Ceza değilse ne?

Geçenlerde Deniz’e ceza verdiğimden bahsetmiştim hani. Baştan sona yanlıştı. Cezanın sebebi yemeğini yememesiydi, ceza ise kitap okumamaydı. İkisi de birbirinden beter! Yemek yemediği için ceza verilmez ki çocuğa! Kitap okumama cezası hiç verilmez!

Neyse… Blogcu Anne okurlarından Seçil, orada yaptığı güzel bir yorumu genişleterek bir uzman/anne olarak aşağıdaki yazıyı kaleme aldı.

Benim davranışımın sonucu bu mu anne?

..diye sormuyorlar çoğu zaman.

Davranışlarının sonucunda ne olduğunu yaşayarak öğreniyorlar. Dokunursam yanarım, ellersem devrilir, vurursam canı yanar..

Peki şöyle nasıl geliyor kulağa? Dokunursam tatlı yemek yok, ellersem ve devrilirse çizgi film yok, vurursam doğru odama?

İki durum var anne olarak nirengi olmamız gereken:

  1. Davranışın (iyi veya kötü) kendinden kaynaklanan doğal sonuç.
  2. Memnun olunmayan davranış nedeniyle yapılan “ayrıcalığı geri çekme”.

İkisi birbirine karışırsa veya çocuğun yaşına uygun şekillerde ayarlanmazsa,  doğal sonuçlar “bedel ödeme”, ayrıcalığı geri çekmeler “ceza” olarak görünüyor. Görünmesinden kimseye zarar gelmiyor gibi gözükse de uzun dönemde kafa karışıklığına ek olan tutarsızlık işin içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor.

O zaman ne yapmak/yapmamak lazım?

  • Çok sık uyarmamak lazım. Sık uyarılan çocuklardaki “ebeveyn sağırlığı” dönüp dolaşıp tren yolunun yakınına taşınmak gibi oluyor. İlk gece her seferi duyarken, bir ay sonra bana mısın demiyor çuf çuflar..
  • Uyarırken ne için uyardığımızı kısa/net/açık söylemek lazım: “Çalışmazsan büyürsen çöpçü olursun” dediğimizde aradaki bağlantıyı hangi yaşta kurabilirler ki? Kursalar bile bu ne kadar motive edici bir cümle olur?
  • Bu iki maddeye uyamasak da ara ara “uyarma diyeti”ne girmek lazım. Bilmem, belki cidden saymak lazım, ne için kaç kere uyardığımızı?
  • Kötü bir davranış varsa, bır bır bır uzun uzun o anda anlatmak bazen kabahati daha büyük bir hale çeviriyor. O anda kısa bir açıklama + alternatif/tercih edilen davranışı belirtme + ardından da “bir dahaki sefere” duyulan inancı belli etmek önemli.  “Kısa açıklama” yı denklemden çekerseniz, “eee ne oldu şimdi, annem niye kızdı” eksik kalır. “Tercih edilen davranışı” belirtmeyi atlarsanız denklemde “bunu yapmayacağım anladık da peki ne yapacağım?” sorusu yanıt bulmaz çocuğumuzun. Son olarak bence en önemli kısım “bir dahaki sefer” için duyulan inanç ve umudu belli etmezseniz de çocuğumuz harekete geçmez… değil mi?
  • Davranışın doğal sonucu cidden doğal olmalı. Davranış çocuğu veya başkasını olumlu/olumsuz etkiliyorsa çocuk bunu netlikle görebilmeli. Uzun dönemde sonucu görülecek veya somut olmayan durumları erken dönemde anlamak çocuk için çok zor olabilir. “Prizleri neden elleyemediğini”, veya “plastikle oynamaya izin var da camla oynamaya yok”u anlamak onun için, benim için “çikolata kakao tohumundan yapıldığı için bir bitkidir”e inanmak istemem kadar abes.
  • Doğal sonucun bedel ödemekten tek farkı var: kine/intikama yer bırakmadan çocuğun kafasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmasına yardımcı olmak – gelecek hayat için istediğinde kullanabileceği nirengiler bırakmak. İstemezse zaten kullanmaz.
  • Ayrıcalığı çekmek konusu ise çoğu anne babanın “ceza” diye yorumladığı bir durum. Esası şöyle ki; çocuğunuz anne baba olarak onaylamadığınız “kötü” bir davranışta bulunursa, bu davranışı “değiştirmesi” için fırsat verirsiniz. “Fırsat” şans vermek veya zaman vermek diye de yorumlanabilir. Öte yandan ise eğer bu davranış sizin için çok önemli/çok kötü/çok değerli ise o zaman 5 ana güvenceden (sevgi, güvenlik, beslenme, bakım, temizlik) herhangi birini asla ve asla çekmeyerek, ayrıcalığını (play station oynamak, sinemaya gitmek) geçici olarak rafa kaldırırsınız. Mesajınız asla “seni artık sevmiyoruz” a giden yoksun bırakmalar olmamalı, fırsat/zaman/şans verdiğiniz olmalı. İnsan çocuğundan hiçbir zaman umudunu kesmemeli çünkü…

Elif’in bir sıkıntısına küçük bir notla aklımıza geldi böyle bir yazı yazmak. Umarım herkese olumlu bir fikir olur.

Sevgiler,

Seçil

Sizi bilmem ama, bana gayet olumlu fikirler verdiği kesin. Sırf laf olsun diye verilen cezalar, ceza vereni tatmin etmekten başka bir işe yaramıyor. Tecrübeyle sabitledim ben bunu.

Seçil’e çok teşekkür ediyorum bu güzel yazı için.

Reklamlar

10 Yanıt

  1. “Eğitim hakkında tek bildiğim şu: İnsanoğlunun şimdiye kadar karşılaştığı en büyük ve en önemli güçlük, çocukların nasıl yetiştirilmesi ve eğitilmesi gerektiği meselesidir” demiş Montaigne. Hem de bunu 1590’lı yıllarda söylemiş…

  2. Son madde özellikle çok önemli bence. Mesela biz tekrar tekrar yere fırlatılan oyuncakları ortadan kaldırıp onu oyuncağı olmayan başka çocuklara vereceğimizi söylüyoruz. Bu durumda oyuncak hakkından vazgeçmiş oluyor ve bu yöntem (Bir alman yöntemi) bizde çok işe yaradı.. Böyle bir durumda Emre hemen “ama ben seni hiç sevmiyorum” diyor. Biz de onu ne yaparsa yapsın çok sevdiğimizi ama böyle yaramazlıklar yapınca üzüldüğümüzü söylüyoruz. sanırım çok yanlış değil yaptıklarımız.

  3. Ben de o yazinizi okudugumda biraz tuafima gitmisti.Bana da olumsuz davranisla ceza cok baglantisiz gelmisti.Hep kacindigim noktadir Ada´ya bunu yaparsan seni sevmem mesaji vermek.Neyse ki bu cümleyi yada buna benzerini daha hic kullanmadim.Ada´ya kullananlari da ufak yollu uyardim.O nu seven insanlarin uygun davranmadigin da sevgisiz kalacagina inanmak ne aci bir seydir.Cocuklarla büyük sorunlarin altindan kalkabilmek icin öncelikle ne istedigimiz belirtmek,Secil hanimin yazdigi gibi kisa ve net cümleler kullanmak,biraz da olsa söyledigimiz seyi düsünerek söylemek ve gercekten dedigimizi kastetmek..Cocugun gözlerinin icine bakarak konusmak da bir o kadar önemli..Bu anlamda cok güzel bir kitap olan ´ELIZABETH PANTLEY´in Cocuguzla isbirligi yapabilme kitabi okunmali…

    • Bir duzeltme yapma ihtiyaci hissediyorum: benim Deniz’e verdigim ceza “kitap okuyamazsin”di. Hicbir zaman “bunu yaparsan seni sevmem” gibi bir yaklasimim olmadi, olmaz da.

  4. Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler

  5. Ben de düzeltme yapma ihtiyaci duydum simdi: secil hanimin yazisinda ki son maddeyi vurgulamak istemistim aslinda… 🙂

  6. Seçil Hanım’a çok teşekkürler, gerçekten çok mühim bilgiler içeriyor yazısı. Ben de oğlumun yapmasını istemediğim şeyler konusunda onunla mümkün olduğunca kısa, basit ve net cümleler kurarak konuşmaya ve tutarlı olmaya çalışıyorum. Sanırım bir de önemli olan, bildiklerimizin ve öğrendiklerimizin havaya uçmaması için kriz anında metanetli olmak gerekiyor. Bazen çok basit cümleler kurabilecekken öyle şeyler söylüyoruz ki…Karşımızdaki küçük insanın küçük harflerle basit cümlelerle anlayacağını ve hayatı deneme yanılma yoluyla öğrendiğini unutabiliyoruz. Geçenlerde Kartal (2 yaşında kuzum) deniz topunun üstüne oturup tepe taklak olup canı acımış bi şekilde mızırdanırken ona “Kartal biraz mantıklı ol, hiç topun üstüne oturulur mu?!” diyorum. Aslında çok komik:) Ama daha sonra düşününce bu şekilde söylediğimde onu bir de başarısız hissettirdiğimi düşününce ona söylediklerim o kadar da komik gelmedi.

  7. çok sık uyarmamak meselesi bence en önemlilerinden birisi. bir arkadaşım demişti ki çocuğa fazla müdahale etme.nasıl ki fazla dövülen çocuklar “dayak arsızı” oluyorsa, çok uyarılan çocuk da “azar arsızı” oluyor. “bu annem de her şeye bağırıyor nasılsa, yine öyle boş boş uyarıyor konuşuyor işte” diye düşünmeye başlıyorlardır ki eyvah denecek an. işte annelik sabır işi

  8. çok güzel püf noktalar aldım teşekkürler elif.

  9. pirizler… o küçük boşluklr neden bukadar cekici anlayamıyorum… nihat 12 aylık ve yanımda pirizstopu taşır oldum. gittiğim her eve götürüyorum… kaşla göz arasında minik parmak hemen o deliklere giri veriyo…. bunu yapmamasını defalarca söylüyorum ama oda defalarca yapmaktan vazgeçmiyo…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: