Paphia’sız hayat…

… çok bayat.

Paphia öleli 2 ay oldu.

14 senedir hayatımızdaydı.

Devamı için tıklayın.

Reklamlar

Teşekkür ederim

Herkese çok teşekkür ederim. Arayan, soran, yazan, düşünen herkese… Öyle güzel sözler söylendi, öyle anlamlı mesajlar gönderildi ki… Hepsi o kadar iyi geliyor ki.

Paphia çok özel bir köpekti. Onunla ilgili yazmak, paylaşmak istediğim öyle çok şey var ki… Ama hem benim, hem de buranın biraz araya ihtiyacı var sanırım. Yeter üzüldüğümüz.

Bu yazıda güzel düşünceler, samimi mesajlar için teşekkür etmek istedim sadece. Bir de şunları söylemek: Devamı için tıklayın.

Paphia…

Çok özleyeceğiz.

Bekleyiş

Tuhaf bir bekleyiş içindeyiz.

Paphia sona yaklaştı. Günler, belki de saatlerle ifade edilebilir.

Artık neredeyse hiç yürüyemiyor. Yemek yemiyor. En sevdiği konserve mamanın tadına bakmadı. Su bile içmiyor. Çenesini kapadı. Sanki uğraşmayın benimle, rahat bırakın dermiş gibi. Devamı için tıklayın.

Her çıkışın bir inişi…

Paphia iyi değil. İnişe geçti.

Henüz karaciğer yetmezliği ve sarılık olduğunu öğrenmeden önce konuşmuştuk Doğan’la. “Bak Elif, Paphia çok yaşlı artık. Hazırlıklı olmamız lazım bazı şeylere… Ve eğer ciddi bir hastalığı olacak olursa da ne yapacağımıza karar vermemiz lazım. Tedavi ettireceğiz diye hayvana işkence etmeyelim” demişti. Hep der böyle şeyleri, hep gerçekçidir. Sinir olurum bazen.

Nitekim, bu konuşmadan çok kısa bir süre sonra da gerçekleşti bu. Devamı için tıklayın.

Sevgililer Günü’nde Doğal Doğum

Anneler Günü, Babalar Günü, o günü, bu günü gibi ‘özel günler’ arasında en sevmediğim Sevgililer Günü olanıdır. Nedir yani bu sevgililer günü, Deniz’in deyimiyle ‘ValentiMes Day’? Tarihçesini bilmeyen ve merak eden varsa Wikipedia’dan (İngilizce olarak) okuyabilir.

Devamı için tıklayın.

Her yerde kar var…

Deniz, karla imtihanına hazır!

Nihayet… Üç senedir Deniz’e kar gösteremedim diye hayıflanıyordum. Neredeyse üç senenin açığını kapatacak kadar kar yağdı şu son üç günde…

Deniz’in hayattaki ilk senesinde Miami’den İstanbul’a Ocak ayının sonunda gelmiştik. Biz gelene kadar ne kar kalmıştı, ne buz.

İkinci senesinde (2008) ciddi bir kar fırtınası oldu, ancak kaderin cilvesine bakın ki o günlerde biz Miami’yi ziyaret ediyorduk (üstelik de denize giriyorduk!)

Geçen sene ise yine karsız bir kış geçirdik.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: