Babalar ve Oğulları

Raising Cain adlı kitabı okuyorum demiştim. Ne zamandır, daha doğrusu çok uzun zamandır, daha doğrusu “erkek annesi” olduğumdan beri okumak istediğim kitap buymuş meğer. (Maalesef Türkçesi henüz yok. Geçen gün kitapçıda Oğlumu Yetiştiriyorum ve Kızımı Yetiştiriyorum adlı iki kitap gördüm. Çeviri değil, yazarı Mine İzgi. Okumuş olanlar varsa yorumlarda görüşlerini belirtirlerse sevinirim)

Amazon‘daydı sanırım, kitabın eleştirilerini okurken bir (kadın) okurun “Bu kitap sadece oğlumu değil, kocamı da daha iyi anlamamı sağladı” yazması bana “Tamamdır, bu kitabı alıyorum” dedirtmişti. Kitabı okudukça doğru bir karar verdiğime ikna oluyorum.

Aşağıdaki yazıyı, kitabın Babalar ve Oğulları adlı bölümünden çevirdim. Devamı için tıklayın.

“Yeni babalar”

Çocuğunuzun babası annelik yapıyor mu? Cevabınız evetse aşağıdaki alıntıları dikkatle okuyun, ama bununla yetinmeyin, daha önce de bahsettiğim “Freud’a Ne Yaptık da Çocuklarımız Böyle Oldu?” kitabını mutlaka alın ve okuyun derim.

Devamı için tıklayın.

Deniz’in Babası’na sordum…

Her şeyden önce biz vardık...

Benim lise aşkım, 16 senelik sevgilim, 10 yıllık eşim, kucağımdaki oğlum Deniz’in, karnımdaki oğlum Derin’in Babası’na sordum. O da cevapladı.

İşi başından aşkın, ketum kocacığıma her ne kadar sorularıma vakit ayırdığı için teşekkür etsem de yanıtlarının kısalığı beni yer yer ekleme ya da yorum yapmak durumunda bıraktı. Ben de parantez içinde ekledim.

-Sevgiliydik, evlendik ne değişti?

Hala sevgiliyiz. Hiçbir şey değişmedi. (Bunu duymaya çok ihtiyacım varmış meğer)

-Evliydik, çocuğumuz oldu ne değişti?

Sevgiliydik, aile olduk. Ama artık film seyredemiyoruz. (Nerede sabahlara kadar Yüzüklerin Efendisi’ni seyrettiğimiz günler…)

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

Babalar sağırlaşınca…

Geçen gece her gece olduğu gibi Deniz’in üstünü örtmeye kalktım. Zaten şu aralar uyku uyumam sıkıntılı, gecede en az 2-3 kere tuvalete kalktığımda Deniz’in de üstünü kontrol ediyorum.

Tabii ki yine yorganı yerlere kadar tekmelemişti. Üstünü düzelttim, geri yattım.

Devamı için tıklayın.

Babalık, gerektiğinde annelik yapabilmektir.

Annelerin Dünyası‘nın bu haftaki yazı konusu “Babalara Sertifika” için aklımda bambaşka bir yazı vardı aslında. Babalık sertifikası alabilmek için gebelik ve doğumdan bebek bakımına, çocuğuna vakit ayırmadan anneyle “takım olmaya” kadar değişik “derslerin” alınması gerektiği ile ilgili bir yazı hazırlayacaktım.

Ancak bu yazıyı yayınlamamdan önceki gün Deniz aniden ateşlendi. Deniz’in bu hastalığı sırasında babasının yaklaşımı bana yazının konusunun “Babalık, gerektiği zaman anne olabilmektir” olması gerektiği konusunda ilham verdi.

Devamı Annelerin Dünyası’nda…

Bu haftanın konusu “Babalara Sertifika” için aklımda bambaşka bir yazı vardı aslında. Babalık sertifikası alabilmek için gebelik ve doğumdan bebek bakımına, çocuğuna vakit ayırmadan anneyle “takım olmaya” kadar değişik “derslerin” alınması gerektiği ile ilgili bir yazı hazırlayacaktım.

Ancak bu yazıyı yayınlamamdan önceki gün Deniz aniden ateşlendi. Deniz’in bu hastalığı sırasında babasının yaklaşımı bana yazının konusunun “Babalık, gerektiği zaman anne olabilmektir” olması gerektiği konusunda ilham verdi.

Bir insan neden çocuk sahibi olmak ister? Neden istemeyebilir?

BabaBir arkadaşım baba olduktan sonra “Çocuk sahibi olmak muhteşem bir his. Oğlum olmadan önceki hayatımı hatırlamıyorum” demişti. Eski hayatını anlamsız bulduğunu ima ederek “Ne yapardık, günleri nasıl geçirirdik, aklımda kalmadı” diye eklemişti.

Bu gerçekten mümkün mü? İnsan isteyerek bile çocuk sahibi olmuşsa da, çocuktan önceki hayatıyla ilgili özlediği hiç mi bir şey yoktur? Bana pek kendine-dürüst bir yaklaşım gibi gelmiyor, belki yanılıyorum.

Ben Deniz’den önceki hayatımı gayet iyi hatırlıyorum. Sadece hatırlamakla kalmayıp bazı şeyleri özlüyorum bile… Sanırım bu ‘şeyler’in hepsi de özgürlük etrafında toplanıyor:

Devamı için tıklayın.

Çocuk Sahibi Olmak/Olmamak Kararı Nasıl Verilir?

Çocuk Sahibi Olmak Kararı Nasıl Verilir? Cocuk Sahibi

Psikologlar çocuk yapma kararına da her sağlıklı karara yaklaşır gibi yaklaşılmalı diyorlarmış.  Yani:

  1. Çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişiklikler meydana getireceği için her iki tarafında bu değişikliklerin farkında olması ve bunlarla ilgili gerçekçi beklentilere sahip olması gerekirmiş.
  2. Çiftin çocuk yapmakla ilgili kişisel nedenleri aynı olmasa da karar ortak alınmalıymış.
  3. Kötü giden bir ilişkiyi düzeltmeye çalışmak ya da monoton bir ilişkiye heyecan katmak değil, gerçekten çocuk sahibi olmak için bu işe girişilmeliymiş.
  4. Eşlerden birinin bu konuda herhangi bir tereddüdü varsa oturup tartışılmalıymış.

Yukarıdaki maddelere katılmakla birlikte, ilk maddeye şöyle bir katkıda bulunacağım: İnsan istediği kadar beklentilerinin gerçekçi olduğunu düşünsün, “başına gelmeden” çocuk sahibi olmanın nasıl bir şey olduğu hakkında dürüst bir fikre sahip olması mümkün değil, ki bu başlı başına bir yazı konusu.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: