durumlarda bu tür iş ilanları ve uygulamalar karşı Türkiye’de de suç duyurusunda bulunabilmek mümkün. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesine dayanarak…
    Bu yapılan ayrımcılıktır (askerliğini yapmış eleman aramak da ayrımcılıktır) ve ayrımcılığın her türlüsü (cinsiyete, yaşa, etnik kökene, cinsel tercihe vb. dayalı) suçtur…
    Bu konudaki tarihi eski ama güncelliğini yitirmeyen bir haber linki: http://www2.bianet.org/bianet/kadin/83557-is-ilanlarinda-ayrimcilik-yapamazsiniz–3

    • Her ne kadar pek uygulanmasa da, çok zaman beğenmediğimiz hukuğumuz bile bazılarından daha insaflıymış…maalesef…

      • Is Kanunu gercekten iscinin yaninda ama uygulamasi ancak calisanlarin ihlallere karsi durmasi (Is Kurumuna sikayet veya dava acma) ile gerceklesecektir.

  13. belki ifade edilis sekli yanlis ama, ozunde ben de yadirgamadim; soyle ki; 2 arkadas ortak yuruttugumuz cok buyuk bir projenin icindeydik, ise baslamadan once ‘bebek dusunuyor musunuz’ sorusu bize de sorulmustu, hayir cevabi alinmisti.
    ama diger arkadasim, aslen dusundugu halde aksini soylemis,
    hamileligi sorunlu gectigi icin, isi birakti (bebek saglikli dogdu cok sukur su an kocaman cocuk oldu :)),
    ama o isi birakinca neler cektigimizi ben bilirim, hersey gozuktugu gibi olmayabiliyor.

  14. İş hayatında olmayan arkadaşlara ya da hiç çalışmamış kişilere garip gelebilir ama ben bu soruları veya talepleri yersiz bulmuyorum. Ben eskiyim çalıştığım yerde. Bir çok kadın eleman geldi geçti. Kimisi evlendi kocam izin vermiyor yok evlilikle yürütemiyorum diyip tazminatını da alıp gitti ki böyle bir hak var. evlilik nedeniyle kadın işinden ayrılınca tazminatını alabiliyor benim bildiğim kadarıyla. kimisi doğurdu çok zor ben çalışamıcam dedi gitti. neyse burada kalanlar hep bu insanları yetiştirmek ve sonrada arkadan gidişlerini izlemek zorunda kaldı. bu arada iş yükünden hiç bahsetmiyorum. yetişene bir şeyler öğrenen kadar işi yükleniyorsunuz evlenip çekip gidince yeni biri gelene kadar işi yükleniyorsunuz. ohh ne ala memleket. burada firmada diğer çalışanların da hakları kollanmalı.
    yalnız doğum izni tabiiki ayrı birşey. doğum izni çalışana tanınmalı hatta 1 sene ücretsiz izin hakkıda sorunsuz kullandırılmalı ama o çalışan da bir zahmet işe dönmeli bence. Valla ben de açıkçası askerliğini yapmış erkek elemanları tercih ederim. Bir insanı sıfırdan yetiştiriyorsunuz ayy ben evlendim kocam izin vermiyor yok evlilikle iş yürümüyor diye çat bırakıp gidiyor. Emin olun işveren kadar işyerinde çalışan diğer elemanlar içinde bu gidişler ve yeni eleman gelişleri çok zor oluyor.

    • evlilikle işini yürütemeyebilir, çalışma hayatını çocuklarla birarada yürütemeyebilir.. her kadın işkolik olacak bir yerde 30 sene çalışacak diye bir kaide yok ki!

      evdeki hesap çarşıya uymayabilir, bakacak kimse bulamayabilir, bakıcıya verecek parası olmadığı için çocuklara kendisi bakmak zorunda kalabilir, zorunlu sebepler yüzünden işten ayrılabilir, kocası çalışmasını istemeyebilir.. sürüyle varsayım bulunabilir buna. işi beğenmeyebilir de ayrıca. 6 ay izinden sonra ev hayatı tatlı da gelebilir? değil mi?

      o bahsedilen tazminatlar bu yüzden varlar. yapamıyorsan çekip gideceksin tabii, kalıp sırf kendisini yetiştirenler iş yükünden boğulmasın diye hayatının düzenini bozacak değil ya…

      demem o k,i bu mazaretleri olmayan birini aramak saçmalıktan başka bir şey değil.

  15. yadırgamamanıza yadırgadım dogrusu.ilginç!
    sayg…..

  16. Elif, bir de doğum sonrası ücretsiz izin 6 aydan daha fazla olsun diye çabalıyorsunuz… kadınlar bile böyle düşünebiliyorken, ben ücretsiz izin 6 aydan daha fazla olursa işverenlerin ne kadar saçmalayabileceğini hayal dahi edemiyorum!!!

  17. türkiye’de de bazı kurumlarda örneğim birleşmiş milletler ya da avrupa birliğinin ofislerinde görüşmelerde evli misin, çocuğun var mı, yapmayı düşünüyor musun vs. gibi sorular sormak yasak ve her işleri de pek güzel yürüyor. sekreter doğum iznine çıkarsa 6 aylığına biri pekala bulunabilir veya iş diğer çalışanlar arasında dağıtılabilir. bahane bunlar.

  18. Yeri gelmişken söyleyeyim. Bir de hamileyken işten çıkarılanlar var. Başına gelmiş biri olarak tecrübelerimi hızla aktarayım:

    28 haftalık hamileyken çalıştığım yabancı özel bir şirketin küçülmesi sebebiyle çıkarılan yöneticilerden biriydim. Ama beni Ali Veli’yi çıkarır gibi, yani önümüzdeki en az 6 ay iş göremez halde olduğumu dikkate almaksızın, mağduriyetimi karşılamaksızın çıkardılar. O sıralar, sene 2008, tüm gazete manşetlerinde “Hamileler işten çıkarılamaz” diye yasalardan bahsediliyordu. Biz de göğsümüzü gere gere verdik mahkemeye. Sonuçta daha o yıl içinde 2 kere zam almış, performansım yüksek bir çalışandım. Ve küçülmeyi mazeret gösterip başka bir iş teklif etmeden karşılarına alıp “sen şöyle iyisin, sen böyle iyisin ama..” diye diye yalnızca normal tazminatımı vermişlerdi.

    Uzatmadan söyleyeyim davayı kaybettim, yargıtaya gönderdim, yine kaybettim. Çünkü şirketin küçülüyor olması – ki sözüm ona küçüldü, türlü dalavereler yapıldı – benim hamileyken işten çıkarılmamın üzerinde bir sebepti. Kısacası benim bu işten anladığım, yorumladığım hamileyken işten çıkarılamamanız için şirketin sizi çıkarma sebebi olarak “hamile olduğu için” diye yazması gerekiyor!!!

    Neyseki sayelerinde harika bir hamilelik sonu, doğum ve kızımla 2 sene geçirdim. Şimdi de çok daha iyi bir yerde, bu konulara çok saygılı olduğunu bildiğim insancıl bir yerde çok mutlu bir şekilde çalışıyorum!

  19. Evlilik ve çocuk sahibi olmak kadının özelidir ve diğer özgür insanlar gibi hakkıdır. Kısıtlamaları algılamak zor. Doğum sonrası süreçte kadının işten uzaklaşmış olduğu doğru, ama çalıştığın yerin gelişmesinde engel teşkil edecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. Yeterki taraflar iyi niyetli olsunlar. Ben akademisyenim. Doğumdan sonra işe döndüğümde süt izni ve bakıcı sorunu nedeniyle de yeterince işime konsantre olamadım. Kurumumun benim gibileri, anneleri, rahatlatmak adına bir kreş açma imkanı varken bunu kullanmaması personeline yeterli saygıyı göstermediği anlamını taşıyor bence! Emzirmek için eve gidip çocuğumu uyutup çıkıyordum ve uyandığı vakitler eve dönüyordum. Haliyle verimli çalışamıyordum. Ama bu süre zaten süt iznini kullandığımız 1 yıl süresince oluyor. Bu süreçte tehdit edildim,sözleşmem 3ay uzatıldı ve 3 ay içinde 2 makale yazarsam ancak sözleşmemin uzatılabileceği söylendi.Zor oldu ama yaptım,işimi kurtardım.Şİmdi tezimle uğraşmaya devam ediyorum.Ağırda olsa yürütüyorum.Bölüm başkanım bana aslında bilimle uğraşan insanların çocuk sahibi olmaması gerektiğini söyledi.Üniversite ortamında herkesin bilimsel çalıştığını ama herkesin 2şer 3er çocuk sahibi olduğunu söyleyince kıvırmaya başladı, kaldıki kendisinin de 2 çocuğu var, büyümüşler ama küçüklerdi, o günler unutuldu. Erkekler,babalar,annenin çocuktan sonra nasıl büyük bir sorumluluk taşıdıklarının farkına varamıyorlar.Onlara göre çocuk öyle ya da böyle büyüyor. Bizim derdimiz çocukların ot gibi büyümesi değil, sağlam karakterli bireyler olarak yetişmeleri.
    Çocukluğumdan beri tanıdığım bir abla,doktor olup uzmanlığını aldıktan sonra iş için başvurduğu hastanede en az 2 yıl çocuk yapmama şartı koydu.Bu şartla işe aldılar.Şimdi siz sekreterlikten bahsediyorsunuz, muhasebe işinden bahsediyorsunuz. O zaman benim hocamın mantığı tüm toplumu kapsar hale geliyor. Sadece bilimle uğraşan akademisyen bayan değil, muhasebeci bayan, doktor bayan, sekreter bayan vs. de çocuk sahibi olmamalı! O zaman kadını eve kapatalım sadece çocuk doğurup evine kocasına baksın! Bunun için ekstadan eğitim almaya, üniversite okuyup maddi manevi sıkıntı çekmeye ve kendimizi geliştirmeye de hiç gerek yok!
    Arkadaşlar yetiştirdiğimiz çocuklar sadece bizim değil, bu toplumun evladı! Doğru insanlar, dürüst, saygılı prensipli bireyler yetiştirirsek bu, toplumun geneline yansır. Çocuk sahibi olarak biz aslında daha büyük sorumluluklar ediniyoruz. Yükümüz belkide bin kat artıyor. İşveren ister özel olsun, ister devlet sektörü olsun, anlayışa ve desteğe ihtiyacımız var! Doğumdan kısa süre sonra kadını işe dönmeye zorlarsanız, doğum sonrası depresyonunu atlatamamış kadının sıkıntısına biraz daha katkıda bulunup belki de onun daha çok bunalmasına neden olursunuz. Böyle bir insan işinde ne denli verimli olabilir ve çocuğuna ne katabilir. Ama ona destek olduğunuzu hissettirirseniz kadın yalnız olmadığını hisseder, bunalımını daha çabuk atlatır hem çocuğuna hem de işine faydası olur. Bananecilik bizim tüm toplumumuza hakim durumda, baştan ayağa! Ayrıntılarını net olarak bilmesemde, bazı ülkelerde çocuk yardımı bizdeki gibi 29 tl değil. Çocuk sahibi olduğu için aileye maddi destek veren ülkeler, anlayışlar, olduğunu biliyoruz. Vatandaş olarak o ülkenin, o ailenin bir ferdi olduğunuzu hissediyorsunuz. Dünyanın bir yerinde, birileri, üstelik de gelişmiş toplum seviyesine erişmiş ülkedeki birileri, vatandaşına destek olmak ve sahip çıkmak adına bir mantık geliştirip uygulayabiliyorsa sanırım bunu yapmak çok da yanlış olmasa gerek!
    Madem aynı mantıkla yürümeye devam edeceğiz; Askerlik yapmış olmakla, çocuk sahibi olmayı aynı kefeye koyan işverenler, askerlik yapmış erkek veya çocuk sahibi olmuş bayan tercih etsinler o zaman! Doğumunu yapmış, izne ihtiyacı yok!

    • kadının kadına desteği ve yaklaşımı bu/böyle olmalı! keşke işverenler de sizin gibi düşünebilse Arzu, çok haklısınız!

      • Teşekkür ederim. Kucağımda veya hemen yanımda elini tutarak çocuğumla karşıdan karşıya geçerken yavaşlamak şurda dursun, yokmuşuz gibi daha fazla gaza basarak üzerimize süren bayan sürücülerden gördüğüm, “kadın kadının düşmanıdır!”. Ben yapamadım!
        Lafı uzattığım için kusura bakmayın, belki söylenecek çok şey var bu konuda ama ben kelimelere anca bu kadarını sığdırabildim.

    • Kadınlara, özellikle de çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık diyorum.. Arzu Hanım sizi de açık ve anlaşılır ifadenizden ötürü tebrik ediyorum.

    • Arzu hanım harika anlatmışsını.. Yazınızın altına imzamı atasım geldi..

    • Benim söylemek istediğim de buydu.

    • “Bizim derdimiz çocukların ot gibi büyümesi değil, sağlam karakterli bireyler olarak yetişmeleri.”
      olay budur !

  20. evet her şey olabilir. kocası otur oturduğun yerde diyebilir, kadına ev hayatı tatlı gelebilir ,bebeğini bırakamayabilir v.s
    ben de zırt pırt işten bu tarz bahanelerle ayrılan insanlardan bıkmış usanmış olabilirim. işverende diğer çalışanalar arasında yaşanan problemleri ve yürüyen projeleri göz önüne alarak bu soruları sorabilir. bana garip gelmiyor. ayrıca şirketin müşterileri de aynı pozisyonda sürekli değişen kişilerden hoşlanmıyor olabilir. bizim sektörümüzde zor bu işler dışardan konuşmak kolay olabiliyor bazen fakat sektörleri ve alanları çok iyi kendi içinde değerlendirmek lazım. eleman yetiştirmek, yetişmiş eleman bulmak da ülkemizin ayrıca başka bir problemi. sadece bir yönden iş verenlere yüklenmemek gerek bence. her yönden düşünmeye çalışmak lazım.

    işveren senin 5 sene içerisinde şurada olmanı düşünüyorum o yüzden seni işe alıyorum sen ne düşünüyorsun dediği zaman benim de şöyle şöyle planlarım var demeli bence iş başvurusu yapan da. açık açık konuşulmalı her şeyi.

    Bu arada doğum izni v.s olmalı bu konuda kesinlikle aksi bir düşüncem olamaz. bizim şirkette doğum iznine ayrılacak kişinin yanına bir süre onunla çalışıp işleri öğrenmesi için eleman alınıyor. doğum iznine çıkacak kişyle birlikte bu kişi çalışıyor ve doğum izinleri hiç sorun olmuyor. Başka çalışanlara da fazla yük binmiyor böylece.
    Sorun habersiz öyle sizi ortada bırakan çalışanlarda çıkıyor zaten. Bırakamaz mı bırakır tabii keyfi bilir kişinin, çok keyfi insanlar var cidden. Ama işverende buna karşı tedbirini alır. gayet normal yani. ben sorarım.askerliğini yaptın mı diye nasıl sorarsam. evlenecek misin, ya da ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun diye sorarım, evlenince çalışmaya devam etmeyi düşünüyor musun diye de sorarım. acı tecrübeler bunu sordurtur zaten çoğu işverene.
    sonuçta iş bırakan keyfi gelen de hep kadın milleti oluyor. daha bir erkeğe de rastlamadım ben çalışmıcam diyen yok öyle bir seçenek. Ama çok bayılarak örnekler verilen ülkelerde hangi ebeveynin maaşı yüksekse o çalışmaya devam ediyor diğeri çocuğa bakıyor ve evde kalan baba da olabiliyor. sonra da kadına niye bu sorular soruluyor. öncelikle kadın niye sürekli bişeylerden vazgeçiyor onu sorgulamak lazım bence.niye çocukta yaparım kariyerde diye bir laf kadın için var da erkek için yok.kadın evlenince veya çocuk olunca işten ayrılabilir. çok doğal bu bizim için. ee o zaman da işveren ne yapsın. soruyor kadınlara nasıl erkekler de askerliği soruyorsa.

    • yazınızı okurken bir an bahsettiğiniz o “kadın milleti” kısmına siz dahil değilsiniz zannettim!

      her neyse.. sizin çalışma ortamınızda ayrılan elemanın ya da sizin tabirinizle keyfi çekip giden elemanın yükünü sizin çekiyor olmanız, işvereninizin işin yapılışıyla ilgili kuralları düzgün belirleyememiş olmasından kaynaklanıyor bence. her şey “iyi niyet” ten geçiyor. bazı durumlar planlanamaz.. 5 sene sonra şurada olabilirim demek çok çok zor bir şey.

      sizin işyerinizde keyfi çıkıp gitmeler çok olduğuna göre, çalışanları rahatsız eden bazı durumlar da olabilir değil mi?

      ayrıca ben sırf keyfinden iş bırakan erkekleri de çoooooook gördüm…

    • Arkadaşım yapmayın lütfen, insanların yatak odasına kadar girmeyin! Askerlik başka bişey, çocuk sahibi olmak başka! İster işveren olun, ister devlet başkanı! Ailenin mahremiyeti vardır! Evli misiniz diye sordunuz, evin kapısından girdiniz! Çocuk var mı dediniz, salona kadar geçtiniz de, çocuk yapacak mısın diyerek yatak odasına kadar da girmeyin lütfen!
      İnsanlar kısa veya uzun vadede planlar yapar veya hedefler koyarlar ama, karşılaştıkları hayat şartları bazan insanları hiç ummadıkları yerlere sürükleyebilir. Bende birkaç yıl önce iş hayatımda veya özel hayatımda varmak istediğim yerler vardı, ama evlilik düşüncem de hayallerim arasındaydı. Eşimle karşılaşınca 1 ay içinde evlenmeye karar verdik, ailemiz tanıştıktan 22 gün sonra evlendik. evlendikten 1 ay sonra bebeğimi taşımaya başladım. Planım böyle değildi ama hayat akarken ben dur diyemem, gücüm yetmez!
      Paparazzi külütürünün yerleştiği toplumda kiminlesin nerdesin napıyorsun gibi şahşa özel konuları deşmek adetimiz haline geldi!

    • “doğum izni kesinlikle olmalı,aksi bir düşüncem olamaz. kadın sorunsuzca bu izni kullanabilmeli.” diyorsunuz ya hani…

      sizin tuhaf bulmadığınız soruları soran, ilanda bu gibi maddeye yer vermekte hiç bir sakınca görmeyen işveren nasıl olacak da o hak olan doğum iznini sorunsuzca kullandırtacak?
      kullandığınızda burnunuzdan getirmeyecek?

      ya da siz doğum,vs nedeniyle izin kullananların iş yükünden yakınırken, onlar yerine eleman yetiştirme sıkıntısından/külfetinden bahsederken; nasıl olacak da o izni kullanan arkadaşa yan gözle bakmayacaksınız? üstelik doğum izninin olması gerektiğini desteklerken?!

  21. Bunu bir de su acidan dusunmek lazim. Arzu Hanim da deginmis ama kadinlar icin evlilik ve cocuk dogurmak isi aksatmaya mazeret olarak goruluyor ama erkekler icin boyle bir mazeret soz konusu degil. Bu toplumumuzda evlilik ve dogumun yukunun kadinin sirtina bindirildiginin, erkegin de ne olursa olsun evliligi ve cocugu 2. plana atabilip ise odaklanabildiginin gostergesi degil mi? Eve kadin baksin, cocuga kadin baksin, erkek biraksin bunlari patrona calissin. Toplum bilincinde erkegin elinden cocuk ve evlilik ile ilgili sorumluluklar onyargiyla aliniyor. Bence bu kadina cifte standart yapilmasi kadar buyuk bir haksizlik.

    • Haklısınız! Yetiştirilme tarzımıza bir bakın lütfen! Erkekleri anneleri hizmet edilecek bir varlık ve kadınları ise evine eşine kayınvalidesine hizmet edecek bir varlık olarak yetiştiriyor! Kayınvalideler iş yapabilen gelin istiyorlar! Bu bizim topluma özgü bir kültürel yapı olsa gerek! Erkekler evlendiklerinde yuvayı dişi kuş yapar diye sorumluluğu almıyorlar. Yapılmayan veya aksak giden işler olduğunda, kadın herşeye yetişmek için çaba harcıyor, çünkü eminim çoğumuz içi rahat etmiyor. Üniversite mezunu ve kendini kitap okumaya adamış ve yetiştirmiş bir tanıdığıma, 6-7 yaşlarındaki oğlunun çamaşırlarını veya kıyafetlerini kendisi seçip giymesine izin vermesini, dağıttığı kıyafetlerini toplaması için teşvik etmesi gerektiğini, ilerde yetişkin olduğunda bu konuda eşi ile sorun yaşayabileceklerini söylediğimde bana çıkışmıştı, oğluna hizmet etmekten memnun olduğunu eşinin de öyle davranmasını istediğini söylemişti, şaşırmıştım. Bu bizim yetiştirilme tarzımız! Kanımıza işlemiş! Bu gibi önyargıları yıkmak çok zor! (Bir önyargıyı yıkmak atamu parçalamaktan zor demiş Einstein) İş bizim gibi bilinçli annelere düşüyor! Erkek ya da kız olsun, evlatlarımızı kişilikli, ayakları üzerine sağlam basan bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Hayatta kalmak için bir erkeğe ya da kadına ihtiyacı olduğunu düşünerek ömrünü geçirmemeli! Umudumuz yeni nesilde! Eşlerimiz sorumlulukları bizimle eşit olarak paylaşsa belki de iş hayatındaki maduriyetlerimiz azalacak!

  22. Bizim toplumumuzda boyle cifte standartin bu kadar kolay uygulanmasinin tek sebebi bunu bastan kadinlarin kabul etmesidir bence. Ben kimseyi elstirmek istemem ama yukarda okudugum bazi yorumlara inanamiyorum. Bizler kadin olarak dogduk kole olarak degil. Tum yuk zaten sirtimizda, erkekler sadece calisiyor yoruluyor diye eve geldiklerinde kayirilip pohpolanmak istiyorlar. Kadinlarin isleri hafife aliniyor. Ama bunu bu hale bizim annelerimiz ve yadigarlari olarak bizler getiriyoruz. Artik uyanmanin vakti geldi. Dogmak, yasamak ve olum nasil dogal bi olgu olarak karsilaniyorsa calisirken de bu hallerin insanlarin basina heran gelmesi cok dogal karsilanmalidir. Calicagim diye bu dogal olgulari kimse yok sayamaz! Insan haklarina aykiridir bu. Ne demek yahu! Cv’ler zaten baslibasina komedi. Boyun, kilon, yasin, mezuniyetin, sac rengin bas rengin..ne bu? modellik mi yapicam, bankacilik mi? birilerine kendimi begendirmek zorunlulugum bu kadara kadar nerden geliyor? Avrupada da cv’lere foto koyulmaz! ayiptir! kimse sana vucut olculerini sormaz! isyerleri bir is karsiliginda kar elde edicekse, giderlerini de hesaba katar mutlaka. personel de bu giderlerinin icinde en onemli yeri tutar. sen personelsin, isyerinin patronu degilsin ki. Sana ne! Zaten profesyonel bir isletme personel egitiminin hesabini yapar. Yani ben ifade edemiyorum belki ama bunlari okuyunca Turkiyedeki eski gunlerim birden aklima geldi. Cileden ciktim..Insanlarin bakis acisinin degismesi gerek artik. Basta bizler hanimlar. Kac tane istersem o kadar cocuk dogurur ve isime de giderim cocugumu da buyuturum. Is yerim de buna uymak zorundadir. Kadinlari kendileri gibi ayni anda 2-3 isi yapamayacak kadar idiot olarak goren yoneticilerin %80’i erkektir gorursunuz bakin. Erkekler oyledir cunku. sadece ise gider aksam eve gelince sinirli ve yorgundur. Biraz ustune gidince cileden cikarlar, dokunlmazdirlar. buyrun iste 2. bir isi kaldiramazlar. kadinlar oylemi? calisirlar, eve bakarlar, cocuk bakarlar. vs… iste aradaki fark budur..

  23. Hayretler içerisindeyim. Cinsiyetciliğin, ayrımcılığın bu kadar kanıksanmış olması ve dahası ayrımcılığa maruz kalan tarafın bu durumu bu denli sahiplenmesi, hak vermesi, meşrulaştırması.. İnanılır gibi değil!

  24. arzu seninle feci sekilde hemfikirim…ama ben ifade etmekte zorlaniyorum kendimi..

  25. Pratik annenin sözlerine tamamen katılıyorum. haksızlığın kaynağına inmek lazım ve kaynakta kadın milletinin artan evde oturma çocuk büyütme arzusu var.
    çocuk doğurmak ve evlilik kadın için mazeret olduğu sürece bunlar sorulacaktır.
    İş yerimizde benden daha uzun 15 senedir burada çalışan kadınların yanı sıra buradan emekli olan kadın işçiler de var.
    ama günümüzde bir okul okuyup hadi okulum boşa gitmesin evlenene kadar kendimi oyalayım evimin kadını olurum sonrada bir çocuk yaparım sırtımı kocaya yastlarım genç kadın modeli hızlı bir artış içinde olduğu için bu tarz elemanlar da geliyor tabii. günümüzde artan bir trend. işveren de kendini bu trende karşı koruyacak tabii.

    • korunmanın yolu insanların özel hayatlarına müdahale etmekten geçmiyor. deneme süresi diye bir şey var, her şey yasalarla düzenlenmiş durumda. Arzu’nun da söylediği gibi bir kadın istediği kadar çocuk doğurabilir, canı isterse sırtını kocasına da yaslayabilir, evde çalışmayı, tam zamanlı annelik yapmayı tercih edebilir veya benim gibi buna mecbur da kalabilir… Konu “doğru olan” değil “yapılması gereken”. Yapılması gereken de saygı duymak ve her şarta hazırlıklı olmaktır.

  26. Bu sekilde ilanlar kanun disi olmali. GEcenlerde esim bir eleman alacakti (amerikada). Gorusmeden sonra kadini almaya karar vermis, ise cok iyi uyuyormus, harikaymis CVsi ve tam aradiklari ozelliklere sahipmis falan. Bunun uzerine IK gorevlisi baska bir KADIN, demis ki esime, “bu kiz hamileymis, aslinda bu yuzden ise almamak illegal olur ama, istersen sen baska CVlere bak”. Esim cok sinirlendi ve direk ise aldi. O kadinin asil isinden olmasi lazimdi hem boyle birseyi onerdigi icin, hem de boyle ozel bir detayi esime soyledigi icin Amerika kanunlarina gore. Ama iste baska bir ornek kadinin kadina yaptigi konusunda. (Hos zaten buradaki yorumlarda da gormek mumkun bunu!)

    Sonuc olarak ise aldigi kiz gayet guzel calisiyor bastan beri, simdi 6-7 aylik hamile sanirim, ve ise alinma teklifi yapildiginda baslamadan once hamile oldugunu da acikladi. Dogum iznine cikip geri donmesi bekleniyor, birsey olmayacak. Zaten Amerikada dogum izninde dogurduktan sonra cikiyorlar o yuzden 9 ay calisiyor. O izindeyken diger is arkadaslarina daha cok yuk binecek belki o kadar, eger donmezse de o zaman yeni eleman alinir yani abartilacak bir durum yok.

  27. doğum yaptıktan bir kaç ay sonra bana genel müdürüm açık açık bir daha çocuk doğurmayacaksın burada değil mi diye sormuştu açık açık..ödü kopuyor hastalanacağım, kocam-çoçuğum hastalanacak, kolumu, bacağımı kıracağım diye.
    mazaretim olduğu dönemlerde inadına beni arattırıyor, olmadık işler istiyor.

  28. Dogrudur; birlikte calistiginiz insan herhangi bir sebeple isten uzaklastiginda is yukunuz artiyor. Isten ayrilirsa yerine eleman bulunana kadar gecen surede yine caisma kosullari cok agir olabiliyor. Ama burada is yukunun artmasinin sebebi isten uzaklasan insan midir yoksa gerekli planlamayi yapmayip tum isi geride kalan elemana yikmayi tercih eden sirketler midir diye dusunuyorum.

    Bir insanin hamile kalmasi, sirketine bunu bildirmesi ve dogum iznine ayrilmasi arasinda tahminimce 5-6 aylik bir sure oluyordur. Hic hamile kalmadigimdan bilemiyorum surec nasil yasaniyor 🙂 Ama isin dogasi geregi bugun haber verip yarin giden olmuyordur heralde. 5-6 ay, ayrilacak insanin yerine birini yetistirmek icin yeterlidir ama ne yazik ki bizim sirketlerimiz icin yeni elemana harcama yapilmamasi ve masrafin kisilmasi herseyden oncelikli.

    Bir utopyada yasamiyorum, calisma kosullarini biliyorum ama yine de bu kadar cok kullanilmamizi da hazmedemiyorum. Farkli ulkelerden insanlarin calistigi bir projedeyim ve Alman babalar 3 ay ucretli izne cikabilirken, italyan annelerin bir kac ay sonra ise dondugunu goruyorum. Kisiler ya da sirketler degil aslinda suclu olan o kisiler ya da sirketlerin kurallarini belirleyen, sosyal haklarini veren / alan yerlere gozumuzu cevirmek gerekiyor. Yoksa ne dersek diyelim evet bugunun calisma kosullarinda ne yazik ki oyle normallestirildi ki boyle seyler artik okudugumuz ilanlar gozumuze asina geliyor.

    Yanlis anlasilmasin Alman babalarin 3 ay izne gidiyor olmasini elstiriyor degilim. Bilakis boyle olmasi gerektigini dusunuyor keske her ulkede boyle olsa diyorum. Cunku tahminimce hele o ilk uc ayi yaninda baba destegi varken yasamak yeni bir anne icin paha bicilmez olacaktir. Cocuk bakmanin sorumlulugunu sadece anneye yukleyen duzenlerin tersine keske her ulkede babalarin da boyle izinleri olsa. Ama biliyorum biz anne izinlerine bile muhtaciz degil mi?

    • 3 ay babaya izin hakikaten paha biçilemez birşey olurdu. O dönemde eşimin 3 ay benimle ve bebeğimizle ilgilenebilecek olması ne kadar muhteşem olur.

  29. kadın zaten hamile olduğunu açıklamalı. işveren de buna göre iş yükünü ve hamile kadının taleplerine göre çalışma şartlarını ve taleplerini ayarlamakla yükümlü. iş kanununda bunlar çok açık. asıl mesele burada gizli kapaklı olan işlerde. benim bahsetmeye çalıştığım işvereni ve diğer çalışanalrı bu şekilde zora sokan kişiler.

    bir de bunun dışında ayrı bir konu olarak anneliğin ve eş olmanın kadına işten ayrılma hakkını doğal olarak toplumumuzda sağlaması ve hiç bir kadının aslında buna karşı gelmemesi. niye hiç bir adam babalık izni için savaşmıyor. niye bunlardan hiç bahsedilmiyor. çalıştığım bir avrupa firmasından birlikte çalıştığım baba da 2 aylık bir “parental leave”den sonra işe döndü örneğin. biz de 3 gün yanlış bilmiyorsam babalık izni. neden?? çünkü anne doğuruyor babaya ne. asıl olay burada aslında. Arzuya katılıyorum bu noktada. Ayrıca çocukların çalışan anneyle büyümesini de sonuna kadar destekliyorum. bu erkek eve para getirir kadın evde oturur çocuk bakar yanılgısının kökten çözümü için şart. çocukların anne-babanın ev işlerini ortak yaptığını da görmesi gerek. ama ülkemiz de bir elin parmağını geçmez sanırım böyle aile yapıları. bu da kadını asıl eve tıkan nedendir bence. bunu yapan da yine kadınlardır. oğlan çocuklarına hiç bir şey yaptırmayan. 30 yaşında annesinden su isteyen adam biliyorum ben. annesi de gider verir. kız karrdeşler sofra kurar anneyle, oğlan çocuk oturur bilgisayar oynar. önce kadınlar bir bunlara baksın. bunlar düzelmezse kadınalra bu sorular sorulmaya devam edecektir. çünkü iş hayatını yürütememeleri ya da anne olup çalışamamaları her şeyi tek başlarına yapmaya çalışmalarından kaynaklı. önce evdeki cinsiyet ayrımcılığına bir dur denmesi gerek bence.

  30. Hukuki acidan –is hukuku avukati olarak- kisa bir degerlendirme yapip konuya katkim olsun istedim.

    Is Kanunu’nun 5. Maddesi is iliskisi kurulurken ayrimcilik yapilamayacagini duzenlemistir.
    “ İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.”
    İşveren, hangi işçiyi işe alıp hangisini almayacağı, işi hangi işçiyle en verimli, karlı biçimde yürütebileceğini belirleme konusunda yetkisi Anayasa’nin dilediği ile sözleşme yapma ve Borçlar Hukuku’nun sozlesme serbestligi ilkesinin sonucudur. Ancak, işveren adaylar arasında seçim yaparken Is Kanunun 5. Maddesinde duzenlenen cinsiyet veya gebelik ayrımı yasağını ihlal eden bir nitelik taşıyamaz. İşveren istediği adayla iş sözleşmesini kurarken, hukukun temel ilkelerini, Anayasanın ve yasaların emredici kurallarını, İş Hukukunda kabul edilen mutlak ayrım yasaklarını ihlal edemez.
    Peki bunun yaptirimi nedir. Kanun’da bu konuda bosluk oldugunu dusunuyorum. Soyle ki, Is Kanunun 5. Maddesi ‘”İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir” demistir. Ancak dikkat edersiniz “ is iliskisinde veya sona ermesinde” demistir, is iliskisinin kurulmasinda dememistir. Peki oylese ise bunun yaptirimi yok mudur? Elbette vardir. Kanununda duzenlenmeyen konulardaki bosluklar Yargitay’in kararlari ile doldurulur. Is iliskisi veya sona ermesinde ongorulen tazminat yaptirmi is iliskisinin kurulmasindaki ihlaller de uygulanabilir. Ancak bu konuda henuz bir dava acilmamis oldugundan Yargitay konu ile ilgili gorusunu olusturamamistir. Esit davranma ilkesinin kanunumuzda duzenlemesi bulunmakta ancak uygulamasi henuz yoktur. Bunun da sebebi henuz bu konuda dava acilmamasindandir. Acilan davalar cogaldikca, (bir tane bile olsa) bu konuda bir gorus,karar ve/veya yaptirim belirlenecektir. Bakiniz Mobbing konusunda cok yakinda Yargitay emsal bir karar imza atmistir (Mobbing konusundaki kisa bilgilendirmeyi No.27’nin blogunda belirmistim). Bu karar Mobbing’e ugradigini dusunen calisanlari cesaretlendirici niteliktedir. Umarim yakin zamanda da ise alimlardaki esit davranma ilkesine aykirilik konusunda davalar acilir ve bu konuda gelisme saglanmis olur.

  31. gelismis ulkeler falan deniyorya ,bence birazda kisilerin kendisiyle ilgili bir sey bu,ornegin malta`da esim cok buyuk ve unlu bir pool clup ta calisiyordu ve biz bebegimizin gelisini bekliyorduk.sezeryen olacagim kesindi ama genede tarihi bebegimiz belirlesin istiyorduk,esimin patronu defalarca dogumu sakin cumartesiye getirme demisti,soylicek bir kelime bile bulamamistik,ailemiz yanimizda degildi,esim bukadar baskiya dayanamayip isi birakmak istedi,her seferinde engel oldular ama genede laf sokmadan duramadilar.veee bebegim cumartesi gunu geldi.

  32. Okuduklarımdan dolayı şaşkınlık içindeyim. Pek çok kişi hamile olan ve doğum izni kullananlardan ötürü şirketlerin düşeceği zor durumdan bahsetmiş. İşte buna inanamıyorum… Ona bakarsanız işten ayrılma hakkımız bile yok, illa önceden haber verip ayrılacağız öyle mi? Ama koca koca şirketler seni toplantı diye çağırıp sen orada değilken bilgisayarını devreden çıkartıp, ardından “sizi işten çıkarttık” deyip özel dosya, kontak bilgilerini de “zoraki” verip işten çıkartabiliyor. Bu adil de, bebek sahibi olmayı istemek mi adil değil… Şimdi genelleştiriyomuşum gibi düşünenler olacak ama ben Türkiye’de çok büyük oranda işverenin benzer düşüncelerde olduğunu düşünüyorum. Bir kadını işe alıyorsanız evleneceği, çocuk sahibi olacağını hatta çocuğu daha 1 yaşına gelmeden 2.ye hamile kalabileceğini göze almalısınız…
    Pozitif ayrımcılığı galiba en çok da hemcinslerimiz yapıyor… Yazık…

  33. Hemcinslerime gerçekten inanamıyorum. Cuma günleri birkaç çalışan Cuma namazına gidiyor ve biraz oyalanıyor diye hepsini işten çıkarmayı düşünen ama içlerinde çok tecrübeli ve uzun yıllardır çalışan bir işçi olduğu için vazgeçen bir patronla çalışıyordum. Sadece hamile kaldığım için değil. Hamileliğim sırasında çok kilo alırda ağırlaşıp iş yapamazsam seni kovarım tazminatını mahkemede alırsın diyebilen bir adam. 32. haftamda artık işlerini yapamadığıma karar verdi ve asistanlığını yaptığım genel müdürümün değimi ile “yollarımızı ayırma” kararı aldık. Benim işten ayrıma maceram uzun o konuya gimeyeceğim. Diğer personellere yüklenen işlerden falan bahsedilmiş. Patronlar keyfi olarak insanları işten çıkarınca iş yükü olmuyorda bir kadın en doğal hakkı olarak çocuk sahibi olmak isteyince kötü oluyor. Anlamak gerçekten çok zor.

  34. Inanamiyorum! Saka gibi gercekten.

    Elif, ben sessiz takipcin olarak bu yaziyi okuyunca dayanamadin. Almanya da global bir sirkette Recruiter olarak calismaktayim. Burada da böyle bir is ilaninin sonucu ne mi olur? Mahkemelik olursunuz ve is veren olarak tazminat ödersiniz!

    Tam tersine – kadinlara ve anne adaylarina öncelik taniyoruz ve her is part time olarak da ilan ediliyor. Sonuc? Süper! Part time calisip daha verimli olan ve mutlu elemanlara sahip bir sirket ve bunu misyon olarak gören bir düzen var.

    Is görüsmelerinde özel hayata giren soru sormak da yasak! Hamilemisin? Evlimisin? diye sorulan sorular bana göre hic profesyonel degil. Her gün is görüsmelerine giriyorum ve bu güne kadar özel hayat ile ilgili hic bir soru sormadim. Hadi diyelim ise aldim, kadin hamile kaldi… burada 3 sene süt izni hakki var. Eleman (anne) süt iznine ayrilir bende yeni eleman bulurum – bu kadar kolay. Üstelik anne part time olarak calismaya baslamak ister, baslar ve inanki bizim part time calisanlarim cok verimli calisiyor. Yeni projemiz de var: Kendi sirketimize ayit bir crash. Cok heyecanliyim ve ümitliyim. Ben Anne degilim ama anne olsamda beni de destekleyek bir sirkette calismak cok güzel!

    • Turkiye’de de dava acma hakkiniz var. Is kanunu bu yasagi duzenlemistir. Zaten Turk Is Kanunu Avrupa Birligi yonergeleri cercevesinde duzenlenmistir ve cesitli yeniliklerle bu duzenlemelere devam etmektedir. Ancak henuz esit davranma ilkesine ihlal sebebiyle acilmis bir dava bulunmamaktadir. Calisanlarimiz bu ihlallere karsi dava acarlarsa biz de bu konuda ilerleme kaydedecegiz ve isverenler esit davranma ilkesine aykiri davranmaya devam edemeyeceklerdir.

  35. Tam da bugün, hamileliğim nedeniyle beni istifaya zorlayan eski şirketime açtığım davanın duruşmasından çıkmışken, yukarıda yazılanları tek tek hiçbirini atlamadan okudum ve ben de birşeyler söylemeliyim. Öncelikle…bizim memleketimizde okullar okuyup sonra çocuk doğurup kocaya sırtını dayamak MODA falan olmadı. Kadınlar bilinçlendi. Çocuk doğurmanın sadece aşkın meyvesini almak (hani deriz ya aşkımızın meyvesi bu çocuk diye) olmadığını, çocuk büyütmenin sadece onu beslemek demek olmadığını ve çocuk yetiştirmenin büyük bir sorumluluk demek olduğunu, yetişecek çocuğun toplumumuzun bir bireyi olacağını, ne kadar kaliteli, iyi yetişmiş, saygılı,iyi bir insan olursa topluma, yaşama, dünyaya o kadar katkısı olacağını biliyor artık o moda kadın. İşte o kimi kadınlar, para kazanmak, kariyer edinmek gibi kişisel hedeflerini erteleyip ya da bir kenara bırakıp, önceliğini dünyaya getirdiği çocuğu yetiştirmekten yana belirliyor. Bu çok önemli işi yaparken de sırtını kocasına yaslamıyor; çünkü çocuk yapmak sadece annenin değil, babanın da bir yükümlülüğü; o yüzden anne bir birey’i yetiştirme konusunda tam mesai yaparken, baba da yaşamları için gerekli parayı kazanma işini yerine getiriyor. Duruma böyle bakıyorum. Çocuğu hayata hazırlamak için annenin özellikle üç yaşına kadar çocuğuyla bire bir ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum, daha sonra da iş hayatına devam edip tek başına ayakları üstünde duran, çok işler başaran bir kadın olarak çocuğuna model olabilir.
    Gazeteye verilen iş ilanına gelince… askerliğini yapmamış genç adama yapılanın aynısı, tam olarak bir ayrımcılık örneği. İşveren olarak çok haklı olabilir, personeller ve yapacağı projelerle ilgili yatırım yapıyor olabilir, haklıdır ama çocuk doğurmak, mazeretten öte, iş kanununda da eksikleri olsa da çerçevesi belirlenmiş bir konu. Yani derdin çareleri var:) Herşeyden önce işverenlerin maaş vermesi, işe yatırım yapmasının yanında personelin de bunların karşılığında bir değer olarak kendilerine hizmet verdiğini idrak etmeleri gerekiyor. İşVEREN isen İşALAN’sın da aynı zamanda; öyle değil mi?…Peki ya o işi kabul edecek olan kişi, mazereti olmayan bir işveren arıyorsa; kendi emeği karşılığında planlarını mazeretlere takılmadan gerçekleştirmek istiyorsa?…

  36. işverenlerin hiç utanmadan kurduğu bu düzene hak veren insanlar.. onu sürdüren zihniyetler..

    asıl hayret verici olan ise bu zihniyete hak veren, “a a ne var canım ben de iş görüşmelerinde bunu yapıyorum” diyen KADINLAR…

    bunu yapabiliyorsanız aklıma şunlar geliyor:

    –çocuğunuz yok, empati de sıfır haliyle..
    –eğer gerçekten çocuğunuz yoksa bir anne blogu takip etmeniz de ilginç.
    –ya da çocuğunuz var ve tuzunuz çok kuru, çalışmasanız da oluyor.
    –ya da çocuğunuz var, zamanı geldi diye “yapıverdiniz”, sadece doğurdunuz, birileri baktı,bakıyor.. iş iş iş devam eden hayatınıza döndünüz… başkalarının sorunu zaten sizi enterese etmiyor.
    –sırf çocuk yaptı/yapacak diye bir insanın aldığı eğitimi, kişiliği,çalışma azmini hiçe sayabiliyorsunuz..
    –çok komik bir şekilde, bir doğa olayıyla askerlik olayını karşılaştırabildiğinize göre, sizi leyleklerin getirdiğine inanıyor olmanız da kuvvetle muhtemel.

    her yetişkin günün birinde anne bakımına muhtaç minicik bir bebekti, di mi? ne kadar net bi cümle.

    hamile kadını işinden eden de, hamile kadın da, onun iş yükünü alan çalışan da, işten çıkanın yerini dolduracak yeni “sorunsuz” (!) eleman da… hepsi günün birinde bakıma muhtaçtı.
    ve biliyoruz ki bunu en iyi anne yapar. annenin zor durumda bırakılması, bu uygulamaya maruz bırakılması acımasızlıktır. bencilliktir.bilinen her türlü hak-hukuka aykırıdır.

    “iyi de efendim, biz şirket olarak / insan kaynakları olarak bizi zor durumda bırakmayacak bir eleman istiyoruz,bu da bizim en doğal hakkımız,eleman tanımımız budur” diyebilen zihniyeti 50 yaşını doldurmuş, bu gibi problemleri ol(a)mayan bayan eleman aramaya davet ediyorum…

    ah pardon bir de siz 30 yaşını doldurmamış, genç,verimi yüksek, yaratıcı beyinler peşindesiniz değil mi?
    üzgünüz, onlar doğuracak, sizlere rağmen çocuğuna bakacak ve herşeye rağmen bu düzene karşı çocuklar yetiştirecekler inşallah!

    • Her cümlesine aynen katılıyorum. Bu yorumları okuduğumda ben de ‘ne işi var böyle düşünebilenlerin bu blogda’ diye düşündüm 🙂

    • tuzu kuru sanırım diye defalarca düşündüm ama yazmaya elim gitmemişti. 🙂 Ben de her kelimene katıldığımı söylemek isterim.

      • yazmaya elimin gitmedigi daha neler var da, sinirleniyorum cok:)
        aslında en cok sinirlendigim nokta, ne olursa olsun kadının kadına bunu yapması… inanılır gibi değil.

    • Sevgili Bluberry,

      Ne de güzel yazmışsınız, elinize sağlık. Yorumunuzu okurken gülmek ile ağlamak arasında gidip geldim. Aslında her zaman olduğu gibi gülüyoruz ağlanacak halimize. Bu arada insanın tuzunun kuru olması (örneğin, kendi işini yapıyor olması veya çalışmaya ara verme lüksünün olması) bu gibi konularda duyarsız olmasını gerekmiyor. Bizim nesil bu sorunları çözemezsek bizim çocuklarımız aynı aptalca muamelelere maruz kalacaklar. Evet devletin bunları düzenlemesi lazım ama en azındna kadın yöneticiler, çocuk sahibi (erkek de olabilir) yöneticiler kendi insiyatiflerini kullanıp bu tip konularda biraz daha duyarlı olsalar insanların hayatlarında neler değiştirebilirler. Neyse en azından bizim gibi düşünen insanların seslerini çıkarması da bir adım.

      sevgiler

  37. BELKI BEN GOREMICEM AMA COCUKLARIM GORUR INSALLAH BU ULKEDE GUZEL SEYLER OLACAK SIZLER BIZLER SESIMIZI DUYURDUKCA GURUR DUYDUM * YADIRGAYANLARLA* …. SEVGILERIMLE

    • Tabi ki guzel seyler olacak. Bu birazda calisanlarin elinde. Korkmadan haksizliklara karsi haklarini aramali calisanlar. Turkiye’de bir calisani isten cikarmak o kadar kolay degil. Isveren usul ve esas olarak nitelendirdigimiz kurallara uymadan bir isciyi isten cikardigi takdirde (isci de ise iade davasi acarsa tabi) isciyi ya ise iade almak veya iscinin 8 ilke 12 ay (hakimin takdirine gore) tazminatini odemek zorunda. Isten cikarma islemi yapilirken pek cok kurala uymak zorunda ve davali isveren isten cikarilma sebebini ispat etmekle yukumlu. Isciyi isten cikarirken gecerli veya hakli sebebi olmak zorunda, usulen savunmasini almak zorunda, gecerli sebebine gore uyari mektubu veya performans degerlendirmelerini yapmak zorunda, bunlari yapmamissa buyuk ihtimalle isci davasini kazanacaktir. Tam bir istatislik veremeyecegim ama mesleki hayatimda gordugum kadariyla isveren davayi %80 oraninda kaybediyor.
      Calisanlar seslerini duyurdukca bu tur uygulamalara maruz kalinmayacaktir.
      Sevgiler,

      • Ben hamile oldugum halde sirketin kuculmesinin bahane olarak sunulmasi sebebiyle o soylediginiz %20ye girenlerdenim. (yukarda uzun uzun yazmistim)
        Bana tazminatimi verdiler ama ekstra baska birsey vermediler magduriyetimi karsilayacak. Sonucta en az 6 ay calisamayacak durumdaydim. Birincisi kimse 7 aylik hamile birisini ise almazdi, ikincisi bir 16 hafta hamilelik iznim olacakti. Bu sebeple, hamilenin isten cikarilmasi, sut|dogum izninde olanin isten cikarilmasi konusundaki kanunlarda isverenin kazanmasi daha olasi bir durum. Tabiiki hamileyken isten cikarilmasi gereken insanlar icin muthis yuklu tazminatlar veren firmalar da var. Kisinin tum magduriyetini karsilayacak ve hatta calismadan 1-2 sene cocuguna bakmasini saglayacak maasi bile baglayanlar var ama keske daha cok olsa bu.

  38. Bende bu konuda bir şeyler söylemek istiyorum geçtiğimiz son 5 yıl içerisinde yeni bitirdiğim üniversitemden sonra iş hayelleri kurmuş aramış ve sonunda tam da istediğim gibi bir iş bulmuştum. İşe alınırken banada evlenmeyi düşünüyormusun gibi sorular sorulmuştu müdürüm tarafından ben kısmet şu an kimse yok demiştim. ardından 2.yılımda eşimle tanıştık ve bir kaç ay içerisinde evlenmeye karar verdik. Ama o da ne bana evlenmeyi düşünüyormusun diyen müdürüm ortalığı karıştırmaya genel müdürlüğümüze benim evlendikten sonra çalışmayacağımı hali hazırda krizde eleman da çıkartılacağından benim çıkartılmam gerektiğini söyledi. Buraya kadar benim kimseye söylemediğim bir sorun vardı ben müdürüm tarafından işe alındığım ilk günden itibaren taciz ediliyordum. Her fırsatta onun iğrenç taleplerini işimi de kaybetmenin korkusuyla kibarca reddetmeye çalışıyordurm. Evleniceğimi duyduğunda kıyameti kopardı sen çocukta yaparsın yarın oturursun evde vs gibi. Ama amaç tamamen farklıydı elinin altında her istediğinde taciz edebildiği zavallı çalışanı gidecekti. Eşinden ayrılmayı planlarken benim için ben evlilik hayallerindeymişim suçum da bu inanırsan…..
    Tabii ki olaylar ve baskıları dayanamıycağımı bir hal aldı ve ben eşim izizn vermiyor çalışmama diyerek çok çok sevdiğim işimi bıraktım çünkü öyle bir pislikten dolayı evliliğime bir zarar gelsin istemedim. Demem o ki eşim izin vermiyor çalışmama bahanesinin de bir sebebi vardır belki. Biz çok fazla şeyi göğüslemek zorundayız çalışmak istiyorsak bazen kimseyle paylaşamayacağımız şeyler bile….

    • bunu neden şikayet etmediniz???? ettiniz değil mi? o tazicci pisliği süründürdünüz değil mi???

    • İkiz – bu çok, çok korkunç! Ben de bunun cezasız kalmadığını umuyorum. Ama öte yandan, insanın eli koğlu da bağlanabilir böyle bir durumda. Harekete geçememiş de olabilirsin, bilemem. Umarım bunun yarattığı travmayı atlatmışsındır.

  39. bizim burdaki bir fabrikada önce mulakat yapıyor ” bak doğuracaksan hiç girme ona göre haa” der gibi yeni evlimisin çocuk varmı çocuk doğuracanmı diye soruyolarmış. ben bunu duyduğumda çok kızmıştım ama gerçektende yeni evlileri işe almıyorlar. kızsan nolcak.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: