Kardeşler arasındaki ideal yaş farkı

Bu blogda Sıkça Sorulan Sorular diye bir bölüm olsaydı, ikinci çocuğu yapıp yapmama ve kardeşler arasındaki ideal yaş farkı konuları listenin ilk sıralarında yer alırdı. Bu hafta yine bu konuda bir soru alınca artık konuyu buraya taşımaya karar verdim.

İkinci çocuğu yapıp yapmama konusu, herkesin maddi durumuna, hayattan beklentilerine, kariyeriyle ilgili ne yapmak istediğine  göre, vesaire değişecektir. Benim için bu hiçbir zaman konu olmadı. Ben her zaman iki çocuk istediğimi bildim. Ancak şimdi anlıyorum ki zor kardeşim. Bu zamanda iki çocuk zor. Maddi külfetini bir kenara bırakalım, ev hayatı bile çok zor. Evet, babaannem zamanında altı çocuk büyütmüş, ne televizyon varmış, ne de hazır bebek bezi. Ellerinde yıkarlarmış çocukların kakalı bezlerini. Ama o zamanlar hayat daha basitmiş. Çocuklar sokakta, bahçede büyürmüş. Biz şimdi doğaya aykırı bir şey yaparak bu çocukları apartmanlarda büyütmeye çalışıyoruz. Zapt etmek zor. Hafta sonu imanım gevredi iki minik canavarımla başa çıkacağım diye. Devamı için tıklayın.

Marifet mi?

Çarşamba öğleden sonradan itibaren yalnızım. Çocuklarla yalnızım yani. Yardımcımız izne çıkıyor. Doğan normalde eve 8’den önce gelemiyor. Derin 7 gibi uyuyor. Deniz de 8’e doğru yatağına giriyor, tam o saatlerde uyumuş oluyor.

Çarşamba günleri yalnız olmam ne demek? Şu demek: Devamı için tıklayın.

Aşk yeniden

Fotoğraf için Uğur Bektaş'a teşekkürler

Derin’e âşık oldum.

O kadar şirin, o kadar tatlı, o kadar içine sokulası bir şey oldu ki, severken canını yakmamak için kendimi zor tutuyorum.

Taraflıyım, kabul ediyorum. Kuzguna yavrusu anka görünür, biliyorum. Ama ne fark eder ki, deli oluyorum!

Bebeklerin altıncı aydan sonra ne kadar şirinleştiklerini unutmuşum. Bit kadar boylarıyla sırtları dimdik bir şekilde oturmaya başladıklarındaki görüntünün nasıl diş sıkıştırıcı bir etkisi olduğu gitmiş aklımdan.

Devamı için tıklayın.

Anne gibi sevmek

Az önce Derin’i uyuturken, onu kucağımda tutmuş bir sağa, bir sola yavaş yavaş sallanırken, gözleri gözlerime kilitlenmiş halde giderek ağırlaşan göz kapakları sımsıkı kapanırken, bir annenin çocuklarını “ayrı ayrı sevmesinin” ne demek olduğunu anladım.

Deniz’i, Deniz olduğu için, Derin’i, Derin olduğu için seviyorum.

Onları o kadar çok seviyorum ki, bazen nefes alamıyorum.

Devamı için tıklayın.

Tiryaki

Bir arkadaşım ikinci bebeğini doğurdu. Daha bir hafta olmadı. Dün görmeye gittik.

Konu dönüp dolaşıp uyku meselesine geldi. İlk iki gece çok zor olduğunu, üçüncü gece bebeğin yaklaşık dört saat uyuduktan sonra uyandığını söyledi. O dört saatte bebeğini özlediğini, emzirmeye kalktığında “ohh, seni çok özledim” diyerek kucakladığını, bu işi son kez yaptığını düşünerek her anın tadını çıkarmaya çalıştığını söyledi.

Devamı için tıklayın.

İkinci kez ebeveyn olmak neden daha kolay?

Bilemiyorum birinci çocuklar mı daha şanslı, ikinciler mi?.. Anne-babaların ilk çocuklara daha fazla ilgi gösterdikleri kesin. Kafaları daha boş çünkü. Ama ikincilerin de daha rahat yetiştikleri bir gerçek. Ebeveynler daha deneyimli oluyorlar çünkü!

Devamı için tıklayın.

Kardeş kıskançlığı

Vay.

Az önce şu yazıma baktım da… Ne kadar farklı bir Deniz’i anlatmışım orada. Sadece altı ay önce…

Nerede o uyumlu, yumuşak çocuk? Nerede şimdiki her şeye “Hayır. İstemiyorum. Yapmicam. Gelmicem.” diye cevap veren, heeeeeeer şeye itiraz eden, yemeğini kendi yemeyi bırak, yedirtmek için bile bin dereden su getiren, her şeye ağlayan, mızmızlanan, bize kök söktüren velet?

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: