Dollum-Dmeagol

Yüzüklerin Efendi‘sini seyrettiniz ya da kitaplarını okudunuz mu?

Smeagol/Gollum karakterini biliyor musunuz?

Bilmeyenler için kısaca açıklayayım: Smeagol, biraz zayıf karakterli bir hobbit. Bir gün, Yüzüğü buluyor, ve onun tutkunu haline geliyor. Yüzük, Smeagol’ın aklını başından alıp onu bir yaratığa dönüştürüyor. Bu yaratığın adı da Gollum oluyor. Devamı için tıklayın.

Atıştırmalık

Birazdan Harvey Karp’la önce röportaj yapmak, sonra da vereceği semineri izlemek üzere evden çıkacağım.

Gelmek isteyen birçok kişi olduğunu biliyorum. Detayları en kısa zamanda yazacağım. Ama o zamana kadar Karp’ın birkaç ay önce Amerikan ABC kanalında yayınlanan şu videolarıyla idare edebileceğinizi düşündüm. (Her ikisi de İngilizce)

Devamı için tıklayın.

“Shut up Anne”

Deniz’in ağzından dün akşamki yemekte döküldü bu kelimeler.

Evet, üç buçuk yaşındaki oğlum bana “çenemi kapamamı” söyledi.

Devamı için tıklayın.

Bir insan çocuk sahibi olmadan önce çocuk sahibi olmayı ne olarak görür, olduktan sonra ne olduğunu fark eder?

Çocuk sahibi olmanın gerçekten ne anlama geldiğini insan “başına geldikten” sonra anlıyor. Çocuk sahibi olmanın iki boyutu var ki bence yaşamadan anlamak çok zor: 1. İdrak edilemeyecek tuhaflıkta sevgi  2. Bebekli yaşamın zorluğu

Kendimden örneklerle açıklamaya çalışayım:

Devamı için tıklayın.

Azmin Zaferi – Tuvalet Eğitimi Üzerine III

Deniz plajda boy gösterirken

Deniz plajda boy gösterirken

Eminim bu başlığı okuyup da “Vay be! Demek hallettiler tuvalet işini!” diye düşünenler olacak. Hatta bu düşünenler arasında Deniz yaşlarında çocukları olan anneler varsa için için kıskanacaklar bile belki…

Kıskançlığa, hasede gerek yok.

Nitekim başlıkta belirttiğim azim benim değil, Deniz’in azmi…

10 gün boyunca, tuvalet eğitimine fiziksel olarak hazır olduğunu kanıtladığı halde henüz bezden vazgeçmek istemediğini nihayet açıkça belirten, okuldaki öğretmeninin “Burada hiç problem yok. Biz ‘Çişin var mı’ diye sorunca var diyor, ya da kendisi gelip söylüyor” demesine rağmen anne ve babasına bırakın bir kere bile “çişim geldi” demeyi, biz sorunca “Hayır!!!” deyip bir dakika sonra ortalığı baraj gölüne çeviren iki buçuk yaşındaki oğlumun inadı…

"Korkarım şu sıralar öğrenme güçlüğü çekiyoruz."

"Korkarım şu sıralar öğrenme güçlüğü çekiyoruz."

-o-
Sen bilirsin Denizciğim. Haklısın. Şu koca dünyada, hükmedebildiğin şeylerin sayısının minik elinin parmakları kadar bile etmediği bu hayatta senin kontrolünde olan, tamamıyla sana ait olan bir şey varsa o da bağırsaklarını ne zaman nereye boşaltacağın.

Sen ne zaman istersen o zaman olsun canım oğlum.

Anlaşılan bu yaz da plajlarda resimdeki gibi boy göstereceksin.

-o-
Kıssadan hisse: Daha önce yaptığım araştırmalar sonucunda vardığım bulgulardan “Anne istediği kadar hazır olsun, çocuk istemezse bu iş olmaz” maddesinin kanıtıdır son 10 günde yaşadıklarımız. Denedik, olmadı. “Terrible Two’s” gibi önüne sunulan her alternatife “Hayır!” dediği bir döneminde çocuğa hayatının bugüne kadarki en büyük değişikliğini yaptırmaya çalışmak belki de baştan yanlıştı. Diğer annelerin kulağına küpe olsun. Öncelikle çocuğun İS-TE-ME-Sİ lazım. Yoksa elinize fazladan stresten başka bir şey geçmiyor.

Önceki: İki İleri, Bir Geri – Tuvalet Eğitimi Üzerine II

Daha önceki: Kötü Kokular, Karışık Hisler – Tuvalet Eğitimi Üzerine I

Bu da ilginizi çekebilir: İkinci Round – Tuvalet Eğitimi Üzerine IV

İki İleri, Bir Geri – Tuvalet Eğitimi Üzerine II

UnderwearTuvalet eğitimine başladığımızı ilan ettiğim ve bu konuda yaptığım araştırmanın bulgularını paylaştığım yazının üzerinden neredeyse bir hafta geçti. Yer yer umutlanma ve başarı hissi, ama çoğunlukla hayal kırıklığı ve şaşkınlık ile dolu bir hafta…

Bol çamaşır yıkamalı, oyuncakçıdaki kutulara bakarken “Bunlar neden ıslak ki?” diye sorduğumda “Oğlunuz çiş yaptı hanımefendi” cevabını aldığım zamanki gibi kızarmalı, parkta Deniz’in ayakkabısını bağlayan büyükbabasının gömleğini “ıslattığı” için gülmeli, zaten oğlumun peşinden koşturan babaanneye bir de çamaşır temizlettiğim için suçlu hissetmeli bir hafta…

Devamı için tıklayın.

Kötü kokular, karışık hisler – Tuvalet Eğitimi Üzerine I

potty2Sonunda biz de başladık. “Hele bir yaz gelsin de, o zaman düşünürüz” dediğimiz tuvalet eğitimi işine okuldaki öğretmenimizin “Önümüzdeki hafta başlıyoruz, ona göre” şeklindeki yönlendirmesi ile biz de girdik. Birkaç gündür maaile 15-20 dakikada bir tuvalete taşınıyor, denk getirirsek sevinç çığlıkları atıyor, ama çoğunlukla ‘kaza eseri’ evin bilumum köşelerinde temizlik yapmak zorunda kalınca bunun yarattığı hayal kırıklığını Deniz’e belli etmemeye çalışarak “olur böyle vakalar” şeklinde geçiştirmeye çalışıyoruz.

Gün içindeki gidişata göre bir “Yok, bu böyle olmayacak, henüz hazır değil galiba” diye umutsuzluğa kapılıyor, bir “Oldu bu iş!” diye seviniyoruz. Histerik durumdayız!

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: