Uzatmalı Bakıcı

Küçükken gazetelerde karşıma çıkardı: [Falanca ünlü isim] uzatmalı sevgilisi Filanca’yla bilmem nerede el el görüldü.

Anneme sormuştum “Uzatmalı ne demek?” diye. O da “Bir türlü ayrılamayan, bir öyle, bir böyle” gibi bir açıklama yapmıştı.

Biraz sabretseymişim, şu sıralar bakıcımızla yaşadığım ilişkiden yola çıkarak anlarmışım. Nitekim aynen de böyle uzatmalı bir ilişkimiz var.

Devamı için tıklayın.

Sigara tüketimi düşmüşmüş. Pöh!

Kapalı alanlarda sigara içme yasağının yürürlüğe girdiği 19 Temmuz 2009 tarihinden bu yana geçen bir yılda sadece İstanbul’da bakın neler olmuş:

Devamı için tıklayın.

Tamam mı, devam mı ikilemi…

“Dünya varmış!.. derken” diye sızlandıktan sonra evden çıkmıştım. Bütün gün internet başında değildim. Akşam eve geldim ki bir sürü yorum, bir o kadar da e-mail. Hepsini tek tek okudum, kafamda bir yerlere yerleştirmeye çalıştım. Ve karar verdim: Kızla konuşup, tepkisine göre hareket edecektim.

Devamı için tıklayın.

Dünya varmış!.. derken…

Bu sabah uyandığımda kahvaltı hazırlanmış, haşlanmış yumurtalar masada bizi bekliyordu.

Haftalardır ilk kez bir sabah duşu alabildim bugün. Çok severim güne duş alarak başlamayı… Ama Derin’in memesi, Deniz’in kahvaltısı derken uzun zamandır yapamamıştım.

Evet, Pazar gününden beri bir yardımcımız var evde.

Devamı için tıklayın.

Çocukken sigara dumanına maruz kalanların kanser olma riski artıyor.

Fotoğraf: Chilean Corporation Against Cancer'ın "Sigara sadece intihar değildir. Cinayettir" temalı kampanyasından.

Dumur olmuştum.

Bundan yaklaşık bir sene önce annemlerin kafesinde otururken karı-koca olduğunu tahmin ettiğim bir çift gelmişti. Kadın ben diyeyim sekiz, siz diyin dokuz aylık hamileydi.

O zamanlar kapalı yerde sigara içmek henüz yasaklanmamıştı. Oturdular, siparişlerini verdiler, ve beklemeye başladılar. Adam kadının karşısında sigara yaktı. Ben içimden “Adamın yaptığına bak, karısını dumana maruz bırakıyor” diye düşünürken karşımda oturan kayınvalidem “Oldu mu şimdi yani, baba olarak annenin karşısında sigara içmek yakıştı mı?” gibi bir şeyler demeye kalmadan kadın da çıkarıp çot diye bir sigara yaktı. Bir yandan da “Sadece baba içse iyi, anne de içiyor, hi hi hi” diye kendince espri yaptı.

Devamı için tıklayın.

Sigara yasağına az kaldı ama…

Ha kendisi içmiş, ha etrafındakiler... Aynı dumanı soluduktan sonra ne fark eder ki?

Ha kendisi içmiş, ha etrafındakiler... Aynı dumanı soluduktan sonra ne fark eder ki?

Çocuklarıyla istedikleri restorana duman altında kalmadan gitmeyi dört gözle bekleyen anneler son bir aylık geri sayıma başladı. 19 Temmuz’u heyecanla bekleyen annelerin başını herhalde ben çekiyorum. (Sigara içmeyen ve kokusuna katlanamayan bir insan olarak çocuğum olmasaydı da aynı annelere katılır, “Kapalı alanda sigaraya hayır!” diye bağırırdım, ayrı mesele.)

Türkiye’ye döndüğümden beri en çok şikâyetçi olduğum şey sigara olayı. Amerika’da yaşadığımız eyaletlerdeki barlarda bile uygulanan sigara yasağından sonra Türkiye’de çocuklarla gidilen restoranlarda (Çocuk Eğlence Merkezi Mohini’deki tek restoran olan Şapkalı Kadın) ve yine çoluk çocuk gidilen alışveriş merkezlerinde (Akmerkez’in yürüyen merdivenlerinden elinde sigarayla çıkan insanları az mı gördük?) sigara içilmesi beni kelimenin tam anlamıyla dumura uğratmıştı.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: