Çocuk sahibi olma(ma)k için 25 neden?

Deniz dün gece gördüğü rüyasını anlattı az önce bana.

Babayla deniz kenarına yürüyorduk. Baba hızlı yürüdü. Ben de yetişemedim. Denize düştüm. Yüzdüm, yüzdüm, yüzdüm. Okyanusa geldim. Sonra… bir köpek balığı gördüm. Sırtına bindim. Sonra… sen… çamaşır makinesinin içindeydin. Köpek balığıyla yüzdük, yüzdük, yanına geldik. Köpek balığı çamaşır makinesinin kapağını açtı… Yüzgecini kullanarak… Sen de içinden çıktın.

Öyle.

Devamı için tıklayın.

Ceza değilse ne?

Geçenlerde Deniz’e ceza verdiğimden bahsetmiştim hani. Baştan sona yanlıştı. Cezanın sebebi yemeğini yememesiydi, ceza ise kitap okumamaydı. İkisi de birbirinden beter! Yemek yemediği için ceza verilmez ki çocuğa! Kitap okumama cezası hiç verilmez!

Neyse… Blogcu Anne okurlarından Seçil, orada yaptığı güzel bir yorumu genişleterek bir uzman/anne olarak aşağıdaki yazıyı kaleme aldı.

Benim davranışımın sonucu bu mu anne?

..diye sormuyorlar çoğu zaman. Devamı için tıklayın.

Dört yaş: Hayır mı, şer mi?

Başak sormuş: Çocuk büyüdükçe dertler mi büyür, mutluluklar mı?

Bence… her ikisi de.

Deniz’le, üç yaşına bastıktan kısa bir süre sonraki ilişkimiz bana “Annelik benim için dünyanın en güzel tecrübesi oldu” dedirtmişti. Her ne kadar aralarda dayanamıyorum, yapamıyorum şeklinde yardım çığlıkları atsam da özellikle son zamanlardaki sofistike diyaloglarımız bu işi bayağı bir eğlenceli kılıyor.

Merak edenlere, bakın neler yapıyor dört yaşındaki bir çocuk:  Devamı için tıklayın.

Aklımdan uçup gitmeden

Doğan da yok ya… Annemin evine göç ettim çocuklarla. Deniz’in okulu tatil. Sakin, eğlenceli bir hafta geçirmeyi planlıyorum.

İlk olarak Derin’i annemlere satarak Deniz’i Ayı Yogi’ye götürdük teyzesiyle. Fena değildi. Bizimkilerin yaş grubuna gayet uygun. Yalnız bu üç boyut olayını ben sevmiyorum. Gözlerimi yoruyor, bir. Gözlükler gözümü ağrıtıyor, iki. Zaten Deniz de film boyunca gözlükleri çıkarıp durdu. Bana kalsa üç boyutlusuna gitmeyecektim ama yakınlarda yoktu.

Devamı için tıklayın.

Kafayı.Yemek.Üzereyim.

Bıktım. Yıldım.

Ama yok, şikâyetlenmeyeceğim. Bu yazıyı şikâyetlenmek ya da içimi dökmek için yazmıyorum.

Bu yazıyı yazıyorum, çünkü durumumuzun anormal olduğuna ikna olmam lazım. Normalleri duymalıyım ki, normal olmadığımızı bilelim.

Evet, konu yine Deniz’in yemek yeme(ME)si.

Olayın daha net anlaşılabilmesi açısından biraz istatistikimsi bilgi vereyim: Devamı için tıklayın.

Ceza

Deniz’i ilk kez kitap okumadan yatırdım bugün.

Diyorlar ki uzmanlar:

Kitap okumak ödül, kitap okumamak ceza olmamalı. Kitap, hayatının içinde o kadar olmalı ki, tuvalete gitmek, yemek yemek kadar doğal bir parçası olmalı gününün. Kitap okumamayı yaptırım olarak kullanmayın.

Ama ben çaresizdim. Bir diğer seçeneğim Mumu‘suz yatırmaktı. Asıl onu yapamazdım. Çünkü yine uzman kişiler diyor ki: Devamı için tıklayın.

Hediye Kitap: Fenerli Kitaplar-Vahşi Hayvanlar

Bu haftaki hediye kitabımız Pearson Yayıncılık’tan.

“Meraklı ve öğrenmeye istekli çocuklara, çocuğuyla kaliteli zaman geçirmek isteyen anne ve babalara” şeklinde nitelendirmiş bu kitabı Pearson. “Bu kitap ile çocuğunuz karanlık sayfalardaki vahşi hayvanları sihirli fener ile bulurken, hem eğlenecek hem de öğrenecek.”

Hakikaten de öyle oluyor. Deniz hem eğleniyor, hem öğreniyor.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: