Uzatmalı Bakıcı

Küçükken gazetelerde karşıma çıkardı: [Falanca ünlü isim] uzatmalı sevgilisi Filanca’yla bilmem nerede el el görüldü.

Anneme sormuştum “Uzatmalı ne demek?” diye. O da “Bir türlü ayrılamayan, bir öyle, bir böyle” gibi bir açıklama yapmıştı.

Biraz sabretseymişim, şu sıralar bakıcımızla yaşadığım ilişkiden yola çıkarak anlarmışım. Nitekim aynen de böyle uzatmalı bir ilişkimiz var.

Devamı için tıklayın.

İstanbul’da çocukla gidilecek yerler

Amerika’da yaşayan bir arkadaşımın arkadaşının Momaboard adlı bir web sitesi var. Momaboard, “dünyayı gezen bebekler ve onların ebeveynleri için” oluşturulmuş bir blog/site. Dünyanın farklı ülkelerindeki şehirlerden temsilcileri var. O şehirde yaşayan bu temsilciler o şehrin çocuklu hayata uygunluğunu değerlendiriyor ve sonuçları Momaboard’a giriyorlar. Böylece o şehri ziyaret etmek isteyen başka ülkelerden insanlar da ziyaretlerinden önce hazırlıklı oluyorlar. Devamı için tıklayınız.

Nasıl oyuncak almalı?

Blogcu Anne okurlarından 9,5 aylık bir kız bebek annesi kızına ne tür oyuncaklar alması gerektiğini bilemediğini söylemiş. Çin malından uzak durmaya çalıştığını, zeka geliştirici oyuncaklardan emin olamadığını, kızının kitapları paraladığını anlatmış, ve eklemiş:

Piyasa beni tatmin etmiyor. Şu çalar gider hazır şeyleri de ben sevmiyorum, ne alınmalı, ne yapılmalı? Pek çok arkadaşımdan da aynı sıkıntıyı duyuyorum.

Yardımcı olur musun? Derin nelerle oynuyor?

Yardımcı olmaya çalışayım: Devamı için tıklayın.

Kardeşler arasındaki ideal yaş farkı

Bu blogda Sıkça Sorulan Sorular diye bir bölüm olsaydı, ikinci çocuğu yapıp yapmama ve kardeşler arasındaki ideal yaş farkı konuları listenin ilk sıralarında yer alırdı. Bu hafta yine bu konuda bir soru alınca artık konuyu buraya taşımaya karar verdim.

İkinci çocuğu yapıp yapmama konusu, herkesin maddi durumuna, hayattan beklentilerine, kariyeriyle ilgili ne yapmak istediğine  göre, vesaire değişecektir. Benim için bu hiçbir zaman konu olmadı. Ben her zaman iki çocuk istediğimi bildim. Ancak şimdi anlıyorum ki zor kardeşim. Bu zamanda iki çocuk zor. Maddi külfetini bir kenara bırakalım, ev hayatı bile çok zor. Evet, babaannem zamanında altı çocuk büyütmüş, ne televizyon varmış, ne de hazır bebek bezi. Ellerinde yıkarlarmış çocukların kakalı bezlerini. Ama o zamanlar hayat daha basitmiş. Çocuklar sokakta, bahçede büyürmüş. Biz şimdi doğaya aykırı bir şey yaparak bu çocukları apartmanlarda büyütmeye çalışıyoruz. Zapt etmek zor. Hafta sonu imanım gevredi iki minik canavarımla başa çıkacağım diye. Devamı için tıklayın.

Vayvay

Of be ya!

Var ya, canım çıktı.

Üstümden buldozer geçmiş gibiyim.

Çocuklarla dip dibe bir hafta sonu geçirdim. Yarısında evde, yarısında aile ziyaretinde. Yardımcımız izindeydi. Doğan çalışıyordu. Savaştan çıkmış gibiyim şu an. Kafam kazan gibi. Gözlerim dönüyor.

Bu ne ya? Bu ne kardeşim? Nesiniz siz? Evet, Deniz ve Derin, sizden bahsediyorum. Fırtına mısınız? Rahmetli babaannemin dediği gibi k.çınızda vayvay mı var? Nedir yani?

Bir an mı durmaz bir insan? Bir dakika mı susmaz bir çocuk? Hiç mi yorulmaz bu veletler? Devamlı soru sormaktan, oraya buraya tırmanmaktan, tırtıl gibi her yere girip çıkmaktan, çekmeceleri açıp kapamaktan, koltukların minderlerini yerlere dizip tren yapmaktan, o kanepeden bu kanepeye atlamaktan, her türlü düzlemin üzerinde emeklemeye çalışmaktan sıkılmazlar mı?

Canım oğullarım. Allah sizi eksik etmesin. Sağlığınıza bin şükürler olsun. Sizleri çok seviyorum.

Ve ayrıca anaokulu kavramını ortaya atan her kimse tuttuğu altın olsun diyorum.

Pazartesiye saatler kaldı.

Oh.

Güle güle memeler

Eveeet. Derin’le bundan neredeyse bir sene önce başladığımız emzirme maceramızı noktalamış bulunuyoruz.

Aslında birkaç gün oldu, ama ben emin olmak için beklemedeydim. Nitekim iki gündür reddettiği memeyi bugün de şahitlerin gözü önünde tükürerek püskürtmesinden sonra artık bu işi noktaladığımıza ikna oldum.

Rahme düştüğü ilk dakikadan beri yaptığı gibi, bunun da zamanını kendi belirledi Derin’ciğim. Bana bırakmadı başına buyruk oğlum. Devamı için tıklayın.

Aşağı baksam Deniz, yukarı baksam Derin

Kaçış yok. Bu suçluluk hissinden kaçış yok.

Deniz bir ara acayip bir duygu sömürüsü taarruzundaydı. Odasında yalnız kalamıyor, okula gitmek istemiyor ama bunu söyleyemiyormuş gibi görünüyor, karanlıktan korkuyor, onunla hiç oynamadığımızdan şikayet ediyordu.

Öğretmenine bu konuyu açtığımda kardeşi yüzünden zorlandığını düşündüğünü söyledi ve ekledi: “Ancak unutmayın, çocuklar böyle durumlarda anne-babalarını manipüle etmekte ustadırlar. Deniz büyük ihtimalle sizin düşündüğünüz kadar kötü hissetmiyordur.”

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: