Kadının yeri… neresi?

Kadının yeri, evi mi? İşi mi?

“Çocuk da yaparım, kariyer de” söylemi zorlama mı?

Etrafımda hali vakti yerinde olan (hali vakti yerinde=tek maaşla geçinme gücü olan) ailelerdeki annelerin çok büyük bir çoğunluğu çalışma hayatını ya bırakıyor, ya ara veriyor.

Öyle bolluk içinde yaşamasalar da, GEÇİNEBİLECEK durumda olmalarını yeterli bularak çocuklarına ve evlerine daha çok vakit ayırmak istediklerine karar veriyorlar. (Ki benim de düşüncem buydu.) Devamı için tıklayın.

Pes ettim

Yaklaşık dört sene süren “çocuk da yaparım, kariyer de yemek de” misyonumun sonuna geldim.

“Hala Amerika’da yaşıyor olsaydık yardımcımız mı olacaktı? Kendi işimi kendim yaparım, mersi” pozlarım yerini “Tanrım, Yarabbim, birisi bir salata yapsa da yeşillik yesek” ya da “Derin’i birinin kucağına verebilsem de bir duşa girip çıkabilsem” yalvarmalarına bıraktı.

Pes ettim.

Devamı için tıklayın.

Anneler köpük banyosu yapmayı çocuklarına tercih ediyor!

Vallahi ben demedim bunu… İşte, burada yazıyor.

Gerek çalışmayan, gerekse çalışan 700 tane anneye sormuşlar: “Sizi gerçekten mutlu eden şey nedir?” Cevap: YALNIZ KALMAK!

Yani yanıt “Çocuğum” değil.

“Sizi mutlu eden şeylerin başında ne geliyor?” sorusuna verilen yanıtların dağılımı şöyleymiş:

Devamı için tıklayın.

Annelik dünyanın en güzel tecrübesi… mi?

Elif ve Deniz, geçen yaz Bodrum'da

Bilmem ki…

Dünyada her tecrübeyi tatmadım, o yüzden böyle bir genelleme yapmam doğru olmaz. Örneğin, Tibet’te Budist rahiplerin arasına karışmadım. Ya da Afrika köylerinde Habitat gönüllüsü olarak evler yapmadım.

O kadar aşırıya kaçmayalım. Türkiye’de Ağrı Dağı’na tırmanmadım. Heyhat, daha Güney Doğu Anadolu’yu bile gezmedim.

Devamı için tıklayın.

Bunalım halleri…

Galiba bana yine geldiler bu ara…

Bir bunaldım.

Tavana vuran hamilelik hormonlarının da çok faydası olduğu söylenemez.

Sabahtan beri hüngür şakır ağlıyorum. Gözlerim şişti, eve alışveriş yapmam lazım, dışarı çıksam esnaf “Abla, hayırdır?” diye telaşlanacak.

Devamı için tıklayın.

Yaşasın okul!

Back to School

Okul başlıyor!

“Yaz tatilini yaşasın çocuk, bu yaşta sürekli okul, okul olmasın” diye Deniz’i yaz okuluna göndermemeye karar verdiğimiz ve -bence- çok da hayırlı olmayan bir süreci nihayet atlatmış bulunuyoruz.

YAŞASIN, DENİZ’İN OKULU BAŞLADI!!!

Artık haftanın 5 yarım günü okulda olacak Deniz oğlum. Şu satırları yazdığım sırada bile onu özlüyorum, ama özlemeyi özledim. Biraz ayrılık herkese lazım.

Her ne kadar okula her bıraktığımda sanki onu yetiştirme yurduna terk ediyormuşumcasına ağlasa da bu timsah gözyaşlarının ben -biraz da yutkunarak- arkamı dönüp yürümeye başladığım anda bittiğini biliyorum.

Devamı için tıklayın.

Kendim ettim, kendim buldum.

Hadi bakalım Blogcu Anne. Sen misin tatil isterim, isterim de isterim diye tutturan? Al sana tatilin alası. Kocayı bırak, oğlanı kayınvalideye sat, git New York sokaklarında bir hafta gez.

-o-

New YorkAmerika’ya her sene iş-güç için bir-iki kere gidiyoruz. Yine gidişimiz söz konusu oldu, ancak bu sefer Deniz’in Babası’nın buradaki işlerini ayarlamaktı, domuz gribiydi, yaz tatiliydi, bilet yoktu derken eylülü ettik.

Deniz’in okulu başlayacağından onu Nunu‘ya bırakalım, hemencecik gidip dönelim dedik.

Deniz’in Babası Miami’de iş-güçle meşgul olacağından, benim de Miami’yle yıldızım pek barışmadığından (Estetikli meme görmenin de bir sınırı var, değil mi? Belirli bir sayıdan sonra baygınlık geliyor insana!) ben ekstra uçuşu yapmayıp, New York’taki kuzenimizde konaklayacağım. Kuzenim gündüzleri çalışacağı için ancak akşamları bana vakit ayırabileceğinden gündüz tek başıma takılacağım.

Devamı için tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: