Biri Deniz’in odasını gözetliyor

Annelerin Dünyası’nın bu haftaki konusu “çocuk odaları”ydı.

Dekorasyon konusunda ne çok ilgili, ne de çok bilgiliyim. Çok fazla bir merakım da yoktur, dergi falan pek almam. Deniz’in odası da dergilerde görülen takım odalardan ziyade, oradan buradan bulup buluşturduğum, kendimce yakıştırdığım aksesuarlardan oluşan, renkli bir mekan sadece…

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

Anneliği internetten mi, annelerden mi öğrenmeli?

“Internet ne?” diye sorduğum günleri hatırlıyorum. Üniversite iki ya da üçüncü sınıftaydım, 96-97 senesiydi sanırım. O zamanlar böyle her evde bilgisayar yoktu. Halamın yanında yaşıyordum, onun bilgisayarı olduğu için pek bir şanslı hissediyordum kendimi.

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

Annelik serüvenimin en zor 10 günü

Deniz'in amniosentez yapılırken çekilen profil fotoğrafı

Derin’in tam tamına iki haftayı devirdiği bugün bu başlığı okuyanlar çok zor bir 10 gün geçirdiğimi düşünebilir.

Evet, uykusuzluk, şişen göğüsler, ilgi isteyen bir abi gibi herkesin yaşadığı sorunlarla uğraşıyoruz, ama annelik serüvenimin en zor 10 günü bugünler değil.

Deniz doğmadan önce, Deniz’e hamileyken, gebeliğimin ikinci üç ayında yapılan tarama testlerinin yanlış yönlendirmesi sonucu yaşadığım 10 gündür annelik serüvenimin en zor 10 günü…

Annelerin Dünyası’nda anlattım.

Erkek OLMADIĞIM için hor görülmek istemiyorum, o kadar…

Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabını üniversitedeyken okumuştum. 20’li yaşlarda, küçük bir şehirdeki özel bir okuldan Türkiye’nin en büyük şehrindeki bir devlet üniversitesine gelip de ülke ve dünya gerçekleriyle yeni tanışan, kendini adam etmeye çalışan bir gençtim o zamanlar…

Kitap o zaman, her şeyi bir yerlere oturtmaya, her kavrama sağcı-solcu, dinci-laik gibi bir etiket yapıştırmaya çalışan bana bile fazla gelmişti.

Okuduğumda “sırf KADIN olduğumuz için mi bazı haklara sahip olmalıyız?” diye sorguladığımı hatırlıyorum.

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

“İyi ki”ler, “Keşke”ler…

Annelerin Dünyası’nın bu haftaki “Bir Daha Anne Olsam” konusu çok ilginç bir zamana denk geldi benim için…

İkinci hamileliğimin sonlanmasına, ikinci anneliğimin başlamasına haftalar var.

Artık haftaları saymakta zorlanıyorum. Ben 33 diyorum, doktorum 34 diyor. Kısacası bir, bir buçuk ay içinde ikinci bebeğim kollarımda olacak.

Geriye dönüp önce hamileliğimi, sonra anneliğimi değerlendirmeye kalkınca…

Çok fazla madde görmüyorum pişmanlık hanelerinde…

“İyi ki yapmışım” dediğim şeyler açık ara önde…

Devamı için tıklayın.

Deniz’in Babası’na sordum…

Her şeyden önce biz vardık...

Benim lise aşkım, 16 senelik sevgilim, 10 yıllık eşim, kucağımdaki oğlum Deniz’in, karnımdaki oğlum Derin’in Babası’na sordum. O da cevapladı.

İşi başından aşkın, ketum kocacığıma her ne kadar sorularıma vakit ayırdığı için teşekkür etsem de yanıtlarının kısalığı beni yer yer ekleme ya da yorum yapmak durumunda bıraktı. Ben de parantez içinde ekledim.

-Sevgiliydik, evlendik ne değişti?

Hala sevgiliyiz. Hiçbir şey değişmedi. (Bunu duymaya çok ihtiyacım varmış meğer)

-Evliydik, çocuğumuz oldu ne değişti?

Sevgiliydik, aile olduk. Ama artık film seyredemiyoruz. (Nerede sabahlara kadar Yüzüklerin Efendisi’ni seyrettiğimiz günler…)

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

Çekirdek aile mi iyi, kalabalık aile mi?

Dört kişilik bir çekirdek ailede büyüdüm: annem, babam, ben, kız kardeşim. Ama ‘genişletilmiş’ ailem çok kalabalıktı. Anne tarafım üç kız kardeş, ikisinin iki, birinin üç çocuğu var. Baba tarafım ise altı kardeş, biri hariç her birinin iki çocuğu var.

Anne tarafımda en küçükler bizlerdik, dolayısıyla zaten çoğu kız olan kuzenlerim büyürken bize ablalık yaptılar. Baba tarafımda ise durum tam tersiydi – benden sonra bir-iki yaş arayla toplam 10 kuzendik. Ne eğlenirdik!

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

%d blogcu bunu beğendi: