Paphia’sız hayat…

… çok bayat.

Paphia öleli 2 ay oldu.

14 senedir hayatımızdaydı.

Alıştık onsuzluğa. İnsan nelere alışıyor, değil mi ki köpeğinin yokluğuna alışmasın.

Ama hala arıyoruz onu.

Paphia, çok nevi şahsına münhasır bir köpekti.

Onu tanıyan herkese muazzam bir şekilde sevdirdi kendini. İnanılmaz akıllı. İnanılmaz sevgi dolu. Eşsiz bir köpekti.

Herkes bir daha köpek alıp almayacağımızı soruyor. Bana ve Doğan’a kalırsa hayır. En azından henüz değil. Biraz kendimize gelelim.

Deniz’e sorsanız bir tane daha Paphia alalımmış.

Paphia’nın annesi Polit’in hayatıma girdiği 1993 senesinden bu yana ilk kez köpeksiz bir evde yaşıyorum.

Mamaları, ilaçları hala dolapta duruyor, atamadım.

Yere ne zaman bir yemek parçası düşse, nasıl olsa Paphia yer diye kaldırmıyorum. Saatler sonra bakıyorum, hala orada duruyor. Alıp çöpe atıyorum.

Orada burada verilen küçük poşetleri atmazdık biz. Dışarı çıktığımızda Paphia’nın kakasını toplarken kullanırdık. Hala da atamıyoruz. Ev küçük poşet doldu.

Evden çıkarken tüm kapıları kapatırdık. Özellikle banyo kapılarını zinhar açık bırakamazdık, tuvalet çöplerinde ne varsa yerlere döker, saçardı. Şimdi ise uğraşmıyoruz. Çok sıkıcı.

Evde hiç kimsenin olmadığı nadir anlarda ev çok sessiz. Eskiden Paphia’nın ayak sesleri vardı.

Kısacası Paphia’sız hayat çok bayat.

***

Paphia Doğan kimdir?

Paphia Doğan (Amerika’daki veterinerinde bu şekilde kayıtlıydı) 14 Şubat 1996’da Mersin’de, dört yavrunun en sonuncusu ve en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir. Annesi Polit, babası Mersin’in yakışıklı cocker spaniel’larından olan bir köpektir.

Doğumunun hemen ardından İstanbul’a gelmiş, çocukluğunu orada geçirdikten sonra 1999 yılında Amerika’ya göç etmiştir. Orada uzun seneler kalmış, Washington DC civarında gitmediği anıt, görmediği yer kalmamıştır.

Amerika’ya göç etmeden hemen önce kendi gibi cocker spaniel olan Pepsi adında bir köpekle izdivaç etmiş, bu birliktelikten 6 sağlıklı yavru dünyaya getirmiştir. Ancak yavrulardan biri maalesef doğumun ertesinde yaşama devam edememiş, Paphia ise diğer yavrularını bakmış, büyütmüş, en sonunda onlardan sıkılıp gıcık kapmıştır.

2006 yılında memleketine kesin dönüş yapan Paphia, hayatı boyunca kimseyi ısırmamıştır. Uyumlu, mutlu bir köpektir. Anlaşamadığı canlı yoktur, kedilerle bile arkadaş olmaya kalkışıp sayısız kere burnuna pati yemiştir.

Kuşlara ve sincaplara olan zaafıyla bilinir. Nerede bir kuş görse kendini tutamamacasına kovalamış, bu güdü onu Washington anıtının önündeki Reflection Pool olarak bilinen meşhur havuza atlayarak kazları kovalamaktan  alıkoyamamıştır.

Yaşamı boyunca şanslı bir köpek olmuş, sahiplerinin gözleri önünde başladığı hayatına yine sahiplerinin yanında, huzurlu bir şekilde 14 Aralık 2010 günü veda etmiştir.

Elif ve Doğan’ın sevgili köpeğidir. Deniz’in bugünkü hayvan sevgisinin baş sorumlusu, Ece’nin de fahri köpeğidir. Sayısız sayıda insanın hayatına dokunmuş, onu tanıyan, bilen herkesin sevgisini kazanmıştır. Hiç ama hiç unutulmayacak, yeri asla dolmayacaktır.

Paphia (sağda) ve Polit, Columbia-Maryland, 2002

Reklamlar

16 Yanıt

  1. Siz Paphia dan bahsettikçe o kadar çok istiyorum ki bir köpek sahibi olmayı. O gerçekten çok şanslı bir köpekti.

  2. HER SATIRINDA PAŞAYA DUYDUGUM SEVGIM AKLIMA GELIP GIDIYOR 🙂

  3. Ne guzel yazmissin gozlerim doldu.

  4. yazını okuyacak vaktim yok şu an, ama puf’u ne kadar özlediğimi söylemeden gidemedim..

  5. Elif, insanın evcil hayvanını kaybetmesinin ne büyük bir acı olduğunu tahmin edebiliyorum. Son 5 senedir Luca’nın bize verdiği mutluluğu kelimelerle anlatamam. Malesef hayvan sevgisini bazıları hiç anlayamıyor ve üstüne üstlük bir de burun kıvırıyorlar. Oysa ben hayvanların kocaman kalpleri olduğuna inanıyorum.

    İyi ki girmişler hayatımıza 🙂
    irem

  6. zor…çok zor…hani diyorlar ya ‘içimde anlatamadığım, dolduramadığım bir boşluk var’ benim için biraz öyle…galiba senin içinde…mekanı cennet olsun:)orada buluşuruz dimi?

  7. elifcim paphia’ya vikipedide bir sayfa oluşturabilirsin, entry hazır görünüyor.. 🙂

    bu arada ufak bir düzeltme; Paphia Polit’in 5 yavrusundan biridir 🙂

  8. bizim “doli”miz de 19 yaşında yaşlılık ve çektiği ağrılardan dolayı ötenaziye mecbur kalarak-ki bu kararı vermek tüm gece acıdan inleyen bir köpek için bile olsa çok zordu- vefat etti.duygularını hiç belli edemeyen babam bile hüngür hüngür ağladı.şimdi annemlerin apartmanının arka bahçesinde yatıyor..yazdığınız şeyler(yere atılan şeyi ayaklı süpürge gibi gelip yemesi,kapıların kapalı tutulması) çok benzer geldi.19 senede bizim canımız kardeşimiz annemiz ve babamızın kızı olmuştu zaten çoktan.hayvan diyip geçilir hep ama gerçekten insan çok bağlanıyor.en mutsuz olduğunuz zamanda gelip yanınıza kıvrılması,siz anlatırken hiç yargılamadan dinlemesi ve sevgi dolu bakışları,sizi herrr koşulda sevmesi,arkadaşlığı,şapşallıkları(arkasına bakarak yürüken çöpe toslaması mesela)…bunları bir tek hayvan besleyenler anlar.Bir hayvanın arkadaşıysanız hiç yalnız olmazsınız.Doli’ye teşekkür ederim bizim düşüncesiz hareketlerimize katlanıp,bizi çok sevip 19 senemizi güzelleştirdiği için.

  9. benim 2 kedim ve 1 kopegim var. yazini okuyunca icim parcalandi. kedilerimin ve kopusumun yuzlerine baktim sirayla. masumiyet ve bana bagimlilik ve bolca sevgi gordum. inan cok zor onlardan bir gun ayrilma dusuncesi. ve yerine yenilerini almak, ne bileyim insan kararsiz kaliyor.

  10. Pafya bi de prensesti. Onun kadar hali hazirda kameralara poz veren bir kopek gormedim.

  11. içim kötü oldu okurken.. maya ayaklarımın dibinde şu anda..evimizin tatlı serserisi.. hayvan sevgisi bambaşka bir şey..

  12. çok zor gerçekten…bizim de Lili’miz canımızın bir parçası…

  13. Öldüğünü bilmiyordum. Çok üzüldüm. Allah sabır versin… Çok zor olmalı…

  14. ah ah… bilmez miyim benim de köpeğim boncuk ben daha 7 yaşındayken gelmiş, girmişti hayatımıza tam 11 yıl boyunca yanımızdaydı beraber büyüdük ee tabi kardeş de olmayınca tüm oyunlar boncukla oynanıyordu. sonra çıktı hayatımızdan ben üniversitedeyken. şimdi de dünyalar tatlısı ve huysuzu çakılımız var. kendisi kocaman bir golden. o da şimdi benim evimde. bazen bunaltsa da, kemirdiği kucaladığı şeyler beni çileden çıkarsa da yine de onsuz ne yaparım bilemiyorum. üzüntünüzü anlıyorum….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: