Biz kendimizi ne zannediyoruz?

Allah aşkına, biz kendimizi ne zannediyoruz? Dünyada Türkiye’den başka ülke yok, düzen bizim koyduğumuz kurallara göre işliyor falan mı sanıyoruz?

Sabah uyandık, Doğan sordu: Saat kaç?

6:20 dedim.

Yoo, benim saatim 7:20 dedi, sevinerek.

Devamı için tıklayın.

Misafir yazar olmak ister misiniz?

Efenim, Blogcu Anne’nin yeni yüzü tamamlandı ve fakat bir iki teknik meseleden ötürü açılış haftaya kaldı. O zamana kadar kendim bakıp kendim seviyorum, ama itiraf ediyorum, birkaç kişiye de gösterdim hani. Hepsi pek beğendi. Bakalım sizler ne düşüneceksiniz.

Yeni sitede yapacağım yeniliklerden biri de Misafir Yazar uygulaması olacak. Bu uygulama, blog yazarı olsun olmasın, Blogcu Anne okurlarıyla bir şeyler paylaşmak isteyen herkese açık olacak. Blogu olup da buradan benim okurlarıma seslenmek isteyen diğer blog yazarları, blogu olmayıp da içini dökmek isteyen, paylaşımda bulunmak isteyenleri misafir edeceğim. Devamı için tıklayın.

Anne Bebek dergisinde Blogcu Anne

Anne-Bebek dergisi, Dünya Kadınlar Günü’nün denk gelen Mart sayısında Türkiye’de Kadın Olmak başlıklı bir haber yaptı.

Bana da “Konuyla ilgili bir yazı yazar mısınız?” dediklerinde hem onore olmuş, hem de zorlanmıştım. Öyle sığdırılamayacak bir konu ki…

En nihayetinde bir şeyler karaladım, onlar da yer vermişler.

Beni böyle önemli bir konunun parçası yaptıkları için buradan da teşekkür ediyorum kendilerine. (Dergiyi alacak olursanız Ayşegül Aldinç’in güzelliğine bakın. Hayran olmamak elde değil.)

Fişmiş. Prizmiş. PAPAĞANMIŞ!

Şimdi, bu blog raconuna göre bir yazıyı yayımladıktan sonra az biraz bekleyeceksin ki insanların okuma fırsatı olsun. Okusunlar, sindirsinler, yorum yapsınlar. Üst üste yazı yazarsan okurlar hepsini okumayabilir, ya da okur da yorum bırakmaya üşenir, falan.

Ben de az önce bence çok önemli bir yazı yayınladım. Ve normal şartlarda yarın sabaha kadar bir şey yayımlamayı düşünmüyordum, çünkü o yazı okunsun, yorumlansın istiyordum. Ama az önce Radikal’de okuduğum şu haber beni yerimden hoplattı: KOBİDER Başkanı: Fişle priz eşit mi? Ve tepkisiz kalamadım!

Devamı için tıklayın.

Fena değildik hani…

Lafı uzatmadan doğrudan giriş yapayım:

Soldan: Emzirme Reformu gönüllülerinden Peri (ve Ayda), Gülderen (ve İpek), Elif, Latife

Devamı için tıklayın.

Meğer ben feministmişim

Ben özel günlerde o günlere ait yazı yazmayı sevmiyorum. Daha doğrusu o günün anlam ve önemini vurgulamaya çalışan yazılardan kaçıyorum diyeyim. Sanki kendimi zorluyormuşum gibi geliyor. Ya o günü ti’ye almayı, ya da hiç bahsetmemeyi tercih ediyorum. Biraz megalomanca bir tavır aslında. Herkes de benim yazmamı bekliyordu sanki.

Ama bugün, bu Kadınlar Günü’nde tam da bu zoraki bulduğum şeyi yapmaya karar verdim. Öyle içimden geldi.

Devamı için tıklayın.

Haberler, duyurular, paylaşımlar

Öncelikle bir sitemde bulunmak istiyorum: Efenim, blog yazma platformlarının bir özelliği de hangi yazıyı kaç kişinin okuduğunu görebilmeniz. Ve ben görebiliyorum ki bu HABERLER, DUYURULAR, PAYLAŞIMLAR yazıları en az okunan yazılarım arasında bulunuyor!

Niçin? Hmm? Fasa fiso şeylere yer vermiyoruz ki burada! Ya da SADECE fasa fiso şeylere yer vermiyoruz diyeyim. Bakın, ne önemli etkinlikler var yakında. Hem yeni siteler açılmış. Falan filan.

Lütfen dışlamayınız bu başlıklı yazılarımı. Okuyunuz. Buyurun:

Emzirme Reformu, 3. Sivil Toplum Kuruluşları Günleri’ne katılacak – Evet, bir seneden kısa bir sene önce bir blog hareketi olarak başlayan Emzirme Reformu, stantıyla, rozetiyle, banner’ıyla, gönüllüleriyle aynen de bir Sivil Toplum Hareketi olarak Kurumsal Sosyal Sorumluluk Akademisi’nin düzenlediği S. STK Günleri’ne katılacak. 9 Mart’ta, Kadir Has Üniversitesi’nde. Detaylar burada.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: