İtirazı olan… sonsuza dek sussun

Az önce, Facebook’ta gördüğüm bir videonun altına bir yorum yazdım. Video, 7-8 yaşlarında iki çocuğun yabancı bir yetenek yarışmasındaki dans gösterisiydi. Yetenek yarışması derken, öyle folklor falan değil. Danstan çok anlamam, karışık bir Latin dansıydı sanırım. Her iki çocuk da yetişkin gibi giydirilmişler, kız çocuk tabii ki makyajlı, topuklu ayakkabılı. Henüz göğüsleri bile yok, ama üstünde bikini üstü gibi bir üst, altında tüylü bir alt. Bir nevi dansöz kıyafetinin yandan yemişi. Kızın açılış dansında bir kıvratışı var, değme dansöze parmak ısırttırır.

Küçük kız bu dansları yapıp kavalyesi de ona bilmiş bilmiş figürlerle eşlik ederken jüri üyeleri ağızları açık bir şekilde “Woooww!” falan diyor, seyirciler de kendilerinden geçmiş bir şekilde seyredip, havalı hareketlerde alkışlıyorlar. Devamı için tıklayın.

Fatmagül suçlu

Blog yazarı olarak en gıcık olduğum şeylerden biri “mrb, çok güzel yazı, tşklr – imza: duvarboyası.com” şeklindeki, reklam değilmiş süsü verilmeye çalışılan, ama aslında tüm amacı web sitesinin linkini vermek olan yorumlar.

Her gün bayağı bir siliyorum bunlardan. Ha, gerçekten duvarboyası.com’dan yazıyorsanız ve samimiyetle söylemek istediğiniz bir şeyiniz varsa amenna. Ama “nbr, siteniz çok güzel” pek samimi bir paylaşım değil gibi geliyor bana.

Geçen gün, içinde kürtaj konusu geçen bir yazıma şöyle bir yorum geldi:

ben geçen sene rızam dışında olan bir ilişkiden gebe kaldım ve mecburen aldırmak zorunda kaldım. Bu konuyu çoık araştırdım ve kürtaj olmadan çok düşündüm. Aynı durumda olan ve bununla ilgili araştırma yapan arkadaşlar için gittiğim hekimin web adresini yazıyorum dileyen incelesin, tıbben merak edilen her konu için gerekli açıklama var.

Tabii ki yorumun sonunda da web sitesinin adresi var.

Yorumu bırakanın maili ise fatmagul_sucsuz@ şeklinde başlıyor.

Bunu yazan bu web sitesinin sahibi, yöneticisi, vesaire kişisiyse ve web sitesini tanıtmak istiyorsa bana “böyle böyle bir site yaptım” demeleri yeterliydi. Faydalı olduğunu düşüneceğim bir kaynaksa seve seve paylaşırdım.

Ama rıza dışı bir ilişkiden hamile kalan (yani tecavüze uğrayan) ve “aldırmak zorunda” kalan bir insan, bunu kaşını aldırırmış gibi anlatır mı?

Bu “Fatmagül” suçlu bence. Sadece beni salak sanıp bu yorumu (daha doğrusu sitesinin adresini) yayımlayacağımı düşündüğü için değil, böylesi zor bir konuyu bu şekilde hafife aldığı için.

***

Alakasız bir not: Trendus Blog Ödülleri’de son oylama günü bugün. Kazananlar yarın açıklanıyor. Oy vermek isteyenler buraya.

Trendus’un katılımcılarla yaptığı röportajlardan benimkini burada bulabilirsiniz.

Tiksinmek

Nehir haber verdi: Uykusuz dergisi yazarı Alpay Erdem, bu haftaki köşesinde “Bisiklet kullanırken, arabada bebek emzireni de gördüm, tiksindim!” demiş. (Nehir’in yazısı burada: Bebek Emziren bir kadından tiksinmek!)

İfade özgürlüğü olan olması gereken bir ülkede yaşıyoruz, o yüzden neden böyle dedi diye sorgulamıyorum. Neden tiksindi acaba diye merak ediyorum. Devamı için tıklayın.

“Paranız yoksa ölün”

Geçenlerde birisi “konu bulmakta zorlanmıyor musun?” diye sordu. Çocuğu olmayan bir arkadaştı bunu soran. Yoksa her bir çocuğun bir kitap dolusu malzeme üretebilme kapasitesi olduğunu bilirdi.

Ayrıca, aşağıdaki gibi hikaye kitaplarının yazıldığı bir memlekette konu sıkıntısı yaşanır mı, Allah aşkına?

Bu, okul öncesi çocukları için hazırlanan bir masal kitabından bir sayfa.

Çok merak ediyorum, acaba bu hikayeyi yayımlarkenki amaç neydi?

Milliyet blog yazarı Pedagog Sevil Yavuz Gümüş, bu anlatımın neden ve ne kadar uygunsuz olduğunu burada anlatmış.

Daha bugün, köklü bir yayınevinin temsilcisiyle Türkiye’de çocuk edebiyatının son senelerde oldukça geliştiğinden ama daha kat edecek çok yol olduğundan bahsediyorduk.

Ne kadar yerinde bir muhabbetmiş meğer.

Ortalıkta emzirmek iğrenç bir şey…

Amerikalı sosyete dilberi Kim Kardashian demiş bunu… (Bkz. Kim Kardashian thinks breastfeeding in public is gross)

Bir restoranda yemek yerken yaklaşık 4 milyon takipçisi olan Twitter hesabından duyurmuş: “Iyyyy! Yanımdaki masadaki kadın örtünmeden bebeğini emzirdi. Sonra da masaya koyup altını değiştirdi!”

Devamı için tıklayın.

Taklitlerimden sakınınız

Bir seneden biraz fazla bir süredir blog tutuyorum. Blog âleminde öğrendiğim gerçeklerden biri, ortaya çıkardığınız yazının, koyduğunuz resimlerin başkaları tarafından rahatlıkla çalınabilmesi.

Devamı için tıklayın.

İki saatte binemiyormuşum

Doğan iş için şehir dışına çıkınca, evde Deniz, Derin ve Paphia ile tek başıma kalmaya henüz hazır olmadığımdan hafta sonunu geçirmek üzere annemlerin evine geldim. Bağdat Caddesine yürüyerek yaklaşık 15-20 dakika mesafede olunca, hava güzel olduğunda kendimizi dışarı atıyoruz. Dün de öyle yaptık, Deniz, Derin, Ece (kız kardeşim) ve ben biraz hava alalım diye yürüyüşe çıktık. Dönüşte Deniz yoruldu, pusette de Derin’in ana kucağı olunca yürümek zorunda kaldı, biz de taksiye binelim dedik.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: